Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle; Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle; Bana kötü deyip kötülük edeceksen, Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle. Ömer Hayyam
En hakiki şöhretten, ölümden sonra gelen şöhretten, şöhret sahibinin hiç haberi olmaz ama yine de mutlu olduğu tahmin edilir. Demek ki onun mutluluğu, ona şöhreti kazandıran büyük niteliklerde ve bunları geliştirme fırsatını bulmuş olmasında, yani kendine yakışan biçimde davranma veya…devamıEn hakiki şöhretten, ölümden sonra gelen şöhretten, şöhret sahibinin hiç haberi olmaz ama yine de mutlu olduğu tahmin edilir. Demek ki onun mutluluğu, ona şöhreti kazandıran büyük niteliklerde ve bunları geliştirme fırsatını bulmuş olmasında, yani kendine yakışan biçimde davranma veya şevkle ve keyifle yaptığı şeyi yapma mutluluğunun ona bahşedilmiş olmasında yatıyordu. Çünkü sadece buradan çıkan eserler, ölümden sonra şöhrete kavuşur. Demek ki onun mutluluğu, yüreğinin büyüklüğünde veyahut da ruhunun zenginliğinde yatıyordu ki bu ruhun eserlerinde bıraktığı iz, gelecek yüzyılların hayranlığını kazanır; mutluluğu, düşüncelerin kendisinde yatıyordu ve bu düşünceleri tekrar düşünmek, sonu görünmeyen bir gelecekteki en soylu beyinlerin meşgalesi ve zevki haline gelmişti. Öyleyse ölümden sonra gelen şöhretin değeri bunu kazanmakta yatar ve bu kendi kendinin ödülüdür. Şöhreti kazanan eserlerin, çağdaşları arasında da şöhret sahibi olup olmaması rastlantısal koşullara bağlıydı ve bu yüzden büyük bir önem taşımıyordu. Çünkü insanların genellikle kendilerine ait fikirleri olmadığından, hele ki yüksek ve zor başarılara değer verme yeteneğine kesinlikle sahip olmadıklarından, burada daima yabancıların otoritesini takip ederler ve yüksek türden şöhret, 100 şöhretliden 99'unda, yalnızca sadakate ve inanca dayanır. Bu yüzden çağdaşlarının yüksek sesle alkışlaması, düşünen kafalar için çok az bir değere sahip olabilir çünkü bu alkışlarda sadece az sayıda sesin yankısını duyarlar ki bunlar da meydana geldikleri gün gibi gelip geçicidir. Acaba bir virtüöz, dinleyicilerinin bir iki istisna hariç, karşılıklı özürlerini gizlemek için, birinin ellerini hareket halinde görür görmez ateşli ateşli alkışlamaya başlayan sağırlardan oluştuğunu fark etse, bunların alkışlarıyla kendini şımartılmış hisseder miydi? Hele bir de bu ön alkışçıların, en sefil kemancıya bile en yüksek sesli alkışı temin etmek için sık sık rüşvet aldıklarını bilse!
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Şeref başkalarının bizim değerimiz hakkındaki fikirlerinden değil, yalnızca bu fikrin dile getirilmesinden ibarettir. Dile getirilen fikrin gerçekten bulunup bulunmadığı veyahut da bir nedeni olup olmadığı tamamen önemsizdir. Öyleyse yaşama tarzımızın bir sonucu olarak başkaları hakkımızda ne kadar kötü bir fikir…devamıŞeref başkalarının bizim değerimiz hakkındaki fikirlerinden değil, yalnızca bu fikrin dile getirilmesinden ibarettir. Dile getirilen fikrin gerçekten bulunup bulunmadığı veyahut da bir nedeni olup olmadığı tamamen önemsizdir. Öyleyse yaşama tarzımızın bir sonucu olarak başkaları hakkımızda ne kadar kötü bir fikir beslerse beslesin, bizi ne kadar hor görürse görsün, hiç kimse bunu yüksek sesle dile getirmeye kalkışmadıkça bunun şerefe bir zararı yoktur. Fakat tersine niteliklerimiz ve davranışlarımız sayesinde bütün herkesi kendimize çok saygı duymaya mecbur bıraksak bile (çünkü bu onların keyfiyetine bağlı değildir) yine de herhangi biri, en rezil ve aptal biri de olsa, hakkımızda aşağılayıcı ifadeler kullandığı zaman şerefimiz zedelenmiş, hatta eğer yeniden temin edilmezse ebediyen yitirilmiş olur. Önemli olanın başkalarının fikri değil, yalnızca bu fikrin dile getirilmesi olduğunun gereksiz bir kanıtı da hakaretlerin geri alınabilmesi, gerekirse bundan tövbe edilebilmesidir. Böylece sanki hiç hakaret edilmemiş gibi olur; bu arada bu hakaretlerin içinden çıktığı fikrin de değişip değişmediği ve bunun neden olmuş olabileceği durumu değiştirmez. Sadece dile getirilenler iptal edilir ve her şey düzelir. Öyleyse burada niyet edilen saygı kazanmak değil, inatla saygı elde etmektir.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Ağırlıklı olarak ruhsal güçlerle donatılmış olan insan, zengin düşüncelerle dolu, gayet canlı ve anlamlı bir hayat sürdürür. Onurlu ve ilginç konular onu meşgul eder, bunlara kendini verebildiği zaman, içinde de en soylu zevklerin kaynağını taşır. Doğanın eserleri ve insan koşuşturmacasının…devamıAğırlıklı olarak ruhsal güçlerle donatılmış olan insan, zengin düşüncelerle dolu, gayet canlı ve anlamlı bir hayat sürdürür. Onurlu ve ilginç konular onu meşgul eder, bunlara kendini verebildiği zaman, içinde de en soylu zevklerin kaynağını taşır. Doğanın eserleri ve insan koşuşturmacasının görünümü, ona dışarıdan bir dürtü sağlar, bunun üzerine tüm çağların ve ülkelerin üstün yetenekli kişilerinin öylesine farklı türden olan başarıların tadını, aslında sadece bu insan alabilir çünkü bunları sadece o anlayıp hissedebilir. Öyleyse bu kişiler gerçekte onun için yaşamıştır, söylediklerini aslında ona yöneltmiştir; oysa diğerleri sadece rastlantısal dinleyiciler olarak şunu bunu yarım yamalak kavrarlar.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Zengin ruhlu bir insan hepsinden önce acıdan, rahatsızlıktan uzak olmaya, sessizliğe ve dinginliğe ulaşmaya çabalayacak, bunun sonucunda sakin, mütevazı ama mümkün olduğunca itirazsız bir yaşamı arayacak ve buna uygun olarak, insan denilen varlıklarla birkaç tanışıklıktan sonra inzivaya çekilmeyi, hatta ruhu…devamıZengin ruhlu bir insan hepsinden önce acıdan, rahatsızlıktan uzak olmaya, sessizliğe ve dinginliğe ulaşmaya çabalayacak, bunun sonucunda sakin, mütevazı ama mümkün olduğunca itirazsız bir yaşamı arayacak ve buna uygun olarak, insan denilen varlıklarla birkaç tanışıklıktan sonra inzivaya çekilmeyi, hatta ruhu çok yüceyse yalnızlığı seçecektir. Çünkü insan kendinde ne kadar çok şeye sahipse, dışarıdan o kadar az şeye ihtiyacı vardır ve başkaları onun için o kadar az değerli olabilir. Bu yüzden ruhun asaleti, ketumluğa sürükler.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
İnsan her şeyde ve her şeyi yaparken öncelikle sadece kendi kendinden zevk alır. Bu, fiziksel şeyler için olduğu kadar ruhsal hazların çoğu için de geçerlidir. Bu yüzden İngilizce'deki "to enjoy one's self" çok isabetli bir ifadedir, böylece insan örneğin "He…devamıİnsan her şeyde ve her şeyi yaparken öncelikle sadece kendi kendinden zevk alır. Bu, fiziksel şeyler için olduğu kadar ruhsal hazların çoğu için de geçerlidir. Bu yüzden İngilizce'deki "to enjoy one's self" çok isabetli bir ifadedir, böylece insan örneğin "He enjoys himself at Paris" diyerek "Paris'in tadını çıkarıyor" değil, "Paris'te kendinin tadını çıkarıyor" demiş olur.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Öyleyse bir insanın kendinde olanlar, hayatta mutluluğu için en önemli şeydir. Yalnızca bu genel olarak çok az bir şey olduğu için, kıtlıkla savaşmanın ötesine geçmiş olanların çoğu kendini temelde, hala bu kıtlığın içinde boğuşmakta olanlar kadar mutsuz hisseder. İçlerinin boşluğu,…devamıÖyleyse bir insanın kendinde olanlar, hayatta mutluluğu için en önemli şeydir. Yalnızca bu genel olarak çok az bir şey olduğu için, kıtlıkla savaşmanın ötesine geçmiş olanların çoğu kendini temelde, hala bu kıtlığın içinde boğuşmakta olanlar kadar mutsuz hisseder. İçlerinin boşluğu, bilinçlerinin sönüklüğü, ruhlarının yoksulluğu onları cemiyetlere sürükler ama bu cemiyetler de aynen bu tarz insanlardan oluşur; çünkü tencere yuvarlanır kapağını bulur. İşte o zaman cemiyet halinde oyalanma ve eğlence avına çıkılır ve bunu ilk başta duyusal zevklerde, her türden cümbüşlerde ve sonunda da taşkınlıklarda ararlar. Hayata zengin olarak başlayan nice iyi aile çocuğunun, mirasın büyük bir kısmını sıklıkla inanılmaz kısa bir sürede harcamasına yol açan uğursuz müsrifliğin kaynağı, gerçekte işte bu betimlenen ruh yoksulluğundan ve boşluğundan çıkan can sıkıntısından başka bir şey değildir. Böyle bir delikanlı dışsal olarak zengin, içsel olaraksa yoksul olarak dünyaya gönderilmişti ve her şeyi dışarıdan almak isteyerek, dışsal zenginlikle içsel zenginliği telafi etmeye çalışıyordu, genç kızların
buğusuyla güçlenmeye çalışan ihtiyarlar gibi. Böylece sonunda içsel yoksulluk, dışsal yoksulluğu da meydana getirmisti.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
İnsan için var olan ve olup biten her şey dolaysız olarak daima sadece onun bilincinde var olduğu ve olup bittiği için, apaçıktır ki öncelikle önemli olan bu bilincin yapısıdır ve çoğu durumda esas olan da bu bilincin içinde vücut bulan…devamıİnsan için var olan ve olup biten her şey dolaysız olarak daima sadece onun bilincinde var olduğu ve olup bittiği için, apaçıktır ki öncelikle önemli olan bu bilincin yapısıdır ve çoğu durumda esas olan da bu bilincin içinde vücut bulan şekillerden çok bu yapıdır. Bir zavallının sığ bilincinde yansıyan bütün gösteriş ve zevkler, rahatsız bir hapishanede Don Kişoťu yazan Cervantes'in bilinci karşısında çok fakirdir. Bugünün ve gerçekliğin nesnel yarısı kaderin elindedir ve buna göre değişkendir. Öznel olanlarsa kendimiziz, bu yüzden bunlar asıl olarak değişmezdir. Buna uygun olarak her insanın yaşamı, dışarı-dan gelen bütün değişikliklere rağmen genel olarak aynı karakteri taşır ve tek bir tema üzerindeki bir dizi çeşitlemeyle karşılaştırılabilir. Kimse bireyselliğinden çıkamaz. Ve içine konulduğu bütün koşullar altında, doğanın onun özüne geri dönülmez olarak çizdiği dar bir çember içinde sınırlı kalan bir hayvan gibi, ki sevdiğimiz bir hayvanı mutlu etme çabalarımız da, daima bu sınırlar içinde kalmak zorundadır; işte insanın hali de aynıdır. Onun için mümkün olan mutluluğun ölçüsü, bireyselliği aracılığıyla önceden belirlenmiştir. Özellikle de zihinsel güçlerinin sınırları, üstün zevkler duyma yeteneğini en baştan belirlemiştir. Bu sınırlar darsa, dışarıdan gelen bütün çabalar, insanların, talihin onun için yaptığı bütün her şey onu sıradan, yarı hayvansı mutluluğun ve rahatlığın ötesine sürüklemeyi başaramayacaktır. Bedensel zevklere, tanıdık ve neşeli aile hayatına, seviyesiz sohbetlere ve kaba meşgalelere muhtaçtır. Hatta bütün olarak eğitim bile bu çemberi genişletmeyi çok fazla olmasa da birazcık başarabilir. Çünkü en üstün, en çeşitli ve en kalıcı zevkler zihinseldir, gençlikte ne kadar bunun hakkında yarılsak da; fakat bu zevkler asıl olarak doğuştan gelen güce bağlıdır. Öyleyse buradan çıkarak mutluluğumuzun ne ölçüde kim olduğumuza, bireyselliğimize bağlı olduğu apaçıktır; oysa çoğunlukla sadece kaderimiz, sadece sahip olduklarımız veya kafamızdabcanlandırdıklarımız hesaba katılır. Ancak kader düzelebilir. Ayrıca insanın içi zenginse kaderden çok şey beklemeyecektir. Buna karşın bir zavallı sonuna kadar bir zavallı olarak, sığ bir hödük de sonuna kadar sığ bir hödük olarak kalır, isterse cennette hurilerle kuşatılmış olsun.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Ancak insanın gönül rahatlığı için, hatta varoluşunun bütün biçimi için görünüşe göre asıl önemli olan, içinde neyin bulunduğu veya neler olup bittiğidir. Çünkü öncelikle insanın duygularının, arzularının ve düşüncelerinin bir sonucu olan iç huzuru veya huzursuzluğu buna bağlıdır; dışarıda bulunan…devamıAncak insanın gönül rahatlığı için, hatta varoluşunun bütün biçimi için görünüşe göre asıl önemli olan, içinde neyin bulunduğu veya neler olup bittiğidir. Çünkü öncelikle insanın duygularının, arzularının ve düşüncelerinin bir sonucu olan iç huzuru veya huzursuzluğu buna bağlıdır; dışarıda bulunan her şeyin bunun üzerindeki etkisi sadece dolaylıdır. Bu yüzden aynı dışsal süreçler veya ilişkiler herkesi çok farklı etkiler ve aynı ortamda bile herkes kendi dünyasında yaşar. Çünkü insan sadece hayalleriyle, duygularıyla ve irade hareketleriyle dolaysız olarak ilgilenir: Dışsal şeyler sadece bunlara neden oldukları ölçüde insan üzerinde etkilidir. Herkesin içinde yaşadığı dünya, öncelikle bu dünyaya dair anlayışına bağlıdır, bu yüzden kafalarınn farklılığına göre şekil değiştirir: Dünya bu kafaya göre yoksul, yavan ve sığ ya da zengin, ilginç ve anlamlı olarak ortaya çıkacaktır. Örneğin biri hayatında başına gelmiş ilginç olaylardan dolayı bir diğerini kıskanırken, aslında onu daha çok bu olaylara o kişinin tarifinde sahip oldukları anlamlılığı katan kavrayış gücünden dolayı kıskanması gerekirdi. Çünkü yaratıcı bir kafada öylesine ilginç görünen bir olay sığ, gündelik bir kafa tarafından kavrandığında, yine gündelik dünyadan alınmış yavan bir sahne olacaktır. Bu kendini en yüksek derecede Goethe ve Byron'un besbelli gerçek durumları temel alan şiirlerinde gösterir: Ahmak bir okuyucu, şairi gayet
gündelik bir durumdan bu kadar büyük ve güzel bir şey çıkarma yeteneğinde olan muhteşem fantezisi yüzünden kıskanmak yerine, onu bu sevimli olaydan dolayı kıskanacak durumdadır. Aynı şekilde bir melankoliğin bir trajedi sahnesi gördüğü yerde, kanı kaynayan biri ilginç bir çatışmayı, ağırkanlı biriyse önemsiz bir şeyi algılayacaktır. Bütün bunlar her gerçekliğin, yani doyuma ulaşan her anın, tıpkı suyun içindeki oksijen ve hidrojen gibi zorunlu ve
sıkı bir bağlantı içindeki iki yarıdan, özneden ve nesneden oluşmasına dayanır. Bu yüzden nesnel yarı tamamen aynı kalmışken, öznel yarı farklıysa ya da tam tersi durumda mevcut olan gerçeklik tamamen farklıdır. Öznel yarı donuk, kötüyken, en güzel ve en iyi bir nesnel yarı bile sadece kötü bir gerçeklik ve bugünle sonuçlanacaktır; kötü havadaki güzel bir
manzara veya kötü bir karanlık odada basılan bir resim gibi. Veya daha sade söyleyecek olursak; Herkes kendi bedeninin içinde olduğu gibi kendi bilincinin içinde barınır ve dolaysız olarak sadece bu bilincin içinde yaşar. Bu yüzden insana dışarıdan yardım etmek pek kolay değildir.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Mutlu bir varoluş olsa olsa, salt nesnel olarak bakıldığında veya daha ziyade (burada söz konusu olan öznel bir yargı olduğu için) soğukkanlılıkla ve derinlemesine düşündükten sonra, var olmamaya kesinlikle tercih edilecek bir varoluş olarak tanımlanabilirdi. Arthur SCHOPENHAUER Yaşam Bilgeliği Üzerine…devamıMutlu bir varoluş olsa olsa, salt nesnel olarak bakıldığında veya daha ziyade (burada söz konusu olan öznel bir yargı olduğu için) soğukkanlılıkla ve derinlemesine düşündükten sonra, var olmamaya kesinlikle tercih edilecek bir varoluş olarak tanımlanabilirdi.
Arthur SCHOPENHAUER
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar