Filmin puanı ne kadar düşük olsada ben baya beğendim.Hulk'un nasıl bu hale geldiği güzel işlenmişti.Ama Hulk'a çok üzüldüm onun yanında olan onu anlayan bir kişi bile yok hayatında.Yinede güzeldi önerilir.Marvel evrenine giriş için güzel bir film.
Spoiler içeriyor
"Hayvanlar insanlar gibi davranmaz. Savaşmaları gerekirse, savaşır; ve öldürmeleri gerekirse öldürürler. Ama oturup da zekalarını, diğer yaratıkların hayatlarını mahvetmek ve onları incitmek için yollar bulmaya harcamazlar. Saygınlık ve hayvanlıkları vardır." "Ölümü en büyük ceza gören, acı çekmek nedir bilmiyordur.." "Niye…devamı"Hayvanlar insanlar gibi davranmaz. Savaşmaları gerekirse, savaşır; ve öldürmeleri gerekirse öldürürler. Ama oturup da zekalarını, diğer yaratıkların hayatlarını mahvetmek ve onları incitmek için yollar bulmaya harcamazlar. Saygınlık ve hayvanlıkları vardır."
"Ölümü en büyük ceza gören, acı çekmek nedir bilmiyordur.."
"Niye insanlarda ateş eden siyah dallar var?
- Öldürmek içindir herhalde. Yok etmeyi büyük beceri sayıyorlar! Ama aslında dünyanın en kolay şeyi..
Görünürde bir hayvan hikâyesi gibi başlıyor ama izledikçe rahatsız edici ve düşündürücü insani hırs ve kaosun yansımasına dönüşüyor, tek fark bu duyguların insanlara ait olması ve bunu hayvanların canlandırması... Tavşan kolonileri arasındaki ilişkiler yalnızca hayatta kalma meselesi değil; aynı zamanda güç, liderlik ve üstünlük kurma mücadelesi haline geliyor. Bu noktada insanın aklına şu düşünce geliyor: Bu dünyada tavşan olmak bile zor.. Bazen insan, sadece bir canlı gibi yaşamak istiyor; düşünmeden, karmaşık ilişkilerin ve güç oyunlarının dışında kalmak istiyor. Çünkü bu anlatıda görülen düzen, oldukça sert ve yorucu. Çizgi filmlerde tavşanlar bize fazla sevimli, dertsiz tasasız, tek derdi havuç ve lahana yemek olarak gösteriliyor ama durum hiç de öyle değil sjsjsj Bir zamanlar çocukken bir tavşan olup kimsenin beni bulamayacağı bir tünel kazıp insanlardan uzaklaşmak gibi saçma sapan bir hayalim vardı fakat şimdi kurduğum bu hayalimden korktum iyi ki hayal olarak kalmış da gerçekleşmemiş sjsjs ne yalan söyleyeyim bu diziden sonra bana tavşanlar artık sevimli bile gelmiyor hepsinden teker teker korkmaya karar verdim sjsjsjs
Tavşan kolonileri arasında sürekli bir baskı, sömürü ve kontrol etme çabası var. Bu da sadece doğayı değil, insan toplumlarını da hatırlatıyor. Beni rahatsız eden şeylerden biri de bu: Hayvanlar üzerinden bile kurulan bu düzen, insana fazlasıyla tanıdık geliyor. O yüzden "insanlaşmış tavşanlar" hissi oluşuyor. Ancak burada asıl mesele hayvanların insan gibi olması değil; insanın kendi dünyasını her yerde yeniden üretmesi gibi duruyor. Gerçek hayatta tavşan kolonileri böyle midir bilmiyorum ama eğer böyleyse çok korkunç olmalı. Dizideki bu yapı, özellikle güç ilişkileri açısından oldukça sert bir tablo çiziyor. Koloniler içinde liderlik, hiyerarşi ve kontrol mekanizmaları açıkça hissediliyor. Burada bile dişi tavşanlar sömürülüyor, güçlü lider tavşanlar kendi menfaatleri için kullanıyor. Günümüz dünyasında zaten kadınlara yapılan her türlü kötülüğe şahit olduğumuz yetmiyormuş gibi basit bir tavşan dizisi gibi görünen bu yapımda bile dişi tavşanların da aynı kaderi yaşamaları açıkçası beni üzdü..! Neyse... Anlatıda zaman zaman "insanlaşmış hayvanlar" hissi oluşuyor. Ama bu aslında gerçek bir insanlaşma değil; insanın kendi duygularını hayvanlara yansıtma eğilimi gibi duruyor. Oysa hayvanlarda insanlardaki gibi planlı bir kin, nefret ya da uzun süreli bir düşmanlık düşüncesi olduğunu söylemek zor. Onların davranışları daha çok anlık ihtiyaçlara, korunmaya ve hayatta kalmaya dayanıyor. Yani İnşallah öyledir sjsjsj maalesef artık her şeyden şüphe duymaya ve korku dıymaya başladım..
Dizideki diğer önemli nokta ise cinsiyet rolleri üzerinden kurulan yapı. Dişi tavşanların burada çok belirleyici bir rolü var. Erkek tavşanlar daha çok hareket ve mücadele içinde görünürken, yaşamın devamı için gerekli olan alanı ve düzeni kuran taraf dişi tavşanlar oluyor. Çukur kazma, yuva oluşturma ve koloni düzeninin devamlılığı gibi işler onların varlığıyla mümkün hale geliyor. Bu da hikâyeye görünenden daha derin bir denge fikri ekliyor. Bu anlatı sadece bir hayvan hikâyesi değil; güç, düzen, korku ve hayatta kalma üzerine kurulmuş sert bir dünya. Ve izlerken insana şu soruyu sorduruyor: Böyle bir düzende gerçekten "hayvan olmak mı daha zor" yoksa "insan olarak var olmak mı?"
"Başkaları için kolayca açılan kapılar bana duvar gibi görünürdü. Asla bana ait olmasalar bile onların elimden alındığını düşündüm." Her bakımdan o kadar tatmin edici ve doyurucu bir diziydi ki bayıldım valla ya... Konusu, sinematografi, kıyafetler, tasarım, oyunculuk vs her şeyiyle…devamı"Başkaları için kolayca açılan kapılar bana duvar gibi görünürdü. Asla bana ait olmasalar bile onların elimden alındığını düşündüm."
Her bakımdan o kadar tatmin edici ve doyurucu bir diziydi ki bayıldım valla ya... Konusu, sinematografi, kıyafetler, tasarım, oyunculuk vs her şeyiyle tam ayarındaydı. Lüks ve Birkin çantalarla bezenmiş dünyanın ardındaki yaşananları, zenginler arasında dahi yaşanan hiyerarşiyi güzel bir şekilde anlatmış. Başrol Sarah Kim işte tüm burada devreye giriyor ve bu dünyaya ait olmak, yoksul hayatından sıyrılmak istiyor.
"Ortada bir mağdur yoksa bu nasıl dolandırıcılık?"
"Gerçek ile sahte ayırt edilemiyorsa, sahte gerçekten sahte midir?"
Bu mentaliteyle yola çıkan Sarah Kim'in çetrefilli, manipülasyon ve entrika dolu hikayesini izliyoruz. İşin içine dedektif vs girince 'Kanıt' tadında 8 bölümlük mini bir dizi ortaya çıkmış ve gayet kaliteli de olmuş.
Biraz araştırma yapınca çoğu kişinin de beğendiğini gördüm. Güney Kore'nin Oscar'ı sayılabilecek kadar önemli Baeksang Sanat Ödülleri'nde üç farklı daldan adaylık almış.
#2026
joo young lee için izledim ama ilk 40 dk beni sarmadı büyük ihtimalle her 5dk da bir iş için kalkmamdan dolayı ama sonraki kalan kısmını çok beğendim zaten bu kadının oyunculuğu muhteşemdi enerjisi de ama keşke bu kıza neşeli eğlenceli…devamıjoo young lee için izledim ama ilk 40 dk beni sarmadı büyük ihtimalle her 5dk da bir iş için kalkmamdan dolayı ama sonraki kalan kısmını çok beğendim zaten bu kadının oyunculuğu muhteşemdi enerjisi de ama keşke bu kıza neşeli eğlenceli komik bir gençlik lise dizisinde başrol olsa çok iyi olabilir weightlifting fairy Kim bok Joo da ki enerjik rolü çok tatlıydı öyle başrol olduğu bir yapıt izlemek isterim bunu da beğendim izleyin 9/10
Kimi düşler vardır, uğruna birçok şeyi kaybetmeyi göze alır insan, onlar gerçek olsun ister. Kimi gerçekler vardır, bir zamanlar yaşanmış olduğunu bildiği halde yine düş zanneder onları.
Yıllardır "ben de okuyacağım" diyip bir türlü öncelik haline getirmediğim, okumadan önce konusuna dair bilgi sahibi olmadığım ve olan fikrimi de sonuna kadar ters yüz eden bir kitap. Rahatsız edici ve tuhaf mıydı? Evet. Hoşuma gitti mi? Kesinlikle.