Bu Youtube programı hakkında yazmayı düşünmüyordum, fakat sonra Raf ahalisinin de Loş Sohbet'i keşfetmesi gerektiğini, kimsenin bu muhabbetten geri kalmaması gerektiğine karar verip yazmaya karar verdim. Yılın başından takip ediyorum programı. Bölümleri -hepsi olmasa da- böyle kafanın dolu olduğu, hiçbir…devamıBu Youtube programı hakkında yazmayı düşünmüyordum, fakat sonra Raf ahalisinin de Loş Sohbet'i keşfetmesi gerektiğini, kimsenin bu muhabbetten geri kalmaması gerektiğine karar verip yazmaya karar verdim.
Yılın başından takip ediyorum programı. Bölümleri -hepsi olmasa da- böyle kafanın dolu olduğu, hiçbir şey yapmanın istenilmediği zamanlarda açılıp izlenecek daha doğrusu dinlenecek bölümler. Aslında izleyicileri eğlendirme amacı gütmüyor, bir şeyler öğretme amacı da yok. Katarsis gibi insanların psikolojisini deşelemiyor. 2 arkadaş -grup olarak katıldıkları istisna bölümler var- kahve ya da bira eşliğinde, loş ışıkta sohbet ediyor, siz de o sohbeti çay ya da kahve, belki de bira eşliğinde dinleyip keyfini çıkartıyorsunuz.
Bence konuk olan kişiler kendileri gibi davranmışlar. Caner abinin -abi denmesini sevmiyor kendisine yine de diyeceğim ben, çünkü abi gibi hisettim kendisini ahajaha- karakter zaten rol kesmeye izin verecek bir karakter değil. İnsan Caner abinin karşısında rol kesemez sanırım ya. Bu sayede program size farkında olmadan -program farkında olmadan- önyargılı olduğunuz kişileri yakından tanıyıp ön yargılarınızın kırılmasına önayak olabiliyor. Veyahut hiç tanımadığınız bir ismi keşfetmenizi sağlıyor.
Tüm konukları dinlemekten zevk aldığımı söyleyemem, bazı isimlerin enerjisi bana çok geçmedi. Tabii öyle hissettiğim konuklar bir elin parmağını geçmeyecek sayıdaydı. Çoğunlukla samimi ve dinlemesi zevkli olan bölümlerdi. Her ne kadar eğlendirmek, öğretmek için kendini kasmasa da eğlenip bir şeyler kapabilirsiniz Loş Sohbet'ten. Zira her hayatın içinde öğrenebilecek bir şeyler vardır.
Bazen Caner abi dertlerini konuklara açtı, bazen de konuklar dertlerini Caner abiye. Ortak hisettiğim dertleri, sorunları daha iyi bir ilgiyle izledim. Bu arada Caner abimin kafasını çok sevdim. Çoğu şeyde aynı düşüncelere sahibiz ve her onu dinlediğimde bunu daha net farkettim. Örneğin daha geçen gün filmi çekilse diye düşündüğüm olayın filmini çekmeyi Caner ağabeyim düşünmüş. Tabii bazı sebeplerden ötürü çekememiş ama bunun gibi aynı düşünceler denizinde dolaştığımıza dair örnekler var. (Ayak İşleri'ni izlemek için sabırsızlanıyorum.)
Dinlemekten en çok zevk ve sohbetlerine doyamadığım konuklardan bahsetmek isterim.
Erkan Kolçak; en sevdiğim oyuncu, samimi bir sohbet olmuş. Bu adam saatlerce konuşsa dinlerim. Her konuda yetenekli bence. Evet konuşmakta bile.
Janset Paçal; küçüklüğümde Janset'e hayrandım, yıllar sonra ilk kez izledim kendisini. Enerjisi harikaydı. ''İnsan hissettiği yaştadır.'' düşüncesinin ete kemiğe bürünmüş hali bence.
Güven Murat Akpınar; herhalde ilk defa bu kadar utangaç bir ünlü gördüm, aşırı samimi ve tatlı geldi mahcubiyeti. Fırat Albayram'da hep utangaç olduğunu söyler ama Güven'in utangaçlığı buram buram geçti bana. Bu çekingenlikte samimi bir sohbete ortam açmış.
Ceyda Kasabalı&Fırat Albayram; Nazar değmesin maşallah. En sevdiğim çift. Hayalimdeki ilişkiyi yaşıyorlar ve ben bunu izlemeyi çok seviyorum. Doğal ve samimi hissettirdi.
Ali Biçim&Mesut Can Tomay; bu ikiliyi izleyen biri değilim ama başkasının kanalında seviyorum kendilerini. Ali Biçim'in abiliği ve öğreticisi zekâsı karşısında Mesut'un uçarılığı kaçarılığı samimi hissettiriyor.
Bunlar dışında Tolga Çevik, İbrahim Büyükak, Kalben, İlker Ayrık, Chaby, Hasibe Eren, Salih Bademci, Alper Kul, Sinan Mıhçı'yı falan dinlemeyi de sevdim.
Mert Baykal'ın konuk olduğu bölümü sevemedim. Yani bu kadar enerjisiz bir konuğu izlemek kötü hissettirdi. Elbette kendince bir sebepleri vardır, o sıralar sanırım Sıcak Kafa'nın çekim süreciymiş, ya da sonrası. Belki yorulmuştur, ama yine de beni ruhsuzluğu rahatsız etti. Mert Baykal dışında Mesut Süre, Kaan Yıldırım, Bora Akkaş'ın falan muhabbetleri sarmadı.
Bunu yazmadan önce adını ilk defa duyduğum Hedonutopia grubunun katıldığı bölümü dinlemiştim. Beynimden çıkan dumanları yeni söndürdüm. İlk defa Caner abimden çok konuşan -bu çok konuşmak da değil artık bambaşka bir seviye, 56 dakikalık programda nefes bile almadan konuştu- bir konuk gördüm. Caner bey abinin lafa girmeye çalışıp bir türlü girememesi, tepkileri çok komikti. Beynimden duman çıkarıp, son nefesimi verecek gibi hissettirse de eğlenceliydi. Eğer hızlı videolardan bir şey anlıyorsanız 2x'de dinlemesi daha zevkli bu bölümü.
Neyse ben de çok konuştum sanırım. Öyle pek bir amacı olmayan ama kafa dağıtacak, geceleri uyumadan önce izleyecek veyahut podcast tadında dinleyecek bir şeyler arıyorsanız Loş Sohbet ile tanışmanızı can-ı gönülden tavsiye ederim.