Yok olmuyor, başlayıp yarım bırakıyorum her şeyi. Kitap da okuyamıyorum dizi de izleyemiyorum. Hiçbir şey yapamıyorum, üç dakikalık şarkıyı bile kapattım, anlamıyorum.
Hâla inanamıyorum biliyomusun bişeylerin bittiğine, bir zamanlar etle tırnak olan biz şimdi iki yabancıyız en çokta bu koyuyor bana, sen benim herşeyimdin be herşeyim vazgeçemediğimdin, her zor anda ben sana koşup bişeyleri anlatırdım ama hepsi yalan oldu bir anda, tek…devamıHâla inanamıyorum biliyomusun bişeylerin bittiğine, bir zamanlar etle tırnak olan biz şimdi iki yabancıyız en çokta bu koyuyor bana, sen benim herşeyimdin be herşeyim vazgeçemediğimdin, her zor anda ben sana koşup bişeyleri anlatırdım ama hepsi yalan oldu bir anda, tek diyebileceğim beni böyle bir anda bıraktın ya umarım günün birinde gelirim aklına..
Çocukken Bay Verne'in kitapları "ne macera ama" diye düşündürüyordu. Oysa şimdi, oradan oraya sürekli koşturulan yani insanı oturduğu yerde yoran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hikayenin derinliği yok, alt metin yok. Verilen mesaj en fazla "acele etmeden, sakin kalarak da ilerleyebilirsiniz"…devamıÇocukken Bay Verne'in kitapları "ne macera ama" diye düşündürüyordu. Oysa şimdi, oradan oraya sürekli koşturulan yani insanı oturduğu yerde yoran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hikayenin derinliği yok, alt metin yok. Verilen mesaj en fazla "acele etmeden, sakin kalarak da ilerleyebilirsiniz" olabilir. İlk okuduğumda aldığım keyfi vermedi ama çocukların ufkunu genişletmek açısından uygun olduğu kanaatindeyim. =)
Eser, ölüm sonrası insanın yaşayacağı evreleri ayet ve hadis ekseninde okuyucunun nefsine hitap ederek sırayla, adım adım anlatmakta ve bu yolculuğun adeta ön izlemesini yaparcasına etkili bir üslup kullanmaktadır. Yazar, ilk mutasavvıflardan olan Cüneyd-i Bağdadî’nin hocası ve İmam Şafiî’nin talebesi…devamıEser, ölüm sonrası insanın yaşayacağı evreleri ayet ve hadis ekseninde okuyucunun nefsine hitap ederek sırayla, adım adım anlatmakta ve bu yolculuğun adeta ön izlemesini yaparcasına etkili bir üslup kullanmaktadır.
Yazar, ilk mutasavvıflardan olan Cüneyd-i Bağdadî’nin hocası ve İmam Şafiî’nin talebesi olan; nefsini çok hesaba çektiği için el-Muhâsibî lakabıyla tanınan ümmetin önderlerinden biri görülmektedir. Kitabı okuyalı biraz olmuşsa da tasvirleri zihnimde halen tazedir.
Kitabı anımsayınca bazı düşüncelere daldım. Önce kendime sonra da size sormak istedim;
Şu an telefonunuza yarın öleceğinize dair bir mesaj gelse ne düşünürdünüz, nasıl bir cevap verirdiniz? “Kain misin sen kardeşim, geleceği mi görüyorsun!” diye alay ederdiniz herhalde. Bir de bu durumun tam tersini konuşalım; yarın yaşamaya devam edeceğinizi yazan bir mesaj alsanız sanırım bunu pek garipsemezdiniz, zaten olması gerekeni söylemiş gibi. Peki yarın ölmek kadar yaşamakta gelecek bilgisi gerektirirken, ölüm için düşündüğümüz öngörülemez gerçek yakıştırmasını neden yarını yaşamak adına da yapamıyoruz? Yaşamın bir garantisi mi vardı, yoksa sürekli bir akış halinde hayat döngüsünde geçip giden zaman mı bizi yanılttı? Halbuki bugün ölen insanların da bir dünü vardı. Öyleyse ölüm kadar yaşam da bir muallaktır o halde yaşam için planlar yapıp durduğumuz gibi ölüm adına da bir hedef skalası koymak muhakkaktır.
İnsanda ölüm korkusu, endişesi kadar en az yerini yapmış olan bir diğer duygu yaşama olan tutkudur -zıtlığının içinde anlam yakınlığı bulunsa da bu kavramlar tek bir kapının iki ayrı kulpu gibidir-. Alman filozof Schopenhauer'e göre yaşam istenci; doğanın onsuz var olamayacağı, içgüdüsel davranışları harekete geçiren, insan varoluşunda sonsuz olan doyumsuz bir çabaya neden olan "irrasyonel, bilgisiz, kör, kesintisiz" bir dürtüdür.
Bu menfi hisler, ulvi bir yaratılış gayesine sahip insanın hakikatte ömür sermayesinin bir gün tükeneceği gerçeğini boğmakta, buna dair elzem çabalarına set olmaktadır. Fakat istenilen şey yaşama istediğinden kopmak, ölümü arzulamak da değildir. Pek tabi olan ölüm ve ötesi adına bilgi ve bilinci defaatle yenilemek; sonsuz alemin inşası için müspet bir gayrete soyunmaktır. Peki bu nasıl imkanlıdır, dünya başımızı o derece dördermişken? Bu soruyu ölüm ile yaşam arasındaki dengeyi ifade edecek, düşünce aleminizde derin derin irdeleyeceğiniz, hissedeceğiniz muazzam bir hadisi şerif ile yanıtlamak istiyorum: “Dünyada tıpkı bir garip hatta bir yolcu gibi ol!” (Bûhari)
Ölmeden önce ölmek sırrına ermeli. Fani alemde mana cihetinde ölmeli ki dirilmek için madde ve mana aleminin yerle yeksan olduğu sancılı bekleyişler yurdu ahirette Habibimize gecikmemeli. Hem yarının dünyasında iman sancağı altında bir araya gelecekler, baki vatanda yaşamak için bugünden ölmeyi nefislerinde mümkün kılanlar ve takvayı azık edinenler olacaktır biiznillah.
Geleceğin başarısı bugünün çabasına bağlıdır. Bugünün çabası ahiret yurdu için nefisleri ihya etmekte saklıdır. “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön. İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” (Fecr Suresi: 27-30)
4 kitaplık serinin dizisi nasıl 7 sezon olabilir diye merak etmiştim 1. bölümde ilk kitap bitince cevabımı almış oldum ayrıca kitapla alakası yok uçmuşlar baya
Kendinizi sevin,değer verin,mutlu olun,sana iyi gelen şeyleri yap,görmek istediğin yerleri gör,gez dolaş eğlen,sevdiğin şeyler ile ilgilen kimseye hesap verme kendi hayatına bak önemli olan sensin🌸🩵
Hiçbir şeye geç kalmadın her şey sana bağlı bugün olmayan yarın olur yıllardır başaramadığını bazen küçük kırılma noktasıyla bir kaç günde başarırsın umudu yitirme umudunu yeşertmeyi bil💚
Spoiler içeriyor
Eser, bilimsel bir başarıyı kıskanan komşu Boxtel’in kötülüğü üzerinden insanın karanlık yanını gösterir. Boxtel, sadece lale için değil, bir başkasının başarısını yok etmek için yaşar.Gardiyanın kızı Rosa ile Cornelius arasındaki ilişki, sadece bir aşk hikayesi değil; dürüstlüğün, sadakatin ve ortak…devamıEser, bilimsel bir başarıyı kıskanan komşu Boxtel’in kötülüğü üzerinden insanın karanlık yanını gösterir. Boxtel, sadece lale için değil, bir başkasının başarısını yok etmek için yaşar.Gardiyanın kızı Rosa ile Cornelius arasındaki ilişki, sadece bir aşk hikayesi değil; dürüstlüğün, sadakatin ve ortak bir amaç uğruna verilen mücadelenin hikayesidir. Rosa, klasikler arasındaki en güçlü kadın karakterlerden biridir.9/10
"Bazen insanın kalbi, kaderin ona indirdiği darbeleri kaldıramayacak kadar çok acı çeker."
"Bir çiçeği sevmek, Tanrı’yı sevmektir. Çünkü çiçekler, O’nun yeryüzüne serptiği en güzel kelimelerdir."