Her yerim kedi tüyü... Çayım, yemeğim, kitaplık, yeni yıkanmış kazaklarım, yatağım, ocak, televizyon masası, ayakkabılarım... Bir de neden düzenli taramıyorsun diye fırça atıyorlar. Niye? Çığ altında nefessiz mi kalayım 😔 ?
Spoiler içeriyor
sevgili drogo,sana çok kızdım çok da anladım.belki de sana değil de kendime kızdım ve kendimi anladım.bana küçük bir ışık oldun. “Etrafa bakıldığında hiçbir şey değişmemiş gibidir.dağlar aynı kalmıştır;kalenin duvarlarında da hep aynı lekeler vardır belki birkaç yeni leke daha oluşmuştur…devamısevgili drogo,sana çok kızdım çok da anladım.belki de sana değil de kendime kızdım ve kendimi anladım.bana küçük bir ışık oldun.
“Etrafa bakıldığında hiçbir şey değişmemiş gibidir.dağlar aynı kalmıştır;kalenin duvarlarında da hep aynı lekeler vardır belki birkaç yeni leke daha oluşmuştur ama bunlar pek büyük değildir.gökyüzü aynıdır,toprak,tümseğin ucundaki o kazık ve ışığa göre bir görülen bir gözden kaybolan ve o meşhur yol olduğu sanılan dümdüz çizgi dışında Tatar Çölü de aynıdır.Bu 15 yıl dağlar için hiçbir şey ifade etmemektedir kalenin surları açısından da pek büyük önem taşımayan bir zaman dilimidir.ama insan açısından her ne kadar bu yılların nasıl geçtiği tam anlaşılamamış olsa da zaman katedilmesi gereken uzun bir yol oluşturmuştur.”
“Tronk titizlikle yönetmeliğin maddelerini inceliyor matematiksel bir disiplinle gayet titiz biçimde üstlendiği sorumlulukların gururunu taşıyor ve bunun kendisi için yeterli olduğunu düşünüyordu.halbuki birisi ona “yaşadığın sürece bu hep böyle olacak sonuna kadar hep aynı şey.” demiş olsaydı o da kendine gelirdi “olamaz!” derdi “muhakkak farklı bir şeyler olabilmeli.” öyle bir şey ki insan “artık sonuna gelmiş olsam bile beklemeye değmiş.” diyebilmeli.”
Unutulmadan Önce Zamanın en sessiz ama en acımasız ilerleyişini anlatan filmler vardır… Arrugas tam olarak böyle bir film. Dışarıdan bakınca sade, hatta “küçük” gibi görünen ama içine girdikçe insanın kalbinde kocaman bir boşluk açan bir hikâye. Bir huzurevinde geçen bu…devamıUnutulmadan Önce
Zamanın en sessiz ama en acımasız ilerleyişini anlatan filmler vardır… Arrugas tam olarak böyle bir film. Dışarıdan bakınca sade, hatta “küçük” gibi görünen ama içine girdikçe insanın kalbinde kocaman bir boşluk açan bir hikâye.
Bir huzurevinde geçen bu anlatı aslında yaşlılıkla değil, hatırlamakla ve unutulmakla ilgili. Emilio’nun zihni yavaş yavaş silinirken, onunla birlikte anılar, kimlik, hatta insanın kendine dair tuttuğu son dal da kayboluyor. Ve en çok da şu çarpıyor: İnsan yaşlanmaktan değil, yalnız kalmaktan korkuyor.
Film boyunca Miguel ile kurulan dostluk… öyle büyük laflarla değil, küçük jestlerle anlatılıyor ki; bir battaniye çekmek, bir oyunu sürdürmek, bir yalanı gerçeğe dönüştürmek… Hepsi aslında tek bir şey söylüyor: “Buradayım.”
Animasyon olmasına rağmen (hatta belki bu yüzden), gerçekliğin tokadı daha sert geliyor. Çünkü renklerin ve çizgilerin arkasına saklanan bir hikâye yok burada. Aksine, o yumuşak çizgiler insanın içine daha derin işliyor. Özellikle sonlara doğru gelen o kırılma… insanın boğazına düğümleniyor, kolay kolay da çözülmüyor.
Bu film bana şunu hissettirdi: Hayat dediğimiz şey aslında hatırladıklarımız kadar var. Ve bir gün hepsi silinmeye başladığında… geriye sadece hissettirdiklerimiz kalıyor.
Romantiklik ve dram içeren güzel bir aşk hikayesiydi. Jamie pazarlamacılığı iyi olan yakışıklı bir adamdır. Yakışıklılığı ve ağzı laf yapması sayesinde etrafına bir sürü kişiyi çekebilir ve cinsellik yaşadığı kadın da çok olur haliyle. Bir gün satış pazarlamacı olarak çalıştığı…devamıRomantiklik ve dram içeren güzel bir aşk hikayesiydi. Jamie pazarlamacılığı iyi olan yakışıklı bir adamdır. Yakışıklılığı ve ağzı laf yapması sayesinde etrafına bir sürü kişiyi çekebilir ve cinsellik yaşadığı kadın da çok olur haliyle. Bir gün satış pazarlamacı olarak çalıştığı işten kovulunca ilaç pazarlamacısı olarak Pfizer adlı bir şirkete girer. Orada pazarlamacı olarak çalışmaya çalışır ancak en büyük sorun Trey adlı ilaç pazarlamacısının bu kulvarda adının 1 numarada olmasıdır. Bunu yenmeye çalışan Jamie bir doktora 1000 dolar para verip stajyeri olma teklifinde bulunur böylelikle doktorla birlikte hastalara bakarken Maggie adlı bir Parkinson hastası ile tanışır. Maggie , Parkinson 1. Derece hastasıdır ve hayatına daha önce Trey’i almış ve bundan mutsuz olmuş o yüzden artık ilişkilere karşı olumsuz bakmaya başlamıştır. İlk zamanlarda sadece seks üzerine olan ilişkileri gün geçtikce ciddi bir boyuta gider. +18 sahne çok fazla bilginiz olsun, Jamie’nin Maggie’yi bırakmaması, Maggie’yi sonradan olduğu gibi kabul etmesi ve birlikte ömür geçirmek istemeleri mükemmeldi. Hasta olabilirsiniz ancak her insanın sevme ve sevilmeye hakkı var ne bu hakkınızı elinizden verin ne de başkasının elinden alın. Her insanın hayatına her gün 100 lerce kişi girer ancak gerçek 1 kişi bir gün hayatınıza girdiğinde diğer 100 kişinin hiçbir önemi kalmayacak. 8/10 veririm aktı geçti çok güzeldi hem duygusaldı hem romantikti çok beğendim.
Date A Live animesinin 5. Sezonundan sonrasını anlatacak olan Date A Live F Last Date animesi duyuruldu. Dizi mi olur yoksa film mi henüz belirli değil. Çıkış tarihi de henüz belirli değilken animasyon stüdyosu daha öncelerde uzumaki animesini yapmış olan…devamıDate A Live animesinin 5. Sezonundan sonrasını anlatacak olan Date A Live F Last Date animesi duyuruldu.
Dizi mi olur yoksa film mi henüz belirli değil.
Çıkış tarihi de henüz belirli değilken animasyon stüdyosu daha öncelerde uzumaki animesini yapmış olan fugaku stüdyosu oldu.
Paylaşan: @brave_bird
Studio Pierrot'u çoğumuz bazı en popüler shounenleri (Bleach, Naruto, Black Clover) yapan stüdyo olarak tanısak da aslında bir dönem büyülü kızlar (mahou shoujo) animeleri de yapıyorlardı. Creamy Mami, Magical Emi, Pastel Yumi ve Fancy Lala gibi animelerle daha aksiyonlu mahou…devamıStudio Pierrot'u çoğumuz bazı en popüler shounenleri (Bleach, Naruto, Black Clover) yapan stüdyo olarak tanısak da aslında bir dönem büyülü kızlar (mahou shoujo) animeleri de yapıyorlardı. Creamy Mami, Magical Emi, Pastel Yumi ve Fancy Lala gibi animelerle daha aksiyonlu mahou shoujo formülünden ayrılıp yaşamdan kesitlere kayarak fark yarattılar. Bazı animelerinde idol türünü de ekleyip mahou shoujo/idol türünün öncülerinden oldular. Bir açıdan, bu anime "köklere dönüş"ü simgeliyor Pierrot için.
Tarih bir kenara, anime bahsettiğim diğer animelerde olduğu gibi aksiyondan çok yaşamdan kesitlere ve hafif karakter anlarına odaklanacak gibi duruyor, ek olarak ileride idol türü elementleri de eklenecek. Ana karakterin motivasyonu dünyayı kötülerden kurtarmak değil, çevresindekileri mutlu etmek ve ablasıyla daha çok zaman geçirmek. Ablası eskiden onunla çok zaman geçirirken bir kaza sonrası kendini herkesten soyutlayıp derslerine odaklanmaya başlıyor. Ablası dışında çevresindeki diğer karakterler de ana karakterle başka işleri olduğu için zaman geçirmek istemiyor. Yani anime, ilerleyen dünyada sabit kalmak isteyen bir karakteri ele alıyor, tahminimce ilerleyen süreçte onun zamanın yerinde saymadığı gerçeğiyle yüzleşmesini işleyecek.
Yazdıklarımdan anlaşılmıştır muhtemelen ama anime bu türdeki bazı animelerin aksine oldukça az komedik öğe içeriyor ki bu yanlış bir yaklaşım değil - ama animeyi daha az eğlenceli yaptığı bir gerçek. Draması da henüz çok güçlü bir şekilde yakalamadığından biraz sıkıldım izlerken. Yine de ileride eklenecek idol elementleriyle anime farklı bir boyut kazanabilir.
Görsellikten genelde hep bahsederim yeni animelerde ama bu animenin görselliği hakkında diyecek neredeyse hiçbir şey yok. Olabilecek en düz anime görsel kalitesine sahip, ilginç bir şey yapmayı bile hiçbir noktada denemiyorlar. Bu türdeki animelerin sakuga zirvesi her zaman dönüşüm sahneleri olur, ama burada o bile o kadar etkileyici değil.
İkinci sezonunun da daha başlamadan onaylanmasıyla umutlu olmak istediğim bir anime, ama ilk bölümü neredeyse hiçbir anlamda etkilemedi. Berbat değil, ama akılda kalıcı da değil.
ÖN PUANLAMA:4/10