Offf insan durduk yere fobisini nasıl tetikler ya yatakta uyumak üzereyim durduk yere bı böceğin kolumu isirdigini zehrinin bı anda beni öldürdüğünü fln düşünüp kalkıp yatağı kontrol ediyorum ya tavanda geziosa ve yüzüme düşerse napicam diye düşünüyorum ya bı anda…devamıOfff insan durduk yere fobisini nasıl tetikler ya yatakta uyumak üzereyim durduk yere bı böceğin kolumu isirdigini zehrinin bı anda beni öldürdüğünü fln düşünüp kalkıp yatağı kontrol ediyorum ya tavanda geziosa ve yüzüme düşerse napicam diye düşünüyorum ya bı anda burnumdan minik bı böcek girse naparim diyorum o kadar huylaniyorum ki sürekli gözümü açıp etrafı kontrol ediyorum artık
"Alma mazlumun ahını" Film, günah, vicdan ve korkunun harmonisidir. Filmin ilk yarısı klasik bir "ruh musallat olur ve intikam alır" hissiyatı veriyor, fakat devamında aslında bunun intikamdan çok daha derin bir mesele olduğunu anlıyoruz. Film boyunca Tun'un kaçtığı ruhun aslında…devamı"Alma mazlumun ahını"
Film, günah, vicdan ve korkunun harmonisidir. Filmin ilk yarısı klasik bir "ruh musallat olur ve intikam alır" hissiyatı veriyor, fakat devamında aslında bunun intikamdan çok daha derin bir mesele olduğunu anlıyoruz.
Film boyunca Tun'un kaçtığı ruhun aslında kelimenin tam anlamıyla omuzlarındaki yük olduğunu görüyoruz. Tun'un boyun ağrılarının sebebi de buydu.
Filmin atmosferi ortalama olsa da, kamera işi takdire layıktı. Kamera perspektiflerini beğendim. Filmin en beğendiğim kısmı ise sondaki plot twist oldu. Kapının camından Natre'nin hâlâ Tun'un omuzlarında olduğunu görmek, açıkçası tatmin edici bir histi.
Bununla birlikte Tun'un yaptığı şeyin cezasının onunla bir ömür yaşayacağını anlıyoruz.
Sonuç itibarıyla beğendiğim bir korku filmi oldu. Sıkmadı, yer yer korkutmayı başardı.
Spoiler içeriyor
Esme, ailesi tarafından hayatı elinden alınan, büyük bir haksızlığa uğrayan bir kadının hikâyesi. Aslında “hayatı çalınan” demek bile yetersiz kalıyor. Kendimi onun yerine bir saniyeliğine bile koyduğumda buna tahammül edemeyeceğimi hissettim. Sadece düşünce yapısı ailesinden farklı olduğu, onların koyduğu kalıplara…devamıEsme, ailesi tarafından hayatı elinden alınan, büyük bir haksızlığa uğrayan bir kadının hikâyesi. Aslında “hayatı çalınan” demek bile yetersiz kalıyor. Kendimi onun yerine bir saniyeliğine bile koyduğumda buna tahammül edemeyeceğimi hissettim. Sadece düşünce yapısı ailesinden farklı olduğu, onların koyduğu kalıplara uymadığı, okumak istediği, annesinin elbisesini denediği, evlilik meraklısı olmadığı ve seslere karşı biraz hassasiyet gösterdiği için tam 60 yılını bir akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalan bir kadın… Çocukluğu, gençliği, özgürlüğü, bebeği; kısacası bütün hayatı elinden alınmış. Buna gerçekten çok üzüldüm. Bir anne, bir baba, bir abla; kısacası bir aile, kendi evladına bunu nasıl yapabilir? Bunu aklım bir türlü almadı. Bu kitapta bir kadının nasıl dışlandığını, nasıl yok sayıldığını ve hiç var olmamış gibi davranıldığını okuyoruz. Bu yönüyle gerçekten çok sarsıcı ve üzücü bir hikâyeydi.
Ancak kitabı çok büyük bir hevesle okumaya başlamama rağmen benim için hayal kırıklığı yaratan birçok nokta oldu.
Öncelikle yazarın anlatım dili bana göre fazlasıyla karmaşıktı. Kitabı üç farklı kişinin bakış açısından okuyoruz ve özellikle ilk bölümlerde bu karakterleri birbirinden ayırt etmek oldukça zor oluyor. Kitabın ortalarına doğru diline alışılsa da anlatım yine de bana çok bölük pörçük geldi. Hikayede sürekli zaman geçişleri var. Bir çok yerde 60 yıl öncesine gidiyor, ardından tekrar günümüze dönüyor. Üstelik bunu bir anda yapıyor. Bu da okurken sık sık kafamın karışmasına neden oldu. Hatta bazı bölümleri anlayabilmek için bir-iki kez başa dönüp tekrar okumak zorunda kaldım.Bir diğer eleştirim ise betimlemeler. Bir kitapta elbette betimleme olmalı ancak bana göre bu kitapta gereğinden çok fazlaydı. Bazı sahnelerde hikayeye hiçbir katkısı olmayan uzun betimlemeler yüzünden konu sürekli dallanıp budaklanıyor ve tempo ciddi şekilde düşüyor. Aslında okuması kolay akıcı bir kitap olacakken abartılı betimlemeler ve yorucu zaman atlamaları yüzünden okumak zorlaşıyor. Keşke bu kadar ayrıntılı betimlemeler yerine, son bölümler daha detaylı yazılsaydı. Ayrıca iris karakterinin özel hayatının işini şekli ve rahatsız ediciliğine gerek yoktu bence hikayeye hiçbir katkısı olmadı. En çok üzüldüğüm nokta kesinlikle finali oldu. Sanki aceleye getirilmiş gibiydi. Hikaye bir anda bitiyor ve birçok konu yarım kalıyor. Özellikle Esme ile ablasının yüzleşmesini okumayı çok isterdim. Bu kadar güçlü bir konuya sahip bir hikayenin çok daha etkileyici bir sonu hak ettiğini düşünüyorum. Bence bu kitabın en büyük sorunu, harika bir konuya sahip olmasına rağmen bunu anlatış biçiminin aynı derecede güçlü olmamasıydı. Konusu gerçekten çok etkileyiciydi ancak anlatım tarzı nedeniyle potansiyelinin tam anlamıyla karşılamadığını düşünüyorum.
kitaba puanım 7/10
Bu, yazardan okuduğum ilk kitaptı. Hamnet’i de okumayı düşünüyorum. Ancak onun anlatım dili de buna benzerse yazarın üslubunun bana çok hitap edeceğini sanmıyorum. Yine de kesin bir yargıya varmadan önce ona da bir şans vericem.
Bu film çok garipti ya izleyeli de baya oldu ama editi karşıma çıktı sonu fln deisikti bilmiyorum çok garipti Evt sadece çok garip olduğunu söylemek istedim
senin gönlün meshur ve musahhardır, mazursun. sen gamın ne olduğunu hiç bilmedin, mazursun. ben sensiz bin gece kan yuttum, sen bir gece sensiz kalmadın, mazursun. A.Gazâli
Bana sesimi verin geri deniz tuzlu saçlarımı İlk ölümün sarsıntısını çatılmamış kaşlarımı Babam sandığım uçurtmamı gece saklambaçlarını Minderlerden çattığım o evimi geri verin Ağlamak yok artık koltuk arkalarında Annenin ağlatıcı güzelliği de albümlerde kaldı Karşı balkonlarda açan ilk sevdalar Yaşamak…devamıBana sesimi verin geri deniz tuzlu saçlarımı
İlk ölümün sarsıntısını çatılmamış kaşlarımı
Babam sandığım uçurtmamı gece saklambaçlarını
Minderlerden çattığım o evimi geri verin
Ağlamak yok artık koltuk arkalarında
Annenin ağlatıcı güzelliği de albümlerde kaldı
Karşı balkonlarda açan ilk sevdalar
Yaşamak soluk alıp verdikçe etine battı
Ölümlerle bile sarsamaz artık seni bu kent
Hüznün bile hüzün değil kaldı ki elindeki buket
Taranmaz artık akdeniz saçların bilinsin
Sen artık o kira dairesindeki çocuk değilsin
Yağ satarım, bal satarım
Usta öldü ben satarım
Ustanın ömrü sarıdır
Satsan ancak 15 liradır
●Bu filmde en çok hoşuma giden şey Tarık Akan'ın o muhteşem oyunculuğu oldu. Hem güldürdü hem üzdü ve gariban rolünü de diğer rolleri gibi o kadar iyi oynamıştı ki onun dışındaki her şey gölgede kaldı benim için. Bu arada Yıldız…devamı●Bu filmde en çok hoşuma giden şey Tarık Akan'ın o muhteşem oyunculuğu oldu. Hem güldürdü hem üzdü ve gariban rolünü de diğer rolleri gibi o kadar iyi oynamıştı ki onun dışındaki her şey gölgede kaldı benim için.
Bu arada Yıldız karakterinin babası rolünde oynayan İhsan Yüce'yi ilk defa zengin rolünde görmek çok ilginç geldi bana ve belki saçma ama hiç zengin rolüne uyduramadım kendisini, her anlamda. Adamın yürüyüşü bile fakirdi sanki :))
Bir şeyler daha söylemek istiyorum sanki filmle ilgili ama şu anda toparlayamıyorum pek. Klasik ve sıkıntılı yanları vardı bence ama yine de güzeldi, Tarık Akan'ın muhteşem oyunculuğu için izlenir kesinlikle.
"Merhaba, bana merhaba dedi" sahnesi unutulmayacak sahnelerden biri benim için :)
27 Haziran Cumartesi-2026
Hadi çiçek topla kaldılarsa Hadi topla bütün gülümsemelerini yalnız bir kâğıtta Dönüp eski günlere Bakalım ne kadar çocukluk kalmış olabilir Avcumuzda ha, ne dersin? Şansın o zaman bi' Tanrı gibi dolaştığı sokaktan Körebede, yeşil taçlı kızdan, karşı takımdaki solaktan Nisan…devamıHadi çiçek topla kaldılarsa
Hadi topla bütün gülümsemelerini yalnız bir kâğıtta
Dönüp eski günlere
Bakalım ne kadar çocukluk kalmış olabilir
Avcumuzda ha, ne dersin?
Şansın o zaman bi' Tanrı gibi dolaştığı sokaktan
Körebede, yeşil taçlı kızdan, karşı takımdaki solaktan
Nisan akşamının sokak lambasından
Annenin o sevecen tafrasından artık bakalım ne kaldı
Uykularım bulur seni
Uykum bi' düş bahçesinde bahar
Büyüdükçe zehirlenmişiz, her soluk kahır
Karamela sepeti
Çift mi tek mi yaşamak mı gerçektir aslında, yoksa ölmek mi?
Biz ki kefenler içinde debelenen ölümüz
Yamalı bir pantolon etmez hiçbir düş, kış önümüz
Sobanın odun türküsü rutubetli bi' giysi
Artık o kira dairesindeki çocuk bile değilsin
Yağ satarım, bal satarım
Usta öldü ben satarım
Ustanın ömrü sarıdır
Satsan ancak 15 liradır
Yapay zekanın gündelik hayatımıza bu kadar entegre olmuşken bu illetin ileride ihtilal yapıp bizi yönetebileceğini unutmamak lazım. Will Smith abimiz bu filme çok sağlam oynamış. 2004 yapıpımı bir film ancak ses efektleri görsel dizayn çağın çok ötesinde