Bugüne kadar nasıl oldu da izlemedim ben bu filmi? Şampiyonlar ligi kadrosunu bir yana koyarsam, film gerçekten bir suç filmi başyapıtı. Yönetmenin, neden bu film ile Oscar aldığına şaşmamak gerek. Film, Boston’daki İrlanda mafyası ile polis teşkilatı arasındaki çift taraflı…devamıBugüne kadar nasıl oldu da izlemedim ben bu filmi? Şampiyonlar ligi kadrosunu bir yana koyarsam, film gerçekten bir suç filmi başyapıtı. Yönetmenin, neden bu film ile Oscar aldığına şaşmamak gerek.
Film, Boston’daki İrlanda mafyası ile polis teşkilatı arasındaki çift taraflı köstebek oyununu anlatır. Polis, mafya lideri Frank Costello’nun örgütüne sızması için genç bir polisi gizli göreve gönderir. Aynı anda Costello da kendi adamlarından birini polis teşkilatının içine yerleştirmiştir. Yani iki taraf da karşı tarafın içinde bir köstebek olduğunu bilir, ama kim olduğunu bilmez.
Filmin sürükleyiciliğini sağlayan şey aslında köstebek hikayesi değil. Sürekli tetikte hissettirme hissi. Çok sürükleyici ama aynı zamanda huzursuz edici. Herkes bir köstebek arıyor ama kimse kimseye güvenemiyor. Film boyunca hissedilen o huzursuzluk tam olarak buradan geliyor.
Yönetmen, insanların kim olduklarını gizlemek zorunda kaldığında neye dönüştüklerini anlatıyor. Polis gibi davranan mafya, mafya gibi yaşayan polis… Zamanla roller karışıyor ve karakterler kim olduklarını unutmaya başlıyor. Bu yüzden filmde tam olarak iyi ve kötü yok. Sistemin içinde yer alan herkes bir şekilde kirleniyor. Polis de mafya da aynı yöntemleri kullanıyor; farklar silikleşiyor. Kime sadık olursan ol, sonunda seni harcayabilecek bir yapı var. Bu yüzden filmde yapılan kötülükler, kişisel değil de hepsi sistemin suçu gibi hissediyorsunuz.
Çok zekice ama acımasız bir film. Film bittiğinde adalet duygunuz tatmin olmuyor. DiCaprio’nun karakteri iyi olanı temsil ederken Matt Damon’ı izlerken sinir oluyorsun. Sessiz, hesapçı ve sistemin içindeki çürümeyi temsil ediyor. Buna rağmen finalde adalet duygunuz okşanmıyor; hayat gibi, düzensiz ve sert. Bu yüzden izlediğim en iyi film finallerinden diyebilirim. Yalansız, seyircinin beklentisine göre değil. İyi olan kazanır yok, sadece daha geç kaybeden var. Sistemsel çürüme en tepede, sokakta değil. Sorun bir kaç kötü adam değil, sistemin kendisi. Ve bu bariz şekilde gözünüze sokuluyor.
Final kesinlikle çok ani oldu. Ama bu da olması gerektiği gibiydi. Gerçek hayatta, fonda duygusal müzikler içinde büyük hesaplaşmalar yaşanmıyor. Bir an gelir ve biter. Ölmek dramatize edilmemiş, anlamsızlaştırılmış.
Film bitince, "nasıl yani.." diyorsun ama gerçekte dönen düzen bu ve film sana senin istediğini vermiyor. Her şey kendi kontrolünde olan kimse yok. Çünkü sistemin en tepesine kadar herkesin bir üstü var. Bu yüzden iyi olan da kötü olan da piyon. Ne tarafta olduğun önemli değil, adalet her ikisi içinde aynı işliyor.
Oyunculuklara gelirsek söylenecek söz yok zaten. Vermek istedikleri duyguları hepsi o kadar güzel yansıtıyor ki, dediğim gibi şampiyonlar ligi bir kadro. Fakat Matt Damon'ı en iyi bulduğum film budur. Düz bir adamı, ne kadar iyi oynanabilirse öyle oynamış. Filmde emeği geçen herkese teşekkürler. 10/10 du benim için.
🎬 "Ya polis olarak ölürsün ya da kötüye dönüştüğünü görecek kadar yaşarsın."
🎬"Kimse sana bir şey vermez, sen istediğini alırsın."