21 yaşında cahil bir genç kız olarak maalesef romantik komedilere ve dramalara bayılıyorum. Bir de bu kült eserlerin envaiçeşit uyarlaması olunca... Hep bir yazar olursam Jane Austen ya da Sally Rooney olacağımı düşünmüşümdür. Bugün konumuz Jane Austen ve o ince…devamı21 yaşında cahil bir genç kız olarak maalesef romantik komedilere ve dramalara bayılıyorum. Bir de bu kült eserlerin envaiçeşit uyarlaması olunca... Hep bir yazar olursam Jane Austen ya da Sally Rooney olacağımı düşünmüşümdür.
Bugün konumuz Jane Austen ve o ince zekâsının en büyük ürünü. Kendisinin eserlerine bayıldığım gibi eserlerinin uyarlamalarına da bayılırım. Özellikle romantik klasik denince akla gelen ilk örnek olan Gurur ve Önyargı'dan bahsedecek olursak; kitabını iki defa okumakla beraber, 2005 yapımı uyarlaması olan filmi de hatırlamadığım kadar çok rewatch ettiğimi biliyorum.
Ama bugün konumuz, filmi gördüğüm en iyi uyarlama olsa da Jane Austen uyarlamalarının babası olan, belki de yearning kavramının en çok hissedildiği yapım: 1995 yapımı, altı bölümlük Gurur ve Önyargı dizisi. Yearning nedir bilmeyenler için yoğun ve sürekli arzu hali, hasret.
Maalesef bir şeyi çok sevdiğimde, onun yan ürünleri olan uyarlamalara karşı çok kör oluyorum. Bir eserin filmi varsa ve onu yeterince sevdiysem, başka bir uyarlamasını tüketmeme gerek olmayacağını düşünürüm hep. Ama sosyal medyanın en sevdiğim tarafı da tam olarak bu sanırım; kitaplar, filmler ve diziler konusunda bizi, özellikle de beni, influence etmesi.
Tabii ki 1995 versiyonunu kitabı okuduğum ilk günden beri biliyordum. Ama filmdeki oyuncuları karakterlerle o kadar özdeşleştirmiştim ki dizideki oyuncular bana karakterler için saçma seçimlermiş gibi geliyordu. Dediğim gibi, karşıma çıkan sadece birkaç tartışma sahnesi ve Mr. Darcy'yi canlandıran Colin Firth'ün mimikleri fikrimi değiştirmeye yetti.
Her güne iki bölüm izleyerek bitireceğimi düşündüğüm diziyi, farkında bile olmadan bir gecede bitirdim ve bir kez daha Elizabeth kadar önyargılı olduğum için kendime çok kızdım.
Kitabı ikinci kez okumamın üzerinden o kadar uzun zaman geçmiş olmasına rağmen bunun kitaba yapılmış en iyi uyarlama olduğunu hemen fark ettim. Ve Allah'ım... Başroller dâhil her karakter mi bu kadar kendisi olur? Mrs. Bennet'ın görgüsüzlüğü, Mr. Bingley'nin hafif saf hâlleri, Mr. Collins'in komikliği... Ama en önemlisi Elizabeth ve Darcy'nin birbirlerine karşı olan tavırları. Kafayı yedim.
Bu kadar iyi oyuncu tercihleri nasıl yapılmış olabilir? Kostümler, mekânlar, kitaptaki en küçük olayların bile işlenişi... Sanırım şimdiye kadar izlediğim en iyi edebiyat uyarlamasını izlemiş bulunuyorum.
Darcy'nin ilk görüşte âşık olması ama gururundan ödün vermemesi, Elizabeth'in ise tıpkı benim gibi birini sevmediğinde onun hakkında duyduğu her şeye istisnasız olumsuz yaklaşması... Her şey o kadar keyifli ve tadında işlenmişti ki.
Şimdi Netflix'in dizi olarak yeniden uyarlayacağı eseri de ancak 1995 yapımının etkisini üzerimden attıktan sonra izleyebilirim.