Varoluşun özünü yansıtıyor bu yüzden acayip keyif alıcaksınız. Hannibal aslında bizden biri, ruhumuzu temsil ediyor.İzleyin mutlaka. Şimdiden keyifli izlemeler. 02.07.2026
19.06.2026 Hiç eğip bükmeye gerek yok, bu baya klişelerle dolu bir ele geçirme filmi. Evet, “farklı olalım” kafasıyla mumya teması ve Orta Doğu ile süslemeye çalışmışlar ama pek işe yaradığı söylenemez. Lee Cronin adını duyunca aklımıza Evil Dead Rise geliyor…devamı19.06.2026
Hiç eğip bükmeye gerek yok, bu baya klişelerle dolu bir ele geçirme filmi. Evet, “farklı olalım” kafasıyla mumya teması ve Orta Doğu ile süslemeye çalışmışlar ama pek işe yaradığı söylenemez. Lee Cronin adını duyunca aklımıza Evil Dead Rise geliyor ve o filmde gördüğümüz özgünlükte bir şeyler bekliyoruz; ama Lee Cronin’s The Mummy’ye geldiğimizde, yine aynı etkiyi vermeye çalışan ama sürekli klişelere sığınıp güvenli alanından çıkamayan bir film görüyoruz.
Yönetmenin önceki filmiyle kıyaslama yapmayalım diyorum; sonuçta adam seviyeyi yükseltmek zorunda değil ama yine de olmuyor. Fazla klişe ve tahmin edilebilir olmasının yanı sıra, herhangi bir karakterle bağ kuramıyoruz. Saymakla bitmeyecek mantık hataları da cabası derken, bu film elimizde kalıyor.
Ancak bu film kendini bir şekilde izletiyor; 130 dakikalık nispeten uzun süresine rağmen sıkılmadan izledim. Bunun en büyük nedeni türü sevmem olsa da, film ilk 70 dakika boyunca neredeyse hiçbir açıklama yapmadan hikâyeyi akıtıyor ve aralara ufak tefek dedektiflik unsurları serpiştirmesi de onu ekstra akıcı hâle getiriyor.
Daha önce saydığım kötü yanlarının yanı sıra filmin sonundan nefret ettim. Aşırı CGI kullanımından dolayı yaratılan atmosfer bambaşka bir şeye dönüşüyor ve bir anda gerilim ve korku yerine, sanki düşük bütçeli bir aksiyon filmi izliyormuş hissine kapıldım. Finaline gelince de o kadar aptalca, o kadar uğraşılmadan ve “iki tarafın da gönlü olsun” diye yazılmış ki, filmde kalan iyi şeyleri de kafamda bitirecekti.
Tüm bunlara rağmen kendisini bir şekilde izletmeyi başaran Lee Cronin’s The Mummy, belki de mumya olayının üzerinden gidip hiç ele geçirme temasına girmese, olayı Orta Doğu’dan çıkarmasa ve daha farklı, daha özgün şeyler gösterseydi ya da bambaşka bir yol izleseydi, en azından “iyi” diyebileceğimiz bir şey çıkarabilirdi ortaya. Ancak bu klişe haliyle yalnızca türü sevenler için iyi olabiliyor. Benim için de ortalamanın bir tık üstünde ama “iyi” olmaya da çok uzak bir filmdi Lee Cronin’s The Mummy.
6,23/10
Dong wook Lee nin müthiş oynadığı bir dizi adam burda bir seri katil olsa bile adama asik oldum yine çok çok iyi bütün sahneler gizemli sonu ters köşe zaten çok iyi sarıyor asla sıkılmazsiniz 10/10
Tam dört gündür annem evde yok. Bütün işlere yetişmeye çalışıyorum. Evde ses yok, enerji yok, mutluluk yok; babam, kardeşim ve ben zorunluluktan bazen beraber oturuyoruz. Ortam gergin olur ben nasıl yöneteceğimi bilemeyip susarım, ben zaten hep susarım. Annemin değerini ben…devamıTam dört gündür annem evde yok. Bütün işlere yetişmeye çalışıyorum. Evde ses yok, enerji yok, mutluluk yok; babam, kardeşim ve ben zorunluluktan bazen beraber oturuyoruz. Ortam gergin olur ben nasıl yöneteceğimi bilemeyip susarım, ben zaten hep susarım. Annemin değerini ben zaten biliyordum da, eksikliği bana evde ne kadar önemli bir rolü olduğunu gösterdi. İstisnaları hariç tutarak söyleyebilirim ki, annelik babalıkla kıyaslanamayacak kadar çok büyük bir sıfat.
Allah anneme uzun ömür versin.
Bana da ya çocuksuz bir hayat ya da uzun ömür versin.
Ödüm kopuyor gözüm arkada gitmekten…
"Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı... Bu bir talih ,tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi." Çok etkileyici ve akıcı bir romandı. Kısa olmasına rağmen etkisi insanın üstünde uzun süre kalıyor. Herkese öneririm.
Spoiler içeriyor
Sensiz geçen 41.Mayıs.. Oysaki söz konusu 5 dakikadan ibaretti. Söylenecek o kadar şey var ki bir tarafta her şey omuzuna yüklenmiş herkesin iyiliği için uğraşan, kendi kalbini yok sayıp bir başkasının kalbini onarmaya çalışan, sevdikleri için kendini feda eden bir…devamıSensiz geçen 41.Mayıs..
Oysaki söz konusu 5 dakikadan ibaretti. Söylenecek o kadar şey var ki bir tarafta her şey omuzuna yüklenmiş herkesin iyiliği için uğraşan, kendi kalbini yok sayıp bir başkasının kalbini onarmaya çalışan, sevdikleri için kendini feda eden bir kadın hatta büyük bir kadın vardı gözümde bilmiyorum dizi boyunca ona ve yaptıklarına bir andan vay be derken bir andan da kendi içimde hep kızıyordum..
Diğer taraftan aralarındaki aşk o kadar sade o kadar nazenin ki bütünüyle bir birleri içindiler, her şeyleriyle içtendi.
Ölüm belki asıl ceza değildi, 41 mayıs beklemek belki de cezaydı. Yaşanamayacak şeyleri, gerçekleşmeyecek anıları bilmek bunu bilerek yaşamak cezaydı, bir şarkı turnuvasına bile katılmamak, pasaport için çektirilen fotoğrafın cenaze çerçevesine konulduğunu bilerek yaşamaktı asıl ceza..
Adil olsaydı hayat, Herkes bilirdi,değil mi? Bundan mıydı benim çektiğim cefa? Kimse bilmediğinden mi dilsizdi dertlerim? Artık hissedemiyordum zaten, yazıktı. Gerçekten yazık olduğunu bile hissedemezken.
Deniz Göktaş’ın bu gösterisi, uzun zamandır uzak kaldığımız, hatta unutmaya başladığımız düşünceleri, toplumsal olayları ve politik mizahı kendi keskin gözlem gücü ve mizah anlayışıyla yaklaşık 90 dakika boyunca izleyiciye sunuyor. Gösterinin adı Ölü Deniz; sahnedeki dekor ise Deniz’in zihnini temsil…devamıDeniz Göktaş’ın bu gösterisi, uzun zamandır uzak kaldığımız, hatta unutmaya başladığımız düşünceleri, toplumsal olayları ve politik mizahı kendi keskin gözlem gücü ve mizah anlayışıyla yaklaşık 90 dakika boyunca izleyiciye sunuyor.
Gösterinin adı Ölü Deniz; sahnedeki dekor ise Deniz’in zihnini temsil ediyor. Aslında daha en baştan verilmek istenen mesajı buradan anlamak mümkün.
Günümüz Türkiye’sinde politik açıdan hassas konularda, saygın konumdaki kişilere yönelik bırakın hakaret içeren sözler söylemeyi, bunu ima eden bir paylaşım yapmak bile gözaltıyla sonuçlanabiliyor. Deniz Göktaş ise hem gösterinin adıyla hem de sahnede kullandığı dekorla bu riskleri göze alarak cesur bir tercih yapmış. Bu yönüyle kendisini tebrik etmek gerekir.
Genel olarak hem düşündüren hem de keyifle izlenen başarılı bir gösteriydi.
Dizi; siteye yeni gelen ve geldiği günden itibaren dikkatleri üzerine çeken, herkesin kendince öldürmesi için sebepleri bulunan bir kadının cinayetini konu alıyor. İlk sahnede Arzu'nun cesedi gösterildikten sonra geriye; Arzu'nun siteye yeni taşınıp, insanların arasına yavaş yavaş sızmaya başladığı zamanlara…devamıDizi; siteye yeni gelen ve geldiği günden itibaren dikkatleri üzerine çeken, herkesin kendince öldürmesi için sebepleri bulunan bir kadının cinayetini konu alıyor. İlk sahnede Arzu'nun cesedi gösterildikten sonra geriye; Arzu'nun siteye yeni taşınıp, insanların arasına yavaş yavaş sızmaya başladığı zamanlara gidiyoruz. Bu yeni gelen kadının varlığı, çoğu kişiyi irite etmenin yanı sıra bir sürü soru işaretini de beraberinde getiriyor. Soru işaretlerinin altından çıkan bilgiler ise sitedeki tüm dinamiği değiştiriyor.
Normalde yerli dijital yapımlarda bir sezonun 16 bölümden oluşması hiç de alışılageldik bir durum değil ama bölüm sayısının az bile olduğunu söyleyebilirim. Evet, katilin kim olduğunu ve sebebini öğreniyorsunuz fakat dizi geride ne olduğuna dair diri kalan merak unsuruyla yani katili öğrenmenizle bitiyor. Ayrıca Nesrin'i neden Ali'den ayırdıklarına da üstü kapalı şekilde değinilip derine inilmediğinden orası da bir muamma olarak kalıyor.
Bunların haricinde diğer detaylar çok iyi düşünülmüştü, olaylar gayet iyi ve akıcı birbirine bağlandı. Birinin ağzından çıkan bir söz, yaptığı bir eylem zincirleme olarak kelebek etkisiyle herkesi etkiledi ve bu etki çok yerinde aktarıldı. Arzu'nun gelişi devrilen ilk domino taşıydı ve olaylar ardı ardına, birbirine bağlanarak ve birbirinden etkilenerek mantık çerçevesinde gelişti. Dizi bu ince düşünülmüş detayları ve marjinal senaryosuyla bence oldukça iyiydi.
Özetle dizi, görece fazla bölüm sayısı ve çok da hızlı ilerlemeyen senaryosuna rağmen yaşattığı gerilimle birkaç bölüm birden izlettiriyor. Öyle ki senaryonun hızlı ilerlemiyor oluşu bir kusur değil, aksine seyirciye sindirebilmesi için olması gereken akışta sunulmuş gibi. Bence izlemenize değecek yapımlardan.