Annem şey derdi, bebek hangi mevsimde doğmuşsa, en çok o mevsimi severmiş. Ben kış mevsiminde doğmuşum ve yaz mevsimini hiç ama hiç sevmem. Yaz deyince bile içim daralır, sıkılırım. Ve evden hiç çıkmak istemem çünkü evimiz yazın çok serin olur,…devamıAnnem şey derdi, bebek hangi mevsimde doğmuşsa, en çok o mevsimi severmiş.
Ben kış mevsiminde doğmuşum ve yaz mevsimini hiç ama hiç sevmem.
Yaz deyince bile içim daralır, sıkılırım. Ve evden hiç çıkmak istemem çünkü evimiz yazın çok serin olur, zaman zaman.
Ama ne var ki kış mevsimini eskisi kadar sevmediğimi fark ettim. Önceden ne zaman kış mevsimini yaşıyor olsak kendimi sakin ve huzurlu hissederdim.
Büyüdükçe fark ediyorum ki, insan büyüdükçe değişiyor. Karakter olarak değil, kişilik olarak.
Eskiden sevdiğim ve ilgi duyduğum şeyler artık o kadar dikkatimi çekmiyor. Aksine, bu zamana kadar neyden uzak kaldıysam artık o şeye karşı o kadar yoğunlaşmak istiyorum.
Mesela eskiden olsa, ağzıma sebze sürmem. Şimdi ise brokoli çorbasına bayılırım, canım sürekli taze fasulye çeker; bulgur pilavını pirinç pilavına göre daha az severdim, bugün ise tam tersi. Artık daha az et yiyorum mesela.
Birde eskiden alamadığım şeyler için çok üzülürdüm. Şimdi ise o şeyi alamayacağımı bildiğim için muhtemelen, sadece alabileceğim şeyleri düşünüyorum. Hayatımda eksik olan çok şey var ama ben hiçbirinin yokluğunu hissetmiyorum çünkü maddi yokluk benim gözümü doyurdu.
Eskiden olsa, yanımda veya yakınımda insan görmek istemezdim. Çünkü ben kalabalık bir aile de büyüdüm. Çoğu zaman fikir ayrılıkları yaşandığını gördüm. Her zaman muhalefet gibi çatışmalar oldu. Fakat bugün, çevremde tek bir insan olmadan yapabileceğimi düşünemiyorum.
Mesela, şu üç beş ay öncesine kadar hiçbir hedefim yoktu. Tek düşündüğüm şey liseden mezun olmaktı. Liseden mezun oldum, ama sanki çocukluğumdan mezun oldum. Artık insanlar bana yetişkin olarak davranıyor ve ben buna hazırlıklı değilim. Bunun hazırlığı olmaz ancak istiyorum ki o insan, benim bir anne ve babanın çocuğu olduğumun bilincinde olarak davransın. Tüm hayatını maddi savaş vererek geçiren bir yetişkin olarak değil. Çünkü insanlar birbirlerine karşı çok acımasız ve anlayışsız. Ve ben tüm bu şeylere bir anda maruz kaldım. Bunun bu kadar ağır gelmesi normal değil mi?
Çünkü artık normal gelen hiçbir şey yok.
Hayatımı çalışarak geçirmek istiyorum sanırım. Çünkü ekonomik zayıflık, insanın boynunu büküyor. Bir insanın ekonomik gücü ne kadar iyi olursa, kendini hayata karşı daha özgüvenli ve verimli hissediyor.
Eğitim hayatımdaki son etabı açıktan bitirmek istiyorum. Ancak o şekilde yaparsam pişman olmaktan korkuyorum.
Yine de tek önceliğim bu değil.
Önce birikim yapmak, sonra ise kendime bir arsa almak istiyorum ve daha sonra da kendi evimi inşa etmek istiyorum. Aslında çok sıradan bir hayal lakin ben bu hayali bir hedef haline getirip, bu amaç uğruna yaşamak istiyorum.
Bir sürü çocuğum olsun, olabildiğince.
Ve birde kütüphanem.
Benim kitaplarım, çocuklarıma bırakacağım tek miras.
Bir ev inşa etmek istiyorum lâkin bu ev, çocuklarıma verebileceğim bir miras olmamalı.
Odamda yüzlerce kitabım var ve yarısını bırak, çeyreğini bile okumadım henüz.
Beslenme ve uyku düzenimi bir sisteme koymak istiyorum çünkü yaşlandığım zaman zorlanmak istemiyorum.
Ailem genetik olarak şeker ve tansiyon gibi daha birçok çeşitli hastalığa yatkın.
Bir gün olur da şu an hiç düşünmeden tıka basa yediğim her şeyden vazgeçmek zorunda kalırım, işte o zaman çok zorlanırım ve bunun olmaması için şimdiden bir önlem almam lazım.
Doğrusu ben artık hayatımda bir düzen istiyorum.
Çünkü bu zamana kadar nasıl bu noktaya geldiğime bakıyorum ve görüyorum ki boş beleş bir hayat yaşamışım.
Artık yaş aldıkça ve yeni bir güne uyandıkça, sevdiğim insanların ölümünü gördükçe ölüme biraz daha yaklaştığımı fark ediyorum. Hayallerim var ve hiçbirini tamamlamadan ölmek istemiyorum.
Hayatta para ve aşk dışında tek istediğim şey, Allah'a olan inancımı kuvvetlendirmek.
İnanıyorum, gerçekten inanıyorum ama bu inanç ne kadar sağlam?
Eğer müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmeseydim, yine de müslüman olur muydum?
Müslümanım diyorum ama İslam dinini ne kadar iyi biliyorum ya da bilmek için hiç çaba sarf ettim mi?
O yüzden dinimi araştırmak ve özümü bulmak istiyorum.
Şimdi bunları yazdıkça düşünüyorum ve zamanımın yetip yetmeyeceğini bilmiyorum.
Önceden insanların dediklerine çok takılırdım. Fakat gün geçtikçe aslında bunun bir önemi kalmadı çünkü ağzı ve aklı olan herkes konuşur. O yüzden artık benim ne konuştuğum, kiminle ve nasıl, ne için konuştuğum ve bunun sonucunda ne yaptığım, yaptığım o şeylerin ise bana ne kattığı önemli.
Aslında bu yazıya başlarken amacım bir sohbet konusu açmaktı ama bu şekilde bir sohbet değil. Birde baktım ki yazdıkça bu bana iyi hissettiriyor, bende bozmak istemedim.
Şimdi de uzatmak istemiyorum ve kesiyorum.😐
Buraya kadar çok okuyan da olmaz diye düşünüyorum ayrıca.🙄
İşte öyle.
Sizin hayattaki amacınız ne? Hangi amaç için yaşıyorsunuz? Ve hedefleriniz neler?