Sinirliyim anasını satayım ya kalkarsam ortalığın anasını ağlatırım ama hiç halim yok ve gtüm de yemez ayrıca ben kimim Ali kıran başkesen mi kim yani ayy ayooooollll 😁💅🏻
2 yıl veya yıla yakın anne sütüyle beslenmiş kişiler hem gelişmiş hemde annesini meme kanserinden kurtarmak için büyük bir hamle yapmıştır dedi hemşirem. İşte o sadece beş ay emdiği için bu kadar geri kalmış demekki eşek oğlu eşek işte ne…devamı2 yıl veya yıla yakın anne sütüyle beslenmiş kişiler hem gelişmiş hemde annesini meme kanserinden kurtarmak için büyük bir hamle yapmıştır dedi hemşirem.
İşte o sadece beş ay emdiği için bu kadar geri kalmış demekki eşek oğlu eşek işte ne beklersin ki böylelerinden
“Aşık olunan kişiyle henüz bir samimiyet kurmadan önce bile onu zaten tanıyormuşuz gibi tuhaf bir duyguya kapılabiliriz. Onunla daha önce bir yerde, bir önceki yaşamımızda ya da belki rüyalarımızda tanışmışızdır sanki. Platon’un Şölen’ inde Aristofanes, bu aşinalık duygusuna ilişkin aşık…devamı“Aşık olunan kişiyle henüz bir samimiyet kurmadan önce bile onu zaten tanıyormuşuz gibi tuhaf bir duyguya kapılabiliriz. Onunla daha önce bir yerde, bir önceki yaşamımızda ya da belki rüyalarımızda tanışmışızdır sanki. Platon’un Şölen’ inde Aristofanes, bu aşinalık duygusuna ilişkin aşık olduğumuz kişinin bir zamanlar yapışık olup da sonra yitirdiğimiz ” öteki yarımız ” olduğu iddiasını ortaya atar. Başlangıçta, bütün insanlar çift sırtlı, çift böğürlü, dört elli, dört bacaklı ve aynı başta zıt taraflara bakan iki suratlı, çift cinsiyetli canlılarmış. Bu çift cinsiyetliler öyle güçlü öyle gururluymuşlar ki Zeus onları ikiye ayırmak zorunda kalmış, – erkek ve dişi olmak üzere- işte o gün bugündür, her erkek ve kadın, öteki yarısıyla yeniden birleşebilmek için çabalayıp duruyor demek ki.”
●Tam hatırlamıyorum ama okurken çok beğenmiştim, favorilerde dursun bulursam alırım
Erkeklere artık inanmıyorum pislikler. Benimde erkek kardeşim ve dayılarım var ve bir erkeğe nasıl yaklaşılır, bir erkek nasıl sever ve ne ister öğrenmiş biriyim. Ama konuştuğum bir erkek vardı ve baya da konuşurken arada iltifatlar kaynar ama çokta güzel efendi…devamıErkeklere artık inanmıyorum pislikler.
Benimde erkek kardeşim ve dayılarım var ve bir erkeğe nasıl yaklaşılır, bir erkek nasıl sever ve ne ister öğrenmiş biriyim.
Ama konuştuğum bir erkek vardı ve baya da konuşurken arada iltifatlar kaynar ama çokta güzel efendi efendi konuşur ama şöyle bir sorun var sadece 1 hafta oldu sen hangi ara kalbini aşka ittirdin hadi bunu geçtim sırf ona "1 hafta oldu biraz zaman geçmeli ve ben hiç sevgili yapmadım bu yüzden bana zaman ver" dedim diye tribal enfeksiyonlar geçirdi "anladım sen ne demek istiyorsun" dedi ve konuşmayı kesti.
Pardon da Allah sana beyin verdide al gtüne sok diye değil öküz ya abi neden böyleler bu bazıları ya hala iyi niyetli davranıyorum ya hayret ediyorum kendime de.
Spoiler içeriyor
Ve bitti ancak ben de bittim. Açıkçası henüz ergenliği tamamen atlatmamış olsam da ( 20 yaşındayım) sevebileceğimi düşünmemiştim. Daha erken bir zamanda izleseydim daha hoşuma gider diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Onlara o kadar bağlandım ki. O evrene. Dostluklara ve desteğe. Dizinin…devamıVe bitti ancak ben de bittim. Açıkçası henüz ergenliği tamamen atlatmamış olsam da ( 20 yaşındayım) sevebileceğimi düşünmemiştim. Daha erken bir zamanda izleseydim daha hoşuma gider diye düşünmüştüm. Yanılmışım.
Onlara o kadar bağlandım ki. O evrene. Dostluklara ve desteğe.
Dizinin bazı bölümleri sıkıcı olsa da bence her sezonu gayet güzeldi ve izlettirdi. Tabi bu benim fikrim.
Gerilim kısımları ve kötü adamlar o kadar iyi yansıtılmıştı ki resmen yaşıyordum o anı. Ve komik kısımları da vardı tabi. Gerçekten sesli güldüğüm kısımları...
Öncelikle spoiler olacak bu kısımdan sonra, istemeyenler okumasın.
O kadar bağlandım ki oradaki kişilere her biri öldüğünde ağladım. İyi olanlar ve sevdiklerim için tabi.
Başta Allison. Ahh, güzelim benim.
Aiden'in ikizinde, Duecelion'da ve hatırlamadığım iyiler varsa onlarda da.
Stiles'ın çektiği her acı için, uyuyamadığında, Lydia kollarından ayrılıp Jackson'a sarıldığında, babası ona onun yüzünden kötü ( halüsinasyon olsa da çok kırıcıydı bence) halde olduğunu söylediğinde...
Lydia... O kadar zordu ki onun yaşadıkları, kabuslar, gerçekçi kabuslar. İçinden çıkamadığı, kimi zaman onu delirten kabuslar. Ve tabii insanlar. Kendini savunabildiğini öğrenene kadar... Onun için de ağladım.
Scott kollarında Allison'u , Derek ilk aşkını kaybettiğinde, Şerif Stilinski'nin oğluna duyduğu o karşılıksız sevgide...
Ben galiba bu dizide baya ağladım.
Dizinin bazı yorumlarında Scott'ın gücünü görmedik diyenler olmuş. Bence gördüğümüz birkaç sahne oldu. Ancak güç tanımımız farklıysa onu bilemem tabi.
Eğer birini öldürmekse ya da öldüresiye dövüşmekse doğru, görmedik.
Ama diğer birçok kişinin, hatta belki kimsenin yapamadığı bazı şeyler yapmaksa, işte o zaman gördük bence.
Mesela içindeki merhameti daima koruması, üvez ağacını aşması, Kate'in berserkeri olduğunda kendi başına etkisinden kurtulması, boğazına dolanan o kesici alete karşı koyması ve daha aklıma gelmeyeni varsa tabi.
Ancak dizinin en sevdiğim karakteri tabi ki Stiles Stilinski.
Diziye ilk başladığımda Scott'ın daha yakışıklı olduğunu ve insanların neden Stiles'ı daha çekici bulduğunu anlamamıştım. Ta ki diziyi izleyene kadar. Zeki, komik, sadık bir dost, vazgeçmez bir aşık...
Hala Scott daha yakışıklı bence ama Stiles... Bilirsiniz , o bazılarımızın hayallerini süsleyen türden birisi.
Açıkçası ben Malia ile olmasını tercih ederdim. Ya da eğer Lydia ile olacaklarsa Stiles'ın 3. Sınıftan beri onu sevdiği gibi araya birileri girmeden sevmeye devam etmesini isterdim. Tabi bu benim fikrim.
Karakter olarak Malia'yı çok sevdim, sevmeyenlerini görsem de. Tabi Scott ile birlikte olmasalardı çok daha iyi olurdu sanki.
Sanırım Scott True Alpha olduğundan hormonları normalde olduğundan daha fazlaydı.
Derek Hale. Evimin Derek'i. Acaba senden bir paket sipariş edebiliyor muyuz? Alpha olmadığı zamanda bile var olan o gücğn var ya, o kasların,kükre Aslanım. Gerçekten, seni sevmeyen var mı ki?
Peter Hale. Gözümde çok çok fazla yanlış yaptığı ve oldukça bencil olduğu için hiç sevememiştim. Yardım etse de hep bir çıkarı vardı. Ancak son sezon Malia'ya karşı duyduğu -bağlılık mı, sevgi mi denmeli - hisler ve onu koruması, önemsemesi ile biraz yumuşamış olabilirim. Ve diğerlerine yardım etmesi de var tabi.
Liam. Oy, bebeğim. Diziye sonradan girse de onu Jackson'dan kat kat daha fazla sevdim açıkçası. Scott'ın ilk betası. Ona müthiş bir bağlılık duyan - onu öldürmeye çalışmış olsa da - betası. Çok, çok sevdim.
Chris Argent, yine çok sevdiğim ve benimsediğim karakterleden. Daima doğru tarafta durmaya çalışması, yaşadığı o büyük kayba rağmen ayakta durması... Babasının ölümüne- maalesef ki- göz yummak zorunda kalması, Scott'a daima doğruyu yapacağına inanarak yardım etmesi ve eğer unuttuysam geriye kalanlar...
Melisa McCall ve Şerif Stilinski. İki müthiş ebeveyn. İki koca yürekli insan. İki müthiş insan. İkisinin de çok çok ayrı bir yeri vardı kalbimde, diziyi izlerken. Yani bence onların özel güçleri ebeveynlikleriydi.
Jordan Parrish, Mason, Duecelion, Aiden ve tabi unuttuklarım da varsa onlar...
Ben çok çok benimsedim ve bayıldım bu diziye. Sıkıcı bölümleri de var ancak çok az bir beklentiyle de başladığım için olabilir, favorim oldu.
Acaba kaç defa tekrar başlayacağım.
"Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur." Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
Fosforlu Cevriye, 1930-1940'lı yılların İstanbul'unda, hayat kadınlığı yapan bir kadının devrimci bir adama duyduğu tutkulu aşkı anlatan, Suat Derviş imzalı bir roman. Kitabın tefrikası 1944-45 gibi yayınlanıyor ve kitap, yazarın bir şarkıdan etkilenmesi üzerine yazılıyor. Kitap; doğduğundan beri sokaklarda yaşayan,…devamıFosforlu Cevriye, 1930-1940'lı yılların İstanbul'unda, hayat kadınlığı yapan bir kadının devrimci bir adama duyduğu tutkulu aşkı anlatan, Suat Derviş imzalı bir roman. Kitabın tefrikası 1944-45 gibi yayınlanıyor ve kitap, yazarın bir şarkıdan etkilenmesi üzerine yazılıyor. Kitap; doğduğundan beri sokaklarda yaşayan, annesini/babasını hiç görmeyen, sokak çocuğu ve ardından hayat kadını olan Cevriye'nin hayat hikayesini anlatıyor. Kitabın ana karakteri Cevriye hayatını idame ettirebilmek için fahişelik yapan bir kadın ve bir gün sandalına bindiği bir adamın yaptığı iyilikten ve ona karşı olan davranışlarından dolayı adama aşık oluyor. Bundan sonrasında mesleğine devam ediyor fakat adamı asla unutamıyor ve zaman zaman adamın gizlendiği yere geliyor. Adam idam mahkumu bir devrimci ve bundan dolayı başta Cevriye'nin gelmesini istemese de zamanla aralarında bir yakınlık gelişiyor. Cevriye, çok cahil ve saf bir karakter onun neden gizlendiğini doğru tahmin edemiyor. Adamın ona karşı tavırları, diğer erkekler gibi istismar etmemesi ve ona "siz" diye hitap etmesi onu çok etkiliyor, onu diğer erkeklerden farklı görüyor. Sonuç olarak beslediği bu yoğun duygu onu fedakarlığa ve tehlikeye sürüklüyor. Ben kitabı çok beğendim, yazarın sokak jargonuna hakimiyeti çok etkileyici. Kitabı okurken siz de Cevriye gibi Galata, Taksim, Karaköy, Tophane ve Sultanahmeti karış karış geziyorsunuz. İnsanın onun gibi Necatibey Sokağı'na gidesi geliyor.
Sinanmamışligin kibri; İnsanların geçtigi yollardan geçmeden onları yargılamaktan gelir. Hayat o kişiyi o noktaya getirdi. İlerde bizi de getirmeyeceğini bilemeyiz. Hayat her gün yeniden yazılır. Hayattaki en büyük faktörün şans olduğuna inanıyorum. Şans sizinle olsun
¹Hâlbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir? ¹Sabahattin Ali. ²Ne kendimi açıklamaya ne de konuşmaya hâlim var. O mezarı kendim kazdım, kendi kendimi gömdüm. Anlaşılmadığımı hissettiğim her an yalnızca üstüme…devamı¹Hâlbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir?
¹Sabahattin Ali.
²Ne kendimi açıklamaya ne de konuşmaya hâlim var. O mezarı kendim kazdım, kendi kendimi gömdüm. Anlaşılmadığımı hissettiğim her an yalnızca üstüme atılan bir toprak ve bu mezar kapanmak üzere. Mezar kapandığında, işte o zaman, istesem de konuşamaz, kendimi açıklayamaz hâle geleceğim.
Mezarlar her zaman ürkütücü olmuştur. Bu yüzden mi herkes, menfaatlerini bir kenara bırakıp, kapanmak üzere olan o mezara elini uzatmaktan aciz?
²ruzgar.
21.58-22.03
27.03 Gece yatmadan önce her zaman şarja taktığım telefonumu bu gün birisi prizden çekmiş ve ben bunu kütüphaneye gittikten sonra farkettim ki 10(on) annemi aradım gece yangın çıkarsadan bir başladı zaten 7ye düştük bende sinirlendim ve arkadaşlarımdan da istemedim geri…devamı27.03
Gece yatmadan önce her zaman şarja taktığım telefonumu bu gün birisi prizden çekmiş ve ben bunu kütüphaneye gittikten sonra farkettim ki 10(on) annemi aradım gece yangın çıkarsadan bir başladı zaten 7ye düştük bende sinirlendim ve arkadaşlarımdan da istemedim geri eve de gitmedim pasif agresiflik denililince de ben kim etkilendi ben kim yani sıla
(Derse daha iyi odaklandım)
Eve geldim 6 gibi kapıda kaldım annem arkadaşlarıyla yemeğe gitmiş benim anahtarim da annemdeydi tabletle aramaya çalıştım onun da bitti bitecek bir şarjı var neyse yoruldum yazmaktan