"Doğu da Batı da Allah'ındır." (Bakara, 115) Ne eser ama.. Masterpiece 10/10 Her zaman söylerim Orhan Pamuk yaşayan en büyük birkaç yazardan biri. 1990-92 ve 94-98 yılları arasında yazdığı polisiye romantik gizem eseri. 1591 yılının İstanbul'unda geçiyor. Kışın ortası her…devamı"Doğu da Batı da Allah'ındır."
(Bakara, 115)
Ne eser ama.. Masterpiece 10/10
Her zaman söylerim Orhan Pamuk yaşayan en büyük birkaç yazardan biri.
1990-92 ve 94-98 yılları arasında yazdığı polisiye romantik gizem eseri. 1591 yılının İstanbul'unda geçiyor. Kışın ortası her yer kar dolu..
İlk sayfalardan itibaren sürekli bir gizemin içine sokuyor bizi. Belli başlı (canlı cansız) karakterlerin gözünden olayı görüyor ve birtakım sorgulamalar dahilinde hikayeye eşlik ediyoruz. Pamuk'un son sözünde bahsettiği üzere bu eseri çocukluk yıllarında kafasında tasarlamış ancak dönem hikayesi olmasından dolayı, sürecin zorlu ve meşakkatli olduğunu belirtiyor. Sürekli okumalar ve araştırmalar yapmış. Bu yönüyle çok zengin bir eser (daha önce okuduklarımda öyleydi).
Daktilo vb cihazları kullanmadan dolma kalemle yazması beni hep şaşırtıyor.
Eser içerisinde bolca tarihi hikaye -bazıları kurmaca veyahut yazar tarafından küçük değişiklikler yapılmış- mevcut, tasvirler dönemin şartına çok uygun. Bizzat yaşatıyor. En çok zorlandığım kısım resimlerdi. Okur sürekli olarak onu kafasına canlandırmak zorunda bu da biraz yoruyor. Pamuk o dönemi bizzat bilmenizi istediğinden gerçekliği bütün çıplaklığıyla ele almak istemiş, eserde pedofili ve yanlış hatırlamıyorsam zoofili kısımlar vardı ama rahatsız edecek düzeyde değil. Dediğim gibi amaç gerçekliği yansıtmak. Aklınızı bunlarla karıştırmak istemem zira hikayemiz öncelikli olarak bir cinayet ve bu cinayetin dışında bir çiftin aşkını anlatıyor..
Pamuk'a olan saygım her geçen gün giderek artıyor. Neden nobel aldığını anlayabilmek için öncelikli olarak nobel öncesi eserlerini okuyorum. Ama gördüğüm kadarıyla nobel sonrası eserleri daha çok okunuyor. Bunda popüler kültürün bir dayatmasıdır muhtemelen. Uzun lafın kısası okuyun ve en önemlisi anlayın. Anlaşılmadığı sürece Orhun kitabelerini bile okusanız bir anlam ifade etmiyor..
Hoşuma giden alıntılardan bazıları;
"Ben doğmadan önce arkamda sınırsız bir zaman vardı. Ben öldükten sonra da, bitip tükenmeyecek bir zaman! Yaşarken hiç düşünmezdim bunları; ışıklar içinde yaşayıp giderdim, iki karanlık zamanın arasında."
(Sayfa 9)
"Açın gözlerinizi, inandığınız ve yaşadığınız hayatın, İslam'ın düşmanları beni neden öldürdü, bir gün sizi neden öldürebilir öğrenin."
(Sayfa 12)
"Yine de ama katilliğe alışmak zor. Evde duramıyorum, sokağa çıkıyorum, sokakta duramıyorum….Ve insanların yüzlerine baktıkça görüyorum ki ellerine daha cinayet işleme fırsatı geçirmemiş oldukları için pek çok kişi masum zannediyor kendini."
(Sayfa 23)
"Kör bir nakkaşın hatıralarının Allah'a ulaştığı yerde, mutlak bir sessizlik, mutlu bir karanlık ve boş sayfanın sonsuzluğu vardır."
(Sayfa 90)
"Bir şey istersin. Ama istemene bile izin vermezler. O zaman rüyamda gördüm, dersin. Böylece istediğini sanki sen istemeden istersin."
(Sayfa 155)
"Ölüm her şeyin sonu değil; bu kesin.
Ama bütün kitapların yazdığı gibi, inanılmayacak kadar acı verici bir şey."
(Sayfa 188)
"Eve dönünce öleceğini hissettim ve acıdım ona. Yalnız öleceği için değil, hiçbir mutluluk görmemiş olduğu için de."
(Sayfa 432)
"İnsan aslında, mutluluk resmindeki gülümsemeyi değil, hayattaki mutluluğu arar. Nakkaşlar bilir bunu, ama resmedemedikleri de budur. Bu yüzden hayattaki mutluluğun yerine, görmenin mutluluğunu koyarlar."
(Sayfa 438)