bir ilişkiyi daha ne kadar mahf edebilirler bilmiyorum ama bu dizi çekilcek çile değil. oyunculukları berbat dizi sarıyor ama çok yapmacık ilerliyor, berbat yapmışlar bence ilişkiyi anlatan en güzel dizi ilk ve sondu..
Bu sene izlediğim 🫧 73 𝐈̇𝐬𝐦𝐢𝐧 𝐜̧𝐨𝐤 𝐨̈𝐧𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐨𝐧𝐮 𝐮𝐧𝐮𝐭𝐮𝐫𝐬𝐚𝐧 𝐤𝐢𝐦𝐥𝐢𝐠̆𝐢𝐧𝐢 𝐤𝐚𝐲𝐛𝐞𝐝𝐞𝐫𝐬𝐢𝐧. Fıstığımla beraber başladık ama dışarıda izlediğimiz için pek anlayamadık o yüzden evde tek devam ettim onunla da daha sonra tekrar izleyeceğiz. Şahsi fikrim o evrende bir kere olsun…devamıBu sene izlediğim 🫧 73
𝐈̇𝐬𝐦𝐢𝐧 𝐜̧𝐨𝐤 𝐨̈𝐧𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐨𝐧𝐮 𝐮𝐧𝐮𝐭𝐮𝐫𝐬𝐚𝐧 𝐤𝐢𝐦𝐥𝐢𝐠̆𝐢𝐧𝐢 𝐤𝐚𝐲𝐛𝐞𝐝𝐞𝐫𝐬𝐢𝐧.
Fıstığımla beraber başladık ama dışarıda izlediğimiz için pek anlayamadık o yüzden evde tek devam ettim onunla da daha sonra tekrar izleyeceğiz.
Şahsi fikrim o evrende bir kere olsun bulunmak isterdim ama muhtemelen az yaşardım wşflwşfwşşds, film başlarında aksiyonu güzel versede sonlara doğru duygular sizi ele geçiriyor, başta aşk ve sevgiyi hissetmiyorsunuz çünkü kapılmış full odak değişik canavarları izliyorsunuz ardından hikaye açıla açıla sizi baş ikilimizin aşkına yönlendiriyor, ana fikir olaraksa bence asıl kötü sandığın kişi kötü olmayabilir ve iyi olduğunu sandığın kişide iyi olmayabilir yani sonuç olarak babana bile güvenmeyeceksin ŞWDŞŞFİR9ŞWDŞQŞDĞWĞD
Yüzsüz olan çok tatlı ya ıkınır gibi ses çıkartıyor garibim...
Dost çevresinin ve ailenin çocuk yaşta insana nasıl etki ettiğini, hem olumlu hem olumsuz yönleriyle ama daha çok olumsuz taraflarıyla gösteren çok iyi bir filmdi. Genel bir hikâye neredeyse yok. Epizodik şekilde ilerliyor. Ama bu durum sıkıcılık değil, aksine gerçekçilik…devamıDost çevresinin ve ailenin çocuk yaşta insana nasıl etki ettiğini, hem olumlu hem olumsuz yönleriyle ama daha çok olumsuz taraflarıyla gösteren çok iyi bir filmdi.
Genel bir hikâye neredeyse yok. Epizodik şekilde ilerliyor. Ama bu durum sıkıcılık değil, aksine gerçekçilik katıyor ve bu da filmi daha etkileyici yapıyor. Film 4:3 formatta, eski kamera hissiyle çekilmiş. Nostalji duygusunu sonuna kadar veriyor. Ama mesele sadece nostalji değil; atmosfer o kadar güçlü ki realizm daha çok öne çıkıyor.
Diyaloglar ve oyunculuklar çok doğal ve gerçekçi. Özellikle başroldeki çocuğun performansı çok güçlü. Stevie, babasız büyüyen ve zamanının çoğunu sokakta geçiren 13 yaşında bir çocuk. Abisiyle ilişkisi oldukça problemli. Annesi de çalıştığı için Stevie ile yeterince ilgilenemiyor. Bu da Stevie’de ciddi bir aidiyet boşluğu yaratıyor. Bir yere ait olmak, artık çocuk olmamak istiyor. Ama erken büyümeye çalıştıkça, çocuk aklıyla yaptığı yanlışları doğru zannediyor.
Film bu çizgide devam ediyor ve hayatın içinden olması hissi onu daha çarpıcı kılıyor.
Olumsuz taraflarına gelirsek, film ne kadar gerçekçi olsa da anlatmak istediğini tam olarak aktaramıyor. Arkadaş çevresi filmin büyük bölümünde zararlı ve yıkıcı olarak gösteriliyor ama sonda bunu “iyi dostluk” gibi sunuyor. Bu da ton açısından bir çelişki yaratıyor.
Öte yandan Stevie’nin alkol, sigara hatta uyuşturucu kullanımı gösteriliyor ama bunun gerçek sonuçları neredeyse hiç yok. Bu da filmin kurduğu realizme zarar veriyor.
Gidişat ve fikirlerin işlenişi daha keskin ve daha net olsaydı, film çok daha güçlü olabilirdi.
Güzellik algısının uç noktalara taşındığı bu film, karşımıza alışılmışın dışında bir bakış açısıyla çıkıyor. Külkedisi’nin o “doğal ve kusursuz” güzelliğinin karşısında, hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşiyoruz. Film, bir insanın kendini sevdirmek ve beğendirmek uğruna ne kadar ileri gidebileceğini, hatta bunun için…devamıGüzellik algısının uç noktalara taşındığı bu film, karşımıza alışılmışın dışında bir bakış açısıyla çıkıyor. Külkedisi’nin o “doğal ve kusursuz” güzelliğinin karşısında, hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşiyoruz. Film, bir insanın kendini sevdirmek ve beğendirmek uğruna ne kadar ileri gidebileceğini, hatta bunun için kendini yok etmeyi bile göze alabileceğini sorgulatıyor.
İlk bakışta bu düşünce çoğu kişiye abartılı ve gereksiz gelebilir. Ancak etrafımıza dikkatlice baktığımızda, insanların kendilerini sürekli değiştirmeye çalıştığı, kusursuzluk uğruna kusurlarını yok etmeye odaklandığı bir dönemde yaşadığımızı fark ediyoruz. Öyle ki, artık kusurun bile kusursuzluk sayıldığı bir çağın içindeyiz.
Hayat bazıları için çok kısa, bazıları için ise oldukça uzun. Asıl mesele ise bu zamanı nasıl geçirdiğimiz: Kendi istediğimiz gibi yaşayarak mı, yoksa başkalarının bizi nasıl gördüğünü düşünerek mi? Film tam da bu noktada izleyiciye güçlü bir sorgulama sunuyor.
Bu hikâyeyi klasik Külkedisi perspektifinden değil, üvey kardeşi Elvira’nın gözünden izlemek ise filme farklı ve taze bir anlatım katmış. Alışılmış masalın ters yüz edilmesi, filmi daha da dikkat çekici hale getiriyor.
Genel olarak farklı düşünülmüş ve cesurca işlenmiş bir yapım. Benim puanım: 7/10.
▪️Kalabalıklar daima tehlikelidir. İçlerinde mutlaka ruhlarını ucuza satan alçaklar bulunur. ▪️On dört yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur. ▪️Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç...…devamı▪️Kalabalıklar daima tehlikelidir. İçlerinde mutlaka ruhlarını ucuza satan alçaklar bulunur.
▪️On dört yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur.
▪️Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç...
▪️Hayattaki en güzel mutluluk sevildiğinden emin olmaktır.
Gerçekten harika bir diziydi. Bana çok hitap eden, sürükleyici ve içine çeken, harika işlenmiş bir intikam hikayesi izledim. Sanırım çok uzun zamandır kötü karakter izlerken her bakışımda bu kadar sinirlendiğim bir karakter olmamıştı. Yeon-jin o kadar berbat biri ki, gerçekten…devamıGerçekten harika bir diziydi. Bana çok hitap eden, sürükleyici ve içine çeken, harika işlenmiş bir intikam hikayesi izledim. Sanırım çok uzun zamandır kötü karakter izlerken her bakışımda bu kadar sinirlendiğim bir karakter olmamıştı. Yeon-jin o kadar berbat biri ki, gerçekten izledikçe ondan nefret ettim ama oyuncu karakteri çok iyi canlandırmış. Moon Dong-eun'un sonunda o pisliklerin hepsini birbirine kırdırması ise muhteşemdi!
Zweig okumayalı çok olmuştu. Onu kısa öykü kitaplarıyla sevdim ama sanki bu kitabı Zweig yazmamış gibi farklı bir yazar okur gibiydim böyle masalsı bir anlatım, devrik cümleler ama şiirsel. Shakespeare okuyor gibi oldum bir oturuşta bitecek akıcılıkta. Buradan biri önermişti…devamıZweig okumayalı çok olmuştu. Onu kısa öykü kitaplarıyla sevdim ama sanki bu kitabı Zweig yazmamış gibi farklı bir yazar okur gibiydim böyle masalsı bir anlatım, devrik cümleler ama şiirsel. Shakespeare okuyor gibi oldum bir oturuşta bitecek akıcılıkta. Buradan biri önermişti sağ olsun, çok sevdim bu kitabı da. Gerçekten çok bilinmeyen bir kitabı, neden popüler olmadı anlamadım.
Ünlü bir savaşçının bilmeden kardeşini öldürmesiyle kendi içinde yaptığı yolculukların, hesaplaşmanın hikâyesini bir masal gibi anlatmış Zweig, bazen doğru sandığımız ya da doğru olduğunu düşündüğümüz davranışlar bir başkası için zulümdür. Kendi davranışlarımız hakkında da uyarıcı, düşündürücü bir kitap. Benim gibi gözden kaçırdıysanız okuyunuz.