Tatli cerezlik bi devam filmi olmus. Keske dandirik, izleyiciden ne kopartirsak kopartalim yapimlardan cikip bu yapimlari sinemaya koysalar bu evrenleri takip edenler daha mutlu olur gibi. İzlemenizi oneririm 6/10
Ethem Ethemm... Kitapın tarzı hoşuma gitti herkesin dilinden kendi hissleri yazılmış ilk başta Emin'e empati duyuyordum (evin ilk çocuğu olduğu için) ~Hayır deme hakkım var mı benim Allah'ım? Yok.~ bir de ~Şimdi düşünüyorum da ben hep ahiymi şim, hiç çocuk…devamıEthem Ethemm...
Kitapın tarzı hoşuma gitti herkesin dilinden kendi hissleri yazılmış ilk başta Emin'e empati duyuyordum (evin ilk çocuğu olduğu için) ~Hayır deme hakkım var mı benim Allah'ım? Yok.~ bir de ~Şimdi düşünüyorum da ben hep ahiymi şim, hiç çocuk olmamışım ki...~ Anne baba için o kadar uğraş dur, kardeşlerine bağırmasınlar diye de ayrıca bir uğraş. Gerçi anne baba da aynısı geçerli değil mi uğraş dur büyüt sonra ne diye getirdiniz ki yapmasaydınız deyilsin, ne kadar zorlarına gidiyordur acaba? Böyle farklı bakış açılarından bakmak hoştu, kimilerin yük olarak taşıdığı sırları bu aileyi bir birlerine karşı bu hale getiren bir yerde sırlardı ve tabiki bu sırların altında yatan pişmanlıklar, ağırlıkları bastırsa bile susup yaşamaya devam etmek insanı o yaşama karşı acayip sıkıntılı hale getirir, bu sıkıntı insanın içine sığmaz da taşar. Olaylar olaylar oluyor tabi bunca olayın bir ailenin başına gelmesini biraz abartı bulsam da geçiyorum çünkü duygusal olarak etkilendim.
En sevdiğim alıntı:
~Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor? Ulan yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli. Sadece bu yetmez mi insana?
Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm. O kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime. Bir kere oturup da kendimle, Selami'yle konuştuğum gibi konuşmadım. "Sen niye böylesin Ethem, gel, otur konuşalım. Anlat içindekini, anlat da rahatla" demedim kendime. Sadece şikâyet etmeyi bildim. Kendime kızmayı, Nurten'e kızmayı, anneme, babama, abime, kardeşime, çocuklara, hayata kızmayı bildim. Kolayı bu çünkü. Kız, küs ve somurt bir köşede. Kaçmayı daha kolay buldum.~
Kaçmayı daha kolay buldum... Benimki anlatmamak değil anlaşilmamaktı ama bunu sevdim kendime anlatırım olmadı bu taktik denenir kendimde kendimden kaçarsam olmaz.
Film boyunca sürekli ipuçlarının peşinden ilerledim. Sanki filmin sahnelerindeki o karanlık labirentin içine ben de girdim; çıkışa yaklaştığınızı düşündüğünüz her an başka bir gizemle karşılaşıyorsunuz. Akıl oyunları ve sürekli değişen gerçeklik algısıyla bir yerden sonra neyin gerçek, neyin James’in zihninin…devamıFilm boyunca sürekli ipuçlarının peşinden ilerledim. Sanki filmin sahnelerindeki o karanlık labirentin içine ben de girdim; çıkışa yaklaştığınızı düşündüğünüz her an başka bir gizemle karşılaşıyorsunuz.
Akıl oyunları ve sürekli değişen gerçeklik algısıyla bir yerden sonra neyin gerçek, neyin James’in zihninin bir yansıması olduğunu sorguluyorsunuz. Film, gizem duygusunu sonuna kadar korumayı başarıyor.
Atmosferi, karanlık dünyası ve bitmek bilmeyen gizemiyle keyifli bir seyirlikti.
Gizem, paranoya ve gerçeklikle hayal arasındaki sınırın sürekli kaybolmasını seven biri olarak beğendim.
Şerefsiz faşistler ne istediniz la adamdan halkın yanındaydı neyse büyük üstad cem karaca nın ne zorluklar çektiğini gördüm ağladım vatansız bırakılmaya çalışılan büyük vatansever
Aylardır aradığım diziyi buldum resmen kafa yormuyor.. Mutfakta geçirdiğim tün vakitlerde arka fonda 😁 bittiğinde napıcam Bilemiyorum... sımsıcak bir Aile dizisi çok sevdim sanırım burdan önerilmişti..hatırlmasamda burdan teşekkür ederim..Bu tarz bir dizi arıyorsanız bakınn mutlaka...
Kitabın en güzel yanı, büyük kahramanlıklara sığınmadan sadece etrafındaki insanları gerçekten görmenin ve küçük dokunuşların insanı nasıl dönüştürebileceğini göstermesi. Kendi hayatında hiçbir amacı olmayan Ed Kennedy’nin gizemli bir el tarafından yönlendirilerek başkalarının acılarına, yalnızlıklarına ve korkularına müdahale etmek zorunda kalması,…devamıKitabın en güzel yanı, büyük kahramanlıklara sığınmadan sadece etrafındaki insanları gerçekten görmenin ve küçük dokunuşların insanı nasıl dönüştürebileceğini göstermesi. Kendi hayatında hiçbir amacı olmayan Ed Kennedy’nin gizemli bir el tarafından yönlendirilerek başkalarının acılarına, yalnızlıklarına ve korkularına müdahale etmek zorunda kalması, hikayeye sadece polisiye bir merak değil, ciddi bir vicdani sorumluluk boyutu katıyor. Büyük kahramanlık anlatılarına girmeden, sadece yanımızdan geçip giden insanların görünmeyen yaralarına dokunmanın insanı nasıl dönüştürebileceğini göstermesi. Ed’in benden bir şey olmaz kafasından çıkıp sıradan birinin de başkalarının hayatında fark yaratabileceğini kanıtlaması, süssüz ve çok samimi bir umut veriyor. Okurken gerçekten beğendiğim bir kitap oldu.
yaaaaa çok tatlısınızzzz giddiinnnn kitabını 10.sınıfa okumuştum o da çok tatlıydı bazı sahneler mecbur kesilmiş sanırım ama bi tane sahne vardı o kesilmesin isterdim olsun ama canınız sağ olsun böyle de çok tatlı çerezlik ortaokulda watty okuyomul gibi hissettriyo eskiyi…devamıyaaaaa çok tatlısınızzzz giddiinnnn kitabını 10.sınıfa okumuştum o da çok tatlıydı bazı sahneler mecbur kesilmiş sanırım ama bi tane sahne vardı o kesilmesin isterdim olsun ama canınız sağ olsun böyle de çok tatlı çerezlik ortaokulda watty okuyomul gibi hissettriyo eskiyi yad ettik
Kitabın adı Avrupa'da Feminizm tarihi olsa daha mantıklı olabilirmiş. İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze değin (hatta 90lara kadar) Avrupa ülkelerinde feminizmin nasıl geliştiğini pek çok örnek vererek anlatıyor. Ancak feminizm ve kadınların toplumdaki yerini sadece Avrupa bazlı araştırmak ve öğrenmek özellikle…devamıKitabın adı Avrupa'da Feminizm tarihi olsa daha mantıklı olabilirmiş. İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze değin (hatta 90lara kadar) Avrupa ülkelerinde feminizmin nasıl geliştiğini pek çok örnek vererek anlatıyor. Ancak feminizm ve kadınların toplumdaki yerini sadece Avrupa bazlı araştırmak ve öğrenmek özellikle bizim topraklarımızda doğup büyümüş insanlar için çok da fayda sağlamıyor. Özellikle kadınların haklar elde edebilmek için kırılma noktasını burjuva kadınları ile işçi kadınları arasındaki ortak noktada buluşma olarak adlandırsa da bizim topraklarımızda aslında kadınlar Cumhuriyetle birlikte en dipten yükseldi. Kitapta özellikle bir veya iki yerde Müslüman kadınların durumunun batıdakilere göre daha iyi olduğunu belirtmiş, dinler tarihinin yozlaşmadan önceki zamanlarında bu dedikleri doğruydu çünkü İslam aslında kadınların erkeklerle eşit olabilmesi için dönemin şartlarına uygun kurallar getirmişti.
Yine kitabın son sözünde üçüncü dünya ülkelerinin gelişmesi için neler yapılabilir diye anlatmış ama pratikle örtüştüğünü düşünmüyorum.
Bu kitap hiç mi bir şey katmıyor? Hayır aslında pek çok bakış açısı geliştirmeme de sebep oldu, bu alana ilgiliyseniz okumanızı tavsiye ederim, kısa bir kitap.