Seveni kadar nefret edeni de çok Yunanlı yönetmen Lanthimos’un her ne kadar çizgisinden saparak Hollywoodlaşmış eleştiri alsa da yine uçuk bir fikirden yola çıkarak çektiği ve seyircisine muhteşem bir görsel ziyafet sunduğu fantastik ögelerle süslü son filmi Poor Things. Bebeğinin…devamıSeveni kadar nefret edeni de çok Yunanlı yönetmen Lanthimos’un her ne kadar çizgisinden saparak Hollywoodlaşmış eleştiri alsa da yine uçuk bir fikirden yola çıkarak çektiği ve seyircisine muhteşem bir görsel ziyafet sunduğu fantastik ögelerle süslü son filmi Poor Things. Bebeğinin beyni kendisine aktarılan bedensel olarak yetişkin bir kadının fantastik bir dünyada kendini ve çevresini keşfetme yolculuğunu aktaran modern bir Frenkestein hikâyesi film. Filmi izlemeden önce hikâyenin p.dofili ve p.rnografiye kaçan sahneler içerdiği eleştirisi beni tedirgin etmişti açıkçası. Ancak filmi izlerken dahi eleştirenlerin p.dofiliden ne anladığını ya da p.rnografinin ne olduğuna dair ne düşündüklerini çok merak ettim. Poor Things birçok açıdan eleştirilebilir, beğenilmeyebilir ama ona p.dofili ya da p.rnografi yaftası yapıştırmak filmin ruhuna büyük hakaret sayılır. Çünkü Poor Things yetişkin bir bedende hayat bulmuş masum bir zihnin kirli bir dünyaya adapte olma, onu öğrenme sürecini son derece özgün bir hikâye ile aktarıyor. Şimdiye kadar çektiği filmlerde neredeyse frikik dahi vermeyen Emma Stone’un bu filmde bu kadar cüretkar olabilmesi üstelik yapımcı olarak filme destek olması da onun gibi tecrübeli bir oyuncunun projeye Şoray kurallarını rafa kaldıracak kadar inanmış olduğunu gösteriyor zaten. Her şeyden önce çok orijinal bir fikir üzerine kuruyor anlatısını film. Ama bu orijinal fikrin merkezine tüm çılgınlıklarına, aykırılıklarına rağmen bağrımıza basacağımız, en uçuk işlerinde bile masum tarafını koruyan muhteşem bir Bella karakteri koyuyor yönetmen. Onun “To be or not to be” sürecini cinselliğini keşfetme hikâyesiyle birlikte aktarıyor. Freud'a göre id kişinin ilkel benliğidir. Bu ilkel benlikle yetişkin bir bedende hayat bulan id’in cinsel hazlar peşinde koşması da çok normaldir. Tam da bu teori üzerinden ilerleyen filmi erotik diye yaftalamak da cahillikten öte bir şey değildir. Öte yandan filmin ana temasını içerdiği cinsel içerikli sahneler bağlamında yorumlayanların filmde kaçırdığı çok şey var aslında. Bella karakteri üzerinden yönetmen dünyadaki gelir adaletsizliklerine, gelmiş geçmiş ekonomi politikalarının hiçbir zaman insanlığın çaresi olamadığına, erdemli olmanın zorluklarına ve oluş sürecine dair çok ince vurgular yapıyor filminde. Hülasa Lanthimos biraz çizgisinden sapmış ve Hollywoodvari bir film çekmiş gibi görünse de seyircisine dozunda bir mizah, kör göze parmak sokmayan mesajlar ve muhteşem bir sinematografiyle son derece keyifli bir seyir zevki sunan iyi bir işe imza atmış yine. Mark Ruffalo ve Defoe etkisinin katkısından bahsetmiyorum bile. Seversiniz sevmezsiniz ama saygı duyarsınız ya hani bazı işlere; güçlü oyuncu kadrosu, senaryosunu temellendirdiği orijinal fikri, kurgusu ve görsel zenginliği ile tam da öyle bir film Poor Things .."