Zeka hiçbir zaman diplomayla ölçülememiştir. Ama yine de o anlamsız sınırlar dahilinde insanları değerlendirmek; diline, tenine, rengine, kılığına kıyafetine bakıp da etiketlemek belki de yüzyıllardır insanoğlunun en kolay marifeti. Hem de ne marifet... Bir bakıyorsun, herkes insan sarrafı! 🧐 Diğer…devamıZeka hiçbir zaman diplomayla ölçülememiştir. Ama yine de o anlamsız sınırlar dahilinde insanları değerlendirmek; diline, tenine, rengine, kılığına kıyafetine bakıp da etiketlemek belki de yüzyıllardır insanoğlunun en kolay marifeti. Hem de ne marifet... Bir bakıyorsun, herkes insan sarrafı! 🧐
Diğer bir yandan ise insanları belli bir kalıba sığdırmayı hedefleyerek aslında onların tüm o kendi varlıklarına özgü niteliklerini, yeteneklerini de törpülemiş, aşağıya çekmiş olmuyor muyuz? Peki ya o halde, bunu niye hâlâ yapmaya devam ediyoruz?
Hintli bir matematik dahisi olan S. Ramanujan'ın yaptığı çalışmalarının kendisiyle birlikte ölmemesini istemesi üzerine İngiltere'nin gurbet ellerine uzanan ve orada memleket, aile hasretiyle, psikolojik ve fizikî mücadelelerle geçen hayatını beyaz perdeye aktaran bu yapım, hem konusunu gayet yerinde ve güzel işlemesiyle hem de bana düşündürdükleriyle beğendiğim filmler arasında yerini almış bulunmakta. İzlenilesi bir film👍🏻 8/10
.
.
.
🗝 Not: Ayrıyeten bir de şunu eklemek isterim ki hani bazen insanın zihninde parça parça, oradan buradan edindiği düşünceler mevcuttur ve bazen insan, onların mevcudiyetlerinin bir anlam taşıdığından da habersizdir ya ama sonra bir an gelir, onları tetikleyen bir düşünce daha eklenir zihne ve böylece o dağınık yapboz parçalarının tümü yerli yerine oturur, net bir şekilde idrak edersin, o parçaları neden bunca zaman zihninde taşımış olduğunu...
İşte, bu film de bende buna benzer bir etki oluşturdu. Film, bana Samed Behrengi'nin Küçük Kara Balık kitabından bir cümleyi hatırlattı.
Cümle şu: "Elbette, bir gün ölümle karşılaşırsam -ki karşılaşacağım- önemli değil, önemli olan şu ki benim yaşamım veya ölümüm başkalarının yaşamını nasıl etkileyecek." 💫
Yani şöyle ki dünyaya gelen herkes bir şekilde, bir yerlere parmak izlerini bırakıp gidiyor ama bazılarının da parmak izleri pek dayanıklı olmuyor, çabucak siliniveriyor ya, öyleyse zamana meydan okuyup da kalanlarınki niçin unutulmuyor? Daha doğrusu nasıl oluyor da zamana meydan okuyabiliyor? O izler, sonradan gelenlere yol gösterdiğinden mi tazeleniyor da silinemiyor?
Ve bu noktada kendime dönüp de şunu soruyorum: Kimin kaç yıl yaşayacağının kestirilemediği bu dünyada sen zamanını neyle harcıyorsun, neye harcıyorsun?
Ya da şöyle sorasım geliyor yüzüme yüzüme: "Zamana meydan okusun ya da okumasın, senin bu dünyada gerçekten kendine özgü bıraktığın bir parmak izin var mı?"
📌Kendime Not: En azından bir-iki kelimelik dahi olsa bu soruya verebileceğin bir cevabın oluncaya kadar her gün bu soruyu kendine sormaya devam et... 🍃