" Oturdum bir köşeye uzun uzun düşündüm. Kendime acıdım. İnsan kendine acır mı? Ben acıdım. Meğer ne çok ödün vermişim kendimden başkalarının mutluluğu için... "
🎗️İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. 🎗️İçimizde şeytan var... Can kırıkları var. Nefret var, yalanlar var... Bir yanımız bizi çoktan terk etmiş, kaçıyor... Melankoli ve hüsran var...…devamı🎗️İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
🎗️İçimizde şeytan var... Can kırıkları var. Nefret var, yalanlar var... Bir yanımız bizi çoktan terk etmiş, kaçıyor... Melankoli ve hüsran var... Keşke bazı geceler hiç sabah olmasa.
🎗️Günün birinde ya çıldıracağız, ya da dünyaya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.
En sadık kadının bile kocasını aldatabileceğini,bir papazın bile yoldan çıkabileceğini anlatan güzel bir film. Film şöyle bitiyor ; Tanrının gözünde neyin günah olduğunu kim söyleyebilir.
🔶Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir. 🔶Özgürlüklerini savunamayanların ödedikleri bedel ağırdır. 🔶''İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.'' 🔶''İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir…devamı🔶Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir.
🔶Özgürlüklerini savunamayanların ödedikleri bedel ağırdır.
🔶''İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.''
🔶''İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.''
Doğrudan diziye dalmak, biraz kendimden biraz da ondan bahsetmek istiyorum. Dizimiz 2000ler New York'unda geçmekte olup küçük bir grup arkadaşın yaşadığı maceraları ele alıyor. Bir anlatıcı konumunda olan Ted Mosby karakteri dizinin isminde geçen soruyu hem çocuklarına hem bize açıklıyor.…devamıDoğrudan diziye dalmak, biraz kendimden biraz da ondan bahsetmek istiyorum. Dizimiz 2000ler New York'unda geçmekte olup küçük bir grup arkadaşın yaşadığı maceraları ele alıyor. Bir anlatıcı konumunda olan Ted Mosby karakteri dizinin isminde geçen soruyu hem çocuklarına hem bize açıklıyor. Oldukça eğlenceli ve son derece absürt sahneleri de yer yer içinde bulunduran dizi; arkadaşlık, sevgi, doğru kişi, kader, sonsuz mutluluk kavramlarını ele alıyor. Nevi şahsına münhasıe karakterleri içinde bulunduran dizi sizleri adeta o arkadaş grubunun içerisine bırakıyor, masasa bir tabak, bir birada size koyuyor. Ana konu her ne kadar Ted olsada her karakterle kolayca bağ kurabiliyorsunuz. Bir sitcom olmasından mütevellit bölümleri çok kısa, zaman sorununuz varsa izleyebilirsiniz. Burdan sonra dizide geçen bir kaç repliği paylaşıp üzerlerine boş yapmak istiyorum. Meraklısı kalabilir.
Dizinin en sevdiğim alıntılarından biri bu. "İnsanlarla yollarınızın sonsuza kadar ayrılmasının ne kadar kolay olduğunu keşfedince şok olacaksınız. Bu yüzden etrafınızda tutmak istediğiniz birini bulduğunuzda bu konuda bir şey yapın." Muhtemelen bir çoğumuz sevdiğimiz dostumuzdan veya sevgilimizden kaynaklı ayrılık acısını tatmıştır. O anlarda hüznümüzle ne kadar fark edemesekte çevremize karşı biraz daha bağlandığımızı düşünüyorum. Hüzünlendiği zaman içine kapanan tiplerdenim fakat ben bile daha duyarlı davranıp daha sık empati yapmaya başlıyorum. Bu da sanırım her ayrılan yol için başkasıyla yollarımızın kesişmesine sebep oluyor. Fakat replik -veya düşünce artık hangisini tercih ederseniz edin- tam olarak doğru değil. İnsanlarla halihazırda yollarımız ayrılmış olsa bile birçoğu ruhumuzda donuk bir gözyaşı olarak yaşamaya varlığını sürdürmeye devam ediyor. Sahi aranızda bir insanla gerçekten ayrılabilen oldu mu?
Bir diğer sevdiğim alıntıda "Doğru insanla tanıştığında hemen anlarsın. Onu düşünmeden edemezsin. En yakın arkadaşın ve ruh eşin olur. Hayatını onunla geçirmek için sabırsızlanırsın. Başka hiçbir şey ve hiç kimse onunla kıyaslanamaz." Daha önce böyle biriyle tanıştığımı düşünmüyorum. Böyle bir insanla kolay kolay tanışılabileceğinide sanmıyorum. Gerçi zor mu tanışılır? Yooo selam dersin selam der tanışmış olursunuz. Belkide mesele aynı anda aynı yerde bulunabilmek, hayatın boyunca yaptığın tüm tercihlerin seni o noktaya onun yanına götürmesidir. Böyle söyleyincede çok zor bir şeymiş gibi geldi, aşka söylenmiş bu sözleri henüz kavrayabilmiş değilim. Siz daha önce aşık oldunuz mu?
"Bu hayatta ne yaparsan yap, arkadaşların orada bulunup bunu görmüyorsa efsanevi olmaz."
Bir Efsanenin Ritmiyle Atmak Michael benim için sadece bir biyografi değil, adeta bir mirasla yüzleşme deneyimiydi. 5/5 vermemin sebebi yalnızca teknik olarak güçlü bir yapım olması değil; Michael Jackson gibi erişilmez bir ikonun ruhunu hissettirebilmesi. Müziğin filme yayılan enerjisi, sahne…devamıBir Efsanenin Ritmiyle Atmak
Michael benim için sadece bir biyografi değil, adeta bir mirasla yüzleşme deneyimiydi. 5/5 vermemin sebebi yalnızca teknik olarak güçlü bir yapım olması değil; Michael Jackson gibi erişilmez bir ikonun ruhunu hissettirebilmesi. Müziğin filme yayılan enerjisi, sahne performanslarının coşkusu ve o unutulmaz şarkıların sinematik kullanımı gerçekten büyüleyiciydi. Özellikle müzik sekanslarında film neredeyse bir konser hissi veriyor; izlemekten çok yaşıyorsun.
Yönetmenin bu efsaneyi yalnızca “yıldız” olarak değil, kırılgan ve insan tarafıyla da ele alması çok kıymetli. Özellikle Michael’ın gençlik yıllarına, aile dinamiklerine ve çocuk yaşta omuzlarına yüklenen baskıya odaklanması filmi klasik yükseliş-düşüş biyografilerinden ayırıyor. Jaafar Jackson başta olmak üzere oyuncu kadrosu da karakterleri taşımıyor, adeta içlerine giriyor. Özellikle Michael’ın jestleri, sahne duruşu ve ruhunun aktarımı inanılmaz etkileyici.
Belki tek çekincem senaryonun yer yer daha derinleşebilecekken biraz güvenli sularda kalmasıydı; kimi dramatik katmanlar daha cesur işlenebilirdi. Ama bu eksik, filmin duygusal ve sanatsal etkisini neredeyse hiç azaltmıyor. Çünkü film asıl gücünü hikâye yapısından çok hislerden ve müzikten alıyor.
Ve belki bu yüzden bu kadar yüksek puan verdim: Çünkü bu sadece iyi yapılmış bir film değil, Michael Jackson sevgimin sinemadaki yankısı gibi. Onun çocukluğunu, ailesiyle çatışmalarını ve bir efsanenin doğuşunu izlemek çok vurucuydu. Kusurları olsa da kalbi atan, ritmi yaşayan ve bir ikona hak ettiği saygıyı gösteren çok özel bir biyografi. Benim için yılın unutulmazlarından.
Romantik filmlerin hikayesi de sonu da üç aşağı beş yukarı belli olsa da, film; ilginç bir hikayeyle karşımıza çıkıyor.. Filmdeki hani o boşluk doldurucu senaryoya azgınlıktan vajinası kaşınan bir kadını koymaları da.. Güzel işte.. Biraz rutin dışı iyi geliyor insana..
Katil aslında başından beri belliydi de kolundaki yara yüzünden diğer çocuktan bi şüphelendim ama yine de ilk tahmin ettiğim çıktı . Cinayet romanı yazan kadın kardeşinin çağırmasıyla onun yanına geldiği günün ertesi günü öldürülüyo. Kardeşi internette değişik sitelerde fantazi yayını…devamıKatil aslında başından beri belliydi de kolundaki yara yüzünden diğer çocuktan bi şüphelendim ama yine de ilk tahmin ettiğim çıktı .
Cinayet romanı yazan kadın kardeşinin çağırmasıyla onun yanına geldiği günün ertesi günü öldürülüyo. Kardeşi internette değişik sitelerde fantazi yayını yapan biri . Kadın ve sevgilisi polis adam cinayeti araştırırken bu cinayetler seri cinayet olmaya başlıyo ve öldürülen kadınlar hep o yayını yapanlardan