Spoiler içeriyor
Stanley Kubrick'in biyografisini izledikten sonra filmlerini de izlemeyi düşünmüştüm ve ilk olarak Barry Lyndon'u izlemeye karar verdim. Gerçi filmin üç saat olması gözümü bir tık korkutmuş olsa da bir şekilde izledim. Dönem filmlerine karşı çok ön yargılıydım genel olarak çok…devamıStanley Kubrick'in biyografisini izledikten sonra filmlerini de izlemeyi düşünmüştüm ve ilk olarak Barry Lyndon'u izlemeye karar verdim. Gerçi filmin üç saat olması gözümü bir tık korkutmuş olsa da bir şekilde izledim.
Dönem filmlerine karşı çok ön yargılıydım genel olarak çok sıkıcı olduklarını düşünüyordum ama bu film bir tık hoşuma gitti yaa. Özellikle de kıyafetlerini çok sevdim ve kadınların giydiği elbiseleri beğenmenin yanında erkeklerin gömleklerinin o kol detayını falan çok beğendim. Bu yazıyı bitirdikten sonra ilk işim öyle bir gömlek bakmak olacak galiba ksjdjsfdk
...
Bence film dönemine göre çok iyi. Yani her sahne ayrı bir tablo gibi ve izlerken içine çekiliyordum sanki, sadece görsel olarak da değil müziğini de çok beğendim. Zaten Kubrick'in filmlerinde hep klasik müzik kullandığını biliyordum ama izlerken ayrıca hoşuma gitti.
Bir de Barry'nin hayatında daha neler olacak diye merakla izledim sonra kendi hayatıma baktım ve çok monoton bir hayat yaşadığımı fark ettim.
Ama helal olsun, yaptıklarının doğru olduğunu savunmuyorum ama cesaretli adammış Barry. Hayatın dibini de zirvesini de gördü ben olsam yapamazdım mesela.
İrlandalı Redmond Barry, kuzeni Nora'ya aşık olduğu için onun bir ingiliz subayıyla evlenmesini kabullenemiyordu bu yüzden onu düelloya davet etti. Bu düello mantığı da çok tuhafmış ya. Avrupalı aristokrasi ya da üst düzey askeri çevre genellikle hakarete uğradığı zaman itibarları zedelenmesin diye sorunlarını mahkemeye taşımak yerine kendi aralarında düello yaparak halletmeye çalışıyorlarmış. Düelloda da birbirlerine sıralı bir şekilde ateş açarak üstünlük sağlamaya çalışırlarmış neyse bizim Barry de bu İngiliz subayını vurmayı başarmış fakat onu öldürdüğünü sandığı için kaçmak zorunda kalmış.
Kaçarken de bir şekilde Prusya ordusuna katılmış sonra casusluk yapmış, kumarbazlık falan derken Avrupa aristokrasisine girmiş sonra da zengin bir kadın olan Layd Lydndon ile evlenip soyluluk unvanı edinmiş fakat Layd'nin önceki eşinden olan çocuğu Lord Bullingdon, Barry'i hiç sevmiyor ve ondan nefret ediyormuş gerçi nefret etmesini de haklı buluyorum. Barry her ne kadar kendi çocuğuna iyi bir babaysa Bullingdon'a karşı da bir o kadar kötü babaydı.
He bir de çocukları Bryan vardı. Bryan bir gün babasına bir at istediğini söylemişti ve Barry de doğum günü hediyesi olarak ona bir at almıştı fakat çocuk o günü beklemeyip habersizce ata binip düşmüştü. Ben Barry'nin atı vermeden önce oradan gideceğini, yine her zamanki gibi yeni bir hayat kuracağını düşünmüştüm ki belki de öyle yapacaktı bilmiyorum ama oğlunun attan düşüp ölmesi onu büyük bir buhrana soktu. Tüm gün içip sızıyor, acı çekiyordu.
Bu sırada da Bullingdon, daha önce herkesin önünde Barry'den dayak yediği için ve onun paragöz olup aileyi mali yönden yıpratmasını da esaba katıp bir düello yapmak istemiş.
Bu düelloda Bullington ilk atışı yapacakken başta boşa atış yapmak zorunda kalmış ben bu kısmı Barry'nin yine bir hile yaptığını düşünerek izlemiştim. Hani çok bencil ve fırsatçı bir adam ya, bunu da yapmıştır demiştim fakat sıra kendisine geldiğinde Bullington'a ateş etmek yerine toprağa sıkmış olmasına şaşırdım.
Acaba oğlu öldüğü için hayatı mı anlamsızlaşmıştı yoksa Bullington'a yaptıklarından pişman mıydı bilmiyorum ama Bullington, tekrar atış hakkı edinince Barry'i bacağından vurup düelloyu kazanmıştı.
Bacağını ampüte etmek zorunda kalan Barry, Lord Bullington ile anlaşıp İngiltere'yi terk etmek zorunda kalıyor.
Ve onun da hikayesi burada bitiyor. Bundan sonra ne yapmıştır bilmiyorum ama kesin yeni bir hayat kurmuş yeni bir kimlikle hayatını yaşıyordur.
Yani Redmond Barry ile başlayan hikayenin Barry Lyndon ile sonlanmasını izlemiş olduk. Ben ilk başta gerçekten böyle biri var sanıyordum ama sonradan sadece bir kitap uyarlaması olduğunu öğrendim.
Normalde böyle bir kurgu pek ilgimi çekmez ama bu filmin ayrı bir atmosferi vardı sürekli izleyesim geliyordu muhtemelen dört saat olsaydı yine izlerdim. Tabii doğal olarak sıkıldığım sahneler de oldu ama orayı da bir şekilde hallettik.
...
Stanley Kubrick bu film ile 4 Oscar ödülü almış. En iyi sinematografi, en iyi sanat yönetimi, en iyi kostüm tasarımı ve en iyi müzik olarak. Yani emek verilmiş bir film hatta biraz araştırdım da bu film için bir yıl çekim yapılmadan önce üç yıllık bir hazırlık sürecinden geçmiş. Hazırlık süreci dediğim de bu kostümleri ayarlamak, evleri, eşyaları dizayn etmek.. Her şeyin 18. yy'a uygun şekilde olmasını sağlamak için dile kolay üç yıl bir ön hazırlık. Tabi her sahnenin tablo gibi olması da kolay bir şey değildir muhtemelen.
Ben sevdim yaa ben güzel bir sanat filmiydi tavsiye edilir.