#yorumperisi 🧚♀️ 📗 Üstün Dökmen’nin “Küçük Şeyler 2 “ adlı kitabını okudum. Üstün Dökmen’i televizyondan ve basından takip ediyordum ama kitabını okumak kısmet olmamıştı, bu kitapla başlamak kısmet oldu. Sırada ‘Kelebekler ve İnsanlar’ var. 📗 Kitabımız; Suflörlü Yaşamlar, Tulumbacı Sendromu,…devamı#yorumperisi 🧚♀️
📗 Üstün Dökmen’nin “Küçük Şeyler 2 “ adlı kitabını okudum. Üstün Dökmen’i televizyondan ve basından takip ediyordum ama kitabını okumak kısmet olmamıştı, bu kitapla başlamak kısmet oldu. Sırada ‘Kelebekler ve İnsanlar’ var.
📗 Kitabımız; Suflörlü Yaşamlar, Tulumbacı Sendromu, Psikolojik Düğümlerden Kurtulmak ve Sözün Sonu adlı dört bölümden oluşuyor. Tanıtım bülteninden; ‘Bu kitapla hayata bakışınız değişecek!…’ Küçük şeyler, üzerinde durup düşündükçe çoğalıyor, genişleyip derinleşiyor. Böyle olması da doğal olmalı. Yaşam da bir uçtan diğerine küçük şeylerden oluşmuyor mu? Dostlarım diyor yazar;
Küçük şeyleri, küçümsemeyin, fazla da önem vermeyin.
Küçük şeylere hakkını verin.
Küçük şeylere hakkını vermek, yaşama hakkını vermektir.
Eğer siz yaşama hakkını verirseniz,
Yaşam da size hakkını verir.
📗 Suflörlü Yaşamlar bölümünü okurken yaşadığım bir olay aklıma geldi. Oğlum okula başlamadan önce pedagoga götürdüm, bir problem var mı, bir yeteneği var mı, nasıl bir eğitim politikası izleyelim diye. Her seans sonunda dışarı çıkarken ”Oğlum, veda etsene, iyi akşamlar de” diye uyarıyordum. Birkaç seferden sonra pedagog hanım beni içeri geri çağırdı ve hareketimin yanlış olduğunu bu tip uyarıların ters tepebileceğini söyledi. Onun yerine benim sadece iyi akşamlar diyerek veda etmemi, ona örnek olmamı, yapması gerekeni göstermemi söyledi.
📗 ‘Ferrarisini Satan Bilge’ diye bir bölüm var ve olaya değişik açıdan bakmamızı öneriyor. Benim en sevdiğim iş, farklı açılardan bakıp değerlendirmek, empati yapmak. Kitabı da o dönemde okumuştum zaten. Sonuç olarak bu kitapla ilgili benim bugünkü fikrim; ‘Ferrarisini satan Bilge’ bugün el yapımı Bentley aldı. ( 😂😂😂)
📗 Pozitif motivasyon – negatif motivasyon diye bir bölüm var. Uzun süredir bu konuda gözlem yapıyorum; toplum ve yönlendirenler negatif motivasyon taraftarı. Küçük birkaç örnek: diyet yapan biri var ve onu motive eden yakınları, takdir edip destekleyeceklerine, alay edip, yapamazsın bırak gibi negatif motive ederler. Ya da din ile ilgili bir örnek verirsek ( ayırım yapmadan tüm dinler için ) iyilik yap, hasta bak cennetlik ol yerine; çalarsan cehenneme gidersin, ibadet etmezsen cehennemlik olursun gibi korkutucu, negatif motive etmekteler.
📗 Bir bölümde Çin’de kız çocukları gezip, dolaşmasın, ayakları küçük olsun diye küçük demir ayakkabılar giydirirler İmiş. O zaman internet falan olmadığı halde annemde bunu duymuş, uzun süre bana küçük potinler giydirdi. Demir değildi ama yaz, kış boğazlı botlar ve küçük numara. Bugün ayaklarıma bakınca anneme teşekkür ediyorum, iyi ki bu yöntemi kullanmış yoksa halim nice olurdu, kocaman ayaklarla. ( 🦶Merak edenler için bugün ayakkabı numaram 42👠👠 )
📗 Bir bölümde toplum olarak karşımızdaki kişilerin duygularına saygı göstermediğimizi çok güzel örneklerle açıklamış Üstün hoca. Ona saygısızlık olmasın ama bence eksik ya da duygudan önce gelmesi gereken bir faktör var. Karşımızdaki kişiye hiçbir konuda ( kişilik hakları, yasal hakları gibi) saygı göstermezken, duygularına nasıl saygı gösterilsin?
📗 Kitabın adı küçük şeyler ama aslında dikkat etmemiz gereken önemli konulara değiniyor. Her bölüm, her konu için söylenecek çok şey var. O yüzden en iyisi alıp, okumak. Tüm konuları anlaşılır örneklerle açıklarken, kısa hikayelerle desteklemiş, fıkralarla renklendirmiş ve ortaya okunası bir kitap çıkmış, kalemine sağlık.