Aksiyonun tadında olduğu, bazen tansiyonların yükseldiği, bazen de düştüğü, ara ara kalp ritmini tetikleyen, ara ara da kalpte kelebekler uçurtan, buram buram dram kokan bir film Leon... Daha önce aksiyon ile dramın bu kadar güzel harmanlandığı bir film izlediğimi hatırlamıyorum.…devamıAksiyonun tadında olduğu, bazen tansiyonların yükseldiği, bazen de düştüğü, ara ara kalp ritmini tetikleyen, ara ara da kalpte kelebekler uçurtan, buram buram dram kokan bir film Leon... Daha önce aksiyon ile dramın bu kadar güzel harmanlandığı bir film izlediğimi hatırlamıyorum. -belki gerçekten de izlemediğim için, belki de B12'im eksik olduğu için.-
Filmin konusundan kısaca bahsetmem gerekirse Mathilda 12 yaşında küçük bir kız çocuğu. Güzel bir aile hayatı yok, küçük kardeşi haricinde ailesindeki kimseyi sevmiyor. Bir gün uyuşturucu işine bulaşan babası yüzünden tüm ailesi mafya tarafından katlediliyor, Mathilda da oldukça soğuk kanlı bir tetikçi olan Leon'un dairesine saklanıyor. Mathilda küçük kardeşinin intikamını almak için Leon'dan kendisine ''temizleme'' işini öğretmesini istiyor. Bu öğretmen- öğrenci ilişkisi esnasında aralarında çok kuvvetli bir sevgi bağı oluşuyor...
İsminin Sevginin Gücü olmasına pek bir anlam verememiştim izlemeden önce. İzleyince şu şekilde bir bağlantı kurdum; 12 yaşındaki küçücük bir kızın sevgisi, 40 yaşlarındaki soğuk kanlı, acımasız bir katilin içindeki merhametli adamı çıkartıyor. İşte bu ''Sevginin Gücü'' bana göre.
Herkes Mathilda ve Leon arasındaki ilişkiden söz etmiş ben de bu konuda bir şeyler söylemek istiyorum. Leon'un Mathilda'ya karşı tavrı bir abi, bir baba gibiydi. Onu korumak istiyordu, ve son ana kadar başardı. Lakin asla pedofili denilecek düşünceleri olmadı, yanlış bir yaklaşımı olmadı. Mathilda yalnız kalmış ufak bir kız çocuğuydu, Leon ise onu korumayı kendine görev edinmiş orta yaşlı bir adamdı. '18 yaş' yalanına da inanmamıştı galiba. Mathilda ise hayatında baba sevgisi görmediği için ve daha aşkın ne olduğunu tam anlamıyla bilmediği için hissettiği hayranlığı aşk sandı. Bir çoğumuz o yaşlardayken ya da daha küçükken birilerine hayranlık duyup bunu aşk sanmış olabilirsiniz, bu gayet doğal bir durumdur. Geriye dönüp o anılarımıza göz attığımızda bunlar bize gülünç gelir, çünkü o zaman aşk sandığımız şeyin basit bir hayranlık olduğunu anlamış oluruz. Mathilda'nın Leon'a karşı hissettikleri de bu şekildeydi. Hayatı öğrenmiş olan genç bir kadın olduğunda hissettiklerinin aşk olmadığının farkına varmıştır belki de...
Aksiyon ve dramın birbirine harmanlandığı kesinlikle özel olarak vakit ayrılması gereken bir baş yapıt... Vakit kaybı, gereksizdi diyebileceğim bir sahne hatırlamıyorum. Tüm sahneler o kadar güzel, o kadar özeldi ki... Özellikle son sahneleri beni fazlasıyla etkiledi, eminim ki izleyen çoğu kişiyi etkiledi. Yapacak başka işlerim olmasa -dizi izlemek, spor yapmak- bir kez daha izleyebilirdim filmi. Leon'un koruyuculuğu, Mathilda'nın saf hayranlığı... Sadece iki oyuncu ile sırtlanmış film. Çok da güzel olmuş. İzleyin, izlettirin.
2020'nin son zamanlarında böyle bir film izlediğim için kendimi fazlasıyla şanslı hissediyorum.
Aşırı Gereksiz Not: Mathilda'nın saç kesimi en sevdiğim fakat saçım dalgalı olduğu için kendime yapamadığım saç kesimi, şu anda ki saç kesimim ona yakın ama düz olmadığı için tam olarak o şekilde değil. Bu aşırı gereksiz bir detaydı, bu kısmı okumasanız da olur.
Aşırı Gerekli Soru; Filmin sonunda çalan şarkıyı paylaşabilecek yardımsever bir arkadaş var mı?