Size daha önce babamla olan ilişkimden biraz bahsetmiştim.Babam için hiçbir zaman yeterli olamadım gibi hissediyorum. Doğrusu sevgisini de hiç hissedemedim. Başımı okşadığını, bana sarıldığını ya da “Seninle gurur duyuyorum.” dediğini hatırlamıyorum.dediğim gibi çekindiğimiz bir fotoğrafım dahi olmadı .hep aynı evde…devamıSize daha önce babamla olan ilişkimden biraz bahsetmiştim.Babam için hiçbir zaman yeterli olamadım gibi hissediyorum. Doğrusu sevgisini de hiç hissedemedim. Başımı okşadığını, bana sarıldığını ya da “Seninle gurur duyuyorum.” dediğini hatırlamıyorum.dediğim gibi çekindiğimiz bir fotoğrafım dahi olmadı .hep aynı evde iki yabancı gibiyiz Belki de bu yüzden sevilmenin nasıl bir hisolduğunu hiç öğrenemedim.İnsan çocukken kendini önce anne babasının gözlerinde tanımaya çalışıyor. Ben bazen babamın bana bakışında, hayattaki en büyük hatasıymışım gibi hissediyordum. Belki gerçekten öyle düşünmüyordu, bunu kesin olarak bilemem. Ama bir çocuk, hissettiği şeyle büyüyor. Ben de o hisle büyüdüm.
Yıllarca kendimi teselli ettim. “O da sevgi görmediği için böyledir.”, “Belki sevgisini gösteremiyordur.” dedim. Bunları söylemek bana iyi geliyordu çünkü gerçeği kabul etmek daha ağırdı.Ama artık kendimi kandıracak yaşta değilim.Bazı eksiklikler sadece açıklanabiliyor, telafi edilemiyor.Belki de bütün bunların bana bıraktığı en büyük izlerden biri şu oldu
Ben insanlara çok çabuk güveniyorum.
Karşımdaki insanın benim kötülüğümü isteyebileceği ihtimali aklıma bile gelmiyor. Herkesin benim iyiliğimi düşündüğünü, beni üzmek istemeyeceğini sanıyorum. Birinin söylediği güzel bir söze hemen inanıyorum. Samimiyet gördüğümü düşündüğüm anda bütün duvarlarımı indiriyorum.Sonra hayal kırıklığı geliyor.Belki de bu yüzden kırılmalarım bu kadar çok ve derin oluyor. Çünkü ben insanlara oldukları gibi değil, olmasını umduğum hâlleriyle güveniyorum.
Yine de bu huyumdan nefret edemiyorum. Dünyaya şüpheyle bakmak yerine güvenerek bakmayı seçmiş olmak belki bir zayıflık değildir. Sadece yanlış insanlara denk geldiğinde insanın canını çok acıtıyor.
Sanırım öğrenmem gereken şey, herkese kapımı kapatmak değil.Kapıyı kime açacağımı biraz daha iyi seçebilmek.Sevgi, bir bakışta hissedilen şeydi. Bir dokunuşta, bir “iyi misin?” sorusunda saklıydı. Ben onu hiç orada bulamadım.İnsanlar tarafından çok kırıldım.
İnsanlar tarafından çok hayal kırıklığına uğradım.Her seferinde “Bu son olur.” dedim. “Bu kadar da saf olma.” dedim kendime. Ama ne zaman biri bana samimi gelse, yine en baştan inandım.Belki de içimde hâlâ insanların iyi olduğuna inanmak istiyorum akıllanamadım bu konuda .gerçi ben hatalarından ders alan bir insanda hiç bir zaman olmadım doğrusu
Bazen düşünüyorum da, insan en çok sevgiye aç kaldığı yerden yaralanıyor galiba.Sevgiyi hep başkalarında aradım ama kimsenin, çocukluğunda eksik kalan sevgiyi tamamen tamamlamaya gücü yetmiyor.Bunu kabullenmek zor.Çünkü insan bazen kırıldığı için değil, yine de inanmaktan vazgeçemediği için yoruluyor.Hatta etrafımdakiler beni yıllardır “çok saf” biri olarak bilir. Kimisi şakayla karışık allahın enayisi der. Eskiden buna güler geçerdim ama zamanla insan ister istemez düşünmeye başlıyor.Belki gerçekten fazla güveniyorum.Belki insanların söylediklerini olduğu gibi kabul ediyorum.Belki de herkesi kendim gibi sandığım için hayal kırıklığına uğruyorum.Ben birine kötülük düşünmediğim için, karşımdaki insanın da bana kötülük düşünmeyeceğine inanıyorum. İnsanların sözlerinin arkasında kötü bir niyet aramıyorum. Bu yüzden kandırıldığım da oldu, kullanıldığım da oldu, hayal kırıklığına uğradığım da
Yine de bütün bunlara rağmen içimdeki o güvenen tarafı tamamen öldüremedim.
Belki bir gün daha temkinli olmayı öğrenirim.
Ama umarım bunu öğrenirken iyi bir insan olmayı kaybetmem.Yine de bütün bunlara rağmen içimdeki o güvenen tarafı tamamen öldüremedim Neyse dostlar bu benim için yazması en zor iç dökmelerden biriydi ve bu son olacak kısacası kurutuldunuz .boklu dere dertlenmeleri bitmiştir.