Bayadır Marvel filmlerini izlemiyordum . Bu filme de ön yargıyla başladım ama beklediğimden iyidi sıkılmadan izledim akıcıydı. Eğlenceliydi aynı zamanda
Gary Snyder'in Anarko-Budizm kitabını bulamadığım için makalemi bu kitabın altına yazıyorum. Eklenince değiştireceğim. Şimdilik affola. Anarko-Budizm Nedir? Anarko-Budizm, tek bir kurucusu, yazılı net bir metni ya da örgütlü hareketi olan resmi bir doktrin değildir. Daha çok, 20. yüzyılın ortalarından itibaren…devamıGary Snyder'in Anarko-Budizm kitabını bulamadığım için makalemi bu kitabın altına yazıyorum. Eklenince değiştireceğim. Şimdilik affola.
Anarko-Budizm Nedir?
Anarko-Budizm, tek bir kurucusu, yazılı net bir metni ya da örgütlü hareketi olan resmi bir doktrin değildir. Daha çok, 20. yüzyılın ortalarından itibaren farklı düşünürlerin, aktivistlerin ve din adamlarının bağımsız şekilde fark ettiği bir olguya verilen isimdir. Budist felsefenin bazı temel unsurları ile anarşist siyasi düşüncenin bazı temel unsurları arasında beklenmedik bir uyum vardır. Bu uyumu keşfeden kişiler, birbirinden bağımsız şekilde, Japonya'da, Amerika'da, İngiltere'de benzer sonuçlara varmışlardır.
Önemle belirtmek gerekir ki, Budizm'in kendisi tarihsel olarak anarşist değildir. Aksine, birçok Budist toplum güçlü manastır hiyerarşileri ve hatta krallıklarla iç içe geçmiş bir din pratiği geliştirmiştir. Anarko-Budizm, Budizm'in -belirli okumalarından- çıkan, seçici ve yorumlayıcı bir sentezidir.
-
Neden Bu İki Kavram Bir Araya Geliyor?
Otoriteye Karşı Ampirik Şüphecilik:
Budizm'in şüphesiz en çarpıcı yönü, Buda'nın kendi öğretilerinin sorgusuz kabul edilmemesi gerektiğini söylemesidir. Kalama Sutta olarak bilinen metinde Buda, Kalama halkına şunu söyler: "Bir şeyi sadece kulaktan dolma bilgi olduğu için, gelenek olduğu için, söylenti olduğu için, kutsal metinlerde yazdığı için, ya da 'öğretmenim böyle dedi' diye kabul etmeyin, kendi akıl yürütmenizle ve deneyiminizle sınayın."
Bu tavır, anarşizmin merkezi ilkelerinden biriyle örtüşür: Hiçbir hiyerarşik otorite, sırf otorite olduğu için itaat hakkı kazanmaz. Anarşistler için de meşruiyet yukarıdan gelen bir buyrukla değil, aşağıdan gelen özgür rızayla kurulur. Her ikisi de "çünkü öyle söylendi" mantığını reddeder.
Devlet, Zorlama ve "Üç Zehir" Kavramı:
Budist felsefede acının (dukkha) kökeninde üç temel zehir olduğu söylenir, açgözlülük (lobha), nefret/kin (dosa) ve cehalet/yanılsama (moha). Bazı Anarko-Budist yorumcular, modern ulus-devletin kurumsal yapısının bu üç zehri besleyen ve kurumsallaştıran bir mekanizma olduğunu öne sürerler.
- Kapitalist devlet aygıtı açgözlülüğü sistematik hale getirir.
- Militarizm ve sınır rejimleri kini ve ötekileştirmeyi besler.
- Propaganda ve ideolojik aygıtlar cehaleti derinleştirir.
Bu okumaya göre, gerçek bir manevi özgürleşme mücadelesi, bu zehirleri besleyen toplumsal-siyasi yapılara karşı mücadeleyi de içermek zorundadır; sadece bireysel meditasyonla sınırlı kalamaz.
Karşılıklı Bağımlılık ve Karşılıklı Yardımlaşma:
Budizm'in metafizik çekirdeğinde pratityasamutpada (bağımlı köken, dependent origination) fikri yer alır, jiçbir şey bağımsız, kendi başına var olan bir öz taşımaz. Her şey birbirine bağımlı koşullar ağı içinde ortaya çıkar. Benlik bile sabit bir öz değil, sürekli değişen ilişkiler ağıdır.
Anarşist düşünür Kropotkin'in "Karşılıklı Yardımlaşma: Bir Evrim Faktörü" adlı eserinde savunduğu tez de şaşırtıcı biçimde benzerdir: Doğada ve toplumda evrimin itici gücü sadece Darwinci rekabet değil, aynı zamanda ve belki daha da temel olarak, işbirliği ve dayanışmadır. Kropotkin'e göre insan toplulukları hiyerarşik zorlama olmadan da, karşılıklı yardımlaşma içgüdüsüyle kendi kendini organize edebilir.
Anarko-Budist okumaya göre, eğer gerçekten hiçbir varlık bağımsız bir öze sahip değilse ve hepimiz karşılıklı bağımlılık ağı içindeysek, o zaman hiyerarşik tahakküm yapıları (devlet, sermaye, ataerki) bu temel gerçekliğe aykırı, yapay ve şiddete dayalı dayatmalardır.
İçsel Özgürleşme ile Dışsal Özgürleşme Arasındaki Denge:
Belki de en tartışmalı ve en ilginç nokta budur. Budizm geleneksel olarak nirvanayı, yani ıstıraptan (dukkha) kurtuluşu, bireyin zihinsel/manevi düzeyde gerçekleştirdiği bir başarı olarak sunar. Anarşizm ise özgürleşmeyi öncelikle toplumsal-siyasi düzeyde, devletsiz ve hiyerarşisiz bir toplum kurarak tanımlar.
Anarko-Budistler bu ikisini birbirini tamamlayan, hatta birbirinden ayrılamaz süreçler olarak görme eğilimindedir:
- Sadece içsel özgürleşmeyle yetinip toplumsal adaletsizliğe kayıtsız kalmak, "spiritual bypass" (manevi kaçış) olarak eleştirilir — acıyı üreten yapılara dokunmadan sadece acıyla barışmayı öğrenmek.
- Sadece toplumsal-siyasi devrimle yetinip iç dönüşümü ihmal etmek ise, devrimcilerin de aynı açgözlülük-nefret-cehalet dinamiklerini yeniden üretme riskini taşır (nitekim tarihte pek çok devrim, iktidara geldiğinde eski zulmü yeni bir biçimde tekrarlamıştır)
Bu yüzden Anarko-Budist perspektif, ikisinin birlikte, karşılıklı besleyerek ilerlemesi gerektiğini savunur.
-
Önemli İsimler
Başta bahsettiğim gibi Gary Snyder Beat kuşağının Zen'e ilgi duyan yazarlarından biridir. 1961'de yayımladığı kısa ama etkili "Buddhist Anarchism" denemesinde, Budist "bilgelik" (prajna) ve "şefkat" (karuna) kavramlarının, toplumsal adaletsizliğe karşı doğrudan bir siyasi duruşla tamamlanması gerektiğini savunmuştur. Ona göre, sadece meditasyonla iç huzura ulaşıp toplumsal adaletsizliğe kayıtsız kalmak eksik bir Budizm'dir. Gerçek şefkat, açgözlülük ve tahakküm üreten kurumlara (kapitalizm, militarizm, ataerkil aile yapıları, kilise-devlet ittifakları) karşı aktif bir duruşu da gerektirir.
-
Thich Nhat Hanh \ Angaje Budizm
Angaje Budizm, meditasyon pratiğini toplumsal ve siyasi eylemle birleştiren modern bir yaklaşımdır. Sadece meditasyonla iç huzura ulaşmak yeterli değildir; dünyada acı ve adaletsizlik varken gerçek bir pratisyen kayıtsız kalamaz. Thich Nhat Hanh, savaş sırasında yaralıları tedavi eden ve barış çağrısı yapan Budist gönüllülerden oluşan bir hareket kurmuştur. Angaje Budizm her zaman anarşist değildir, ama Anarko-Budist düşünceyle sık sık kesişir; ikisi de değişimin hem içsel hem toplumsal düzeyde olması gerektiğini savunur
-
Gerilim ve Çelişkiler
Bu sentezin kendi içinde çözülmemiş gerilimleri vardır:
-Kurumsal Budizm'in tarihi: Tibet'teki teokratik yapılar, Güneydoğu Asya'daki Budist krallıklar, Japonya'da Zen tapınaklarının militarizmle (özellikle II. Dünya Savaşı döneminde) işbirliği-
Bunlar Budizm'in pratikte anarşizme çok da yatkın olmadığını gösteren tarihsel örneklerdir.
-Pasifizm ile mücadelecilik arasındaki gerilim: Anarşizmin bazı kolları (özellikle devrimci-sendikalist gelenek) doğrudan eylemi ve gerektiğinde şiddeti meşru görürken, Budizm'in ahimsa (zarar vermeme) ilkesi bu tür yöntemlerle gerilir. Anarko-Budistler genellikle şiddetsiz direniş çizgisine yakın dururlar, ama bu her zaman tatmin edici bir çözüm olarak görülmez.-
Öncelikle geleneksel İslâm anlayışının kritiğinin yapıldığı bu kitabı anlamak için mümkün mertebe fıkhî terimlere hâkim olmanız gerekmektedir. Diğer yandan kitapta verilmek istenen mesajı anlamak için Kur’an tefsirindeki tarihselcilik anlayışı nedir ne değildir bunu da bilmeniz gerekmektedir. Mustafa Öztürk hoca bu…devamıÖncelikle geleneksel İslâm anlayışının kritiğinin yapıldığı bu kitabı anlamak için mümkün mertebe fıkhî terimlere hâkim olmanız gerekmektedir. Diğer yandan kitapta verilmek istenen mesajı anlamak için Kur’an tefsirindeki tarihselcilik anlayışı nedir ne değildir bunu da bilmeniz gerekmektedir. Mustafa Öztürk hoca bu kitabında birçok fıkhi örneklendirmelerle birlikte geleneksel İslam anlayışına karşı tarihselliği ispatlamaktadır. Bu kitap özellikle zıhar, ilâ, talâk, köle-cariye ve savaş hukuku gibi birçok konuların işlenmesi itibariyle İslâm dininindeki tarihsellik retoriğini bizlere tanıtmaktadır. Bununla birlikte birçok İslam bilginlerinin görüşlerine de yer verilerek kitabın içeriği zenginlik arzetmektedir.
Cok iyi tek oturusta bitirilir bana biraz girigo dizisini anımsattı o yuzden sevdim yani bence cok iyi ama sonu bence kotu bitiyor o kadar ugrasıyolar laneti bitirmek icin sonundada lanet e yeniliyorlar bu ne bicim bir son
Son kez beni anlamanı rica ettiğimde yorgun görünüyordun. Kızgın değildin. Acımasız değildin. Yorgundun. Ve nedense bu daha çok acıttı. Çünkü acımın bir rahatsızlığa dönüştüğünü fark ettim. Arka planda bir gürültüye. Beni sevdiğin için değil, huzur istediğin için çözülmesini istediğin bir…devamıSon kez beni anlamanı rica ettiğimde yorgun görünüyordun.
Kızgın değildin. Acımasız değildin.
Yorgundun.
Ve nedense bu daha çok acıttı.
Çünkü acımın bir rahatsızlığa dönüştüğünü fark ettim.
Arka planda bir gürültüye.
Beni sevdiğin için değil, huzur istediğin için çözülmesini istediğin bir probleme.
Sanırım o zaman savaşmayı bıraktım.
Seni sevmeyi bıraktığım için değil.
Çünkü sonunda anladım ki, boğulurken beni izleyebiliyor ve yine de suyu bulandırdığımdan şikayet edebiliyordun.
Spoiler içeriyor
Flashback manyağı oldum. Artık iflah olmaz bir flashback manyağıyım. Evet, o benim! Kendimi saldım, tüm çakralarımı açtım, (her nerede varsa artık) ve kabullendim. Kurtuluş Son Durak, pardon Projesi, Memento, Reminiscence, The Father, Last Night in Soho, Buried, Spaceman, Slingshot, Oxygen…devamıFlashback manyağı oldum. Artık iflah olmaz bir flashback manyağıyım. Evet, o benim! Kendimi saldım, tüm çakralarımı açtım, (her nerede varsa artık) ve kabullendim.
Kurtuluş Son Durak, pardon Projesi, Memento, Reminiscence, The Father, Last Night in Soho, Buried, Spaceman, Slingshot, Oxygen derken...
Ben net bir flashback manyağıyım. Kafamın içi şimdiki zamanda duramıyor. En ufak bir şeyde zihnim beni kontrolüm dışında geçmişe, eski anılara fışkırtıyor. Beynimdeki tüm kan damarlarımın, nöronlarımın, glialarımın içinde gezinen bulanık hafıza patlamaları yaşıyorum. Dur durak bilmeden hikayeleri geriye sarıyor. Flashback üstüne flashback. İnadına flashback ulan.
Ne zaman "tamam şimdi buradayım" desem, beynim "bok buradasın!" "bak buradasın 'geçmişinden bir sanrı'" diyor. Arkasından anında bir flashback daha suratımın tam ortasına şaaak diye (bilekten gelen ses önemli) nah çekiyor. Zihnim sürekli geriye doğru tetikleniyor. Beni zorla o eski anların, o eski görüntülerin içine sokuyor. Adım başı bir dejavu, saniye başı bir geçmişe dönüş. Kafamın içi tamamen bu flashback’lerin istilasına uğramış durumda. Ben harbi harbi, kaçarı yok şekilde flashback manyağıyım. Oldum. Yeni gelmedim, geri geldim. Geçmişimde geziyorrrr, o eski günlerde, yemyeşil kırlarda dönen sahnelerin içinde börtü böcek kovalıyorum. Evet, şaşırdın değil mi? İçten içe "Neden denizanası değil?" diye soruyorsun. Zorla mı yavrum? Rüya gören Spongebob muyum? Bizde durum orkide kokusunu kovalayan at sineği.
M.I.L.O: Oksijen seviyesi kritik.
Liz: Daha hızlı nefes alıp vermeliyim.
✨️ıhı mıhı huuuh ohhhh huuuh hıhı ıhı mıhı huuuh...✨️
Kriyojenik kapsül nasıl yalama edilir?
Cevap: Aha böyle,
Liz: M.I.L.O kilidi aç.
M.I.L.O: Kilidi açmak bu aşamada önerilmiyor.
Liz: Kontrolü aktar ve kilidi aç.
M.I.L.O: Kontrol aktarımı dizilişi başlatıldı. Kodu girin.
Liz: Büyük harfle NM347 küçük harfle cda.
M.I.L.O: Kilit açma prosedürü başlatıldı. Basınç azaltımı 5, 4, 3, 2, 1...
Liz: İptal! Kilit açmayı iptal et.
Liz: M.I.L.O kilidi aç.
M.I.L.O: Kilidi açmak bu aşamada önerilmiyor.
Liz: Kontrolü aktar ve kilidi aç.
M.I.L.O: Kontrol aktarımı dizilişi başlatıldı. Kodu girin.
Liz: Büyük harfle NM347 küçük harfle cda.
M.I.L.O: Kilit açma prosedürü başlatıldı. Basınç azaltımı 5, 4, 3, 2, 1...
Liz: İptal! Kilit açmayı iptal et.
Liz: M.I.L.O kilidi aç.
M.I.L.O: Kilidi açmak bu aşamada önerilmiyor.
Liz: Kontrolü aktar ve kilidi aç.
M.I.L.O: Kontrol aktarımı dizilişi başlatıldı. Kodu girin.
Liz: Büyük harfle NM347 küçük harfle cda.
M.I.L.O: Kilit açma prosedürü başlatıldı. Basınç azaltımı 5, 4, 3, 2, 1...
Liz: İptal! Kilit açmayı iptal et.
Liz: M.I.L.O kilidi aç.
M.I.L.O: Kilidi açmak bu aşamada önerilmiyor.
Liz: Kontrolü aktar ve kilidi aç.
M.I.L.O: Kontrol aktarımı dizilişi başlatıldı. Kodu girin.
Liz: Büyük harfle NM347 küçük harfle cda.
M.I.L.O: Kilit açma prosedürü başlatıldı. Basınç azaltımı 5, 4, 3, 2, 1...
Liz: İptal! Kilit açmayı iptal et.
Liz: M.I.L.O kilidi aç.
M.I.L.O: Kilidi açmak bu aşamada önerilmiyor.
Liz: Kontrolü aktar ve kilidi aç.
M.I.L.O: Kontrol aktarımı dizilişi başlatıldı. Kodu girin.
Liz: Büyük harfle NM347 küçük harfle cda.
M.I.L.O: Kilit açma prosedürü başlatıldı. Basınç azaltımı 5, 4, 3, 2, 1...
Liz: İptal! Kilit açmayı iptal et.
Liz: M.I.L.O kilidi aç.
M.I.L.O: Kilidi açmak bu aşamada önerilmiyor.
Liz: Kontrolü aktar ve kilidi aç.
M.I.L.O: Kontrol aktarımı dizilişi başlatıldı. Kodu girin.
Liz: Büyük harfle NM347 küçük harfle cda.
M.I.L.O: Kilit açma prosedürü başlatıldı. Basınç azaltımı 5, 4, 3, 2, 1...
Liz: İptal! Kilit açmayı iptal et.
Geri zekalılığa kontamine olmuş genetik klon nedir?
Uzay kapsülünde panik atak simülasyonu oynayan denek Omicron 267 ve nefes borusu ile imtihanı falan herhalde.
Yapay zeka Milo her saniye kibar kibar uyarıyor: "Elizabeth Hanım, oksijeniniz azalıyor, lütfen sakinleşin ve yavaş nefes alın. Birer kadeh yatıştırıcı alır mıyız?" Bizim süzük ne anlıyor? "Tamam kapsülün içini yumruklayayım".
Çığlık atıyor, ağlıyor, maraton koşuyormuş gibi ciğerlerini patlatırcasına nefes alıyor. Ulan madem o kadar yaşamak istiyorsun oksijen seviyesi %3’e düşünce "Ölmek istemiyorum, anne beni kurtar" diye NEDENNNN ZIRLIYOSUUUUN! Eeee be geri zekalı oksijeni saniyede 3 litre tüketen sensin yapay zeka mı çekti hortumu?
Düşün ki insanlık yok olmuş, milyarlarca dolarlık bütçeyle uzay gemisi yapmışsın. İnsanlığı kurtarmak için en parlak bilim insanlarının DNA'sını klonlayıp göndereceksin. "Bebek yapmayalım aşırı zeki olur, hazır yetişkin olsun, hafızasını da yükleyelim uyandığı ilk pazartesi sigortasını yatırırız, direkt işe başlar" diye düşünmüşsün. Ama tam beyninin mantık ve sakinlik kısmının genetik aktarımını aktaracakken DNA'nın o kısmını fetal tüpünde unutmuşsun. İnsanlığı kurtaracak prototip diye gönderdiğin tip, daha ilk saniyede kapsülün içindeki kabloları dişleyip sistemi bozmaya çalışıyor.
Sonra "Biz uzay çöpüyüz, yörüngede başıboş geziyoruz" diye trip atıyor.
Yahu senin genetiğin tertemiz, yepyeni ve el değmemiş bir gezegene gidiyorsun. İnsanlığın Adem ile Havva'sı olacaksın lööön işte, ne güzel!!!!
Ama yok, kızda öyle bir vizyonsuzluk var ki, o gezegene inse, her yer cennet gibi yeşillik ve göl olsa, bu sefer de gidip bir ağacın altına oturup "Of ya, ben şimdi bu yeni dünyanın çöpü müyüm yani, niye buradayız ki?" diye ağlayacak.
Milyon kişiden yardım isteyip suratına kapanan telefonlardan bıkmadı. En sonunda "birisi" ismi lazım değil, tamam yardım edeyim dediğinde bu süzük suratına kapatıp tekrar arandığında "çabuk konuş yoksa suratına kaparım" demeye başladı.
KAPA LAN! KAPAMAZSAN ŞERRREFSİZSİN KONTAMİNE MEYVE SUYU!!!!!
Karakteri çaresiz ve hafızasını kaybetmiş göstermek için o kadar zorlamışlar ki, ortaya sadece beni kanser eden, her kararı bir öncekinden daha süzük olan bir "kontamine süzük" çıkmış.
Liz'ciğimmm, senin hafızanı kaybetmiş hâlin benim kaybetmemiş hâlimden iyiydi yavrucuğum.
M.I.L.O süzüğüne gelirsek.
Katıksız bir yatay zeka...
Milo bir yapay zeka değil, uzay şubesinde çalışan vizyonsuz bir tembel koala, katıksız bir devlet dairesi memuru.
Waffle olsaydı galeriyi bile düzenlerdi Milooo, bürokrasine sokayım Milooooo. Kız içeride can çekişiyor Milooooooo...
Madem diğer kapsüllerde yedek oksijen vardı ve bunu yönlendirebiliyordun, neden kız ölüm döşeğine gelene kadar sustun be Milo? Neden "Elizabeth Hanım, sakin olun, yan odadaki rahmetlilerden size 14.227 dakikada (10 gün desene be Milo) hat çekeyim, uyanınca rahat rahat saniyede 5 litre nefes alın" demedin? Milooo ah Milooo...
Toparlayayım.
Film bittiğinde gözenek çekimi yapan flashback manyağı bir dermatoloji uzmanı oldum. Gözümü kapattığımda Liz'in vesikalık fotoğrafını piksel piksel çizecek kıvamdayım şuan. Ultra HD kameralarla gözündeki kılcal damarları, alnındaki gözenekleri, diş minesinin yapısını, nefes alıp verirken titreyen küçük dilini bile ezberlettin Aja.
Panik anlarında burnundan çıkan ter damlasının izlediği yörüngeyi fiziksel olarak hesaplayacak seviyedeyim. Kameranın milyon kez döndüğü kinetoz simülatörü bittiğinde de kusacak gibi oldum. Spaceman'da da aynı hissi yaşamıştım. Uzay yerçekimsiz diye kameraman da uçuyor, dönüp duruyor.
Sevgili Alexandre Aja
Aksiyon filmi çekmiyorsun birader. Film 1 saat 40 dakika, bu sürenin net 1 saat 20 dakikasında kadının yüzüne 10 santim mesafeden bakıyoruz. Altı üstü uyanmaya çalışan süzük bir klon var içeride, bırak kamera sabit dursun da ne olduğunu anlayalım be süzük...
Daha döşeyesim var da yarın devam ederim.
Duşun altında flashbacklerle Oğuzhan Koç- Giden Günlerim Oldu söyleyip gelicem.
Bu film çıktığı zaman niye hiç konuşulmadı anlamadım. (Konuşulduysa da ben görmedim galiba,ama öyle bir ihtimal de pek yok gibi) Glen Powell pek sevmem, öyle “ Dur da bir Glen Powell filmi izleyeyim “ dediğim, ayrıca ilgi gösterdiğim bir oyuncu…devamıBu film çıktığı zaman niye hiç konuşulmadı anlamadım. (Konuşulduysa da ben görmedim galiba,ama öyle bir ihtimal de pek yok gibi) Glen Powell pek sevmem, öyle “ Dur da bir Glen Powell filmi izleyeyim “ dediğim, ayrıca ilgi gösterdiğim bir oyuncu değildir. Ama burda gayet beğendim performansını. Squid Game, Hunger Games vs tadındaydı. Altında verdiği mesajlar da vardı. Sadece son kısımlarını boşuna uzatılmış buldum. Onun dışında gayet heyecanlı bir filmdi 👍🏻