Spoiler içeriyor
🎬 Genç izleyicilerin beğeneceği ama aslında aşırı sıradan, saçma ve klişe dolu bir lise dizisi. Peki neden? Hikaye, 1998 yılında geçmektedir. Lisede okuyan 4 öğrenci, okulda yapmadık ibnelik bırakmamıştır. Öğretmenler kurulu ise oy birliği sağlayıp bu dört öğrenciyi okuldan attırmaya…devamı🎬 Genç izleyicilerin beğeneceği ama aslında aşırı sıradan, saçma ve klişe dolu bir lise dizisi. Peki neden?
Hikaye, 1998 yılında geçmektedir. Lisede okuyan 4 öğrenci, okulda yapmadık ibnelik bırakmamıştır. Öğretmenler kurulu ise oy birliği sağlayıp bu dört öğrenciyi okuldan attırmaya çalışmaktadır. Fakat kurulda yumuşak kalpli Burcu öğretmenimiz vardır, ve her seferinde öğrencilerin okuldan atılmasına karşı çıktığı için, okul bir türlü öğrencileri okuldan atamamaktadır. Ama gel gör ki, öğrencilerin adeta koruyucusu olan öğretmenimizin okuldan tayini çıkar ve bunun üzerine öğrenciler ne yapıp edip, koruyucu öğretmenlerini okulda tutma kararı alırlar. Planları ise öğretmenlerini, okula yeni gelen bir basketbol koçuna aşık etmektir.
Dizi neden klişe ve sıradan?
Karakterlerin hiçbiriyle duygusal bağ kuramıyorsunuz. Hikaye ise aşırı klişe ve aşırı tahmin edilebilir ilerliyor. Özellikle konser sahnesindeki hemen hemen her şey. Sahnenin %90'ı klişe ve dolayısıyla tahmin edilebilir. Öğretmenle basketbol koçunu tuvalete kilitlemek, orada yalnız bırakmak falan filan. Karakterlerden özellikle Sinan ve Kerem kadar saçma sapan yazılmış ve yine klişenin vücut bulmuş hali olan karakterleri başka dizide bulamazsınız.
Sinan, hiçbir şeyi affedersiniz s*klemeyen, sürekli laf sokma peşinde, depresif takılan ve öğretmenlere saygısı olmayan bir öğrenci. Böyle olmasının sebebi ise ailesiyle büyümemesiymiş. Karakterin temeli aşırı zayıf, durumu sadece ailesine bağlanmış. Hatta sahnenin birinde bu dört arkadaşın arkadaş olduğu şirin bir kızın evine, konser için izin almaya gidiyorlar. Evdeyken Sinan, kızın annesinin yanında cebinden alkol çıkarıp içmeye çalışıyor. Yav tamam, ailesiz büyümüşsün, evinde dedene tek bakıyorsun, arkadaşın yok. Ama böyle saçma bir harakete neden tenezzül edesin ki? Kısacası bomboş, çoğu kişinin havalı sandığı ama öyle olmayan birisi.
Kerem ise hayat enerjisini dövmekten alan barzo bir karakter olarak yazılmış. Ailesi zengin ama araları pek iyi değil. Sinan gibi bu karakterin temeli de boş. Sahnenin birinde sokakta sinirini çıkarmak için karşısına çıkan kavgaya karışıyor ve herkesi dövüyor falan filan. Karakteri yazarken pek düşünmemişler işte.
Diğer karakterlere değinmeyeceğim. Yine temelsiz ve sıradan (Osman idare eder) karakterler.
Dizinin senaryosunu ve karakterlerini yazarken hiç "Bak şurada beklenmedik bir şey yapalım izleyici şaşırsın." falan dememişler. Tahminimce senaryo 2 haftada yazılmış.
Dizinin 1998 yılında geçtiğini söylüyorlar ama izlerken hiç de inanmıyorsunuz, basbayağı 2020 lan bu! Yanlış hatırlamıyorsam konser sahnesinde "Sons of Anarchy" ceketi vardı :) Hatta şunları da sayayım: Sokağın birinden geçen çocuğun sırtındaki "BTS" çantası, karakterlerimizin ebeveynleri, öğrencileri arabayla alırken hiç de 98 Türkiye'sinde göremeyeceğiniz modern arabalarla gelmesi, Sinan'ın boğaz manzaralı evinin manzarasının yaklaşık 20 yıl sonrayı gösteren "flash-forward" sahnelerde yine aynı olması, ara sahnelerdeki yine modern arabalar, milletin giyim tarzı falan derken dizinin 1998'de geçtiğine hiç inanmıyorsunuz.
Şimdi bana "Ne yapsınlar, her yere eski giyimli insan, eski model araba falan mı koysunlar?" demeyin. Madem beni bu dizinin 98'de geçtiğine inandıramayacaksın ve seyir zevkimi düşüreceksin, diziyi daha niye çekiyorsun kardeşim? Dizinin geçtiği tarihe günümüze al, hem daha inandırıcı olur, ne dersin?
Genel olarak baktığımızda %90 klişe ve tahmin edemeyeceğiniz sahne olmayan, karakterlerin hiçbiriyle duygusal bağ kuramadığınız, karakterlere hiçbir şey katmayan gereksiz argo ve muhabbet sahneleri dolu, sizi 1998'de geçtiğine bile inandıramayan bomboş lise dizisi.
Üstelik 17 yaşındaki liseli çocukları, otuzuna yaklaşmış, belki de girmiş oyunculara oynatmak da yine inandırıcılığı düşürüyor (Bkz: Güneşi Beklerken).
Unutmadan söyleyeyim; bir sahnede de Burcu öğretmen ve basketbol koçu evde kahvaltı yaparken, öğretmen elini kesiyor, koç da "Ayy iyi misinn?" havasında geliyor ve beraber lavaboya gidiyorlar, koç elini falan yıkıyor mikrop kapmasın diye. Klişenin dibine vurmuşlar. Sahneyi tam hatırlamıyorum, atlaya atlaya izlemiştim.
Biraz az klişe yapsaydınız da bu kelimeyi bu kadar kullanmasaydım.
Aksini düşünen yorum atabilir, itinayla cevap veririm.
NOT: Dizinin ikinci sezonunu izledim, değişen bir şey yok. Düşüncelerim genel itibariyle aynı. Bomboş dizi. 2x bile kurtarmaz.
🔎 Puanım 4/10