Spoiler içeriyor
Sen Aydınlatırsın Geceyi, metaforlarla dolu; şu neydi bu neydi diyerek izlediğim, akılda soru işaretleri bırakabilecek bir film. Atmosferi oldukça karamsar, eğer keyifli bir film izleyeyim mısırımı yiyeyim beni yormasın diyorsanız bir süre ertelemenizi öneririm, zira sizi düşündürecek veya ilgisiz bir…devamıSen Aydınlatırsın Geceyi, metaforlarla dolu; şu neydi bu neydi diyerek izlediğim, akılda soru işaretleri bırakabilecek bir film. Atmosferi oldukça karamsar, eğer keyifli bir film izleyeyim mısırımı yiyeyim beni yormasın diyorsanız bir süre ertelemenizi öneririm, zira sizi düşündürecek veya ilgisiz bir ruh halindeyken uyutabilecek bir yapım.
Cemal çocukken annesi ve kardeşlerini bir yangında kaybetmiş, travmaları ve psikolojik problemleri olan bir genç. Filmi onun gözünden izliyoruz. Kafasının karışıklığı, olayları nasıl değerlendirdiği tamamen sorunlu birine özgü bir perspektif olduğundan olsa gerek metaforlar havada uçuşuyor kimisi kör göze parmak denilecek kadar bariz bir şekilde izleyiciye sunulurken kimisi benim içinden çıkamadığım kadar karışık. Kendimce bazı açıklamalar getirdim ama siz ne dersiniz bilmem başlayayım madem :)
Cemal'in filmin başlarında bileklerini kesmesiyle doktorun ona "birlikte bunları aşacağız" dediğini görüyoruz. Film boyunca doktor; ahlaklı, akıllı bir beyefendi olarak karşımızda. Cemal karısını dövdüğünü söylediğinde "hayvan herif kadına el kalkar mı?" demesi ve öfkeli çıkışı rolünü destekliyor ancak film ilerledikçe görüyoruz ki o beyefendi pek de beyefendi sayılmazmış. Genç sevgilisini hamile bırakıp bir de dövmesi filmin benim için önemli noktalarından oldu. Ahlak hakkında en çok atıp tutanlar en ahlaksız olanlar değil mi zaten?
Yasemin ve Çiğdem'in kolyelerinin aynı olmasıysa Cemal'in gözünden karısının aşağılık bir kadın olma ihtimalinin temsili. Sekreter kız Cemal'in gözünden flörtöz biri, karısının aynı kolyeyi takmasıysa ikisini aynı kefeye koyması...
Kitapçı kızın ellerini çırparak zamanı durdurması, cemal'e karısının uçağını durdurmak için bir çözüm sunuyor. Yalan söylemiş olması da ellerini kesmesini tetiklemiş olabilir, kim bilir...
Erdal bakkalı filmde yine bir esnaf olarak izliyoruz. Bu sefer kasabaya bilgiçlik taslayan bir esnaf olsa gerek cemal'le olan sahnesinde aralarında net bir boy farkı var.
Cemal'in Yasemin'in kasasında gittiği kamyoneti takip ederken kaza yapması, ardından motorunun dönüp duran tekerleğini eliyle durdurması benim en sevdiğim sahneydi. Doktora kafasında dönüp duran tekerlekten bahsederken, onu karamsarlaştıran düşüncelerini durduramadığını anlatmaya çalışıyordu. Yasemin'i gördükten sonra tekerleği durdurmasıysa: Sen Aydınlatırsın Geceyi
Aklımda kalan spesifik metaforlar bunlar, deşmeye kalksak daha çook çıkar. Genel olarak filmi beğendim. Cemal'in bir yandan kuşları vuramayacak kadar hassas olup bir yandan karısını dövecek - ve tabi dahası- kadar canileşmesi iki ruh hali arasındaki uçurumu gösteriyor her ne kadar film de olsa beni rahatsız ediyor bu tür sahneler.
"E şimdi kuşları vurduk ya... Öldüler ya..yoklar ya.. Benim annem kardeşlerim de yok.. Ama varlardı.. Kuşlar da vardı ama yoklar artık.. Biz varız onlar yok. Biz hiç var olmasaydık ne olurdu ki? .."