Filmin doğal bir şekilde akıyor olması, normalden uzun sürmesine rağmen önemli bir artı. Böylece sıkılmadan ve merakla izleyebiliyorsunuz. Haluk Bilginer'in yüz ifadesi, evet bu sağlık sorununa rağmen içimdeki boşvermişlik duygusuyla yaşayabiliyorum diyor. 10/9 veriyorum ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Serilerin ilk filmini izleyip yarım bıraktığım için yeni bir seriye başlamak yerine başladıklarımı tamamlamaya karar verdim. Geçen yıl nisan ayında Casino Royale'i izledikten sonra James Bond'a devam etmemiştim; ne ara bir yıl geçmiş hayret ettim.Casino Royale'i sevdiğimi hatırlıyorum, devam filmi…devamıSerilerin ilk filmini izleyip yarım bıraktığım için yeni bir seriye başlamak yerine başladıklarımı tamamlamaya karar verdim. Geçen yıl nisan ayında Casino Royale'i izledikten sonra James Bond'a devam etmemiştim; ne ara bir yıl geçmiş hayret ettim.Casino Royale'i sevdiğimi hatırlıyorum, devam filmi ona göre sönük kalmış. Burada da Eva Green'i aradım. Kendisini çok beğeniyorum, benim gözüme hitap eden bir güzelliği var; onun yerini doldurabilecek bir James Bond kızı olabileceğini sanmıyorum. Bu görüşümde ilk filmin kalitesi ve Daniel Craig ile uyumları da etkili.
Her gün bir şeytandır, her saat bir şeytandır, her dakika bir şeytandır ey dostlar. Kimse bunun farkına varmaz, kimse bunu yüksek sesle söylemez mi ? Her günün, her saatin, her dakikanın bizi daha az genç, daha az güçlü, daha az…devamıHer gün bir şeytandır, her saat bir şeytandır, her dakika bir şeytandır ey dostlar. Kimse bunun farkına varmaz, kimse bunu yüksek sesle söylemez mi ? Her günün, her saatin, her dakikanın bizi daha az genç, daha az güçlü, daha az edebi kıldığını size korkuyla hatırlatmak zorunda mıyım yani? Zamanın ölümünü, hayatın ölümünü, kurtarıcıları tanımayan ve yeniden doğuşları bilmeyen ölümü düşünerek sizi korkudan titretmek zorunda mıyım? Sizi hala bir kez daha korku ve endişeyle, çözecek kısa ipimiz, soluyacak az havamız, öpecek az dudaklarımız, yaratacak az anılarımız olduğunu söylemek zorunda mıyım?
Düşsel Konçerto s25
Ve o hastalık, ey Hamlet, o korkunç hastalık belki düşünce, belki içe bakış değil midir? Yoksa sen yapmak yerine, yapmak istediklerini ve yapmak zorunda olduklarını düşünen o adamlar familyasının hüzünlü kahramanı değil misin? Yoksa sen kelimeleri, ki onlar dişidir, eylemlere,…devamıVe o hastalık, ey Hamlet, o korkunç hastalık belki düşünce, belki içe bakış değil midir? Yoksa sen yapmak yerine, yapmak istediklerini ve yapmak zorunda olduklarını düşünen o adamlar familyasının hüzünlü kahramanı değil misin? Yoksa sen kelimeleri, ki onlar dişidir, eylemlere, ki onlar erkektir, tercih eden o yorgun ve kadınsı ruhlardan değil misin?
Düşsel konçerto s21
Bu kitap 1926-1930 yılları arasında Kürt milliyetçisi Hoybun Cemiyeti’nin Ermenilerin ve Fransızların desteğini alarak Ağrı İsyanı’nı başlatmasını ve Türkiye’nin doğu bölgesinde nasıl bir istikrarsızlık ile terör yarattığını belgeleriyle açıklamaktadır. Bir Kürt milliyetçisi olan ve amacı Türkiye’nin doğusunda Kürt devleti kurmak…devamıBu kitap 1926-1930 yılları arasında Kürt milliyetçisi Hoybun Cemiyeti’nin Ermenilerin ve Fransızların desteğini alarak Ağrı İsyanı’nı başlatmasını ve Türkiye’nin doğu bölgesinde nasıl bir istikrarsızlık ile terör yarattığını belgeleriyle açıklamaktadır. Bir Kürt milliyetçisi olan ve amacı Türkiye’nin doğusunda Kürt devleti kurmak olan Hoybun Cemiyeti’nin kurucularından biri ise Taşnak örgütü mensubu Vanlı bir Ermeni olan Vahan Papazyan’dır. Kitabın sonundaki belgeler kısmında Vahan Papazyan’ın Hoybun Cemiyeti’ne üyelik belgesi de bulunmaktadır. Ağrı İsyanı’nı başlatan kişi bir zamanlar Osmanlı ordusunda asker olan İhsan Nuri’dir. Ağrı İsyanı ile Hoybun Cemiyeti Ağrı, Van, Muş ve Bitlis gibi şehirleri kontrolü altına alarak Ağrı Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır. Bununla birlikte Erzurum’a kadar sarkarak vur-kaç taktiği ile birlikte Türk ordusuna saldırılar düzenlemişlerdir. Hoybun Cemiyeti’nin amacı Dersim bölgesine kadar nüfuz ederek Ağrı Cumhuriyeti adlı Kürt devletini kurmaktır. Ancak ne var ki bu isyan başlamadan önce Kürt milliyetçisi Hoybun Cemiyeti ile Ermeni milliyetçisi Taşnak örgütü kendi aralarında anlaşıp anlaşma metnine maddeler koymuşlardır. Buna göre isyan başarıya ulaştıktan sonra Ermenilerle Kürtler kendi yaşadıkları alandaki doğal sınırlara saygı gösterecekti. Doğrusu isyan başarıyla sonuçlansaydı Ermeniler için kutsal kabul edilen ve onlarca Ararat olarak kabul edilen Ağrı Dağı ve çevresini Ermeniler Kürtlere bırakır mıydı o konuda şüpheliyim doğrusu. Nitekim ben Ermenilerin Türklerden 1915 Ermeni Tehciri’nin intikamını almak için Kürtleri kullandığını düşünmekteyim. Zaten Ağrı İsyanı’nın başladığı yer ile Ermenistan stratejik konumdadır ve sınırdaştır. Ağrı Dağı Erivan’a Ağrı şehir merkezinden bile daha yakındır. Erivan şehrinden Ağrı Dağı çok net bir biçimde görünmektedir. Hoybun Cemiyeti’nin mensupları arasında Şeyh Said’in oğlu Mehdi ile kardeşi Ali Rıza da bulunmaktadır. Ağrı İsyanı’na destek için Irak’tan Barzani aşireti mensupları, İran’daki Simko aşireti ve Suriye’deki birçok Kürt aşiret mensupları gelmiştir. İsyanının bastırılmasının son evresi ise 1930’daki Zilan Ayaklanması’dır. Bu isyanın bastırılmasıyla Van’ın Erciş ilçesindeki Zilan Deresi’nde Cumhuriyet gazetesine göre 15 bin isyancı bozguna uğratılıp öldürülmüştür. Ermeni kaynakları ise bunu 5 bin olarak aktarmaktadır. Hoybun Cemiyeti’nin raporuna göre Ağrı İsyanı’nda 4 binden fazla Türk askeri öldürülmüştür. Ermeni kaynakları ise 2500 demektedir. İsyan Türk ordusu tarafından bastırılmadan önce Ankara hükümeti isyancılara birçok kez mektup yollayarak haklarında genel affın çıktığını ve silah bırakmaları gerektiğini dile getirse de isyancılar af talebini de kabul etmeyip isyanlarını sürdürdüler ve isyan kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Daha sonra Hoybun Cemiyeti kendilerini finanse eden Ermeni Taşnak örgütünün de maddi destek sağlamaması üzerine 1935 yılında dağılarak tarihe karışmıştır.
Ve evet, bende Boran Kuzum için diziyi izledim. Öncelikle dizi izlemekten nefret eden biri olarak kardeşimle birlikte izledik ve ancak öyle izleyebilirdim. Konu basit tahmin edilebilir bir ilk ört bölüm izliyorsunuz oldukça basit şakalar içeren bu dört bölümde dişinizi sıkarsanız…devamıVe evet, bende Boran Kuzum için diziyi izledim.
Öncelikle dizi izlemekten nefret eden biri olarak kardeşimle birlikte izledik ve ancak öyle izleyebilirdim. Konu basit tahmin edilebilir bir ilk ört bölüm izliyorsunuz oldukça basit şakalar içeren bu dört bölümde dişinizi sıkarsanız kalan dört bölüm nispeten daha akıcı ve daha tahmin edilemez oluyor. Arada bir de Boran Kuzum'u görüyorsunuz tabii. Boran'ın karakteri-Yusuf- çok yersiz sinirli herşeye çok agresif tepkiler veren bir insan. Tek bağırmadan insanlarla konuştuğu an sanırım havuz kenarında Morgan ile konuşması olmuştu.
Üst üste diyaloglar bazen çok sıkıcı da geldi işin aslı. Ancak komik yan karakterlerde vardı ve sondaki hikayenin ters köşesi de benim için en azından tahmin edilemez oldu. Bu hoşuma gitti de.
Dizi yarım saatlik sekiz bölümden oluşuyor. Ben zaman kaybı demem en azından bir Türk oyuncuyu yabancı bir yapımda izlemekte güzeldi.
Benim için: 6.5/10
🚚(GET THE FU€K BACK IN THE TRUCK)
Çok hoştu.İkilinin uyumunu beğendim.Sadece ilişki olarak değil insanın kendi olabilmesi ve bu haliyle destekleyenlerin olması özellikle son sahnede beni duygulandırdı.