"Zombi , salgın ve kıyamet sonrası" konusunu farklı bir şekilde işlemiş, Rus yazar Yana Vagner'in Vongozero adlı romanına dayanmaktadır. İlk sezonu çok beğendim. 2. Sezon için çok iyimser olmayacağım.
Spoiler içeriyor
Art arda çocuk cinayetleri işlenir. Deliller katilleri bulsa da katiller o saatte başka bir yerdedir. Görgü tanıkları vardır. Aynı anda iki yerde mümkün olamayacagımıza göre bu çocukları öldüren kimdir ? Bu sorunun cevabını ararken katil sanılan insanların ölümünde de şahit…devamıArt arda çocuk cinayetleri işlenir. Deliller katilleri bulsa da katiller o saatte başka bir yerdedir. Görgü tanıkları vardır. Aynı anda iki yerde mümkün olamayacagımıza göre bu çocukları öldüren kimdir ?
Bu sorunun cevabını ararken katil sanılan insanların ölümünde de şahit oluyoruz. Polis memuru Ralph bundan rahatsız oluyor ve kendisini sorgulamaya başlıyor. Bu şekilde de dava Holly Gibnes ile yurutulmeye başlanıyor. Holly o anı tekrar tekrar zihninde canlandıran özel güçlere sahip birisi. Dava olağanüstü yerlere gidiyor ve El Coco adlı çocuklarla beslenen tarihi bir yaratıya çıkıyor. Bu kendisine bazı insanları seçip onlarla temas kuruyor ve onların şekline bürünüyor. Ardından da bu çocukları yiyerek besleniyor ve suçu masum insanlara atıyor. Bu suçluyu yakalamayı ele alan korku dizisi gayet yerindeydi. 7/10.
Issız ada, gıcık patron ve kafayı yiyen eleman! Tam bir kaos ortamı bro. Biri ayakta kalma derdinde, diğeri devreleri yakmış. Fena geriyor ama makara da havada uçuşuyor, kaçırma derim!
Spoiler içeriyor
Irkçılığın dibine vurulduğu dönemi hem ağlatıp hem güldürerek anlatmışlar. Hizmetçi ablaların intikamı fena; özellikle o meşhur turta sahnesini izlerken kahkaha atmamak imkansız! Mutlaka şans verin, fena sarıyor.
Ben ne izliyorum dedim tüm film boyunca .Konusu klişe içine eklediği garip sahnelerle(yani izleyen anlar birkaç kere öğürdüm) adını duyurmuştur diye düşünüyorum.
Baştan sona temposunu kaybetmeyen son derece akıcı bir kurguya sahipti. Oyuncu kadrosu nokta atışı seçilmiş; özellikle Christian Bale’in o yorgun, derinlikli dedektif portresi ve Edgar Allan Poe’ya hayat veren Harry Melling’in performansı filme inanılmaz bir atmosfer katmış. Açıkçası izlerken "Tamam,…devamıBaştan sona temposunu kaybetmeyen son derece akıcı bir kurguya sahipti. Oyuncu kadrosu nokta atışı seçilmiş; özellikle Christian Bale’in o yorgun, derinlikli dedektif portresi ve Edgar Allan Poe’ya hayat veren Harry Melling’in performansı filme inanılmaz bir atmosfer katmış. Açıkçası izlerken "Tamam, ben bu olayı çözdüm, hikaye şuraya gidiyor" dediğim anlar oldu ama senaryo finalde öyle bir ters köşe yaptı ki kendimi tamamen yanlış iz üzerinde yürürken buldum. Kasvetli atmosferi, dönemi hissettiren yapısı ve beklenmedik sonuyla kesinlikle zaman ayırmaya değen, bittiğinde de bir süre üzerine düşündürten başarılı bir yapım olmuş.
beklentimin cok cok altindaydi herhangi bir tv dizisi izlemekle ayni sey neredeyse birkac mustehcen sahne ve halusinasyon goruntusu disinda hicbir fark yok. konu isleyisini keske erkek ve kadin dinamiginden cikarip iki kadin ve bebek dinamiginde izleseydik
Spoiler içeriyor
Yaanii çok beğenilen bir animeymiş o yüzden büyük bir hevesle izledim fakat çok mu beklentiliydim acaba bilmiyorum, beklentimi karşılamadı. Gerçi izlediğim dönemden de kaynaklanıyor olabilir çok odaklanarak izlemedim, sürekli molalar verdim o yüzden hep kesildi falan. Bir de anladığım kadarıyla…devamıYaanii çok beğenilen bir animeymiş o yüzden büyük bir hevesle izledim fakat çok mu beklentiliydim acaba bilmiyorum, beklentimi karşılamadı.
Gerçi izlediğim dönemden de kaynaklanıyor olabilir çok odaklanarak izlemedim, sürekli molalar verdim o yüzden hep kesildi falan. Bir de anladığım kadarıyla Japon kültürü ve Şinto inancından esintiler de vardı yani onları bilerek izleyince daha anlamlı olabiliyormuş.
Bir de ben en son Miyazaki'den Gökteki kale'yi izlediğim için o tarzda hareketli bi film izleyeceğim sanmıştım kendimi buna hazırlamıştım onun da etkisi olabilir.
Bu arada tekrar belirteyim kötü bir anime değil hatta çok derin bir anime fakat dediğim şeylerden de kaynaklı çok aşırı sevemedim ama tatlıydı çizimleri ve karakterleri harikaydı.
Bir de şu ana kadar Miyazaki'den izlediğim animelerde hep çirkin lanse edilen yaşlı kadınlar var, onun nedenini merak ettim. Önce düşman gibi görünüyorlar fakat sonradan ana karaktere yardımcı rolü üstleniyorlar. Yani ilk başta o yaşlı karakteri sevmesek de sonradan sevebiliyoruz. Acaba bu, küçükken gelenekselliğin gözümüze kötü görünmesi ve büyüdükçe buna alışmamız ve büyüklerin yol göstermesine, bilgeliğine ihtiyaç duymamızla alakalı olabilir mi diye düşünmüştüm. Sonuçta Japonlar geleneğine bağlı bir millet yaa.. kafadan attım ama bence bir ilgisi var.
İzlediğim üç filmde de karikatürize edilen karakterler hemen hemen aynıymış gibi geldi ya küçük bir kız, onu yanında olan erkek karakter ve yaşlı bir düşman he bir de canlı bir nesne. Genelde o canlı nesne daha çok ilgimizi çekiyor mesela buradaki de No Face'ydi
Burada No Face, daha çok açgözlülük ve aşırı tüketimle ilişkilendirilmiş. Hamamdayken Chihiro ona merhamet gösterdiği için No Face ona bağlanmış ve bir süre ona yardımcı olmuştu fakat diğerleri onu korkuyla karşılamıştı fakat altın verdiğini fark ettiklerinde No Face onları tüketmeye başlamış ve ne kadar altın verirse o kadar ilgi göreceğini fark etmişti bu onu daha saldırgan ve durdurulmaz bir hale getirmişti.
Miyazaki bu karakter için "No Face, gerçekte ne düşündüğünü, ne yapmak istediğini bilmediğimiz, yüz ifadesi hiç değişmeyen, başka birini ele geçirmek isteyen, kendilik duygusu olmayan kişileri ifade eder. Çevremizde pek çok insanın aslında No Face olduğunu söyleyebilirim." diye bir açıklama yapmış. Aslında izleyince o kadar anlamlı gelmemişti sadece her şeyi tüketiyordu, tükettiği kişilerin seslerini alıyordu diye fark etmiştim ama bu açıklamayı okuyunca karaktere bakışım değişti.
...
Filmde küçük bir kız çocuğu olan Chihiro, ailesiyle birlikte yeni evlerine taşınmak için yola çıkıyorlar fakat babası kestirme diye farklı bir yoldan giderken karşılarına bir tünel çıkıyor. Her ne kadar Chihiro istemese de annesi ve babası durup etrafı keşfetmeye başlıyor ve tünelin sonunda yiyeceklerle dolu bir restoran buluyorlar. Sahipsiz görünen restoranda parasını sonra öderiz diyerek yiyecekleri tüketmeye başlıyorlar. O sırada Chihiro etrafı gezmeye başlıyor ve geri döndüğünde annesi ve babasının domuza dönüştüğünü görüyor.
Ne yapacağını bilemeyen Chihiro Haku'yla karşılaşıyor ve onun yönlendirmesiyle bir hamamda iş bulmaya çalışıyor.
İşte Yubaba'nın yanında da bi şekilde işe başlıyor. Yubaba ise onu kontrol edebilmek için gerçek ismini değiştirip bundan sonra ona "Sen" diye hitap edileceğini söylüyor. Bu da aslında zamanla onun geçmişini unutmasına ve Yubaba'ya bağlanmasına sebep oluyor. Yani eğer ismini, kimliğini unutursan ruhlar dünyasından çıkamazsın.
Haku da Yubaba'ya bağlı çalışan öğrencisi gibi bir şey. Normalde beyaz bir ejderhaya dönüşebilen Nehir Tanrısı'ymış fakat nehiri apartmanlar inşa edebilmek için doldurdukları için evsiz kalmış bu yüzden büyü ve sihir öğrenip güç kazanmak için Yubaba'nın yanında çalışmaya başlamış, gerçek ismini de unutmuş. Yubaba da Haku'ya yardım etmek yerine onu köle gibi kullanıp yönetiyor hatta Yubaba'nın ikiz kardeşi Zeniba'dan da altın mührünü çalmasını istiyor ve Haku bu mührü aldığı için Zeniba tarafından lanetleniyor.
Neyse Chihiro da bir şekilde Haku'ya yardım ediyor falan.
Aslında verdiği mesajlar güzel, anlamlı ama ne biliyim yaa olaylar ve olaylar arasında kurulan bağlantı çok ilgimi çekmedi. Yani bir tutarsızlık varmış gibi hissettim ama soft ve tatlı bir animeydi tabii.
Mesela küçükken Chihiro bir nehre düşmüş ve boğulma tehlikesi geçirmiş o sırada Nehir Tanrısı onu kurtarmış ve bu Nehir Tanrısı Haku'ymuş falan ne alaka?
Bu animeyi beğenen çok beğeniyor beğenmeyen de hiç beğenmiyormuş. Ben ortalarda bir yerlerdeyim her ne kadar benlik olmasa da güzeldi. Müziği de hoştu, çizimleri de sonuçta Oscar bile almış bir film. Ama benlik değil. Ya da bilmiyorum belki de sonradan izlersem hoşuma gider.
Bilemiyorum ne izledim,genç birisinin görünür olmak sevilme isteği ile kendisinin asla ne istediğini anlamadagim bir diğer ana erkek karakerin arasında geçen yılları kapsayan bir saplantılı aşk hikayesi gibi ,ama kitabini aldim okuyacagim belki fikrimde oynama olur bilemiyorum yine de emeğe…devamıBilemiyorum ne izledim,genç birisinin görünür olmak sevilme isteği ile kendisinin asla ne istediğini anlamadagim bir diğer ana erkek karakerin arasında geçen yılları kapsayan bir saplantılı aşk hikayesi gibi ,ama kitabini aldim okuyacagim belki fikrimde oynama olur bilemiyorum yine de emeğe saygi diyeyim.