Matrix izledikten sonra kafasında soru şimşekleri çakanlara,akaidi matrix incelemesi içerir. [Ehli Sünnet Akaidi yerleştirmesi bulunmaktadır.Bu yazıdaki tüm bilgiler ve olaylar gerçek kişi ve inançlarla ilgilidir.] Mavi hap kırmızı hap mevzusundan bir giriş yapacak olursak insan,bedenen dünyaya gelmeden önce elest bezminde…devamıMatrix izledikten sonra kafasında soru şimşekleri çakanlara,akaidi matrix incelemesi içerir.
[Ehli Sünnet Akaidi yerleştirmesi bulunmaktadır.Bu yazıdaki tüm bilgiler ve olaylar gerçek kişi ve inançlarla ilgilidir.]
Mavi hap kırmızı hap mevzusundan bir giriş yapacak olursak insan,bedenen dünyaya gelmeden önce elest bezminde yani ruhlar aleminde beklerken, Hz. Allah'a tüm ruhlar bir akit verdiler."Bela" Evet rabbimizsin cevabıyla ruhlarımız,Hz. Allah'a bir söz verdi.Dünya hayatı bir imtihan yeri olduğu için verilen bu sözü hiçbir kul hatırlamıyor.Hatırlasaydık imtihan olmazdı.Bu sözün manen tutulduğu yerde Hac vazifesinde tüm insanların hep bir ağızdan selamladığı Hacerül Esved'in içinde saklı.Ya kardeşim hadi ordan diyerek okuyan varsa bunu şöyle bir dünyevi kıyasla açıklayım.1700'lü yıllarda flash belleklerin muhtevasını birine anlatsanız muhtemelen anlamazdı,öyle şey mi olur diyerek karşıt görüş verirdi.İşte bu Hacerül Esved te manen bir flash bellek gibi tüm ruhların akitleri kayıtlı,zaten Hac da onu selamlamamız da o ruhlar aleminde ki sözü teyit etmemize işaret eden bir ibadet.Yani ilk yaratılışta bize bir soru soruldu ve hepimiz bu sözü verdik.İnsanda irade-i Cüz'iyye olduğu için mavi hap kırmızı hap seçeneği gibi hayatının tamamında seçimleriyle ilerler.İnsan öldüğü zaman cennetlikse,bak eğer bu fiilleri yapmasaydın cehennemde ki yerin burasıydı,cehennemlik olan kula,eğer bunları yapsaydın cennetteki yerin burasıydı şeklinde hangi makamlarda olacağı yaptığı tercihler sonucunda olduğu gösterilirmiş.
"Gerçeği nasıl tanımlarsın ? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan,koklayabildiğin,tadabildiğin ve görebildiğin,o zaman gerçek,basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir."
[Neo'ya filmde sorulanlar]
Neo'nun kafa allak bullak tabi.Akaid bahislerinde eşyanın hakikati tabiri vardır.Vahdeti vücud inancına sahip sapık fırkalar,şianın büyük kısmı,vahhabilerin bir kısmı gibi,bu fırkalar Neo'nun sorguladığı gibi maddeyi,yaratılmış olan tüm mükevvenatı Hz.Allah'ın bir parçası olarak görüyorlar.Bu düşünce Ehli Sünnet nezdinde sapıklıktır.Tevhid inancını yani Allah'la hemhal olmayı saçma bir şekilde yorumlayanların batıl görüşüdür.Zamanımızın da büyük sapkınlıklarından biridir.Ehli Sünnet nezdinde gerçek tek bir varlık vardır o da Hz. Allah'ın zatıdır.İnsanlık ya da madde, Hz. Allah'a hulül etmiş değildir.
Vahdeti vücudu kısaca tanımlayacak olursak; Varlıkların tek olduğuna,her şeyin tek olan Allah'ın tecellileri ve görünüşleri olduğuna inanma temeline dayanan yanlış bir anlayış.
Neo'ya sorulan bu soru eski felsefecilerin (sofestaiyenin) anlayamadığı,Ehli Sünnet Alimlerinin deyim yerindeyse tokatladığı bir bahistir.Felsefeciler maddenin hayal ürünü,boş vehim olduğunu iddia eder. Biz Ehli Sünnet olarak eşyanın hakikatini ve varlığını kabul ederiz.Bunu kabul etmeyen tayfaya verilen cevap ise ellerini ateşe sokma teklifidir.Vehim ve hayal ürünüyse elini bir ateşe soksana anacım.
Bu sorudan sonra bir özet geçecek olursak eşya gerçektir,vehim ve hayal ürünü değildir.Simülasyonda değiliz,herşey essah.😃Bu konularla alakalı Ömer Nesefi ve Molla Taftazani'nin akaidi eserlerini okuyabilirsiniz.
Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü ? Ya bu rüyadan hiç uyanmasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasında ki farkı nasıl ayırt ederdin ? [Neo'ya filmde sorulanlar]
"İnsanlar uykudadır,ölünce uyanırlar."Bu hakikat ölüm anında idrak edilmeye başlanacak.Can boğaza geldiği zaman manevi perde yırtılıp melekut alemi insana gösterilecek.İşte o zaman ki tevbe firavunun imanı gibi olduğu için o perde kalktığı zaman yapılan tevbe kabul olunmuyor.
"Ey Aişe,Münker ve Nekir'in sesleri mü'mine, gözdeki sürme gibi gelir.Kabir sıkması da mü'mine,şefkatli bir annenin yavrusunun başını okşaması gibidir.Ama ya Aişe,şakilere yazıklar olsun ki,onlar kabirlerinde düz ve sert taş üzerine yumurtanın çarpıldığı gibi sıkıştırılacaklardır."
"İnsan tepkilerinin içinde en belirgini gerçeği reddetmektir." [Ajan Smith]
"Sen ne kadar inanmalarını istesen de insanların çoğu inanmazlar,iman etmezler." [Yusuf Suresi]
Hz. Ebu Bekir efendimiz mutlak bir iman ile iman ederken aynı gözle gören Ebu Cehil iman edemedi.Keramet,mucize gibi halleri görmek iman etmeye asıl sebep değildir.Nefsini tanımayan insan hevasının uğruna batıl yollara sapabilir.
İnsanların çoğu fasıktır. (Maide) Çoğu müşriktir. (Rum) Çoğu inkârcıdır.(İsra) Çoğu zanna uyar.(Yunus) Çoğu nankördür.(Furkan 50) Çoğu iman etmez.(Bakara) Çoğu haktan hoşlanmaz.(Zuhruf)...
"Sakın çoğunluk sizi yanıltmasın."
İman,İmanı Suri ve İmanı Hakiki olarak ikiye ayrılır.Okuyup anlayarak iman etme ile anne ve babasından gördüğü hâl üzere iman etme bu şekilde açıklanıyor.İmanı Suri sahiplerinin son nefeste imansız ölme ihtimali İmanı Hakiki sahiplerine göre daha yüksektir. "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu ?"
-Kararımın ne olacağını biliyor musun ?
-Bilmesem kahin olmazdım değil mi ?
-Zaten biliyorsan nasıl seçeceğim ?
-Çünkü buraya seçim yapmak için gelmedin.Neden bu seçimi yaptığını anlamaya geldin.
[Neo'ya filmde sorulanlar]
Hz. Allah kulunun ne fiil işleyeceğini bilmeseydi ilah olabilir miydi ? Hayır.Tabi ki de kulunun sonunun ne olduğunu biliyor.İnsana irade-i Cüz'iyye verilmiştir.Kul neyi kesbederse Hz. Allah onu yaratıyor.İyiliği isterse iyilik,kötülüğü isterse kötülüğü yaratıyor.İnsanın elini kaldırmaya niyetlenmesinde dahi yaratma vardır.Kul o fiile niyet eder Hz. Allah yaratır.Mutezile bu görüşte Ehli Sünnete muhaliftir.Hz. Allah Levhi mahfuza insanların ne fiiller yapacağını yazmıştır.Yarattığı ilk şeylerden biri de kalem ve levhi mahfuzdur.
Nefse ve onu biçimlendirene (iman-amel,isyan ve itaat kabiliyeti yani bunlardan birini seçme hürriyeti,irade-i cüz'iyye veren Zat'a) sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir.[Şems Suresi]
Rasulullah s.a.v. bir gün elindeki çubukla yeri eşeledi. Sonra başını kaldırdı ve şöyle buyurdu: ‘Sizden hiçbir kimse yoktur ki, Allah onun cennetteki ve cehennemdeki yerini yazmamış olsun. Herkesin said (mü’min) veya şaki (kâfir) olduğu muhakkak yazılmıştır.’
Oradakilerden biri, ‘O halde ya Rasulullah, biz bu yazımız (kaderimiz) üzerine itimat etmeyelim mi? (Yani bu durumda yapmaya çalıştıklarımızın faydası nedir ?)’ diye sordu.
Rasulullah s.a.v., ‘Hayır, sizler (sâlih) amellere devam edin. Çünkü herkes niçin yaratıldıysa, o kendisine kolaylaştırılmıştır. Saâdet erbâbından olan saâdet ameli yapar, şakâvet erbâbından olan şakîlik ameli yapar’ buyurdu.
Ajan Smith: Neden, Bay Anderson neden? Neden, neden, neden? Bunu neden yapıyorsun? Niye? Ayağa kalkmak niye? Kavga etmek niye? İnandığın şeyler için kavga ettiğini mi sanıyorsun? Sağ kalmadan öte bir şeyler için mi? Bana söyleyebilir misin, biliyor musun? Özgürlük mü? Gerçek mi? Belki de barış ya da sevgi olabilir mi? Yanılsamalar Bay Anderson, algılamada aldanmalar… Herhangi bir anlama ya da amacı olmayan bir varoluşu ümitsizce haklı göstermeye uğraşan zayıf insan zekâsının ürettiği geçici kuruntular ve bunların hepsi de Matrix kadar yapay. Zaten, sevgi gibi zavallı bir kavramı insan zekâsı icat edebilir. Bunu görebilirsin Bay Anderson, artık bunu anlaman gerek! Kazanamazsın! Kavga etmen boşuna! Neden, Bay Anderson neden? Niye inat ediyorsun?
-Çünkü bu benim seçimim. [Neo]
"Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz."
Mü'minler Allah'ın azap ve azabının miktarını bilselerdi hiç biri Cennet'i ümit edemezdi.Kâfirler de Allah'ın rahmetinin ne kadar çok olduğunu bilselerdi hiç biri O'nun rahmetinden ümit kesmezdi."
Kul sıhhat halinde korkulu ve ümitli bulunmalı,havf ve recası birbirine eşit olmalı;hastalığı halinde reca (ümit) yönü kuvvetli olmalıdır.
"İnsan başıboş yaratıldığını mı zanneder."
Varoluşun anlamı kişinin ahlakını,nefsini kötü sıfatlardan temizleyip,Ahlakullah ile ahlaklanıp Hz. Allah'a vasıl olmasıdır.Sevgi,zavallı bir kavram değil muazzam bir kavramdır.İnsan zekasının değil Hz. Allah'ın fazlından bir ihsandır.Tefsilerde de geçer ki Allah'ın 100 rahmetinden sadece 1 tanesi dünyada tecelli etmesi sebebiyle yavrusunu emziren bir hayvanın ayağını ona değmesin diye çekmesi dahi bu sevginin bir eseridir.Seni yaratmasaydım alemleri yaratmazdım habibim sözü,Hz. Allah'ın efendimize olan sevgisinin bir eseridir.Bizlerde bu sevgi sayesinde yokluk makamından varlık makamına gelmiş beşerleriz.Bize bu bilgileri veripte cehaletten kurtaran efendimize ve onun ashabına sonsuz salat olsun.Onlar bize bildirmeseydi bu filmleri çeken esfeli safilin zümresi gibi bilgisiz ve cahilane bir hayat sürerek bu dünyadan göçebilirdik.İlk emre itaat edip sık sık Ehli Sünnet alimlerimizin eserlerini okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar.
Hiçbir dünyevi lezzet devamlı değildir ve muhakkak bir doruk noktasına ulaşır ardından yeni arayışlara yönelmek ister insan.Bunun ölene kadar sonu yoktur.Hz. Allah'ı bilmek için çaba göstermek ise bu sınırsız tatmin dünyasının yegane bitmeyen şeyi.
"Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur."
"Kıyamet gününde alimlerin mürekkebi ile şehitlerin kanı tartılır,alimlerin mürekkebi şehitlerin kanından ağır gelir."
"Ey kardeş ! Şimdi ahir zamandır.Din gevşedi,sünnet terk edildi,bid'atler yayıldı.İlim öğrenmek ve öğretmek,bu karanlık zamanda en mühim vazife,Sünneti Mustafaviyye'yi ihya en büyük gaye ve maksadlardan olmuştur."