Yedi sekiz yaşlarında, annesi ve babasının bırakması üzerine dedesi ile birlikte yaşayan ve onu çok seven bir çocuk... Hiç arkadaşı olmayan çocuk; dedesi, üvey ninesi, Bekey teyzesi, onun eşi Orozkul, Gülcemal ve Seydahmed ile birlikte ormanlık bir alanda yaşarlar. Dedesiyle…devamıYedi sekiz yaşlarında, annesi ve babasının bırakması üzerine dedesi ile birlikte yaşayan ve onu çok seven bir çocuk...
Hiç arkadaşı olmayan çocuk; dedesi, üvey ninesi, Bekey teyzesi, onun eşi Orozkul, Gülcemal ve Seydahmed ile birlikte ormanlık bir alanda yaşarlar.
Dedesiyle arasındaki ilişki çok iyi olan çocuğun tek tutunduğu dal dedesidir. Dedesi ona çanta alır, her gün okula götürüp getirir, ona masallar anlatır...
Anlattığı masallardan biri de geldikleri soyun efsanesi olan Boynuzlu Maral Ana masalıdır.
Boynuzlu Maral Ana'ya inanan Mümin Dede torununa da bu sevgiyi aşılamıştır. Ve beklenmedik bir gün diyarlarını terk eden marallar geri gelir, çocuk ve dede ise bu ana şahitlik ederler. Ama soylarının bu efsanevi hayvanlarına herkes onlar gibi saygı ve sevgi beslemez.
Dedesinin masallarından ayrı bir de çocuğun masalı vardır. Bu masal aslında çocuğun en büyük hayalidir. Beyaz Gemi'dir çocuğun bu masalı.
Okurken çocukla birlikte o saf duyguları, yalnızlığı, sevgiyi hissettiğiniz; yeri geldiğinde tebessüm ettiren, yeri geldiğinde ağlatan bir eser. Bu duyguların yanı sıra kültür, insanlık gibi konular hakkında da bize bilgi veriyor.
Ben keyif alarak okudum ve favorilerim arasında yer aldı. Okumanızı tavsiye ederim.
.
"Hep böyle, evet tam o anda olduğu gibi yaşamalıydı insan. Ama gerçek hayat bu değildi. Mutluluğun yanısıra peşini hiç bırakmayan, insanın ruhunu, bütün hayatını allak bullak eden felaketler, mutsuzluklar da vardı."
--Kitabın son kısmını çok beğendiğim için onu da paylaşmak istedim--
!!SPOİ!!
Sen artık bu şarkıyı duymazsın. Su boyunca yüzüp gittin çocuğum. Kendi efsaneni de alıp götürdün.
Yüzüp gittin. Kulubeg'in gelmesini beklemedin. Yazık, çok yazık! Beklemedin Kulubeg'i. Niye koşup yola çıkmadın? Yola koşup çıksaydın mutlaka görecektin onu. Daha uzaktan görür görmez tanırdın onun kamyonunu. Elini kaldırınca o hemen dururdu.
- Nereye gidiyorsun? derdi Kulubeg.
- Senin yanına, diye cevap verirdin.
Seni hemen şoför kabinine alır, yanına oturturdu. Beraber gidersiniz. Sen ve Kulubeg. Önünüzde hiç kimsenin görmediği Boynuzlu Maral Ana koşardı. Ama sen görürdün onu.
Ama sen yüzüp gittin. Hiçbir zaman balık olamayacağını biliyor muydun? Isık Göl'e kadar yüzemeyeceğini, beyaz gemini göremeyeceğini ve ona "Selam Beyaz Gemi, ben geldim, ben!" diyemeyeceğini biliyor muydun?
Çay boyunca yüzüp gittin çocuğum.
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim: Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettim. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey var olacaktır.
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim."