Arka kısmından konusuna göz gezdirdiğimde klasik watty kitapları gibi "öğretmen-öğrenci" ilişkisini anlatan bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve okuduğum an yanıldım. Kitabı kapağına göre yargılamamak lazımmış ve ey aşk sen nelere tabirsin diyorum ayrıca kitabın sonunda ruthun erik'i terketmesini mantıklı buldum…devamıArka kısmından konusuna göz gezdirdiğimde klasik watty kitapları gibi "öğretmen-öğrenci" ilişkisini anlatan bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve okuduğum an yanıldım. Kitabı kapağına göre yargılamamak lazımmış ve ey aşk sen nelere tabirsin diyorum ayrıca kitabın sonunda ruthun erik'i terketmesini mantıklı buldum çünkü aralarında normal bir mutlu mesut aşkın olacağını elbette ki düşünmüyordum hele erik evliyken ve bir çocuğa sahipken. O yüzden bazı aşklar imkansız kalsa daha güzel olur. Duyguların ve hayatın toz pembe olmadığını hissettiren bir kitap. Kitabın içinden bir alıntı bırakmak istiyorum, bu kadınlarımıza gelsin 🌹
"Büyük şeyler yapamamak onu yıldırmıyor. İşte kadın eli, kadın emeği böyle bir şey - cesur. Onların yanında biz acemiyiz."
Duygusal bir kadınım geri geri gider her adımım Daha önce böyle bir adamın peşinden hiç koşmadım Sahiden bu yaptığın iş değil Kalbine biraz dokunsan yeter Biraz da olsa görsem bir meyil Belki de devam etmemize değer
Akademik bir kız olmak yerine kitap kurdu bir kız olmak daha mantıklı geliyor şuan ama hayat şartları beni tam tersine itiyor, hayat maalesef ki çekilebilir değil
Filmin başları çok nostoljik ve sıcak hissettirdi.-kışta geçiyo olsada- Filmde her karakter farklı bir şeyin vurgusunu yapıyor sanırım. Genel olarak filmi beğendim. Oğlan çocuğuna takıldım. Filmi ablası yazmış ve kendi çocukluklarından bir hikayeymiş diye okudum bi yerde. Doğruysa o çocuk…devamıFilmin başları çok nostoljik ve sıcak hissettirdi.-kışta geçiyo olsada- Filmde her karakter farklı bir şeyin vurgusunu yapıyor sanırım. Genel olarak filmi beğendim.
Oğlan çocuğuna takıldım. Filmi ablası yazmış ve kendi çocukluklarından bir hikayeymiş diye okudum bi yerde. Doğruysa o çocuk nuri bilge demektir. Adamın çocukluğunuda anlamak zor.
Sanırım çoğunluk en çok saffetin tiradını sevmiş ama beni asiyenin sınıf sahnesi çok üzdü. Zaten o sahneyi görüp izlemiştim.
Monsters in 4.sezonu gelmis Lizzie Borden hikauesi izliyim dedim actim baktim Ed Gein i oynayan adam var.. babasi rolundeymis Neyse devam ettim sonra bi baktim bu sefer de ed gein e ilham olan ilse koch.. az once de beraber sahneleri…devamıMonsters in 4.sezonu gelmis Lizzie Borden hikauesi izliyim dedim actim baktim Ed Gein i oynayan adam var.. babasi rolundeymis
Neyse devam ettim sonra bi baktim bu sefer de ed gein e ilham olan ilse koch.. az once de beraber sahneleri vardi balta tutup kan hakkinda konusuyorlar... dayanicam
Son derece zıt karakterlere sahip Lal ve Aktan'ın yıkıcı, tutkulu ve kopamama döngüsü üzerine kurulu bir aşk hikayesi. Ben normalde Mert Ramazan Demir’i hiç sevmem ama bu dizide oyunculuğuna bayıldım. Kesinlikle Miray Daner ile müthiş bir uyum yakalamışlar. Beni uzun…devamıSon derece zıt karakterlere sahip Lal ve Aktan'ın yıkıcı, tutkulu ve kopamama döngüsü üzerine kurulu bir aşk hikayesi.
Ben normalde Mert Ramazan Demir’i hiç sevmem ama bu dizide oyunculuğuna bayıldım. Kesinlikle Miray Daner ile müthiş bir uyum yakalamışlar. Beni uzun zamandır bu kadar sürükleyen bir dizi olmamıştı. Yer yer Aktan’ın hareketleri ve Lal ile toksik ilişkileri insanı gerçekten çıldırtsa da, tekrar tekrar izleyebileceğim bir dizi.
Boş senaryo izlerken berbat bir kurgu da olunca film böyle kopuk kopuk ilerliyor. Oyuncular çekilen sahnelerin arasında 1 yıl varmış gibi filmden kopuklar. Genel olarak tıııırrttt bir film.
Spoiler içeriyor
Tabii şimdi bize söz hakkı düşmüşken “Bu Hikâye Senden Uzun Osman” kitabı hakkında bir şeyler söylemek mecbur oldu. Anlatıcıya göre madem ayrılmamız gerekiyor, çok saçma bahaneler buluyorsun. Vidalar, dandik pazar poşetleri hayal kırıklığın oluyor ve ilişkinin gitmediğinden bahsediyorsun benim suçum…devamıTabii şimdi bize söz hakkı düşmüşken “Bu Hikâye Senden Uzun Osman” kitabı hakkında bir şeyler söylemek mecbur oldu. Anlatıcıya göre madem ayrılmamız gerekiyor, çok saçma bahaneler buluyorsun.
Vidalar, dandik pazar poşetleri hayal kırıklığın oluyor ve ilişkinin gitmediğinden bahsediyorsun benim suçum yok yani kafanda kuruyorsun. Ayrıca çok alakasız konulardan bahsediyorsun galiba her öğrendiğini yazıyorsun buraya günlük mü tutuyorsun ansiklopedi mi yazıyorsun?
Bayat espriler yapıp duruyorsun. Bana olan öfken edebi cümleler kurmaya çalışıp ortaya bir şey koyamaman baya göze çarpıyor. Belli ki uzun zaman yayılmış olan hayatını okuyoruz ben belli ki umursamıyorum sen spora falan yazılıyorsun sonra kabuğuna çekiliyorsun.
Belgesel izliyorsun sonra Soul’dan Bir Ayrılık’tan ve John Wick’ten falan bahsediyorsun tamam en sinefil sensin. Ayrıca sensiz perişan da değilim keyfim yerinde. Gitmişin bahçeye çam ağacı ekmiş adını da Osman koymuşun nasıl bir çarsın sen ya. Bir ara dobarlan bıragma yazmışın...
Aylin Balboa'nın diğer kitaplarını okumadım. Ama onun dilinde yazmak istedim. Bazı yorumlarda yazarın dili etkileyici ve mizah dolu denilmiş. Hiçbirine katılmıyorum. Kendini okutmayan bir klişelik hâkim, dilin bu kadar basitleştirilmesi okuma eylemini de yıpratan, yoran bir şey.
Yoruldum yani okurken sürekli bir bilinç akışı ama bir sonuca bağlanmayan veya Osman'a bağlanan ama muhatap Oğuz adlı bir şahısmış. Oğuz Bey umarım bu kitap önünüze düşmemiştir. Sevenlere saygım var ama yazdığın şey günlük bile olsa azıcık üstüne düşünseymişin sayın anlatıcı!