Türk okurunun muhtemelen hiçbir zaman sevemeyeceği bir eser/yazar.. Okunması kadar, anlaşılması (ve hazmedilmesi) zor bir kitap. Mitsel yönü acayip güçlü. Kanada’dan böylesine ilginç bir yazarın çıkmış olması şaşırtıcı. Kitabı nasıl özetleyeceğimi bilmiyorum; ferit edgü gibi yazıyor, leyla erbil gibi anlatıyor,…devamıTürk okurunun muhtemelen hiçbir zaman sevemeyeceği bir eser/yazar..
Okunması kadar, anlaşılması (ve hazmedilmesi) zor bir kitap. Mitsel yönü acayip güçlü. Kanada’dan böylesine ilginç bir yazarın çıkmış olması şaşırtıcı.
Kitabı nasıl özetleyeceğimi bilmiyorum; ferit edgü gibi yazıyor, leyla erbil gibi anlatıyor, arada henry miller cesareti sezdim, bir de sevim burak gibi fazla metafor kullanıyor.. okuduğum en ilginç yazarlardan biri oldu. Muhtemelen sizler için hayal kırıklığı olacaktır.
“Dolunay hızlı bulutlar yolluyordu soğuk gökyüzüne. Geri döndüklerinde kavga ediyorlardı.
Seni rahatsız eden fotoğraf değil fotoğrafçılığın ne olduğunu anlamamak.
Fotoğrafçılık rahatsız edici, dedi Geryon.
Fotoğrafçılık algısal ilişkilerle oynamanın bir yoludur.
Aynen öyle.
Ama bunun için fotoğraf makinesi şart değil. Yıldızlar yok mu?
O yıldızların hiçbiri aslında orada değil
mi diyeceksin bana? Bazıları orada ama bazıları on bin yıl önce yandı bitti.
Buna inanmıyorum.
Nasıl inanmazsın, kanıtlanmış bir gerçek bu. Ama onları görebiliyorum.
Anılarını görüyorsun.
Bu konuşmayı daha önce yapmamış mıydık?
Geryon, Herkül'ün peşinden arka balkona çıktı. Divanın iki ucuna oturdular.
O yıldızlardan bazıları ne kadar uzakta biliyor musun?
Yine de inanmıyorum. Birisi yıldıza dokunup yanmasın da görelim. Parmağını
uzatsın
Anı yanığı! desin
o zaman inanırım. Tamam yıldızları boşver sese ne diyeceksin, ormanda ağaç kesen adamları seyretmişsindir.
Ben ormanda adam filan seyretmem.
Pes. Çok soğuk olur. Ne? Çok soğuk olur, diye tekrarladı
büyükanne balkon salıncağından.
Ormanlarda adamları seyretmek mi? Anı yanığı. Ha. Haklı. Evet bir keresinde ciğerinde yanık oluşmuş
ve soğuk bir his veriyordu ve benden yokmuşum gibi bahsetme.
Pardon.
Hades'te ciğerleri yanar mı insanın? Hayır Pireneler'de yaktım ciğerlerimi kayakçıların fotoğrafını çekmek için St. Croix'ya gitmiştim
1936 Kış Olimpiyatları Grushenk yarışıyordu bilir misiniz
Grushenk i? Neyse çok hızlıydı
o acayip kırmızı kayak pantolonuyla çektığım resmini
bin dolara satmıştım Life dergisine.
1936 'da çok iyi paraydı. Bize hava atma hâlâ çok iyi para -
bir fotoğraf için. Herkül'ün babası
(elini divana doğru salladı ama Herkül eve girmişti)
"Kırmızı Sabır" için bu paranın yarısından bile daha az verdi -
"Kırmızı Sabır", gördün değil mi? Keşke mutfağa asmasaydı orası çok karanlık
herkes siyah beyaz zannediyor tabii kimse bilmiyor
bir fotoğrafa nasıl bakılacağını bugünlerde.
Hayır lavları gördüm, onlar lav değil mi? Tabii ki koninin tepesindekileri
diyorsun.
Hayır fotoğrafın dibini diyorum
çam ağaçlarından birinin dallarında kan gibi küçük damlalar.
Evet çok güzel küçük kırmızı damlalar
benim imzam. Insanı rahatsız eden bir fotoğraf. Evet. Ama neden?
"Bütün o dehșeti bozan neşe."
Bunu kim demiş? Yeats.
Yeats nerede volkan görmüș? Galiba siyasetten bahsediyormuş. Hayır
söylemek istediğim bu değil sanırım.
Sessizlik mi. Ama bütün fotoğraflar sessizdir. Bu kadar yüzeysel olma bütün annelerin
kadın olduğunu da söyleyebilirsin. Değiller mi? Elbette ama manası yok. Asıl
mesele
bunu nasıl kullandıkları-biçimin
sınırları dahilinde- Annen adada mı oturuyor? Annemden bahsetmek istemiyorum.
Peki. Sessizlik öyleyse. Herkül mutfak kapısından çıktı.
Divanın sırtlıgına tırmandı
ve uzunlamasına yattı. Büyükannen bana sessizliğin değerini öğretiyor, dedi Geryon.
Bilirim, dedi Herkül. Geç oldu nine yatmayacak mısın?
Uyuyamıyorum meleğim, dedi büyükanne.
Bacağın mı ağrıyor? Bileklerini ovayım istersen. Gel seni yukarıya çıkarayım.
Herkül büyükannesinin karşısına geçmişti
onukar gibi kaldırdı, Geryon kadının bacaklarının asimetrik olduğunu gördü birisi yukarı bakıyordu öteki aşagıya ve arkaya.
lyi geceler çocuklar, dedi eski kömür sesiyle.
Tanrı size rüyalar nasip etsin.”
s. 72-74