" Kupa dediğin boş bir kasedir." Çocukluğumuzun en unutulmaz animasyonlarından biri olan Arabalar, yıllar sonra tekrar izlediğimde bana sadece nostalji hissi yaşatmakla kalmadı, aynı zamanda çocukken fark edemediğim birçok ayrıntıyı da görmemi sağladı. Küçük yaşlarda daha çok yarış sahneleri ve…devamı" Kupa dediğin boş bir kasedir."
Çocukluğumuzun en unutulmaz animasyonlarından biri olan Arabalar, yıllar sonra tekrar izlediğimde bana sadece nostalji hissi yaşatmakla kalmadı, aynı zamanda çocukken fark edemediğim birçok ayrıntıyı da görmemi sağladı. Küçük yaşlarda daha çok yarış sahneleri ve eğlenceli karakterleriyle aklımda kalan film, yıllar sonra tekrar izlendiğinde aslında çok daha olgun bir hikaye anlattığını gösteriyor. Ve belki de Arabalar’ı özel yapan şey tam olarak bu; her yaşta farklı bir anlam kazanabilmesi.
Filmin merkezindeki Mcqueen, ilk karşılaştığımız anda fazlasıyla egoist, kibirli ve başarıyı her şeyin üzerinde tutan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Onun için önemli olan tek şey Piston Kupası’nı kazanmak ve herkesin gözünde bir yıldız haline gelmek. Takım arkadaşlarını önemsemeyen, başkalarının katkılarını küçümseyen ve sadece kendisini düşünen Mcqueen, filmin başında aslında yalnızlığının farkında bile olmayan bir karakter.
Ancak Arabalar, onun kazandığı zaferleri değil, kaybetmesiyle başlayan yolculuğu anlatıyor.
Yıllar sonra filmi tekrar izlediğimde dikkatimi çeken bir başka nokta, çocukken fark etmediğim yetişkin esprileri ve ince göndermeler oldu. Pixar’ın birçok yapımında olduğu gibi Arabalar da sadece çocuklara yönelik hazırlanmış bir film değil. İçerisinde yetişkin izleyicilerin anlayabileceği pek çok şaka ve detay bulunuyor. Bu da filmi farklı yaşlarda tekrar izlemeyi daha anlamlı hale getiriyor.
Filmin motor sporları tarihine yaptığı göndermeler ise ayrı bir takdiri hak ediyor.
Doc Hudson karakterinin gerçek hayattaki efsanevi Hudson Hornet’ten ilham alması, King karakterinin NASCAR efsanesi Richard Petty’yi temsil etmesi ve üstelik karakterin bizzat Richard Petty tarafından seslendirilmesi, yapımın yarış tarihine duyduğu saygının en güzel örneklerinden biri. Bunun yanında Michael Schumacher’in kısa süreli görünmesi, gerçek yarış spikerlerinin filmde yer alması ve birçok karakterin gerçek otomobil kültüründen izler taşıması, Arabalar’ı otomobil tutkunları için daha da değerli bir hale getiriyor.
Belki de Arabalar‘ı yıllar boyunca unutulmaz yapan şey, tam olarak burada yatıyor. Yüzeyde renkli karakterlere sahip eğlenceli bir yarış filmi izliyor gibi görünsek de, arka planda kibirden tevazuya, yalnızlıktan dostluğa ve başarı takıntısından gerçek mutluluğa uzanan bir karakter yolculuğu izliyoruz.
Şimşek Mcqueen’in değişimi, Doc Hudson’ın geçmişi ve Radyatör Kasabası’nın unutulmuş atmosferi, filmin düşündüğümüzden çok daha duygusal ve olgun bir hikâye anlattığını gösteriyor.
Bu yüzden Arabalar, benim için yalnızca çocukluğumdan kalan nostaljik bir animasyon değil.
Her yeniden izlendiğinde farklı ayrıntılar sunan, gerçek motorsporlarına duyduğu saygıyla öne çıkan, karakter gelişimiyle izleyicisini içine çeken ve finalindeki mesajıyla yıllar geçse de değerini kaybetmeyen özel filmlerden biri.