Orhan Pamuk'un kitabının uyarlaması olan Masumiyet Müzesi, 9 bölüm halinde yayınlanan bir mini dizi. 1970'li yılların İstanbul'unda geçen dizide, nişanlanmasına az kalmış, varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal'in, alt sınıftan uzak bir akrabasının kızı olan Füsun'a aşık olması ve onu…devamıOrhan Pamuk'un kitabının uyarlaması olan Masumiyet Müzesi, 9 bölüm halinde yayınlanan bir mini dizi. 1970'li yılların İstanbul'unda geçen dizide, nişanlanmasına az kalmış, varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal'in, alt sınıftan uzak bir akrabasının kızı olan Füsun'a aşık olması ve onu takıntı haline getirmesi konu ediliyor. Kemal, sosyeten genç bir kadın olan Sibel'le nişanlanma arefesindeyken, bir dükkanda akrabası ile karşılaşıyor sonrasında onunla ailesine ait eski bir evde görüşmeye başlıyorlar. İkilinin bu görüşmesi "güya" tutkulu bir aşka dönüşüyor. Yaşadıkları bu ilişki hem kendilerinin hem de çevresindekilerin yaşamlarını kökten değiştiriyor ve özellikle Kemal için Fusün, takıntıya dönüşüyor. Ben burada biraz Kemal'den bahsetmek istiyorum; kendisi sözlüsünü aldatıyor, sevdiğini iddia ettiği kadına yalanlar öylüyor ve aşırı manipülatör. İnsanları kendi istediği şekilde idare etmeye çalışan ve kendi şartlarının kabul görmesini isteyen biraz narsist bir tip. Keyfinin istediği şekilde yaşamaya çalışırken hem nişanlısının hem de Füsun'un mahvına sebep oluyor. Füsun ise Kemal'in onu cinsel bir objeye dönüştürdüğünün ve isteklerinin karşı tarafta umursanmadığının farkında, dizinin sonunda bunu açıkça görüyoruz. Dizi, ruh hastası olan bir adamın erotizm dolu hayatının, takıntıya dönüşmesinin anlatıldığı edebiyat ile cilalanmış bir anlatı gibi geldi bana. Burada bir aşk söz konusu mu tartışılır. Ben daha çok erotizm ve haz merkezli, hakiki aşkın yanından geçmeyen bir duygusal yoğunluk gibi yorumladım. Gerçek aşık, sevilenin onurunu, haysiyetini korur, burada tam tersi bir ihlal var. Kemal, Fusün'un ölümünden sonra onun eşyalarını toplayarak sergiliyor. Bu aşkı ya da Füsun'u yüceltmek değil, tamamen dispozofobik takıntılı ruh halinin tezahürü. Bu şekilde sevdiği kadını yaşayan bir canlı olmaktan çıkarıp vitrin objesine dönüştürüyor. Ben genel olarak diziyi daha doğrusu dizinin konusunu hiç sevmedim, aşktan çok estetik bir şekilde anlatılmış, edebiyat ile cilalanmış bir takıntı anlatımı vardı. Beni rahatsız eden bir diğer unsur, gizli ahlakçılık olması. Namusun kadın bekareti üzerinden şekillenmesi. Israrla birkaç yerde bu vurgu vardı, hoş değildi. Fusün'un annesinin Kemal'in tüm saçmalıklarına, evden eşya çalmasına bir şey dememesi, her şeyi onaylaması, Füsun'un da buna eşllik etmesi de bir garipti. Kemal, zenginliğinin tüm nimetlerini kullanarak senelerce insanları manipüle etti, istediği gibi Füsun'un evine giderek kendini gösterdi bir şekilde. Kitabını okumadım, o yüzden dizi ne kadar kitapla uyumlu bilmiyorum ama dizi benim hiç hoşuma gitmedi, bir daha zaman ayırıp izlemem açıkçası.