Fantastik bir animasyon izliyorum sanarak başladım ama film beni çok daha derin bir yere götürdü. Görselleri büyüleyici, anlatmak istediği duygu ise kalbe dokunuyor. Finali uzun süre aklımdan çıkmayacak. 🫠
Daha ilk dakikadan itibaren huzursuz eden bir atmosferi var ve film boyunca bu his hiç kaybolmuyor. Tempo neredeyse hiç düşmüyor, sürekli bir şey olacakmış gibi izliyorsun. Gerilim sevenler için tam anlamıyla sürükleyici bir deneyim.
Sessizliği gürültülüydü... Sakin bir anlatımı olmasına rağmen derinliği çok güçlü bir kitaptı. Arkadaşlık ve hatta beklemediğim bir duygusal bağ teması beni gerçekten şaşırttı, mutlu etti ve de üzdü... Karakterin yaşadıklarını betimlemesi bazı yerlerde derinlik kattı ama bazı yerlerde gereksiz uzun…devamıSessizliği gürültülüydü...
Sakin bir anlatımı olmasına rağmen derinliği çok güçlü bir kitaptı.
Arkadaşlık ve hatta beklemediğim bir duygusal bağ teması beni gerçekten şaşırttı, mutlu etti ve de üzdü...
Karakterin yaşadıklarını betimlemesi bazı yerlerde derinlik kattı ama bazı yerlerde gereksiz uzun geldi.
Bazen yavaş ilerlediğini düşündüm ama bunun sebebinin merakım olduğunu fark ettim.
Benim beklentimin çok üzerinde bir okuma oldu.
✧*。
“Üç kez adresimle telefon numaramı alıp kalem kutusuna, gömlek cebine ve ayakkabısına koymuştu.
‘Kaybetmeyi göze alamam,’ demişti. ‘Yedeklemem lazım.’
‘Yarın da buraya geleceğiz,’ demiştim ben de. ‘Ve sonraki günler de.’
Gülmüştü. ‘Biliyorum, başıma gelmiş en güzel şey. Ve izini bir daha asla kaybedemem.’”
Geçmişin daha güzel olduğuna inanma fikrini tatlı bir şekilde ters yüz eden bir film! Paris, yağmur ve nostalji derken aslında herkesin başka bir "altın çağa" kaçtığını gösteriyor. Romantik bir hikâye gibi görünse de asıl derdi "şimdiyi" fark etmekti. Kafa yormadan…devamıGeçmişin daha güzel olduğuna inanma fikrini tatlı bir şekilde ters yüz eden bir film!
Paris, yağmur ve nostalji derken aslında herkesin başka bir "altın çağa" kaçtığını gösteriyor.
Romantik bir hikâye gibi görünse de asıl derdi "şimdiyi" fark etmekti.
Kafa yormadan izleyebildiğim sonunda "iyi ki açmışım" dediğim türden!
"Şu an ilişkileriniz dar, bir üçgen gibi, ve kalbinizi kırıyor; fakat bir onikigen, daireye bir sekizgenden daha çok benzer, öyle değil mi? Ne kadar çok ilişkiniz daha derin ve çeşitli olursa zihniniz de bir o kadar yuvarlak olacak ve köşeler…devamı"Şu an ilişkileriniz dar, bir üçgen gibi, ve kalbinizi kırıyor; fakat bir onikigen, daireye bir sekizgenden daha çok benzer, öyle değil mi?
Ne kadar çok ilişkiniz daha derin ve çeşitli olursa zihniniz de bir o kadar yuvarlak olacak ve köşeler size daha az batacaktır. Her şey yoluna girecek."
✧*。
Kitabın yarısına kadar iyi gidiyordu, hatta altını çizdiğim yerler bile oldu. Ama yarısından sonra artık dayanamadım ve karamsarlık beni boğdu. Psikiyatristin bazı yerlerde daha etkili olmasını isterdim...
Tabii ki kurgusal bir roman olmayıp yazarın kendi kişisel dünyasına dalmış olmak ve yaşanmışlıklarını okumak kıymetliydi. Fakat yazarın öldüğünü bildiğim için belki de kitabı okurken ona "kendine gel" demek istediğim çok yer oldu.
Sanırım bu yüzden de psikiyatristin yeterince verimli olmaması, çözümden çok sorularla ilerlemesi (belki gerçekte daha fazlasını yapmıştır ama bize aktarılan kadarını görebiliyoruz) beni daha da daralttı...
Dürüstlüğüne saygı duyduğum ama yarısından sonra beni fazlasıyla yoran bir okuma oldu.
✧*。
" Suya battığımızda ayaklarımızın altında zemini, dibi hissetmek iyi gelebilir, çünkü kendimizi tekrar yukarı itebileceğimizi biliriz. Fakat hayatınızdaki zemini hissedemiyorsanız, korku fazla gelebilir. O yüzden dibe vurmak iyi bir şeydir."
"Dünyada karşımıza çıkan her hatayı düzeltmek tek bir kişi için fazla büyük bir yük. Sadece bir kişisiniz ve dünyanın yükünü fazlasıyla kendi omuzlarınıza yüklüyorsunuz."
"Bakış açınızı onların geçmişinden kendi şimdinize çevirirseniz kişisel deneyimlerinizi daha pozitif bir şekilde algılamaya başlayabilirsiniz."
"Örneğin kendini beğenmiş görünen insanlar, kendilerine saygı duymamaya daha yatkındır. Başkalarının kendilerini örnek almalarını isterler. Fakat kendine saygısı yüksek olan bir kişi, başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğüne pek önem vermez."
"Asıl mesele, başkalarının beklentilerini karşılamak zorundaymış gibi hissediyor olmanız..."
"Sıcak ya da soğuk hissetmeye geri dönememek, oda sıcaklığında hissizleşmiş bir şekilde takılıp kalmak. O haldeyken ölüden farkımız yok."
✧*。
Bir Kediyi Terk Etmek tek oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. İçindeki illüstrasyonlar çok güzeldi, estetiği metinle oldukça uyumluydu. Hakkındaki "duygusal" yorumları görünce beni de derinden etkileyeceğini düşünmüştüm. Ancak okurken daha çok mesafe hissi veren bir anlatımla karşılaştım ve kişilerle güçlü…devamıBir Kediyi Terk Etmek tek oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. İçindeki illüstrasyonlar çok güzeldi, estetiği metinle oldukça uyumluydu.
Hakkındaki "duygusal" yorumları görünce beni de derinden etkileyeceğini düşünmüştüm. Ancak okurken daha çok mesafe hissi veren bir anlatımla karşılaştım ve kişilerle güçlü bir bağ kuramadım.
Kitap ne babaya karşı bir nefret oluşturuyor ne de güçlü bir sevgi. Daha çok kontrollü ve sade bir tanıklık sunuyor. Belki benzer yaşanmışlıkları olan okurlar için daha derin bir yerden yakalayabilir, bilemiyorum.
Kısacası benim için saygı duyduğum ama duygusal olarak içine giremediğim bir okuma oldu.
Ongen Ev Cinayetleri, beni ilk sayfadan içine çekti ve merak duygumu hiç düşürmeden kısa sürede bitirmemi sağladı. En sona kadar "suçlu o mu, bu mu?" diye düşündürürken bir ara "yoksa ölmüş biri mi?" diye bile düşündüm! Zaman zaman kurbanların fazla…devamıOngen Ev Cinayetleri, beni ilk sayfadan içine çekti ve merak duygumu hiç düşürmeden kısa sürede bitirmemi sağladı.
En sona kadar "suçlu o mu, bu mu?" diye düşündürürken bir ara "yoksa ölmüş biri mi?" diye bile düşündüm!
Zaman zaman kurbanların fazla pasif oluşunu sorgulasam da yine de genel olarak akıcı ve keyifli bir dedektiflik hikâyesiydi!
"Merhaba efendim. Ben bile benim gibi bir çocuğum olsun istemezdim. O kadar da aptal biri değilim, anlıyorum. Hiç kimse bizim gibi çocuklar yetiştirmek zorunda kalmamalı, herkesin sağlıklı bir çocuğu olmalı. Ama babaları sizin gibi olmalı..." Film, down sendromlu ve otizmli…devamı"Merhaba efendim. Ben bile benim gibi bir çocuğum olsun istemezdim. O kadar da aptal biri değilim, anlıyorum. Hiç kimse bizim gibi çocuklar yetiştirmek zorunda kalmamalı, herkesin sağlıklı bir çocuğu olmalı. Ama babaları sizin gibi olmalı..."
Film, down sendromlu ve otizmli çocuklardan oluşan bir basketbol takımını maça hazırlayan bir koçu konu alıyor.
Koç oyunculara basketbolu öğretmeye çalışırken, asıl hayat dersi öğrencilerden geliyor...
Sabır, anlayış, sevgi...
Bol eğlenceli, yeri geldiğinde gözünüzden damlalar akıtan sıcacık bir film.
Aamir Khan’ın bu tarz anlamlı yapıtlarını gerçekten çok beğeniyorum. 10/10
Nakano Eskici Dükkanı benim için daha çok kafa dinlemek ve dinginlik aradığım bir zamanda okunabilecek bir kitaptı. Anlatımı ve hikâyesi yavaş ilerliyodu; bu da kitabı acele etmeden, sakin sakin okumayı gerektiriyordu. Bölümlerin dinginliği, karakterlerin iç dünyasına girmemi kolaylaştırdı ve onları…devamıNakano Eskici Dükkanı benim için daha çok kafa dinlemek ve dinginlik aradığım bir zamanda okunabilecek bir kitaptı. Anlatımı ve hikâyesi yavaş ilerliyodu; bu da kitabı acele etmeden, sakin sakin okumayı gerektiriyordu. Bölümlerin dinginliği, karakterlerin iç dünyasına girmemi kolaylaştırdı ve onları tanıdıkça merakım arttı..
Sonlara doğru olumsuz bir noktaya gidiyormuş hissi verse de finali oldukça kalp ısıtıcıydı. Sessiz, sade ama duygusu güçlü hikâyeleri sevenler için güzel bir okuma deneyimi.
"Her insanın kendi gölgeleri ve ışığı vardır. Kiminin ışığı birine dönmüşken, onun gölgelerinde bir başkasına duyduğu aşk saklanır." Bu kitabı umutla değil, merakla okudum. "Şimdi ne olacak?" sorusu beni sayfalar boyunca sürükledi. Karakterlerin hayatları o kadar farklı ve karmaşıktı ki,…devamı"Her insanın kendi gölgeleri ve ışığı vardır. Kiminin ışığı birine dönmüşken, onun gölgelerinde bir başkasına duyduğu aşk saklanır."
Bu kitabı umutla değil, merakla okudum.
"Şimdi ne olacak?" sorusu beni sayfalar boyunca sürükledi.
Karakterlerin hayatları o kadar farklı ve karmaşıktı ki, sonlarının nasıl bağlanacağını gerçekten merak ettim. Okurken bir kitap değil de, bölümler hâlinde ilerleyen bir dizi izliyormuşum hissi vardı.
Başlarda isimleri aklımda tutmak zor oldu, bazı detaylar kafa karıştırdı ama zamanla her şey yerine oturdu.
Anne karakterinin yaşadıkları ve taşıdığı yükler, kızını kabullenemeyişini acı ama gerçekçi kıldı. Rahatsız eden ilişkiler, sınırları zorlayan durumlar vardı, bazıları “gerekçeli” anlatılsa bile içime sinmedi.
Okurken fark ettim ki kitapta oldukça fazla negatif "aile ilişkileri" var. Hatta bu başlıkları önceden bilseydim belki okumazdım bile dedim. Ama yine de bıraktırmadı. Akıcıydı, merak duygusunu hep canlı tuttu.
Bitirdiğimde hissettiğim şey şuydu:
Bir dizinin sezon finali gibi...
8/10