Kim ne derse desin, bu film kadınların içindeki o küçük kız için dünya üzerinde yapılmış en iyi belki de tek iyi şey. Özellikle erkeklerden aldığı nefreti o kadar hak etmiyor ki. Çok izlendiği, popüler olduğu için bu kadar nefrete maruz…devamıKim ne derse desin, bu film kadınların içindeki o küçük kız için dünya üzerinde yapılmış en iyi belki de tek iyi şey. Özellikle erkeklerden aldığı nefreti o kadar hak etmiyor ki. Çok izlendiği, popüler olduğu için bu kadar nefrete maruz kaldığını düşünüyorum . Bu kadar ses getirmeseydi, ki hak ettiği bir başarıydı , üç beş misogynist erkek dışında ses eden olmazdı. Film, dünya üzerindeki her kızın, kadının maruz kaldığı eşitsizliği adaletsizliği onların en büyük ortak noktası olan 'Barbie' bebekler üzerinden anlatıyor, fikrimce dünya üzerindeki en yaratıcı film fikirlerinden biri, tabii bir film olarak bakıldığında eksikleri ve daha iyi yapılabilecek yerleri yok değil. Eğer bir kadinsaniz izlerken sizi hayatin toz pembe gözüktüğü, Barbie bebeklerin en önemli varlığınız olduğu o zamanlara götürüyor. Hayatın, kadın olmanın zorluklarını, size dayattığı normları ve toplumun sizin üstünüzdeki baskısının bu kadar can yakıcı olmadığı o dönemlere küçük bir yolculuk yapıyorsunuz. Filmi ilk duyduğumda eğlenceli bir içerik olacağını düşünmüştüm bu kadar dar derin ve düşündürücü bir yapım olmasını beklemiyordum açıkçası. Maalesef ki biraz geç ve hakkında bir sürü olumlu olumsuz yorum duyarak izledim, eminim hiçbir şey duyamdan izlemiş olsaydım bu film beni daha da derinden etkileyebilirdi. Kadınların hayati boyunca doğduğu andan itibaren göğüs gerdiği bir çok sıkıntının onda birini bile yaşamak zorunda kalmamış iki üç erkeğin bu film hakkındaki hiçbir fikri o kadar umurumda değil ki, istedikleri kadar sallayabilir olumsuzluk saçabilirler. Herkesin pembe giyip filme gitmesini eleştirenler özellikle hiç umurumda değil, bu cümleleri kuran bu yüzden filmi izlemeyen kadınlar gördükçe de gerçekten üzülüyorum. Pembeyi ben de sevmiyorum ama ee? Yani konunun bununla pek bir alakası yok , bu renk bile orada çok önemli bir şeyi temsil ediyor. Bugüne kadar kadınların eğlendiği sevdiği her sey hor görüldü/görülüyor. Hakkı verilmeyen , güçsüz cinsiyet olarak görülen, hor görülen taraftan olmayan hiç bir insan evladının bu film hakkında yorumunu merak etmiyorum, kendi kendinize konuşabilirsiniz.
Spoiler içeriyor
Animasyon izlemeyi severim fakat çoğu zaman aşırı anlam yüklemem. Bazen düşündürür evet ama hedef kitlesinde çocuklar da olduğu için genellikle eğlenceli bir şekilde sonunda bir ders çıkarabileceğimiz yapımlar olurlar. Fakat ben bu filmi izlerken gerçekten oturup düşündüm, bazı yerlerinde bir…devamıAnimasyon izlemeyi severim fakat çoğu zaman aşırı anlam yüklemem. Bazen düşündürür evet ama hedef kitlesinde çocuklar da olduğu için genellikle eğlenceli bir şekilde sonunda bir ders çıkarabileceğimiz yapımlar olurlar. Fakat ben bu filmi izlerken gerçekten oturup düşündüm, bazı yerlerinde bir çok yeni şeyi fark etmemi sağladı. Yemek yerken izleyecek bir şey açarken böyle bir şey ile karşılaşmayı beklemiyordum açıkçası.
Anksiyete ile arası iyi olmayan biri olarak film boyunca bir çok değişken düşüncelere daldım. Fark ettim ki gerçekten de anksiyete işin içine girdiğinde ortamda neşenin bulunması neredeyse imkansız . Bu ikisi dikkat edilmediği zaman aynı yerde var olamıyorlar. Bu sadece ergenliğin bir parçası, getirisi olmasa da bu büyümenin bir parçası. Büyümek insanı düşündürür, kaygılandırır. Şimdi ne olacak, diye sorarken bulursun kendini , şimdi ne yapacağım?
Fakat fazla düşünür fazla kaygılanır ve hayatını sadece buna göre düzenlersen en sonunda tüm gücünü kaybeder ve düşersin. Böyle anlarda iyi duyguların ve umudun gelip seni kaldırması gerekir sana güç vermesi gerekir ve bu çok zor bir görevdir, kritik bir andır.
Filmde anlatılmak istenen diğer bir şey gibi insan sadece iyi ve güzel şeylerle de var olamaz. Hatalar, utançlar, kaygılar, üzüntüler hepsi bizi biz yapandır. Önemli olan dengeyi sağlamak ve neyin zamanın ne zaman olduğunu ayarlayabilmektir. Filmi izlerken keşke dedim keşke benim kafamin içinde de neşe olsa ve her şeyi düzene soksa.
Finale doğru Riley'in anksiyete krizi geçirip kendini toplayamadığı sahnede artık her şey çok geldi ve kendimi tutamayıp ağlamaya başladım, halka açıp bir alanda olduğum içn tuttum tabi bunu ama bu sahne bir garip hissettirdi. İnsanın kendine olan acımasızlığı gerçekten çok kötü bir şey. Neredeyse bir sınırı yok ve bir kere ipin ucunu kaçırınca gerisi geliyor. Şimdi ne olacak ne yapacağım derken anı yaşamayı unutuyoruz. gelecek nasıl olacak derken bugünün tadını çıaramıyoruz. hergün diğer günü düşünürken bu sefer hiçbir günü yaşayamıyoruz. Tabiki geleceği düşünmeli ona göre adim atmalıyız Fakat biz gelecekten ibaret değiliz, biz dünüz bugünüz ve yarınız. Dün bizi bugüne , bugün ise bizi geleceğe hazırlar eğer dünü bugünü düşünerek bugünü de yarını düşünerek harcarsak bugüne sahip olamadığımız gibi bir geleceğimiz de olmaz.
Hayatta her şeyde olduğu gibi burada da önemli olan dengedir. dengeyi sağlamak dünü bugünü ve yarını sağlamlaştırır. Varlığımız bize bağlıdır eğer dengeyi korursak sağlıklı bir benliğimizi ve varlığımız olur koruyamazsak filmde olduğu gibi her şey tepetaklak olur. En sonunda her şey kafamızın içinde olur ve orayı hoş bir mekana dönüştürmek bizim elimizdedir , bu bazen ne kadar imkansız gibi gözükse de.
00.10 04.05
Film adaptasyonu olduğu bilmeden önce şans eseri kitabını okumuştum. Başlarda normal bir hızda okurken yarısına geldikten sonra neredeyse bir günde bitirmiştim. Duygusal şeyleri okumayı izlemeyi severim fakat okurken izlerken ağladığım nadir şeylerdendi bunun kitabı. Filmi kitabı kadar etkilemesede çok da…devamıFilm adaptasyonu olduğu bilmeden önce şans eseri kitabını okumuştum. Başlarda normal bir hızda okurken yarısına geldikten sonra neredeyse bir günde bitirmiştim. Duygusal şeyleri okumayı izlemeyi severim fakat okurken izlerken ağladığım nadir şeylerdendi bunun kitabı. Filmi kitabı kadar etkilemesede çok da aşağı kalır bir yanı yok. Hüzünlü tatlı sakin bir hikaye sizi içine çekiyor. Kitap uyarlamasi oldugunu size belli ediyor , giriş gelişme sonuç bölümlerini hissediyorsunuz adeta bir kitap gibi. İngilizcedeki 'bittersweet' kavramının somut hali, size hüzünlü bir romatizmi izletiyor. Çok ağır bir yapım değil fakat kesinlikle çıtır çerez bir romantizm filmi de değil. Eğer listenizde varsa mutlaka bir şans verin, çok fazla spoiler yemediyseniz de mutlaka kitabını okuyun derim o zaman seyir zevki bir başka oluyor
Gelelim benim 'guilty plesure' a . Uzun süredir asagi yukarı 2017-18 den beri televizyon işlerinin hiçbirini takip etmiyorum. Tv de yayinlandiginda öyle çok düzenli izlemiyordum ama ilk sezonu takip etmiştim baya. Ama ben bu diziyi kedni irademle açıp internet üzerinden…devamıGelelim benim 'guilty plesure' a . Uzun süredir asagi yukarı 2017-18 den beri televizyon işlerinin hiçbirini takip etmiyorum. Tv de yayinlandiginda öyle çok düzenli izlemiyordum ama ilk sezonu takip etmiştim baya. Ama ben bu diziyi kedni irademle açıp internet üzerinden takip ettim nasil oldu neden oldu çok anlayamadım, hatta iki kere bitirdim.. Gerçekten Türk dizilerinin uzunlugu, entrikalari, ve dizi devam etsin diye saçma sapan yerlere giden senaryolari çok sıkıcı ve son nerdeyse 10 yıldır yeni bir şey çok nadir görüyoruz ekranlarda. Fakat nasıl olduğunu bilmedigim bir şekilde klasik Türk dizisi kavraminda çok da farklı olmayan bu diziyi ben oturup izliyorum, hemde bunu yapmaya sinav senemde baslamistim. Çok bir olayı yok bu dizinin aslında fakat en onemli özelliği basrolunde bir anti-kahraman oluşu. Olayların etrafında döndüğü Hülya tam bir gri karakter hatta dizideki neredeyse bir çok karakter öyle, çoğu kişiye tamamen iyi veya kötü diyemiyorsunuz. Benim izlediğim yapımlarda en çok görmeyi sevdiğim şeylerden biridir gri karakterler, daha gerçekçi daha hayatın içinden hissettirir yapımı daha izlenesi kılar, biraz alakasız belki ama aot da en sevdiğim şeylerden biri de buydu tüm animenin gri tarafta kalması.
Tabi türk dizilerinin sahip olduğu sıkıntılar burada da mevcut , aldatılmanın normallestirilmesi, kadının hayattaki yeri, tecavüze uğrayan kadının (evet bir çok karakter tecavüz eden adamı suçladı ondan nefret etti fakat zaten o karakter tamamiyle siyah ve kötü bir karakter) utanması gerekiyormuş gibi gözükmesi özellikle bunu yaşayan kadının aileden herhangi biri öğrenince ben onların yüzüne nasıl bakarım gibi cümleler kurması rahatsız ediciydi, karakteri anlamak lazım tabi bir yerde küçük bir köyde bu tarz bir kafa yapısıyla büyümüş ve yaşadığı onca iğrenç şeyden sonra güçlü durmaya çalışırken geçmişinde yaşadığı kötü olayların gün yüzüne çıkıp yeni ailesi tarafından bilinmesini istemiyor fakat o karkater olmasa bile diğer karakterler tarafından bunun utanılacak ve saklı gizli kalması gereken bir şey olması gerekmediği ya da ya da kadının burada hiçbir suçu olmadığı belirtilebilir bu konuya farkındalık yaratilabilinirdi. Bazi ufak tefek sıkıntıların yanında kadın bir karakterin anti-kahraman ve güçlü bir şekilde gösterilmesi bir çok açıdan güzeldi. Eğer biraz daha dikkatle ve güzel yazılmış bir senaryo olsa gerçekten farklı bir yapım olarak degerlendirebilirdik fakat maalesef ki diğer tv yapımlarıyla aynı kategoride. Karakter analizi olarak diğer bir çok diziye nazaran derin ve iyi yazılmış karakterler ve bunların arka hikayesi mevcut bu biraz olsun farklı kılıyor.
Hülya geçmişinde çok fazla acı ve ve iğrençlik ile boğuşmuş bir kadın, psikolojik olarak baktığınızda bir çok davranışının yaşadığı bu hayatın ve travmaların bir getirisi olduğunu görebiliyorsunuz fakat bu yaptığı bir çok büyük hatayı ve kötülüğü normallestirmiyor. Giray Altınok'un da dediği gibi bir çok hata yapan bir anti-kahramanı günün sonunda tek bir iyi şey yaptırarak sevdirebiliyorsunuz Hülya da öyle bir karakter. O kadar acidan sonra kendi kaderini kendi inşa etmeyi seçiyor Hülya tuğlaları bir bir kendi döşüyor, inşa ederken diğer insanlardan malzeme çaldığı da oluyor bu yüzden inşa ettiği kader mukkemel değil ama onun içinde yaşaması için yeterli. Yaşamak istediği hayatı bir bir kendi elleriyle özellikle bir kadın olarak inşa etmesi çok kolay değil bu yolda bir çok badireler anlatıyor bazen pes ettiği de oluyor ama günün sonunda hem intikamını alıyor hemde istediği yere geliyor, final bölümünde bile kendi kocasından ilk bölümdeki yaşadıklarının intikamını alışını sonra onunla mutlu mesut yaşayiyisini görüyoruz.
bir tv dizisi için fazla uzun bir yorum fakat anti kahraman izlemek ve bunu yerli bir yapımda izlemek farklı bir deneyimdi, dizideki bir çok karakter gri oluşuyla incelenmeyi hak ediyor aslında. Dizinin sıkıntılarının yanında Hülya karakteri tv tarihinde yazılmış en iyi karakterlerden biri.
tv'de izledigim son dizi buydu. Zaten önceden de çok dizi takip etmezdim ama en son bu diziyi ikinci sezonun yarısına kadar düzenli takip ettim sonrada televizyona keskin bir veda ettim, evdekiler izlerken arda bir göz gezdiriyordum sadece. Güzeldi yinede en…devamıtv'de izledigim son dizi buydu. Zaten önceden de çok dizi takip etmezdim ama en son bu diziyi ikinci sezonun yarısına kadar düzenli takip ettim sonrada televizyona keskin bir veda ettim, evdekiler izlerken arda bir göz gezdiriyordum sadece. Güzeldi yinede en azından az sa olsa diğer dizilere gire farklıydı, çok sürmedi zaten memleketim insanı farklı bir şey izleriz diye korkuyor. Gerci ikinci sezonda oyuncular gitti başkaları geldi falan sıkıcıydı açıkçası çok takip etmedim, finali nasıldı hiç bilmiyorum. Oyuncuları güzeldi en büyük seyir zevki ordan geliyor tabi. Erdal Beşikçioğlu zaten muhteşem fakat o diziden sonra benim dikkatimi en çok çeken Cem Yiğit Üzümoğluydu. Kendisi gerçekten çok başarılı bir oyuncu hala da takip ediyorum. Rise of Ottoman da cok iyi iş çıkardı hayranlıkla izlemiştim, tiyatro konusunda da bir çok iş yapıyor. Lütfen Cevap Veriniz'i izlemeye fırsatım olmadı ama orada da beğenmişler gördüğüm kadarıyla. Fakat hakkettiği değeri almıyor fikrimce. İki kası var diye gözümüze sokulan bir çok oyuncudan çok daha iyi, onlardan kat kat fazla ilgi ve alakanız hak ediyor gerçi televizyona iş yapmıyor , sektör bu kadar kötüyken ben olsam bende yapmazdım, o yüzden halk kendisini coo tanımıyor. Umrim gelecekte daha çok projede kendisini görürüz.
Nasıl oldu bilmiyorum ama bu dizi benim 'comfort' dizim. Listemde onlarca dizi/film olmasına rağmen bazen izleyecek hiçbir şey bulamıyorum, öyle zamanlarda rastgele bi bölüm açıp izliyorum bu diziden. İlk izlediğimde öyle çok merak ederek izlememiştim ama sonra beni kendine o…devamıNasıl oldu bilmiyorum ama bu dizi benim 'comfort' dizim. Listemde onlarca dizi/film olmasına rağmen bazen izleyecek hiçbir şey bulamıyorum, öyle zamanlarda rastgele bi bölüm açıp izliyorum bu diziden. İlk izlediğimde öyle çok merak ederek izlememiştim ama sonra beni kendine o kadar bağladı ki bodruma inerken bile elimde telefon bunu izliyordum. Anne gerek zorlu hayatıyla gerek hayatı yaşama biçimiyle sizde kendine karşı büyük bir samimiyet hissettiriyor. Ona ne olacağını, neler yaşayacağını, sonraki macerasının ne olacağını merak ediyorsunuz.Anne gerçekten benzersiz bir karakter. Romatizmi diğer kızlardan farklı bir boyutta yaşayan, hayatta başına gelen iyi kötü her şeyi romantize eden bir karakter , aslında bu biraz onun coping mechanismi. Hayatta karşısında hep zorluk çıkmış, hep yanlız hep tek başına kalmış. Hiçbir suçu olmadığı halde bu acıya maruz kalmış bu yüzden onunda yakın bir samimiyet kuruyor ve onun için iyi şeyler olmasını diliyorsunuz. Sıcak, tatlı dramatik bir aile dizisi olarak nitelendirebiliriz. Aşktan çok arkadaşlık dostluk ön planda ve bu içinizi ısıtıyor. kısacası kendinizi bazen duygusal bazen gülümserken bulacağını tatlı bir yolculuğa çıkaracak dizi sizi , eğer listenizdeyse bir şans verin derim. Aynı zamanda bir kitap serisi. Çekilmiş maalesef ki 3 sezonu var ve hepside ilk kitaptan alınmış. Daha kesfedilecek çok şeyinin olduğunu görünce kitap serisini okumaya karar verdim 4. kitapta biraz sıkıldığımda biraz da o dönem dertlenecek çok okul yüküm olduğundan yarım bırakmıştım, şimdi tekrar devam ediyorum. Tabi söylemesi gereken şeyler var kitap ve dizide ana hikaye ne kadar aşağı yukarı ayninolsada dizide değiştirilmiş çok şey var. Bir kere Gilbert o kadar da İstanbul beyefendisi değil kızlara sataşmayı bir tik seven biri. Kitabın eski dönemlerde yazıldığı içindeki normlardan, bahsedilen toplum gerçeklerinden kendini belli ediyor . Tabi bu ögeler dizide de var ama bunların özellikle ana karakterler tarafından degistirilmeye çalışıldığı, tasvip edilmediği gösteriliyor fakat kitapta tamamen öyle değil. Ve tabiki dizide karşımıza çıkan ama kitapta hiçbir ibaresi bulunmayan Lgbt+ konusu, Cole karakteri kitapta yok . Dizi 2020 ler dünyasında yapılmış bir içerik olduğundan bunu eklemişler fakat yazıldığı dönemin şartları göz önüne alınınca kitapta rastlamamak çok da şaşırtıcı değil. Dizide kadın hakları , kadınlık üzerinde sıkça duruluyor kitapta tamamen tam tersi değil fakat çok önem verdikleri bir konu değil. Yanılmıyorsam 4. kitapta bir kısımda şuna benzer bir cümle de geçiyordu , " kadın dövmek yapılacak şey değil belki bir kaç tokat atılabilir" gibi bir cümle vardı. Tabi bu çok diziyle kitabın tamamen birbirinden ayıracak bir özellik değil fakat dizide biraz günümüze uyarlama yapılmaya çalışılmış. Kitaplar da gayet güzel, okunabilir. Çok ağır değiller hızlı bitiyorlar. Ağır şeyler okumayı sevenleri sıkabilir, ne yalan söyleyeyim benimde arada sıkıldığım oldu, fakat eğer diziyi devdiyseniz kitaplara bir şans verebilirsiniz.
Çok büyük bir hata yaparak, izleyerek başlamıştım seriye. İlk okuduğum kitapta üçüncüydü. O zamanlar ilçe kütüphanesinden alıp okuyordum kitapları, kütüphanede özellikle seri kitapları her istediğimiz zaman bulamadığımız için o an hangisi varsa onu okuyordum. İzlemeyi bitirince gittim baktım yanılmıyorsam 3…devamıÇok büyük bir hata yaparak, izleyerek başlamıştım seriye. İlk okuduğum kitapta üçüncüydü. O zamanlar ilçe kütüphanesinden alıp okuyordum kitapları, kütüphanede özellikle seri kitapları her istediğimiz zaman bulamadığımız için o an hangisi varsa onu okuyordum. İzlemeyi bitirince gittim baktım yanılmıyorsam 3 ve 5 vardi ,sanirim 2 de vardi , ben gittim 3 ü aldım. Tabi o sıra Sirius favori karakterim o yüzden benim için 3 den başlamakta çok da bir sorun yoktu. O kadar hızlı bir şekilde bitirdim ki biri bitiyor ardından diğerini başlıyordum. O zamanlar yavaş yavaş başlayan okuma alışkanlığımı Harry Potter serisi geliştirmişti. İyisiyle kötüsüyle keşfetmeye biraz geç kalmış da olsam uzun yıllar benle birlikte ani biriktirdiğim güzel bir seriydi.
İlerleyişi ve konusu beni en çok şaşırtan filmlerin başında gelir. Konusu hakkında nerdeyse hiç fikrim olmadan arkadaşım açtı izlemeye başladık, o daha önce izlemisti ama hiç çaktırmadi. Dediğim gibi ne konusu ne türü hakkında bir fikrim vardi sadece orada burada…devamıİlerleyişi ve konusu beni en çok şaşırtan filmlerin başında gelir. Konusu hakkında nerdeyse hiç fikrim olmadan arkadaşım açtı izlemeye başladık, o daha önce izlemisti ama hiç çaktırmadi. Dediğim gibi ne konusu ne türü hakkında bir fikrim vardi sadece orada burada editlerini görüyordum.Soyle populer kız ezik kız konulu bi 00 ler filmi bekliyordum. Olayin birden fantastik bir şeye bağlanması beni şoka uğrattı, o kadar şaşırdım ki filmin sonuna kadar devam etti , tabi bu sırada her seyi bilen arkadaşım sırıtıyordu. Mükemmel değil ama İzlenir.
ne yalan söyleyeyim ilk defa marvel izlemiş ergen halim Chris Evans için izlemisti bu filmi . Film dizi izlemeye , populer kültürü takip etmeye yeni başladığım zamanlardı. Genel anlamda film güzel aşırı bir beklenti vermiyor zaten. Chris Evans in en…devamıne yalan söyleyeyim ilk defa marvel izlemiş ergen halim Chris Evans için izlemisti bu filmi . Film dizi izlemeye , populer kültürü takip etmeye yeni başladığım zamanlardı. Genel anlamda film güzel aşırı bir beklenti vermiyor zaten. Chris Evans in en azından benim izlediğim rollerinden farklı bir rolde görmek güzeldi iyi oynamış, filmde ki diğer oyuncular da öyle.