Farklı bir filmdi 👍 Frankestain'in Gelini 😱 Jessie Buckley yine Harikaydı 😍 Bayılıyorum Bu Kadına ❤️ Christian Bale ise Frankestein rolünde ise oldukça tuhaftı 🤔
Yaşantısı yalnızca kitaplardan ibaret bir adam, güçlü hafızası sayesinde Viyana’da kitaplara ilgi duyan herkesin ihtiyacı olan biri, yaşayan kütüphane. Polonya-Rusya sınırında doğmuş olması nedeniyle düşmanla iş birliği içerinde olduğu düşünülerek haksızlıkla karşı karşıya kalır. İyi okumalar. *14 Nisan salı 2026*
“Uzun yıllar Anton’la ilgili bir şey duymadım. Fakat bence onun hakkında endişelenmeye hiç gerek yok: Çünkü Tanrı onu hiçbir zaman terk etmeyecektir, hele insanlar hiç.”
yılgın bakışlarının ardına bakıyorum. göz yaşlarına boğulmuş, hayattan kopmak üzere olan kesik duygularını görüyorum. inanmak ve direnmenin arasında kalan bu beden, verdiği her savaşta güçlenmiş. güçlenmiş ki, hâlâ dimdik ayakta, hâlâ capcanlı. sen, ben, biz insanız. iç dünyamızda savaş verirken,…devamıyılgın bakışlarının ardına bakıyorum.
göz yaşlarına boğulmuş,
hayattan kopmak üzere olan
kesik duygularını görüyorum.
inanmak ve direnmenin arasında kalan bu beden,
verdiği her savaşta güçlenmiş.
güçlenmiş ki,
hâlâ dimdik ayakta,
hâlâ capcanlı.
sen, ben, biz insanız.
iç dünyamızda savaş verirken,
canımızdan olabiliriz.
ama sonra bir bakarsın ki,
nefes alabiliyorum!
ey ruhum, ey kalbim!
yenilmemişim!
şimdilerde bana düşen,
şiddetli rüzgar arasında
çiçekler gibi savaş verip,
kopmamak.
hayata tek elimle de olsa,
inat bir şekilde tutunmak.
ey kalbim, kendi serüvenini kurtarmak isterken,
elinde ki bu kan da nedir?
bu kan,
ruhuma ait bir pis kan!
bu kan,
içimi istila eden,
içimde ölecek kadar zayıf,
ama ruhumu deşecek kadar güçlü olan duyguların kanı!
ben bitmedim,
ben başlıyorum,
ben büyüyorum,
ben yaşıyorum.
ben, ben miyim,
yoksa ben,
ben mi olacağım?
kaygiliyildiz
15.04.26
İhya'nın okumaya devam ettiğim bir başka kitabı ölüm ve ötesi. Gazzali bu kitapta da ölümün zuhur etmesinden cennet-cehenneme varışa dek gerçekleşenleri hadisler ve ayetler ile destekliyor. Belli başlı bölümlerde de kendi düşünceleri heyecanlı bir üslupla dile getiriyor. Örneğin dünya sevgisi…devamıİhya'nın okumaya devam ettiğim bir başka kitabı ölüm ve ötesi. Gazzali bu kitapta da ölümün zuhur etmesinden cennet-cehenneme varışa dek gerçekleşenleri hadisler ve ayetler ile destekliyor. Belli başlı bölümlerde de kendi düşünceleri heyecanlı bir üslupla dile getiriyor. Örneğin dünya sevgisi başlığının altında yazdıkları böyleydi.
Eser çarpıcı çünkü konu ölüm. Sağınızda solunuzda gördüğünüz o tüm beşeriyatın sizde mâna bulma sebebi olan ölüm. Dolayısıyla sonlu olanı sonsuz olana yeğleyince ehemmiyeti daha da artıyor insanda. Bu da ahirette cennet ehlinden olmanızın önüne geçiyor.
Bu aralar dine dair birçok konuda Allah'ın ve Resûlunun "kalp" vurgusunu neden çokça yaptığını düşünüyorum. Akıl değil, kalp. Bana kalırsa bizim yanlışlarımızdan biri çokça aklı merkeze aldığımız bir yaşamın doğru olduğuna inanmamız. Kalp ne peki? Kalple mi düşünürüz? Hayır tam olarak öyle değil. Dilin çaresiz ve işe yaramaz kaldığı yerlerde( bence bu hakikat bilgisi) kalp ile kavrar insan. Zira dil yanıltıcıdır, imdir çoğunlukla. Allah, cennet, cehennem deyince bir şey tasavvur ediyor değil de daha çok bir şey hissediyoruz gibi. Hadislerde de çokça geçer: asla tahayyül edemediğin bir cennet cehennem vardır. Bunun denilme sebebi günlük dil ile cennet cehennem tasavvuru içinde olmamız. Ağaçlar elmalar armutlar... Olgular aslını yanlızca kalpte tezahür ettirir. Neyse, konu saptı.
Yaşamı çok ciddiye almayın. Günlük eylemlerimizin çoğu elimizde değil. Kadere iman edin, Allah'a tevekkül edin ve dünyanın bir yerinde kanat çırpan kelebeklerin yaşamınıza olumlu tesir etmesi için dua edin. Alın size hayat kaygısına karşı yatıştırıcılardan daha makul bir çözüm:)
Karanlığın İçinde Parlayan Bir Dostluk Bazen bir film, yalnızlık duygusunu bu kadar sıcak ve bu kadar görkemli anlatabilir mi diye düşündürüyor insana… Project Hail Mary, uzayın sonsuz karanlığını sadece bir fon olarak kullanmıyor; o boşluğu, karakterin iç dünyasıyla bütünleştirerek gerçekten…devamıKaranlığın İçinde Parlayan Bir Dostluk
Bazen bir film, yalnızlık duygusunu bu kadar sıcak ve bu kadar görkemli anlatabilir mi diye düşündürüyor insana… Project Hail Mary, uzayın sonsuz karanlığını sadece bir fon olarak kullanmıyor; o boşluğu, karakterin iç dünyasıyla bütünleştirerek gerçekten hissettiriyor.Project Hail Mary, yönetmen koltuğunda Phil Lord ve Christopher Miller ikilisini taşırken, başrolde Ryan Gosling’i izliyoruz. Gosling burada sadece bir astronotu oynamıyor; korkuyu, umudu ve yalnızlığın içindeki o kırılgan mizahı çok sade ama etkili bir şekilde hissettiriyor.
Filmin sinematografisi ise başlı başına bir deneyim. Soğuk mavi tonlar, steril uzay gemisi ışıkları ve o devasa boşluk hissi… Kamera çoğu zaman karakteri küçültüyor, evreni büyütüyor. Özellikle geniş planlarda hissedilen o yalnızlık duygusu, yakın planlarda yerini insanın iç dünyasına bırakıyor. Işık kullanımı, karanlıkla kurduğu denge ve uzayın neredeyse sessizliğini görsel olarak hissettirmesi, filmi sadece izlenen değil yaşanan bir deneyime dönüştürüyor.
Ama filmin asıl kalbi… o “taş uzaylı.” Rocky. İlk başta tuhaf, hatta biraz komik gelen Rocky; zamanla filmin en güçlü duygusal bağlarından birine dönüşüyor. Onun mekanik sesi, farklı iletişim biçimi ve fiziksel yapısı, aralarındaki ilişkiye hem mizah hem de eşsiz bir sıcaklık katıyor. Özellikle birlikte çözüm üretmeye çalıştıkları anlar… hem eğlenceli hem de inanılmaz samimi.
İki farklı tür, iki farklı dünya… ama aynı yalnızlık. Aynı hayatta kalma isteği. Ve belki de en önemlisi: aynı dostluk ihtiyacı. Film ilerledikçe fark ediyorsun ki bu sadece bir kurtuluş hikâyesi değil; bu, tamamen yabancı bir varlıkla kurulan en saf bağın hikâyesi. Güvenmenin, birlikte öğrenmenin ve bir başkasında kendini bulmanın hikâyesi. Hem güldüren, hem içini hafifçe sızlatan ama en çok da kalbine dokunan bir film.
biraz ağır bir kitap sonuçta iktisat tarihi çok fazla veriler sayılar grafikler var ama okuması zevkli bence osmanlının son dönemlerinden şuanki iktidara kadar olan Türkiye ekonomisini okuyorsunuz. dönemden döneme ayırmışlar. devletçi ekonominin ne kadar önemli olduğunu da görürsünüz 8/10