galiba uzun yıllar boyunca (abartma be kızım) unutamayacağım bir roman olacak. gerçi bu kitaba roman demek haksızlık olur. başlı başına insanın suratına tokat gibi çarpan gerçek bir hayat hikâyesi bu bu aralar hayatımın her alanında doğru seçimler yapıyorum (2 güzel…devamıgaliba uzun yıllar boyunca (abartma be kızım) unutamayacağım bir roman olacak. gerçi bu kitaba roman demek haksızlık olur. başlı başına insanın suratına tokat gibi çarpan gerçek bir hayat hikâyesi bu
bu aralar hayatımın her alanında doğru seçimler yapıyorum (2 güzel kitap okuyunca girdiğim tripler) bu kitap da dizisini görüp merak ettiğim ama dizisi çok yavaş aktığı için "eehhh yeter seni mi bekleyeceğim kitabı okuyup her şeyi öğrenirim ben" diyerek başladığım bir kitap oldu (umarım biraz daha "kitap" kelimesini kullanmam çünkü sıktı)
bu hanım ablanın eserleri bana hep etiğe aykırı geliyordu (sanki hayatta her şey etiğe uygun tek sorun bu) bu yüzdendir ki okumayı/izlemeyi hep reddediyordum. kendi evimde olsam zaten ne dizisinden haberim olurdu ne kitabından çünkü tv ile alakası olan bi insan değilim, sosyal medya desen zaten yok. ama burda birileri izlerken mecbur benim de gözüm kayıyordu (gözümün de kayası varmış galiba) izliyordum. bu vesile ile kamçılanan merak duyguma yenik düştüm ve 2-3 günde kitabı bitirdim. etkisi üzerimden 2-3 asır gitmez belki (abart) ama olsun. dizisini de izleyeceğim çünkü neden olmasın?
spoilerımsı bişiler
sanki bi psikoterapi seansında gibi okudum tüm eseri. başta kenan'a sinir oldum, ben de tıpkı diğer karakterler gibi ona beddualar ettim, bi hayatı mahvolsa biz de rahatlasak diye düşündüm. sonra çocukluğuna geldi sıra, sonra her şeyini kaybettiği satırları okudum. üzüldüm. o iğrenç diye adlandırdığımız adama sahiden üzüldüm. ve çocukluk döneminde yaşanan her olayın hayatı bu kadar etkilemesine isyan ettim. bizim elimizde olmayan şeylerin bizi böylesi bir şekilde dağıtmasına isyan ettim... son sayfalarda artık tüm o duygu birikimlerine dayanamayıp ağladım (ağlamaya yer arıyorum diye yorumladım).
spoilerımsı bişiler bitti
kitap bitti,
ben de bittim. garip bi burukluk var, güzel bir heyecan var. böyle hayatlara tanık olmuş olmanın verdiği bi yük var. karmaşık hissediyorum kısaca. yorucu ve lezzetli bi okuma deneyimiydi. keşke devlet herkese zorunlu psikoterapi seansı sunsa, hiç öylesine. istek değil ihtiyaç...
yani bir de bak aklıma gelmişken söyleyeyim bugün tam bulaşık yıkarken (derin düşüncelere dalmak için muazzam bir vakit) düşündüm ki millet ne hayatlar yaşıyor ne olaylar dönüyor ne mevzuların içine dahil oluyor. biz de sahur iftar takılıyoruz. hani yanlış anlaşılmasın isyan değil de ne bileyim ne hayatlar var diye bi düşündüm garip geldi. bu ülkede hâlâ bir şeylere şaşırmam da garip, her şey garip. en iyisi gidip yeni kitaba başlamak... iyi akşamlar.