Bana guzel akici ağır dram içermeyen kitap önerebilir misinizzz Bi kac kitap var okuyacağım ancak duygusal içeriğe sahip oldukları icin bünyemi hazırlayamıyorumm
Savaş sahneleri kesinlikle harika. Ancak filmin tamamında olay örgüsü bana gerçekçi gelmedi ve biraz propaganda malzemesi olduğunu düşündüm. Yani, bir annenin isteği uğruna birçok yetenekli askerin canını riske atacak bir kararı nasıl verebilirler ki? Tom Hanks'i hiç sevmem, onun da…devamıSavaş sahneleri kesinlikle harika. Ancak filmin tamamında olay örgüsü bana gerçekçi gelmedi ve biraz propaganda malzemesi olduğunu düşündüm. Yani, bir annenin isteği uğruna birçok yetenekli askerin canını riske atacak bir kararı nasıl verebilirler ki?
Tom Hanks'i hiç sevmem, onun da tesiri olabilir.
Spoiler içeriyor
Taarruz sahnesi, 50'lerde çekilmiş bir film için harikaydı. Ayrıca, siperlerdeki askerlerin ruh hali mükemmel bir şekilde gösterilmişti. Özellikle subay-er çatışması ilgi çekiciydi. Bu arada olaylar Fransız ordusunda geçiyor. Kubrick'in neden senaryo için İngiliz ordusunu seçmediğini merak ediyorum. Belki de Anglo-Sakson…devamıTaarruz sahnesi, 50'lerde çekilmiş bir film için harikaydı. Ayrıca, siperlerdeki askerlerin ruh hali mükemmel bir şekilde gösterilmişti. Özellikle subay-er çatışması ilgi çekiciydi. Bu arada olaylar Fransız ordusunda geçiyor. Kubrick'in neden senaryo için İngiliz ordusunu seçmediğini merak ediyorum.
Belki de Anglo-Sakson dünyasının eleştirilerinden kaçınmak ve 1. Dünya Savaşı yıllarındaki ordulara genel hatlarıyla benzetmek istedi ve günah keçisi olarak Fransızları seçti. Ancak bu tür eleştiriler için Almanları seçmemesi bile çok farklı ve dikkat çekici. Bence "bizim tarafımız da melek değil, bizim aramızda da kötüler olabilir" demek istiyor. Filmin bu öz eleştirisini beğendim. En etkileyici sahnelerden biri, iki askerin vurulduklarında vücutlarının hangi bölgesinin daha çok acıyacağı konusunda tartıştıkları sahneydi. Sonunda, içlerinden biri "tek bildiğim kimsenin ölmek istemediği" diyor; bu çok kısa ve anlamlı bir söz. Kendi birliklerine ateş açmaya niyetli general gerçekten tam bir alçaktı. Ondan sonra, kendi erini el bombasıyla öldüren ve onbaşıya susması için şantaj yapan teğmen Roger, ikinci en büyük ahlaksızdı. Mahkeme sahnesi de harikaydı. Küçük bir zayıf nokta ise Kirk Douglas'ın Fransız albay rolündeki performansıydı. Oyunculuğu gerçekten çok iyi, buna hiçbir itirazım yok ama onun yerine Fransız bir oyuncu oynayabilirdi. Örneğin, generali canlandıran oyuncu gerçekten bir Fransız gibi görünüyordu yani topolojik olarak.
Albaya göre daha ılımlı ve dostane olan generalin tek ve asıl amacı, askerlerin hayatlarını değil, kamuoyunun -gazetelerin ve politikacıların- onayını almaktı. Onları umursamıyor bile. Bu çok ilginç. İlk bakışta iyi bir insan gibi görünüyor ama adım adım aslında iyi bir karakter olmadığını görüyorsunuz.
Ayrıca, Kubrick filmi bilerek siyah beyaz yapmış, bu da ilginç bir nokta. General "Albayım, adamlarınız çok iyi öldüler" dediğinde resmen ağız dolusu küfrettim. Zavallı askerler onun saçmalıkları yüzünden idam edildi ve o bundan bir şaka gibi bahsediyor! Ne biçim bir alçak bu? Durun, "ılımlı general" herkesten çok daha kötüydü. Tüm bu rezaletten sonra Albaya rütbesinde terfi vermek istedi. Ahlaki çöküş bir film olsaydı, kesinlikle bu film olurdu.
Hulâsa, Kubrick'in başyapıtlarından biri. Bu adam gerçekten de bu sanatın, sinema sanatının en iyisiydi. Kurosawa ile beraber ikisi bu işin pirleri.
Açıkçası benim izleme sebebim Theo James idi. Kendisi aksiyon kadar dönem dizilerine de çok yakışıyormuş🤌🏼 Ve ilk sezonu da gayet güzel buldum. Sadece şunu bilmeniz gerekiyor ki (Ben bunu bilmeden izlemiştim) maalesef Theo sadece ilk sezonda yer alıyormuş. Diğer sezonlarda…devamıAçıkçası benim izleme sebebim Theo James idi. Kendisi aksiyon kadar dönem dizilerine de çok yakışıyormuş🤌🏼 Ve ilk sezonu da gayet güzel buldum. Sadece şunu bilmeniz gerekiyor ki (Ben bunu bilmeden izlemiştim) maalesef Theo sadece ilk sezonda yer alıyormuş. Diğer sezonlarda yokmuş. Ben de ilk sezonu izleyip bıraktım. Ama her şey bir kenara tatlı bir diziydi. Dönem dizisi sevenlere önerimdir. Aynı zamanda nefretle başlayan aşk türünden🫠
Kısaca Konusu:
Kırsal ve mütevazı bir yaşamdan gelen iyimser, bağımsız ruhlu Charlotte Heywood, küçük bir balıkçı kasabası olan Sanditon'ın lüks bir tatil beldesine dönüştürülme sürecine tanıklık etmek üzere kasabaya davet edilir. Charlotte burada, kasabayı geliştirmeye çalışan girişimci Tom Parker'ın mesafeli, hırçın ve gizemli kardeşi Sidney Parker (Theo James) ile karşılaşır.
Başlangıçta birbirlerinden hiç hoşlanmayan ve sürekli çatışan Charlotte ve Sidney, zamanla Sanditon'ın entrikaları, sınıf mücadeleleri ve miras kavgaları arasında birbirlerine çekilmeye başlarlar. Dizi, ikilinin fırtınalı ilişkisini ve kasabadaki toplumsal değişimleri konu alır.
Eski bir film. Ve hala izlemediniz mi? Soygun filmlerinden hoslaniyorsaniz kesinlikle beğenirsiniz . Başta ocean filmleri ve dhoom 3 olmak üzere daha bir sürü soygun filmi izlemiş biri olarak söylüyorum sonunu tahmin edemedim en baştan beri belli tahminlerim vardi nesi…devamıEski bir film.
Ve hala izlemediniz mi?
Soygun filmlerinden hoslaniyorsaniz kesinlikle beğenirsiniz .
Başta ocean filmleri ve dhoom 3 olmak üzere daha bir sürü soygun filmi izlemiş biri olarak söylüyorum sonunu tahmin edemedim
en baştan beri belli tahminlerim vardi nesi var ki diyordum sonunda kesinlikle beni şaşırttı
Castten bahsetmeye bile gerek yok kesinlikle favori filmlerime ekliyorum hemen izlemek için çok gecikmisim :')
Kesinlikle İzlemeye değer.
Mükemmel bir dönem filmiydi. Savaş sahneleri ve ortamları çok başarılı göstermişler. Oyuncular kaliteli ve çok iyi oynamışlar. Ben extended versiyonunu izledim ve kesilen sahneleri görünce çok şaşırdım. Filmin kalitesini inanılmaz düşürmüşler. Bu kadar iyi sahnenin kesilmiş olmasına anlam veremedim.
Spoiler içeriyor
Dinler felsefesi dersini sevenlere göre bir film. ‘Ölümün Soluğu’, Auschwitz’teki bir grup Yahudi mahkumun, yaşadıkları acılardan sonra Tanrı’yı yargılamaya karar vermesi üzerinden ilerleyen oldukça etkileyici bir film. Filmin en güçlü tarafı, ‘Tanrı var mı?’ sorusundan çok, ‘Eğer varsa neden bütün…devamıDinler felsefesi dersini sevenlere göre bir film.
‘Ölümün Soluğu’, Auschwitz’teki bir grup Yahudi mahkumun, yaşadıkları acılardan sonra Tanrı’yı yargılamaya karar vermesi üzerinden ilerleyen oldukça etkileyici bir film.
Filmin en güçlü tarafı, ‘Tanrı var mı?’ sorusundan çok, ‘Eğer varsa neden bütün bunlara izin veriyor?’ sorusuna odaklanması. Üstelik bu soru, teorik bir tartışma olarak değil, ölümün ve korkunun tam ortasında soruluyor. Bu da karakterlerin inançlarını çok daha gerçek ve ağır hale getiriyor.
Herkesin Tanrı’ya bakışı farklı. Kimi inancına tutunuyor, kimi öfkeleniyor, kimi ise yaşananları açıklamak için Tanrı’nın sorumluluğunu sorguluyor. Aralarındaki tartışmaların güzel tarafı da filmin tek bir doğru cevap vermemesi.
Beni en çok düşündüren nokta, insanın yaşadığı acıya mutlaka bir anlam bulma ihtiyacı oldu. Her şeyin bir sebebi, bir planı veya sonunda bir adaleti olduğuna inanmak rahatlatıcı olabilir. Ama film, bazı acıların karşısında bu açıklamaların ne kadar yetersiz kalabileceğini gösteriyor.
Tek mekanda ve büyük ölçüde diyaloglarla ilerlemesine rağmen gerilimini korumasını da sevdim. Dışarıda onları bekleyen sonu bildikçe, yaptıkları tartışma daha da ağırlaşıyor.
Finalde mahkumlar Tanrı’yı suçlu buluyor. Fakat tam kararın ardından askerlerin gelişiyle, verdikleri hükmün onları kurtarmadığını görüyoruz. Birkaç dakika sonra gaz odasına götürüleceklerini bilmek, bütün tartışmayı daha da trajik hale getiriyor.
Hz,Mevlana Hazretlerinin de dediği gibi; Üzülme ey can! Doğruysan'zarar gördüm'deme,bil ki iyiler mutlaka kazanır... Yeni köşe yazım yayında profildeki linkten ulaşabilirsiniz 🩷🌸 Yorumlarini beklerimm değerli raf kullanıcıları🌸
Dün lost in translation izledim çok ilişkilenebilecegimi dusundugum bir filmdi hic de öyle olmadi yer yer cok kotu bile buldum bazi sahneler cringe geldi bazi sahneler siz ne konusuyorsunuz be anasini siktiklerim sekli serzenislerde bulundum. Ayrica bu filmin cevirisi neden…devamıDün lost in translation izledim çok ilişkilenebilecegimi dusundugum bir filmdi hic de öyle olmadi yer yer cok kotu bile buldum bazi sahneler cringe geldi bazi sahneler siz ne konusuyorsunuz be anasini siktiklerim sekli serzenislerde bulundum. Ayrica bu filmin cevirisi neden " bir konusabilse" ??? Dünyanın en kötü çevirisi fln cok dusunulmus uzerinde belli keske hic dusunmeden dumduz google translate yapsalardi diye dusunuyorum nacizane. Onun disindaa scarlett johansson bayagi guzel kadin allah cirkin sansi versin diye dusunuyor iste insan filmi izlerken baska da bisi dusundurtmedi valla bu da filmin ayibi yoksa beni bilen bilir gayet hisli bir bayanimdir 🧿