-- Halbuki sen çok güçlüsün kel abi. ++ Güçlüymüş zayıfmış hiç önemi yok -- E ne yapmak lazım? ++ Canın ne isterse onu yap. İlk kez bir manga okudum. Deneyimimi sizlere anlatmak istiyorum. Öncelikle "One Punch Man" Japonya'ya çok güzel…devamı-- Halbuki sen çok güçlüsün kel abi.
++ Güçlüymüş zayıfmış hiç önemi yok
-- E ne yapmak lazım?
++ Canın ne isterse onu yap.
İlk kez bir manga okudum. Deneyimimi sizlere anlatmak istiyorum. Öncelikle "One Punch Man" Japonya'ya çok güzel dokundurmalar yapmış. Yani sanıyorum bir çok manga ve animede olduğu gibi... Saitama'nın nasıl bir yumruğu ile düşmanı yere serer hâle geldiğini, özellikle bunun anlatıldığı kısımları ilgiyle okudum. Saitama'nın önüne birden çıkıveren canavarların çoğu ile yazar çeşitli mesajlar vermeye çalışmış. Nitekim ilk rakiplerden birinde "Çocuk sayısının azlığından" dem vurulmuştu. Bir diğerinde "Çevre kirletmeden". Karakterlerin böyle önemli konular etrafında dizayn edilmesi hoşuma gitti.
Saitama, öyle bir karakter ki; güçsüz olduğunda bundan şikayetçi... Ve kimsenin yenemeyeceği bir hâle geldiğinde bu durumdan daha da fazla şikâyetçi... Ama bir şeyin farkında Saitama: "Güçlü olunduğunda kötülükler bitmiyor." Ve öyle ki kahramanlığı hobiye dönüştüren bir karakteri okurlarına sunuyor bu manga.
Çizimleri tek tek inceliyorum. Bazen kafamı yoruyor. Çünkü karmaşık ve anlamadığım kısımlar oldu. Özellikle aksiyon dozunun arttığı yerlerde kim kime vurdu, hangi baloncuk kime ait anlamakta zorlandım. Çizimlerin ve diyalogların sadeleştigi bölümleri daha bir güzel okuduğumu söyleyebilirim. Açıkçası manga okumak bana biraz farklı bir iş gibi geldi. Yani bu zamana kadar almamış olduğum hisler aldım. Kitabı sağdan okumak (bize göre tersten) bir hayli tuhafıma gidiyor hâlâ.
Ama rahatlıkla dile getirebilirim ki ön yargımı kırdım. "SANDMAN" ile başladığım çizgi okumalarıma "One Punch Man" ile devam ettim. Kpss döneminde manga ve çizgi roman okumayı bırakacağımı sanmıyorum. Bir süreliğine roman ve hikaye okumayı bırakıyorum. Artık manga ve çizgi romanlar ile yoluma devam edeceğim. Sevgilerim ve saygılarımla....
Bu film beni epey bir duygulandırdı açıkçası. Sıcak ve samimi olduğunu zaten biliyoruz, ben biraz filmin de bahsi olan çocuklardan bahsetmek istiyorum. Ben bir anne veya baba değilim. (Anne zaten olamam?), söz hakkına sahip değilimdir belki ama sınıf öğretmenliğinin son…devamıBu film beni epey bir duygulandırdı açıkçası. Sıcak ve samimi olduğunu zaten biliyoruz, ben biraz filmin de bahsi olan çocuklardan bahsetmek istiyorum. Ben bir anne veya baba değilim. (Anne zaten olamam?), söz hakkına sahip değilimdir belki ama sınıf öğretmenliğinin son aşamasında ve geleceğin bir eğitimcisi olarak bazı yorumlarda bulunabilirim diye düşünüyorum.
Bir anons aleti alıp duyurmak istiyorum: "Çocuklarınızı sevmeyecekseniz, bakamayacaksanız, lütfen çocuk yapmayın ey insanlar!" Neden duygulandığımın cevabıdır bu. Ebeveynlik kolay gibi görünen ama o kadar zahmetli ve emek isteyen bir şey ki; meslekler, öğrenim hayatımız ebeveynlik yanında belki bir hiç kalıyor. Bugüne kadar çektiğimiz zorlukların daha da ötesinde bir durum olduğunu düşünüyorum. İlla bir zorluk noktasına taşımıyorum elbette. Demek istediklerim kısa ve öz şunlar: Çocuklarımıza sonuna kadar sahip çıkıp, yaptıkları eylemlerin nedenine bakmamız gerektiği. Her durumda azarlanan o kadar fazla çocuk var ki etrafımızda. Belki sizler de onlardan birisiniz... Nasıl ki gerçek dostluklar zor anlarda ortaya çıkıp kalbimizi ferahlatan insanlara şükran ve minnet duyuyorsak; anne ve babaların gerçekten ebeveyn olabilmeleri için zor günlerde çocukların yanında olmaları ve bunu hissettirmeleri gerekiyor...
Verilen bir değerin hissedilmesinden daha güzel ne olabilir ki? Bir düşünelim... Kalbi en sıcak tutan duygulardan birisidir belki de bu. O yüzden aile filmlerinde sevginin zirve yaptığı anları izlemekten çok keyif alıyorum ve ister istemez gözlerim doluyor. Çocukların, dünyadaki tüm çocukların sevgi dolu yuvarlarda büyümelerini diliyorum. Hepsinin gözlerinden öpüyorum. Belki sıradan bir söz olacak ama: ÇOCUKLAR BU DÜNYANIN HER ŞEYİDİR.
Son kısma şunları eklemek istiyorum. Aslında yoruma yazmayı düşünüyordum ama.. yazıvereyim buraya. 1400. filmimi izledim. 1399 da kaldığımı biliyordum ve bilinçli bir şekilde 400 yapayım şunu dedim. Ve abimle birlikte "Şipşak Aile" filmini izledik. Kıdemli bir aile filmi olduğunu düşünüyorum. Herkes izlemeli. Bu yorumum neden bu kadar duygusal oldu ben de bilmiyorum. 1400. Filmimden sonra da içinde bulunduğum kpss sürecinden dolayı pek fazla film izleyemeyeceğim; kısacası herkese iyi geceler diliyorum. ☘️
Film dediğin budur yahu... Filmin fragmanına baktığımı bile hatırlamıyorum sadece isimleri gördüm. Kaliteyi gördüm ve dedim eğlenceli bir aksiyon geliyor. 2 buçuk saat süresi varsa, 1 dakikasında bile sıkmıyor. Yalnız bırakmıyor sizi film. Karakterleri dolu dolu, hepsine güzel hikayeler uydurulmuş.…devamıFilm dediğin budur yahu...
Filmin fragmanına baktığımı bile hatırlamıyorum sadece isimleri gördüm. Kaliteyi gördüm ve dedim eğlenceli bir aksiyon geliyor. 2 buçuk saat süresi varsa, 1 dakikasında bile sıkmıyor. Yalnız bırakmıyor sizi film. Karakterleri dolu dolu, hepsine güzel hikayeler uydurulmuş. Belki hepsinin komik komik konuşmaları sizleri "Bunların hepsinin kişiliği de böyle mi ya!" demeye itebilir. Fakat ben Brad Pitt başta olmak üzere Joey King ve diğer tüm oyuncuların rollerinde kendilerini aştıklarını düşünüyorum.
Klasik ve basit bir aksiyon izlemekten ziyade sahneleri dolu dolu, izleyiciyi eğlendiren güçlü aksiyonu olan bir film olmuş. Deadpool ve John Wick'ten biliyoruz zaten yönetmeni. Oturup izleyin derim. Sinemada mükemmel gidiyor.
8/10
Arkadaşlar kimseye açılan bir savaş değildir bu ama Allah aşkına madem birinci ve ikinci filmin kötü olduğunu biliyorsunuz. Kötü diyorsunuz neden üçüncü filmi de izleyerek filmin izleme oranını artırıyorsunuz? Üç filmini de izlememiş biri olarak böyle boş bir filmin gerçekten…devamıArkadaşlar kimseye açılan bir savaş değildir bu ama Allah aşkına madem birinci ve ikinci filmin kötü olduğunu biliyorsunuz. Kötü diyorsunuz neden üçüncü filmi de izleyerek filmin izleme oranını artırıyorsunuz?
Üç filmini de izlememiş biri olarak böyle boş bir filmin gerçekten de boş vaktimizi öldürdüğüne inanıyorum. İzlemeyelim, izlettirmeyelim bence böyle filmleri. Sinema adına darbedir bu filmler. Sinema bir erotika sahnesi değildir. Sinema amacı olan bir sanattır....
Spoiler içeriyor
Vicdan hatırladıkça hiçbir suç unutulmaz." Sessizlik... Her zaman bir liman mıdır susmak? İnsan erişebilir mi huzura bir susuşla? Her susuşta bir anlam vardır elbet ama ya bu anlam bir yıkımsa? Tehlikedir bazen ıssızlık... Lorna bu sessizliği kendisi seçmiştir. Etrafında giderek…devamıVicdan hatırladıkça hiçbir suç unutulmaz."
Sessizlik... Her zaman bir liman mıdır susmak? İnsan erişebilir mi huzura bir susuşla? Her susuşta bir anlam vardır elbet ama ya bu anlam bir yıkımsa? Tehlikedir bazen ıssızlık... Lorna bu sessizliği kendisi seçmiştir. Etrafında giderek büyüyen bir yangın vardır ama o bunu sessizce... Sessizce izlemeyi tercih etmiştir.
Vicdan zor anlarımızda daha kuvvetli yakalar bizleri. Bir yakalayıştır ki insan aklını kaybeder. Değerlerine daha sımsıkı sarılır insan, öyle ya Lorna sevgilisinden daha içtenlikle sevişmiştir Claudy ile... Ölümle burun buruna gelecek bir adamın kolları arasına girmiştir; sessizce... Ölümü hissettikçe ağlamıştır sevişirken; ama yumar gözlerini Lorna... Hıçkırıklara boğulur sessizce....
Sessizlik tehlikedir bazen. İnsanı kuyuya düşüren bir itiştir. Lorna geçmişteki sessizliğinin acısını yaşamaktadır. Vicdan girer yeniden devreye... Ama daha da derinden... Lorna yeni bir liman bulmuştur kendine. Karnındaki bebek... Gerçekten var mıdır bu bebek? Yoksa, Claudy'e yumduğu gözün pişmanlığını, tarifsiz bir düşle silmek mi istiyor hayatından? Yani hayal midir bu bebek? Gelecek midir dünyaya? Lorna koşar ormanda sessizce... İçinde bulunduğu dünyadan bir kaçıştır bu koşu... Yoktur bir apartman çevrede; cadde, yol, insan görmez gözler. Bir kulübe, Lorna ve karnındaki çocuk (?) vardır yalnızca... Lorna sessizdir... Lorna sadece sessizdir...
İyi akşamlar herkese. Şöyle başına ciddi ciddi oturup kitap okumayı çok özlediğimi söylemem gerek... O halde gelsin bir soru: 1- Filmi çıksın dediğiniz, buna layık gördüğünüz bir kitap var mıdır? Her türde olabilir. Yeter ki sizin dilediğiniz olsun :)) Yorumlarınız…devamıİyi akşamlar herkese. Şöyle başına ciddi ciddi oturup kitap okumayı çok özlediğimi söylemem gerek... O halde gelsin bir soru:
1- Filmi çıksın dediğiniz, buna layık gördüğünüz bir kitap var mıdır? Her türde olabilir. Yeter ki sizin dilediğiniz olsun :)) Yorumlarınız size özeldir, merakla bekliyorum.
Gönüllü tayfaya özel: Dünyadan bir sebze veya meyveyi silmek isteseniz bu hangisi olurdu neden...
Sevgili Westworld; Sana olan hislerimi nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum. Ama bana hissettirdiklerinin fevkalede farkındayım. Seni dünyaya getiren Nolan ailesine, ekipte çalışan tüm arkadaşlara, kulağıma her doluştuğunda bana müthiş coşkular veren müziklerine, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sene 2016... İlk sezonunda yeni…devamıSevgili Westworld;
Sana olan hislerimi nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum. Ama bana hissettirdiklerinin fevkalede farkındayım. Seni dünyaya getiren Nolan ailesine, ekipte çalışan tüm arkadaşlara, kulağıma her doluştuğunda bana müthiş coşkular veren müziklerine, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Sene 2016... İlk sezonunda yeni açmış bir çicektin. Bilgisayar başına oturup ilk bölümünü izlediğim günü hatırlıyorum. Bir annenin bebeğini kolları arasına alması gibi sahiplenmiştim seni. Hatırlıyorum da daha 20. dakikada, oturduğum yerden ne övgüler yağdırmıştım sana. Birhoş etmiştin içimi... Bu sarhoşluğu paylaşacak birilerini aramıştı gözlerim... Evde bir oraya bir buraya voltalar atmıştım... Paylaşmak istemiştim senin gibi bir güzelliği.
Sene 2018... Nasıl da güzeldin tıpkı bebekliğin gibi. Doymak bilmedim maceralarına. Gözlerimi gözlerinden ayıramadım sanki varmış gibi... Karakterlerin birer birer benliğime hücum ettiler. Şiddetli bir sorgulamanın içinde buldum kendimi; Dolores'ın saf ve narinliğini, Teddy'nin aşkını, William'ın hırsını, Bernard'ın zekâsını, Maeve'in özgüvenini buldum kendimde. Parça parça benlerimi keşfettim ben seninle. Hani Ford diyordu ya sürekli... "Bunun da bir nedeni vardır..." Ben nedenleri sende aradım, Westworld... Sende...
Sene 2020... Hatırlıyorum ülkede kol gezen bir pandemi... Haberini aldım senin. Uğramışsın yine dünyamıza. Pencereden izledim geceleri seni; bir yıldıza benzettim simanı. Bazen dokunmayı hayalledim sana. Sonra anladım en az hayallere dokunmak kadar zor sana dokunmak... Ah, bir bilsen nasıl da özlemiştim seni. Evcil hayvanına zarar gelmesini istemeyen küçücük bir çocuğun tüm dikkat ve sevgisiyle açtım ilk bölümünü... Bir kırgınlık duymuştum sana karşı; yabancı gibiydin. Çok uzaklarda kalmıştın sanki. Birkaç gece o her zamanki penceremden hüzünle baktım sana. Parlak değildin eskisi gibi; seni söndüren bir şeyler vardı... Darbe almıştı güzelliğin, çizikler vardı suratında... Yeni karakterlerine alışamamıştı pek de gözüm. Caleb ile ne demek istedin bizlere?..
Sene 2022... İşte benim sana yanıp bittiğim bu mektubumu yazdığım bir gece... Daha yeni sonlandın. Gecemi seninle birlikte geçirdiğim için mutluyum. Ama bir hüzün kapladı içimi biliyor musun? Eski günlerimizi hatırladım birden... İlk tanışmamızı, bana ışıl ışıl gülümsediğin o günü... Bu sezonda beni o yıllara götürdün sevdiceğim. Eski yüzleri gördüm herbir bölümünde... Ara ara o beni çok mutlu eden ve coskulandıran müziklerini çalıyorsun ya... Nasıl içim içime sığmıyor bir bilsen... Heyecanım içimde taşkınlara sebep oluyor seni o müziklerle izleyince; kendimi kürsüde şiir okuyan bir hatip gibi hissediyorum! Utanmasam varoluşumu seninle sorgulayacağım, benim kıdemli, melek gibi dizim... İçim biraz burkuk... Bu sezonda olanlar kafamı yine karıştırmakla birlikte son kısmın beni endişeye düşürdü...
Ne yapacaksın ilerde?.. 2024'te seninle tekrar görüşeceğimizi biliyorum. Bu iki yılda sana esenlikler diliyorum. Alnından öpüyorum. Sevgili dizim. Seni seviyorum.
Küçükken böyle çocukluğa özgü, komik, tatlı, masum, sihirli bir inanışınız var mıydı? Varsa nedir? Mesela bir çocuğun pencere kenarında Süpermen'in geleceğini sanarak yarım saat beklemesi gibi.... Veya bir oyuncağın kendisi ile konuştuğunu sanması...
Merhabalar. Wolvi bugün yüzmeye gitti ve havuzun ortasında şöyle bir durdu aklına bir soru geldi.. (Şaka şaka 😂😂) sorum şu: 1- Bir film çekeceksiniz. Bu konuda uzmansınız. Yani o filmi çekebilecek altyapıya, yeneteğe, paraya sahipsiniz... Ve bu filmde bir hayvan…devamıMerhabalar. Wolvi bugün yüzmeye gitti ve havuzun ortasında şöyle bir durdu aklına bir soru geldi.. (Şaka şaka 😂😂) sorum şu:
1- Bir film çekeceksiniz. Bu konuda uzmansınız. Yani o filmi çekebilecek altyapıya, yeneteğe, paraya sahipsiniz... Ve bu filmde bir hayvan anlatılacak. Bir hayvanın yaşamını, onun yaşadıklarını duygusal bir zeminde seyirciye aktarmak istiyorsunuz. Bu hangi hayvan olurdu?? Neden..
Merhabalar. Bugün uzun bir yolculuğa çıktık ve aklıma birden şöyle bir soru geldi... Dedim bunu rafta beraber tartışabiliriz... 1- Filmler neden çoğunlukla erkekler tarafından yönetiliyor? Bugün en iyi yönetmenleri say şeklinde bir soru yöneltilse çoğunluk erkeklerden bahseder. Sizce erkekler film…devamıMerhabalar. Bugün uzun bir yolculuğa çıktık ve aklıma birden şöyle bir soru geldi... Dedim bunu rafta beraber tartışabiliriz...
1- Filmler neden çoğunlukla erkekler tarafından yönetiliyor? Bugün en iyi yönetmenleri say şeklinde bir soru yöneltilse çoğunluk erkeklerden bahseder. Sizce erkekler film yönetmek veya yazmak konusunda daha mı iyiler? Bunun sebeplerini ve düşüncelerinizi merakla bekliyorum... ⭐