Reels önerisi olarak başladığım çarpıcı bir film. Karanlık ve rahatsız edici tarafı var kesinlikle. Bu duyguları da kabul ederek izlemenizi tavsiye ederim. Sonradan Türk sinemasına uyarlaması olduğunu görüp ona da şans verdim ama orijinali olan bu yapım kesinlikle duygu aktarımı…devamıReels önerisi olarak başladığım çarpıcı bir film. Karanlık ve rahatsız edici tarafı var kesinlikle. Bu duyguları da kabul ederek izlemenizi tavsiye ederim. Sonradan Türk sinemasına uyarlaması olduğunu görüp ona da şans verdim ama orijinali olan bu yapım kesinlikle duygu aktarımı ve oyunculuk olarak daha başarılı.
Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları, Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni, -Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir. İnan ki dağlar taşlar İnan ki bulutlar, yağmur ve kar, toprakla su, gökyüzü, güneş, ay ve…devamıYazmadım seni daha,
Sevmeye ayırdım tüm zamanları,
Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
Ben düşünmeye başlayınca seni,
-Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir.
İnan ki dağlar taşlar
İnan ki bulutlar, yağmur ve kar, toprakla su, gökyüzü, güneş, ay ve yıldızlar..
Onlar da benimle birlikte,
Ve onlar da benim kadar seni düşünürler.
Benim kadar diyemem ama
Yemin ederim onlar da seni özler.
Hep dalgınım bu günlerde
Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum.
Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
Aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar
Yolda giderken dalıp dalıp gidiyorum.
Nisana kaç var diyorum saati sorarken,
Hiç böyle olmamıştım.
Bilenlere sordum; ‘aşk bu’ dediler.
Şimdi tekrar ne yapsan dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerede? Münacaat- İsmet Özel
Yalpalıyorum Allah’ım Sis bulutları inmiş gibi zihnime Eğrisini doğrusunu hesaplayamadığım ne varsa Gelip zincire vuruyor düşlerimi Düşene tekme tokat dalan bu dünyada Bir bebeğin ilk adımları kadar tedirgin kalbim.. Keşke düşsem diyorum. Düşsem toparlanırım Düşsem yerim belli olur hiç değilse…devamıYalpalıyorum Allah’ım
Sis bulutları inmiş gibi zihnime
Eğrisini doğrusunu hesaplayamadığım ne varsa
Gelip zincire vuruyor düşlerimi
Düşene tekme tokat dalan bu dünyada
Bir bebeğin ilk adımları kadar tedirgin kalbim..
Keşke düşsem diyorum.
Düşsem toparlanırım
Düşsem yerim belli olur hiç değilse
Yerimi yurdum bilir, öyle kalkarım ayağa.
Şayet kalkarsam
Ki kalkacağım biiznillâh
İçimde dizginleyemediğim atları süreceğim bozkırlara
Geçeceğim Van Gogh’un yıldızlı gecelerinden
Arşa değen saçlarıma öreceğim asteroidleri
Ve bilmem kaç ışık yılı kadar çekip gideceğim dünyanızdan..
Yolum uzun..
İçimde yonttuğum kibrin âsi heykellerini
İbrahimî bir baltaya teslim ediyorum evvelâ.
Putlarınıza basarak yükseldiğim arşın alnında
Yazgımın karasına bulaşıyor soğuk ellerim.
Gök şahidim olsun;
Kuşlar bilir aşikâr ettiğim sırrın yükünü.
Ben savrulurken şehrin dehlizlerinde
Yerimde esen yellerin de alacağı olsun.
Savruluyorum Allah’ım.
Yerimde gerçekten yeller esiyor.
Mevsim kırlangıç dönümü,
Ve ben kaderiyim bir çınar yaprağının.
Bir fare kapanında ezilmiş zihnim bulamıyor mekânsal izzetini
Öyle eğreti, öyle aidiyetsiz ki varlığım
Planda yokmuşum da, son anda dünyaya kabul edilmişim gibi.
Gidiyorum işte vedâları süzerek imbiklerden
Balıkların taht kurmadığı deryalardan,
Kuşların imzasını atmadığı göklerden geçerken
Geçemiyorum insanın insana tapuladığı yeryüzünden..
Öylece kalıyorum ortada yersiz ve mekânsız
Araf desen değil, kafes desen hiç değil.
Sen söyle de bileyim artık Allah’ım
Âleminde benim de yerim var mıdır ???
Bunun bir film olduğunu düşünüyorsan sen hala anlamışsın. Bu insanlık belgeseli. İnsanlığın "alıcılar" ve onlar sayesinde büyük paralar kazanan ve insanlardan oluşan "şirketler" i anlatan bir belgesel. Ve bu belgeselin oyuncuları da bizleriz. Benim ve sensin dostum. Dudağına ruj süren…devamıBunun bir film olduğunu düşünüyorsan sen hala anlamışsın. Bu insanlık belgeseli. İnsanlığın "alıcılar" ve onlar sayesinde büyük paralar kazanan ve insanlardan oluşan "şirketler" i anlatan bir belgesel. Ve bu belgeselin oyuncuları da bizleriz. Benim ve sensin dostum. Dudağına ruj süren bir kadından henuz annesinin karnında olan çocuğa kadar herkesi ilgilendiren bir belgesel.
"Şirketler insanlardan oluşur ve bu insanlar hadlerini aştı. Canlari cehenneme. " diyerek beni çok etkiledi.
Bu yapımı izlerken bunun film olmadığını iyice anlaman lazım. Sen de bu olusumun içindesin. Bu o gün teflondu. Bu gun baska bir kimyasal. Yarın başka. Bizi her zaman zehirliyorlar.
"Bu sistem hatalı. Bizi koruduklarını düşünmemizi istiyorlar ama yalan. Ne sirketler, ne bilim insanları ne de devlet. Biz bizi koruyabiliriz. Bunu bana lise mezunu bir çiftçi söyledi" Baska bisey dmeeye gerek var mı bilmiyorum. Korunduğunu düşünmemen temennisiyle...
Filmin başrolü Wolverine olmayınca, hatta Wolverine hiç olmayınca her şey ne kadar güzelleşti. Charles ve Erik arasındaki hikaye çok heyecanlıydı. Filmin kadrosunu kim kurdu bilmiyorum ama teşekkürler, ikisini birlikte izlemek günümü güzelleştirdi. Odağım özellikle tüm film boyunca Michael Fassbender'daydı, gözüm…devamıFilmin başrolü Wolverine olmayınca, hatta Wolverine hiç olmayınca her şey ne kadar güzelleşti. Charles ve Erik arasındaki hikaye çok heyecanlıydı. Filmin kadrosunu kim kurdu bilmiyorum ama teşekkürler, ikisini birlikte izlemek günümü güzelleştirdi. Odağım özellikle tüm film boyunca Michael Fassbender'daydı, gözüm başka hiçbir şey göremedi. Bu hazineyi geç keşfettiğim için utanıyorum.
Jennifer Lawrence'ı beğeniyorum ve seviyorum ama Hunger Games serisi dışında sinematografisinden hiçbir şey izlememiştim. Mystique rolünde olmasını sevdim. Profilimden de anlaşılabileceği üzere Mystique karakteriyle özel bir bağ kurdum. Profil fotoğrafımı sık değiştirmeyi sevmiyorum ama uzun zamandır Marvel izlediğim için bu era'dayken Marvel'dan bir kadın karakter koymak istiyordum. X-Men'e geçince aradığımı ancak bulabildim. Genelde bir film izlerken "Keşke şu karakteri ben oynasaydım," dediğim çok olmaz ama Mystique'i izlerken içimden geçiyor. Erik'in de dediği gibi,
"I prefer the real Raven."
"Perfection."
"Ben olsaydım kimin tarafından yana olurdum?" diye bu filmde üzerine düşündüm ve arada kaldım. Önceki X-Men üçlemesinde bunun üzerinde çok durmamıştım apaçık tek bir taraf var, o da Profesör X'in yanı gibiydi. Mutant olsam sanırım ayrıcalığımın beni nasıl bir hayata mahkum ettiğine göre fikrim değişirdi. Dışarıdan hiç anlaşılamayan bir özel yeteneğe sahip olmak cidden şans hem özel bir yeteneğin var hem de insanların arasına rahatlıkla karışabiliyorsun. Tabii ki Beast ya da Mystique gibi kendini saklaman ve baskılaman gerekmiyor.
Charles'ın Mystique'e olan davranışları zaten hiç onun halinden anlıyor gibi değildi. Herkes özgürce, olduğu haliyle sevilmek ve kabul edilmek ister. Bu yüzden filmin sonunda Erik'le gitmesini psikolojik olarak anlayabiliyorum. Onun yerinde ben olsaydım ben de giderdim. Beni değiştirmeye çalışan birisi yerine, olduğum gibi arzulayan kişiyi seçerdim.
Mutant and proud.
Profesör X bazı konularda gereksizce çok iyimser ve pasif kalıyor; Magneto'un felsefesinde daha haklı olduğu doğru noktalar var ama onun da yöntemi yanlış. Amaç her ne kadar iyi olsa da bu kadar şiddet yanlısı ve saldırgan olamazmışım gibi geliyor. Bu durumda bir tercih yapmak zor, çok zor... Charles ile Erik'i tek bir bedende birleştirerek ortaya çok daha iyi bir şey çıkarılabilir.
Başta söylemem gerekeni sonda söylüyorum, filmi sevdim. kusurları yok değil, bazı yerlerde ufaktan sıkıldım ve diğer X-Men filmleriyle çelişen, bariz kronolojik ve mantıksal hatalar vardı. Yine de filmi sevdiğim için bunları görmezden geleceğim çünkü şu ana kadarki en sevdiğim X-Men filmi oldu. Bir hata varsa da diğer X-Men'lerdedir, doğrusu budur der geçerim.