Yaşlanmanın en kötü yönü özlem duygusunun yoğunlaşması olabilir. 20lerimin başındayken tek başıma dünyayı gezer, herkesi arkamda bırakabilirdim. Şimdi en ufak bir veda bile içimi üzüyor. Başka türlü açıklayamadım, içim üzülüyor. Eskiden uzun yola çıkarken mutlu olurdum, hele teksem ve gideceğim…devamıYaşlanmanın en kötü yönü özlem duygusunun yoğunlaşması olabilir. 20lerimin başındayken tek başıma dünyayı gezer, herkesi arkamda bırakabilirdim. Şimdi en ufak bir veda bile içimi üzüyor. Başka türlü açıklayamadım, içim üzülüyor.
Eskiden uzun yola çıkarken mutlu olurdum, hele teksem ve gideceğim yer keyifliyse... Şimdi yine turizm amaçlı evden çıkıyorum, yok arkadaş, evimi özlüyorum.
Bilmiyorum ki, dünyaya mı bağlandım, ilk defa bi şehirde bu kadar kalıp köklerimi mi gevşettim, acaba onun etkisi mi? Ya da uyumlu ve huzurlu bir insan oldum da insanlar gözüme tatlılaştı mı? Bişi oldu da noldu bilmiyorum.
Ama köye ev yaptıracağım diyen dayılar gibi hissediyorum. Ödüm de kopuyor, kendime yetmediğimi fark ettim sanırım. Beni bana bırakırlarsa hayatta kalabilir miyim bilmiyorum. Daha cesurdum, daha çok danışır, korkar oldum.
En en isteklerden vasati arzulara geçiş yaptım, onun etkisi mi? Her şeyden vazgeçebileceğim en keskin kararlarım, yerini elindekileri, kültürünü, kökünü koruya bıraktı.
Dünyayı gezmek istemiyorum eskisi kadar, bi kilo tulumba alıp sevdiklerim yerken onları izlemek istiyorum. Köye gidip babaanneme sobada çay yapmak istiyorum. Tatlı sevmiyorum, her gün yumurta yiyorum. Bişiler değişti, sebebini bilmiyorum. Sesim gülüyor. Ama içim de titriyor işte.
En ufak mesafede hüngür hüngür ağlamak istiyorum. Memleket türküleri dinleyip tribe girebilirim her an. Otağ kurmak istiyorum. Muhteşem şeylere, lükse olan arzum zayıfladı. Bendekini korumak, sahip çıkmak istiyorum. Elim de cömertleşti bir yandan.
Niye böyle ve bu yoğunlaşacak mı? Kafam daha rahat ama içimde bir güpürtü var. Çok zengin olup köye ev yaptırmak, çok çok zengin olursam da iki ev yaptırmak gibi vizyonsuz bir noktadayım. Konyayı falan seviyorum, durum ciddi. Ama niye, neden bilmiyorum.
Daha az arkadaş istiyorum hayatıma. İyiliğimi düşünmeyen, kişiliğimi reddededen, kendi sahip olduklarını benim için de dilemeyen insanlara kabalaştım üstelik.
Şimdi yine uzun yola çıktım. Rahmetli dedem gibi ne zaman döneceğimi hesaplıyorum. Oysa çadırımı alıp kıyıları dolaşacaktım. Hoş, Allah kazanç bereketi versin. Ceplerimin boşalması da bu hayalleri baltaladı. Ama hiç umrum değil işte. Para değil mi, gelir gider. Sırtımız dik dursun yeter. Kazara oturaklılaşmaya başladım.
Dindarlaştım da üstelik ama koyu bir noktadan değil. Halilullah noktasında bir dindarlaşma. Aa bir de git gide daha çok tarih sever, daha milliyetçi, daha esasici bir noktaya evriliyorum.
Hasen ahsenden güzeldir tarzı bir felsefe güncellemesi aldım. Bişi de yapmadım bunun için, belki okudum, dinledim. Rabbim güzelleştirsin.
Öz farkındalık şekerim. İnsanın kendini bu kadar düşünüp yorumlaması doğru mu, bilmiyorum. Ama içimde bir saz titremeye başladı, adı özlem. Ve yaşla gelen bu sazın içimi üzmesi beni düşündürüyor.