08.04.2022~11.10.2022 1) East Blue Saga (1-61) / 11.04.2022 Anime beni gayet sardı. Çok uzun olduğundan daha başlarda bu kadar olacağını beklememiştim açıkçası. Üç dört günde bitti altmış bir bölüm. Devamını da heyecanla izleyeceğim. Bu saga zaten ilki olduğundan giriş sagasıydı.…devamı08.04.2022~11.10.2022
1) East Blue Saga (1-61) / 11.04.2022
Anime beni gayet sardı. Çok uzun olduğundan daha başlarda bu kadar olacağını beklememiştim açıkçası. Üç dört günde bitti altmış bir bölüm. Devamını da heyecanla izleyeceğim. Bu saga zaten ilki olduğundan giriş sagasıydı. Tayfa toplandı, toplanırken de arada birkaç düşmanla savaşıldı vs. Beni hiç sıkmadı.
Luffy kişilik tipi olarak Naruto'yla birçok benzerlik taşıyor. Ben Naruto'yu da zaten sevdiğimden Luffy'i de sevdim bayağı. İlerilerde daha da bağlanırım diye düşünüyorum.
Tayfanın çoğunun arka hikayeleri de çok etkileyiciydi. Özellikle Nami'nin arka hikayesi üzücü ve etkileyiciydi. Yazarın konuları nasıl birbirine bağladığına şaşırıyor insan. Müthiş bir hayal gücü.
Ayrıca ben Naruto izlerken bir yerden sonra dayanamayıp fillerları izlemeyi bırakmıştım ama One Piece'te izleyeceğim. Zaten tüm bölümlerin içinde yüzde olarak azlar. Hem de izlediğim ilk filler arca bakarsam gayet güzeller. Filler olmasına rağmen beni sıkmadı bölümler ve beğendim.
Spoiler!!!
En son bölümde zaten baştan beri hedefleri olan Grand Line'a giriş yapıyorlar. Seri daha yeni başlıyorum havası veriyor ve beklentiyi yükseltiyor. Bu kadar çok bölüm sürdüğüne ve bu kadar seveni olduğuna göre de sonraki bölümlerin daha da güzelleşeceğine de şüphem yok.
2) Baroque Works Saga (62-135) / 16.04.2022
İkinci saga beni iyice hikayeye bağladı. Şu an başladığım için aşırı mutluyum. Önceden final yapmadığı için başlamamıştım ama keşke daha önce bile başlasaydım. Zaten her saga kendi içinde bir anime gibi başlıyor, gelişiyor, final yapıyor. Her türden duyguyu yaşatıyor. Bu saga artık iyice tayfadan biri gibi hissetmeye, onlarla üzülüp onlarla gülmeye başladım. Ayrıca müthiş bir kurgu altyapısı var. Zaman Çarkı serisinde hissettiğim aynı hayranlığı hissediyorum. Sırf bu kadar ayrıntılı, mantıklı olduğu için bile keyifle izlenir, bir de üstüne duyguları geçiriyor. Kısacası ba-yıl-dım!
Genel saganın ilerleyişinden bahsedecek olursam da gayet güzel aktı. Drum Island arcında biraz sıkılır gibi oldum ama yine de çok güzeldi. Grand Line beklediğimden daha az vahşi ama. Ben böyle kasabalar, ülkeler olduğunu düşünmemiştim. İnsan yaşamına hiç uygun değil sanıyordum. Böylesi çok daha geniş, heyecanlı bir evren zaten. İyi ki beklediğim gibi değilmiş. Güzel bir sagaydı.
Spoiler!!!
Drum Island arcında giren Chopper aşırı sevdiğim bir karakter oldu. Arka hikayesi yine çok acıklı ve etkileyiciydi. Karaktere bağladı. Zaten aşırı sempatik ve sevimli, sevmesi kolay oldu. Ayrıca meşhur "İnsanlar ne zaman unutulur?.." alıntısı da aynı arctaydı. Sonrasındaki Arabasta arcı da çok güzeldi. Savaşları, mücadeleleri müthişti. Ayrıca çoğu animede sanki kötü karakter de ana karakter onu yensin diye uğraşıyor, savaşlar çabuk bitsin diye saçma sapan nedenlerden yeniliyor. One Piece'de en sevdiğim ayrıntılardan biri de kötü karakterlerin de adam gibi dövüşmesi, önlerine çıkabilecek her zorluğun gerçekten çıkması ve bunların hepsinin mantıklı ve tutarlı olması. Mesela Crocodile'ın verdiği anahtarın gerçek olmaması veya bombada zamanlayıcı da olması gibi. Arabasta'da mesela kimsenin ölmediği bir son yoktu, çok gerçekçiydi insanların savaşı son ana kadar asla bırakmaması. Mucivezi şeyler gerçekleşmedi. Son olarak da tayfaya en son katılan Nico Robin de zaten aşırı sağlam bir karakter gibi duruyordu, girmesine çok sevindim. Tayfaya olgunluk katabilir :) Ayrıca bir yerde dediği "Bu D'ler hep mi böyle?" cümlesi de arkasından bayağı bir hikayenin çıkacağının göstergesi. Merakla bekliyorum.
3) Skypiea Saga (136-206) / 23.04.2022
Çok çok sevdiğim bir sagaydı. Özellikle Skypiea arcının Calgara ve Norland'ın hikayesini anlattığı bölümleri aşırı aşırı sevdim. Ben kolay kolay ağlamam, çoğu yapımda ancak gözüm dolar ama bu hikayede gerçekten ağladım. Benim için bu bayağı kıstas çünkü beni feci etkilemiş ve içine çekmiş demektir. Gittikçe hikayeye daha çok bağlanıyorum. Tayfayla birlikte sürekli gülüyorum. Gerçekten güzel gidiyor. Skypiea arcı üstte bahsettiğim hikayeden dolayı şimdiye kadarki favori arcım.
Ayrıca Skypiea'nın ortamı, evreni gerçekten müthişti. Her saganın yorumunda aynı şeyi yazıyorum ama mangakanın hayal gücü gerçekten müthiş. Grand Line evrenini hayal etmesi, tüm detaylarını düşünmesi yetmiyor; bir de üstüne Gökyüzü adasını, evrenini hayal etmiş. İlk başlarda mesela biz de tayfa da anlamıyorduk o adanın işleyişini, yavaş yavaş tayfayla birlikte hikayeler açıldı, işleyiş anlaşıldı. Calgara ve Norland'ın hikayesiyle de tüm parçalar yerine oturdu, hikaye açıkça anlaşıldı. Tüm detayların yerine oturmasıyla birlikte hikaye daha da etkileyici, çarpıcı oldu. One Piece'in bu özelliğine bayılıyorum. Böyle bir evren, böyle detaylar, her parçanın yerine oturuşu... Her saganın sonuna yazmaktan yoruldum ama umarım kalan hepsinin de altına yazabilirim: Bu sagayı da çook beğendim.
Spoiler!!!
Nico Robin'in de Grand Line'ın sonuna gitmek için bir sebebi oldu bu sagada. Robin'in okumak istediği yazıtı Gol D. Roger belli ki sona götürmüş. Bununla birlikte bir parça daha yerine oturdu. Ayrıca adadan giderken geride bıraktıkları altın sütun yeminle içime oturdu. Ah be Robin! İnsan bir söyler.
Fillerlarda Sanji'nin aşçılığı yine muhteşemdi ayrıca. Cidden korsan gemilerinde harcanıyor diye ben bile düşünmeye başladım :)
4) CP9 Saga (207-325) / 07.05.2022
Çizimlerin yeni tarzından bahsederek başlamak istiyorum. Ben yeni tarzı pek sevmedim açıkçası. Sanki tüm karakterleri kafalarından çekerek uzatmış gibiler, kalite artsa ve ekran büyüse de yüz çizimlerinin çok daha özensiz ve çirkin olduğunu düşünüyorum. Gerçi tayfaya biraz büyümüş havası katmış, ilk halleriyle yan yana geldiklerinde farkı hissediyorsun.
Spoiler!!!
Davy Back arcıyla başladı bu saga. Bu arcla birlikte sonrasında gelen iki filler arcla birlikte 20 bölümlük kısmı çok sarmadı açıkçası. Sadece anıları çalan çocuk biraz daha keyifliydi ama yine de bu 20 bölüm bitene kadar bayağı bir sıkıldım. Ama sonraki arc Aokiji'yle de beraber bomba gibi başladı gerçekten.
Water 7 arcı başladığında ada çok hoşuma gitti. Yine çok güzel hayal edilmiş, çizilmiş. Galley La marangozları da ilgi çekici karakterlerdi. Bu arcta Usopp'un parayı çaldırdığındaki çaresizliği, gösterdiği çaba ve üzüntüsü beni çok üzdü, etkiledi. Sonrasında tayfanın da Usopp'un intikamını alış şekli ve arkasını kollayışı yine etkileyici sahnelerdi. Daha sonra Usopp tayfadan ayrılırken Usopp için pek duygulanmadım açıkçası, aksine o sahnelerde beni etkileyen tek şey Luffy'nin gerçekten kaptanlık iradesini ortaya koyması ve böyle konularda ciddi olduğunu göstermesi oldu. Sonlara doğru ortaya çıkan CP9 bu arcta çok güçlü gösterildiler. Gerçi en sonda aslında Robin de istese bence Sanji ve Usopp Robin'i kurtarabilirlerdi, orada en sonunda geri döneceğini bildiğim için Robin'e kendi kendime sinir oldum. Bu arc diğer arca giriş niteliği taşıyarak bitti Enies Lobby'e ulaşılmasıyla.
Enies Lobby arcı genel olarak güzeldi ama ben savaş sahnelerinden pek hoşlanmadığım için bazenleri sıktı ve hızlandırdım. Ama Robin'in "Yaşamak istiyorum!" diye bağırdığı sahne feci güzel ve etkileyiciydi. Ayrıca Robin'in şimdiye kadar nasıl kayıtsız şartsız toplumdan dışlandığını kesinlikle iyi anladım çünkü ben de Robin'i şeytani biri olarak düşünmüştüm. O yüzden bir türlü ısınamıyordum, şeytani biri olmasa da 8 yaşında bir gemi filosunu yok ettiği haberi yüzünden içinde bir yerlerde doğru şartlarda patlayacak bir psikopatlık olduğunu düşünüyordum ama meğer filoyu yok etmemiş bile. Çok masum ve gerçekten suçu olmayan birinin hükümetin iftirasıyla bu hallere düşmesi çok üzücü. Robin karakterine artık gönül rahatlığıyla bağlanabilirim. Ayrıca bu arc Luffy'nin arkadaşları güçsüz de olsa onları koruyabilmek için çok daha güçlenmesi ve Merry'nin en sonunda onları kurtarıp en sonunda onlarla vedalaşması güzeldi.
Bu sagada en sevdiğim arc sonuncusu, Post Enies Lobby arctı. Savaş olaylarının bittiği, tayfanın toplandığı ve zaferle eğlendiği kısımları seviyorum. Yeni gemi, yeni tayfa arkadaşı, Luffy'nin soyundan öğrendiğimiz bilgiler, Luffy'nin büyükbabası ve Coby vs. hepsi heyecan vericiydi benim için. Zoro'nun Usopp'un dönüşü karşısında gösterdiği sert tavrı gerçekçi ve haklı buldum. Kesinlikle bu kadar kolay tayfadan ayrılıyorum diyememeliydi. En sonda hepsinin başına konan ödüllere ve geride kalan yakınlarının ödüllere verdiği tepkileri gösteren bölümlere bayıldım. Sanji'nin posterdeki tipi ve Chopper'ın sadece 50 beli ödülü olması komikti. Ayrıca tüm saga boyunca Luffy ve Chopper'ın Sogeking'i tanıyamaması da çok şapşalcaydı :))
5) Whitebeard War Saga (326-384) /18.07.2022
İlk arcı benim için çok heyecanlı bir arc değildi. Hatta bunu genel olarak saga için söyleyebilirim. Şu ana kadar en az beğendiğim sagaydı. Ama çizimleri bu saga daha çok sevdim. Ya daha çok oturmuştu ya da benim gözüm alıştı.
Eh çok da beğenmedim yani sagayı. Yine de ortalamanın üstündeydi.
Spoiler!!!
Şu ana kadar tayfaya birilerinin giriş hikayeleri bence daha etkileyiciydi. Brook'un giriş hikayesi beni çok da etkilemedi. Geçmişi yine çok etkileyiciydi, Laboon'la hikayeleri çok üzücüydü ama şimdilik Brook'u çok benimseyemedim. Robin'i de giriş sagasında değil de bir dahaki sagada benimsemiştim, o yüzden şimdilik umudumu kaybetmedim.
Ayrıca Moria kadar güçlü birisini yendiler ama dünyada bilinmediğinden dolayı yankı uyandırmadı. Bu beni içten içe üzüyor. Onlar dünyada ün buldukça ben seviniyorum çünkü :)
Sagada favori sahnem Zoro'nun Luffy'nin acısını aldığı sahneydi. Aşırı güzeldi ve Zoro'ya sevgim ve saygım katbekat arttı. Sahne animedeki favori sahnelerimden biri oldu.
...
(Karakter sınırını aştığım için beşinci sagadan sonrası için yorumuma bağımsız gönderiden devam edeceğim.)