Normalde bu aralar halkımızı yüksek(!) fikirlerimle aydınlatasım yok. Her sene geçmişten gelen hayaletlerimle boğuştuğum zamanlar olur. Malum bu sene yoğun... Seç beğen al. Ama ben size nispeten en azından bir kısmı daha neşeli birşey anlatayım. O zaman bir klasik gelsin...…devamıNormalde bu aralar halkımızı yüksek(!) fikirlerimle aydınlatasım yok. Her sene geçmişten gelen hayaletlerimle boğuştuğum zamanlar olur. Malum bu sene yoğun... Seç beğen al.
Ama ben size nispeten en azından bir kısmı daha neşeli birşey anlatayım. O zaman bir klasik gelsin...
Let me tell you a story...
Benim gibi develer taylak iken
Dolar tek haneli iken
Whatsapp henüz daha fazla yayılmamışken
Angel Kapsov'un toprağı daha kurumamışken
Benim bir çocukluk arkadaşım var. Dedemlerin semtinde oturur. Yazdan yaza gördüğüm.
Nano(naano veya nağno diye okunur) Namıdiğer "çingen nano". Nano romandır. O zamanlar politik doğruculuk falan tam sirayet etmemiş, çingen derlerdi. Nano çocukkende arsız bi tipti. Nasıl olmasın ana hasta, baba yok, nano çıplak ayak millete bela oluyor. Bana çok bulaşmıyor çünkü ailecek Nanoyu severdik. Nanonun dayısı dayımın asker arkadaşı, kıbrısta şehit düşmüştür "Çingen Tosun". Annem, annanem, dayım çok kollardı Nanoyu. Annem hep içi sızlayarak anlatır Nanonun ninesinin haber sormaya gelişlerini. Ben de hırçın nanoda hırçın anlaşamazdık tabii.
Neyse zaman geçiyor, ben gelmişim delişmen yaşlara. Her yaz olduğu gibi saçma sapan ekstralarım için iş buluyorum koca reis babamı atlatıp. Zaten hiç iyi değilim. Bu sene farkımız bi pubta güvenliğe girmişim. Acemiyiz ama gururluyuz şefim Adem abim ne derse onu yapıyorum, fazla mesai, zamansız mesai, ters mesai ne derse onu yapıyorum. Patron Murat abi farkediyor bu dallama kim diyor, anlam veremiyor. "Oğlum sen salak mısın" diyor bara vermek istiyor bana kal geliyor. Arada barmenin yanında takılıyorum ama yok olacak gibi değil. Hayır barmenden yeterince yavşaklıkta öğrenemiyorum çünkü 100 yılda bir gelen bi yavşak. Kendi haricinde kimsenin yapamayacağı şeyler. Hiç değilse biraz içme kültürüm olur diye kokteyl falan öğreniyorum. Olmuyor Adem şefime geri veriyorlar beni. Adem abim bana herkesi duruşundan tanımayı, yavşamadan yavşamayı öğretiyor, her verdiğini alıyorum. Fatih Terimin Musleraya baktığı gibi bakıyor bana. En çok karıya kıza mesafe koymakta zorlanmamamı seviyor, bizim işlerde çok olur bilmiyor ki o iş ahlakından yoksa piyasa çok fena. Canımdan can gidiyor bazı yürüyenlere yol vermeye.
Bir gün Nano geliyor çiçekçi olarak. Nano büyümüş, nano esmer, nano saçlarına benim saçımın sarılarından atmış. Bazılarının beklediği gibi afet olmamış. (Ben güzel kızlar memleketindenim) "Lan Nano" diyorum. "Eiiiiiii konaa" diyor. Sohbet muhabbet teşko kuruluyor. Nanonun muhbiri oluyorum. Haber edeceğim bundan sonra hızlı saatleri. Ama bir yandan da korkuyorum Nanonun sağı solu belli olmaz, arsızdır. Bir iki geliyor gidiyor, satışlar iyi. Nano vefalı kızdır, gördüğü yalnız kızlara kaşgöz yapıp beni gösteriyor, eliyle "mmm mis" işareti yapıyor. İnanmazsınız bu atomik derecede saçma taktik çalışıyor. Mesai çıkışı hiç yalnız yürümüyorum.
Sabaha karşı çıktığımda Nanoyla karşılaşıyoruz çiçeklerini almaya gitmiş çiçek pazarına. Sonra kahvaltı ediyoruz bi simitçide falan ben yemiyorum, sporcu kariyerim diyorum. Nano galiz küfürler ediyor. Benim ağzım bozuktur ama benide aşıyor. Bilen bilir romanlar ağzını bozdu mu 4.duvar yıkılır. Yerli esnaf önce bizi garipsiyor sonra alışıyor, iki emekçi biri gelir biri gider iki lokma birşey yerler... Ama Nano mimli herkese kendini tanıtmış. Semtin neşesi bende yancısı.
Nano tam bir çingene kızı, varoş güzeli ama o kadar iyi taşıyor ki bunu hiç batmıyor gözünüze. Sonradan moda olacak herşey o sıra aynı anda Nanoda var. Hal haldan tut her parmağa yüzükler, burnunda hızmalar, saçında çiçekler, belinde ip örgüsü zincirler 2010 facebook kıyafetleri. Kombin eksiksiz. Akıllara ulan o kızı yemezler mi sorusu gelebilir. Nanodan yiyebileceğiniz tek şey fırça veya küfürdür arkadaşlar. Nano bir terör olayıdır. Onu herkes tanır, herkes çekinir. Nano herkesi zorbalayabilir, nano herkese iş atabilir, nano herkese bel altı vurabilir... Nano sinemadan kız arkadaşınızla çıkarken sizi görüp "eeey bu ne surat? elletmedi mi filimi mi beğenmediniz" diyebilirdi uluorta. Nano yanınızdakini beğenmeyip "napceksin bu -----bi tarafı---bitliyi bea" diyebilirdi. Nano gıcık aldıysa kızın baktığı bir anda göğüs dekoltesi açıp sizi zor durumlara sokabilirdi...(bunu yürüdü olarak yorumlarsanız ciddi ciddi tükürürdü) Kısacası nano biz gariban erkeklerin basitliğinden, kadınların komplikeliğinden ve gururundan çok iyi faydalanırdı. Nanonun olduğu yerde herkes öyle veya böyle onun esiriydi. Bizim nanoyla kitap olacak kadar maceramız var çünkü her dakika birşey yaşatıyor asla dur durak bilmiyor, mekanın densizi beni bile zorluyor.
Bir düğün haberi geliyor, bizim memlekette bir büyük aile oğlu Tamer abiyi evlendiriyor. Düğün festivale denk geliyor, belediyeyle görüşülüyor, düğün festivale entegre ediliyor. Ben düğün dernekten nefret ederim beni de ikna ediyor arkadaşlar çünkü herkes orada olacak. En önemlisi bütün kızlar orada olacak. Memleketin yakışıklıları liste yapıyor birbirlerini tembihliyor şunu bunu görünce beni arayın diye. Gün geliyor düğün gecesi geliyor. Tamer abiler günümüz görgüsüz kopuk zenginleri olmadığı için dersini iyi çalışmış, bütün yerel sanatçılar orada, kalabalıklar alanlara sığmıyor esnafın gönlü edliyor sokaklara taşılıyor. Orkestra katliam 3 tane getirilmiş. Milastan Mesut Külahlı getirilmiş, şarkılarında mikrofon ekosunu rapçilerden 10 yıl önce imza etmiş Taylan abi getirilmiş,(taylan abi bazen mikrofon bile kullanmıyor öyle orijinal) davulcu erman, kemancı harun hatta ve hatta Tarzan Mustafa(Taşpınar)dan bahsediliyor. Anlayacağınız bir Ciguli yok. Mesut abi yine günümüzde olmadığımız için her milletvekilinden çok ilgi görüyor. Vekiller falan 1-2 korumayla milletin içinde gezebiliyor düşünün yani. Bi ara annemi görür gibi oluyorum sanki yanında Nano ile. Sezerciğe dönüşüyorum " Allah baba" diyorum, bu gece değil.
Bizim Kenan Dilaraya vurulmuş bütün gece Dilara arattırıyor. Nano beni görüyor. Seninkiler şurda diyor kızları işaret ediyor. Nano diyorum "Dilara". Nano basıyor küfürü " uyuz encik, zevksiz köpek" diye başlıyor, Kenan diyorum, bu sefer Kenana kayıyor, " o karı mı görmüş" diyor baldırına bir şaplak vuruyor. Biz sırtlan gibi beklerken Nano geliyor. Yüzünde başarmanın gururu, ama yalvartmadan vermez. Bizim oğlanlar gider yapıyor. "Söyleyeceksen söyle, yoksa kalabalık etme, çekilecek kadar güzel değilsin" minvalinde bir intihar cümlesi ediliyor...
Ben kolpaçino sabriye dönüşüyorum "kıyamet bugündür ya ümmeti muhammed" oluyorum. Aklıma kurtlar vadisi kirvenin mezara kurşun atışı falan geliyor. Çakır geliyor " bu karı bizi uykumuzda keser" diye. Hiçbir kadın o kadar kadının içinde bunu karşılıksız bırakmaz. Nano hiç bırakmaz... Bu sefer de aklıma Bedir geliyor " Bu adam yas tutacak biri değil ağa... En son yas tuttuğu gece 6 babayı öldürmüş"....
Nano şalını bana veriyor ve gidiyor. Ben iyice panik oluyorum. Niye öyle yaptı bağırıp çağırıp beni ellediler falan mı diyecek acaba diyorum. Şalı da bırakamıyorum gelir de şalı göremezse komple yan basarız diye. O an anlıyorum arkadaşlar. Ben Nanodan korkuyorum aq... Nano geri geliyor Dilarayla bize yaklaşıyor "acık karı kız görün a mokare" diyor. Bluzunu alttan üste bağlıyor, takılarını düzeltiyor, eteğini kıvırıyor, veriyor orkestraya işareti, orkestra zaten roman. Kandaşlarından gelen emri direkt alıyorlar. Başlıyor ordan
"abe selime kelmane
opramdan delmane
romanem deya kelena
ale hade kelmaye"
Bilen bilir usta oyuncular çıplak ayak dans eder. Nano ayakkabıların bi tekini Kenana fırlatıyor, diğer tekini garibim Salihe... Nano oynuyor, birimiz şalını ötekiler ayakkabılarını tutuyor. Orkestra ışığı görüyor. Davulcu, davulunun ritminden yürekleri hop eden insanlara başka birşeyin tesir ettiğini fark ediyor arkasını dönüyor Nanoyu görüyor.
"çık oyun yerine
yemeni bağla beline"
Nano insan anatomisini zorluyor, kadın erkek herkes oraya bakıyor. İnsanın orası da oynarmıymış diye. Ben arada oblik kaslarımı falan avuçluyorum çaktırmadan ulan olabilirmi acaba diye. Bi noktada midem falan bulanıyor. Kemancı arabesk taksimler giriyor.
"abela da kuzucum abela
şukarda mori şukar şukar kelena"
Solist roman abi sadist, bize aman dileniyormuş gibi gaz veriyor " aman breh kara kız yaktın çocukları" diye giriyor şarkı arasına. Nano acımıyor kaş, göz, el, kol allah ne verdiyse yapıştırıyor. Paralar saçılıyor. Ben cinsi konuları bırakmışım hayatı sorguluyorum. Biz ne yapıyoruz, niye falan diye...
Müzik bitiyor. Taylan abi yetişmiş "eh çucuuum benim gel bakayım burayı" diye. Nano bize yaklaşıyor Dilaranın surat mahkeme duvarı. Kenan köpek gibi izlemiş, elinde hala ayakkabı. Nano ayakkabıyı alıyor, alırken iş atıyor. Salih şokta ayakkabıyı Nanonun ayağının önüne eğilip indiriyor. Benim başımdan kaynar sular dökülüyor, "yok ayağının altını öpün aq" diye. Bana bakıyor "kalsın gülüm lazım olur" diyor. Şal bende kalıyor. Nano başka bir dans masterı olan annemin koluna girip kalabalığa karışıyor.
Bi şekil çıkmam lazım oradan. Bunun üstüne içilir deyip bişeler bulmaya gidiyorum. Acaba diyorum bu ekip memleketi mi terketsek? Salihin direkt kendini kaleden suya atması lazım. O kaçıpta kurtulamaz. Kenan ancak Dilaranın nişanına gidebilir.
Bense o işin orada bitmediğini biliyorum. Nanoyla daha çooook maceraya atılıyoruz o yaz. Amma velakin 2-3 yıl sonra tekrar karşılaşıyoruz. Herşey çok değişmiş.
Ben insan içine tam çıkamazken. Başımda belalar. Yarınım yok. Nano buluyor bir yerlerden beni. Donup kalıyorum.
Eski dostların görür görmez birşey bilmeden koyduğu tespitler adama koyar.
Hafif tedirgin, "Sen çok değişmişsin" deyişi gitmiyor kulağımdan. Nano yiğit kadındır. Nano arsızdır. Nano yalan söylemez. Bana da birşeyler dank ediyor o an.
Bu ara sık sık duyuyorum Nanoyu ondandır anlatmam.
Son görüşümden beri ne yapar ne eder bilmem. Aramam sormamda. Bazı şeyler yokuş aşağı gitmeden durmalıdır. Kulaklarda kalmalıdır...