- Umut parçalanabilir, realizm değil. Kendini gerçeklerle koru. - Senin ne olduğunu çözdüm Harry. Dünyanın acısına katlanamayan kalbi kırık bir çocuksun.
“Acının zamanla azaldığını söylüyorlar ama benim için öyle değil. Ve korktuğum da bu. Kendim için, oğlum için.. Sonsuz yaşam değil, sonsuz acı.” Dizi görsel olarak son derece doyurucu. Çizimler çok iyi. Konu itibariyle de çok güncel ve ilgi çekici. Ama…devamı“Acının zamanla azaldığını söylüyorlar ama benim için öyle değil. Ve korktuğum da bu. Kendim için, oğlum için.. Sonsuz yaşam değil, sonsuz acı.”
Dizi görsel olarak son derece doyurucu. Çizimler çok iyi. Konu itibariyle de çok güncel ve ilgi çekici. Ama aşırı teknolojik, terimsel ifadeler mevcut. Bir çoğu da senarist tarafından uydurulmuş kavramlar. Akışı bozmaya sebep olmuş. Ayrıca kurgu da sıkıntılar var. Tam olarak hikaye nerde bitiyor, sonra nereye bağlandı, şuan ne anlatılmak isteniyoru algılamakta zorlanıyorsunuz. Bir yandan pasif bir izleyici olmamanızı sağlıyor fakat diğer yandan yorup kopmanıza neden oluyor. Bazı bölümler müthiş felsefik diyaloglarla geçiyor. Bu yüzden animasyon değil de gerçek birşeyler izliyormuşunuz hissini geçiriyor. Bununla birlikte sonu beni tatmin etmedi. Konuya ilgisi olan bi şans vermeli derim.
“Dedim ya içimde tek bir Agâh yok ama bir sürü var. Hatta hepsi de birbirinden öfkeli. Dur yanlış söyledim aslında, öfkeli değil de hüzünlü demeliydim. Bir sürü yerine de bir buket. Evet, bir buket Agâh var içimde. Çünkü ben bu…devamı“Dedim ya içimde tek bir Agâh yok ama bir sürü var. Hatta hepsi de birbirinden öfkeli. Dur yanlış söyledim aslında, öfkeli değil de hüzünlü demeliydim. Bir sürü yerine de bir buket. Evet, bir buket Agâh var içimde.
Çünkü ben bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu görünce üstüme öyle bir hüzün çöktü ki altında bir çiçek gibi ezildim. O yüzden bu masmavi dünyada ne kokum kaldı ne rengim. Ben bir defterin iki sayfası arasında değil milyonlarca insanın arasında kurutulmuş bir çiçeğim…” (2.sezon/5.bölüm)
+ Bundan nefret etmiyor musun? - Neyden? + Bu huzursuz edici suskunluktan. Sence neden kendimizi rahat hissetmek için sürekli zırvalamak zorundayız? - Bilmiyorum. Gerçekten güzel bir soru. + Bunu özel biriyle birlikte olduğunda hissediyorsun. Oysa kahrolası çeneni 1 dakika kapayıp…devamı+ Bundan nefret etmiyor musun?
- Neyden?
+ Bu huzursuz edici suskunluktan. Sence neden kendimizi rahat hissetmek için sürekli zırvalamak zorundayız?
- Bilmiyorum. Gerçekten güzel bir soru.
+ Bunu özel biriyle birlikte olduğunda hissediyorsun. Oysa kahrolası çeneni 1 dakika kapayıp sessizliği paylaşabilirsin..
“ +Sen daha bu yaşta bu karanlık kafalarla takılırsan sonra çook zor senin için. Yalnız kalıcaksın bak. - Yalnızım zaten. + Hepimiz yalnızız Metin. Hepimiziz yalnızız sen merak etme. Yalnız sen değilsin. Hepimiz yalnızız. Kibirli değiliz ama senin gibi. Hepimizin…devamı“ +Sen daha bu yaşta bu karanlık kafalarla takılırsan sonra çook zor senin için. Yalnız kalıcaksın bak.
- Yalnızım zaten.
+ Hepimiz yalnızız Metin. Hepimiziz yalnızız sen merak etme. Yalnız sen değilsin. Hepimiz yalnızız. Kibirli değiliz ama senin gibi. Hepimizin içinde var aynı o boşluk duygusu ama o boşluğun içinde boğulmaktansa seksenler partisi veriyoruz biz. Tercih etmiyoruz biz o boşluğun içinde b*kumuzla oynamayı. O kadar. Senin kadar önemsemiyoruz kendimizi. “
Tercih edebiliriz evet. Oynamayı bırakmadığımız ya da bırakamadığımız takdirde bizi tahminen nasıl bir hayatın beklediğini gözler önüne seriyor kuvvetli bir alkış. Bir tutunamayan olarak dünyaya geliyor Metin. Tutunamadığı için de geri dönmek istiyor anne karnına. Fakat izin vermiyorlar. Seni dünyaya biz getirdik, yaşayıp yaşayamayacağına biz karar veririz diyorlar. Nasılsa büyüyünce hatırlamaz, bir yerden illaki tutunur sanıyorlar.
Ama olmuyor. Tutunamıyor Metin. Kelimeleriyle tüm o karanlık düşünceleriyle başbaşa kalıyor ömrünce. Yaşama fırlatılmış olmayı protesto ediyor. Varoluş sancılarıyla kıvrandığı anlar, günler.. Portakalda vitamin olmanın özlemi.. Şafak sayıyor. İple çekiyor.
Varoluşçu felsefenin absürtçe sunulduğu bir yapım bu. Herkese hitap etmeyecektir. Keza bu sancıları çekmeyen birine hiç etmeyecektir. Gülmek için çıkılan bir yol değil. Bu anlamda uyarı şart. Düşüncelerle, sorgulamalarla uğraşacağınız bir yol bu. Ülke içinde daha önce denendiğini düşünmediğim bir yapım olmuş. Bazı sahneleri şaşkınlıkta takip ettim. İzleyene keyifli saatler..
DİPÇE:
“Bir an bile gözünü ayırmamalıydın benden. Ama sen hep meşguldün. Düşüncelerinle meşguldün. Düşüncelerin var senin, kelimelerin var. Evet çokta güzel kelimeler. Beni de kelimelerinle tavladın. Ama sonra bırakmalıydın kelimelerini. Kelimelerinle sevdin sen beni, kelimelerinle boğdun, şimdi de kelimelerinle yargılıyosun. Kelimelerinle özleyeceksin, ayrılık şiirleri yazıcaksın. Senin olsun Metin, senin olsun bütün şiirler. Ben gidiyorum..”
“+Adı ne bu parçanın?
-Anlamın Cenazesi
+Aşırı karanlık annecim bunlar.
-Karanlık zaten. Işıkları açmak için yapıyorum ben müziğimi.”
“+Mutsuz olursun.
-Mutsuzum zaten.
+Çok daha mutsuz olursun. Allahım dersin nasıl bu kadar mutsuzum ben diye şaşar kalırsın. Bu kadar anormalliğin lüzumu yok. Anormalliğinde bi normalliği olsun Metin. Bu kadarı fazla. Anormal ol, lanet olsun hade normalden geçtikte. Bari normal bi anormal ol.”
“+ Ayrılacağım ondan. - Neden? + Beni mutluyken seviyor. Ben yanında depresyona girebileceğim birini istiyorum.” “İlla her buhranlı dönemimizden bir verim mi almamız gerekicek? Bi kere de karakter acılar içinde süründüğü hiçbir şeyin onu teselli edemediği yıllar yaşasın. Sürekli umut…devamı“+ Ayrılacağım ondan.
- Neden?
+ Beni mutluyken seviyor. Ben yanında depresyona girebileceğim birini istiyorum.”
“İlla her buhranlı dönemimizden bir verim mi almamız gerekicek? Bi kere de karakter acılar içinde süründüğü hiçbir şeyin onu teselli edemediği yıllar yaşasın. Sürekli umut yeşertmeye çabalama, insanları yaşadıklarından olumlu sonuçlar çıkartmaya teşvik etme.. Mal yerine koyuyolar bizi. Bizim toplumun illeti bu. Ajda pekkan sendromu. Yaşlandığın halde hayatın zevklerinden vazgeçmemek, çalışmaya devam etmek. Bunda olağandışı bir şey yok ki. Ajda ile bugün aynı yaşta olup elini eteğini çekmiş onbinlerce insan gençliklerinde de bi sik tutmuyorlardı ki. Hepsi daha önceden gördükleri bir yaşam tarzını benimseyip çürüyüp gidiyorlardı. Her derdimizin üstesinden pozitif düşünme yöntemleriyle mi geleceğiz? Hayatta sorun diye bir şey de var. Her şeyin çözümü olmak zorunda değil.”
Bana hitap eden ve beni epey düşündüren iki replik. Onun dışında film vasat benim için. Birşeyler denenmek istemiş ama kurgu zayıf kalmış. Üstelik kadın oyuncular çok kötü oynamış. Yönetmenin cesaretini beğendim fakat yeterince oturmamış bir film.
+ Yılmaz sana şöyle bi yüz yüze teşekkür etmek istedim. Katili bulmuşsun. Vay şerefsiz deli ya, ne işler açtı başıma.. - Abi yani o sadece çok iyi bakılmış bir deli hani. Bizlerse sürekli horlanan, ötelenen akıllılarız. O yüzden birbirimize yardımcı…devamı+ Yılmaz sana şöyle bi yüz yüze teşekkür etmek istedim. Katili bulmuşsun. Vay şerefsiz deli ya, ne işler açtı başıma..
- Abi yani o sadece çok iyi bakılmış bir deli hani. Bizlerse sürekli horlanan, ötelenen akıllılarız. O yüzden birbirimize yardımcı olmalıyız diye düşündüm.