”Ölüme ve güneşe diyor, sabit bir gözle bakılamaz.” Peyami Safa'nın en sevdiğim eseri oldu Bir Tereddütün Romanı. Her bir cümlesi, her bir sahifesi hayranlık uyanırdı bende. Akıcı bir kitap değil zorluyor arada ama yine de elinizden bırakmak istemiyor, Peyami Safa'nın…devamı”Ölüme ve güneşe diyor, sabit bir gözle bakılamaz.”
Peyami Safa'nın en sevdiğim eseri oldu Bir Tereddütün Romanı. Her bir cümlesi, her bir sahifesi hayranlık uyanırdı bende. Akıcı bir kitap değil zorluyor arada ama yine de elinizden bırakmak istemiyor, Peyami Safa'nın edebî zekasına tabiri caizse aşık oluyorsunuz.
Kitapta bizi ilk anda oldukça basit bir dil karşılıyor, Peyami Safa'nın eserlerinde alışkın olmadığımız bir basitlik. Mualla ile açıyoruz kitabı. Hem onu okuyoruz, hem de onun okuduğu roman olan 'Bir Adamın Hikâyesi' kitabını. Bakın kitap içinde kitap yazabilmek, iki farklı öyküyü iç içe karıştırmadan, çorba yapmadan bir arada götürmek, hem romanın asıl karakterlerinin hem de roman içindeki romanın karakterinin duygularını yaşatmak kolay değildir. Her yazarın harcı değildir. Bu kitabın daha ilk sayfalarında basit dili beni biraz şaşırtsa da bu yönüne hayran kaldım. Kim ne düşünür bilmem ama bence bizim edebiyatımız bir başka.
Kitapta sayfalar ilerledikçe Mualla'nın okuduğu kitabın yazarı ile evlenip evlenmeme konusunda bi' tereddüte düşeceğini sanmıştım. Fakat çok geçmeden bu konuda yanıldığımı gösterdi bana kitap. Zira kitap Mualla'nın değil yazarın tereddütünü anlatıyor. Hayatına giren kadınlar konusunda yaşadığı tereddütü.
Kitap ilk bölümde Mualla'yı anlatırken, daha doğrusu okuyucu kısmındayken dili az önce bahsettiğim pek basitti. Sonrasında ise muharrir (yazar) devreye girince dil ağırlaştı. Cümleler daha da seçkinleşti. Sanki Peyami Safa tüm edebî bilgisini ortaya koyup bilgisizliğimizi yüzümüze vurmak istermiş gibi. Kitap bi' basit bir dille ilerledi, bi' ağır bir dille. Fakat basit veya ağır hangi kısımda olursa olsun o zerafetini korudu roman. Hem zerafetini, hem tereddütünü.
Okuduğum kitaplarda her zaman karakterlerinden birini kendime diğerlerine göre daha yakın görürüm, daha fazla benimserim. Burada öne çıkan tüm karakterleri aynı oranda benimsedim, kendime yakın gördüm. Mualla dedem Vildan'ın hatrı kalır, Vildan desem Muharrir'in boynu bükük.
Okuduğu yazarın evlenme teklifini düşünen Mualla, aşkı için intihar eden Vildan, hayatına giren kadınlar konusunda tereddüte düşen, derin bi' düşünceye dalan Muharrir'i bir tarafa bırakalım. Çünkü Peyami Safa'nın anlattıkları bunun ötesinde. Müthiş ruh tahlili yapıyor, bizlere tereddütlerimiz konusunda farkındalık, düşünme zamanı, belki de düşünme gerekliliği, belki de yeni bir bakış açısı kazandırıyor. En önemlisi kolaylığıyla zorluğuyla, iyisiyle kötüsüyle dönemin Türkiye'sini bir yazar ve etrafındaki kadınlar üzerinden anlatıyor.
Çok konuştum, okuyun, okutun. Kimse bu eserden mahrum kalmamalı.