Zaman zaman öngörülebilir bir çizgide ilerliyormuş gibi görünse de finalde yaptığı ters köşeyle tüm beklentileri altüst ediyor. Genel olarak sürükleyici ve merak uyandıran bir film. İzlerken sürekli tahmin yürütmeme rağmen finali beni gerçekten şaşırttı 🎬🔍
Zirve ateşi olarak bahsedilen şey aslında intihar yemini bence. Sevdiğin şeyi yaparak ölmek tabii ki güzel şey. Ama sevdiğin şeyi yaparak yaşayabilmek çok daha güzel şey. 'Sorumluluk alıp sıkıcı bir işte mi devam etmeliyim yoksa bir delilik yaparak her şeyi…devamıZirve ateşi olarak bahsedilen şey aslında intihar yemini bence.
Sevdiğin şeyi yaparak ölmek tabii ki güzel şey. Ama sevdiğin şeyi yaparak yaşayabilmek çok daha güzel şey.
'Sorumluluk alıp sıkıcı bir işte mi devam etmeliyim yoksa bir delilik yaparak her şeyi riske atacağım bir ölüm tırmanışına mı çıkmalıyım' diyen başrolün verdiği kararı izledik. Verilen kararın doğru ya da yanlış olması değil söz konusu olan.
Bazen kalbin sesi dinlenmeli ama bence bu o anlardan biri değildi. Adrenalin arayışında olan hırslı arkadaşının peşinden gittikten sonra gördüklerinden memnun oldu mu orasını kendisi bilir tabii.
Yine de güzeldi.
Hikayenin gidişatı ağırdı. Aksiyon ya da macera tarzında duruyor. Ama sahiden de drammış.
7/10
Bir insanın canının önemi nedir. Peki bir insanın canına karşılık milyonlarca insanın önemi nedir. Zor anlar zor kararlar. Film ilk sahnelerinden son sahnelerine kadar bu paradoksun en sert halini bizi içine sokuyor. Bu gerginliği izleyiciye hissettirmede gerçekten iyi bir film…devamıBir insanın canının önemi nedir.
Peki bir insanın canına karşılık milyonlarca insanın önemi nedir.
Zor anlar zor kararlar.
Film ilk sahnelerinden son sahnelerine kadar bu paradoksun en sert halini bizi içine sokuyor.
Bu gerginliği izleyiciye hissettirmede gerçekten iyi bir film olmuş. Oyuncular adeta bu senaryoları yaşamışlar diuebilirim.
Biraz daha sertleşelim iki çocuğun canına karşılık milyonların canı. Film insan oğlunun en temel duygularını hedef alan gerçekten acımasız bir film.
İyi ve kötü doğru veya yanlış kavramlarının iç içe işlendiği beyaz ve siyah çizgilerin yok olduğu rahatsız edici bir film.
Sonuç olarak:
Keşke daha önceden izleseymişim.
Spoiler içeriyor
"Edison olmasaydı, elektrik yine de bulunurdu. Christoph Colomb olmasaydı, Amerika yine de bulunurdu. Ama Victor Hugo olmasaydı, Sefiller olmazdı." -Dr. Ömer Demirbağ Verdiği sözü tutmak için, canı pahasına mücadele eden, hayatını elden çıkaran bir adam, Jean Valjean. Eski bir mahkumdu,…devamı"Edison olmasaydı, elektrik yine de bulunurdu. Christoph Colomb olmasaydı, Amerika yine de bulunurdu. Ama Victor Hugo olmasaydı, Sefiller olmazdı." -Dr. Ömer Demirbağ
Verdiği sözü tutmak için, canı pahasına mücadele eden, hayatını elden çıkaran bir adam, Jean Valjean. Eski bir mahkumdu, ekmek çalma suçundan hapse düşmüş, sonrasında da insanlar tarafından yediği damga yüzünden suça iyice bulaşmış... Ancak, onca aşağılamaya ve dışlanmaya rağmen, herkesin ayıpladığı pejmürde bir hırsızın içinden pırıl pırıl bir insan çıkabileceğini dünyaya kanıtladı.
Bir zamanlar adi bir suçlu damgasını yemişken, dursuz duraksız iyilik yaparak insanların sevgilisi haline gelince, yaşadığı kasabanın belediye başkanı olarak seçilmesi... Hep daima yükseliş, yıldızlara ulaşacak kadar...
İnsanlar dış görünüşe ve geride kalan geçmişlere çok fazla itimat ederler. Karşıdakinin kalbini yarıp bakamadıkları için, bol keseden atıp tutmayı seçerler. Kötü diye etiketledikleri kişide meziyet, iyi belledikleri insanda ise hezimet görmezler. Sonuçta başkalarını hiç tanımadan yargılamaktan kolay başka ne vardır? Küçük Prens'teki yalnız kralın da dediği gibi; "Başkalarını yargılamak kolaydır. Ama kendini yargılamayı başarırsan, işte o zaman gerçek bir bilgesindir."
Jean Valjean, kendine yol gösteren bir el eşliğinde, hakkındaki tüm tabuları yıkıp bir mahkumun da yürekten pişman olabileceğini ispatladı bizlere. Hayatını iyiliğe adadı ve karşılığını da bolca aldı.
Peki ya Cosette? Sarı bukleli, deniz gözlü o küçük kız... Minik bedeni ve yumuk ellerine rağmen yaşadığı ağır hayat, bitmek bilmeyen anne özlemi, güzel günlerin geleceğine dair kuvvetli inancı... Küçük bir çocukken izlerdim, Cosette'in cılız hayat mücadelesini, kâbusa dönmüş küçük dünyasındaki çaresiz çırpınışlarını... Ama şimdilerde, bir genç kız gözüyle bu güzel diziyi tekrar izleyip yâd ederken, Sefiller'in sadece Cosette'ten ibaret olmadığını, içinde birçok farklı hayat hikayesinin ve iç içe geçmiş kaderlerin olduğunu fark ettim. Sefiller'deki her kalp ya sevgiyle ya da nefretle birbirine kenetlenmiş. Ruhlar birbiriyle tanışacak ve yollar kesişecek.
Sefiller animesi, bir anne ve kızın ayrılığıyla başlasa da, içinde bundan fazlasını barındırıyor. Kimse takdir etmese de iyilik yapmaya devam eder miydiniz? Dürüst bir insan olmak neden bu kadar zor? Her asırda, toplum neden bu kadar çürümeye mahkum? Ve beni en çok etkileyen kısım, şüphesiz Marius'un Cosette'e duyduğu masumane aşk. İlk görüşte başlayan, asla solmayan, günümüzde cinselliğe indirgenmiş ilişkilere inat...
Bu serüven burada bitmeyecek, bu yürek çağıldadıkça, bu destan anlatılmaya devam edilecek. Görüşmek üzere...
İyi bir film yapmak için çok paraya ihtiyaç olmadığının bir kanıtı. Dram ve gizem dolu harika bir film. Her sahnesinde başka bir ayrıntı gizli ve her gerçekleşen olayda hayretler içine düşüyorsunuz. Kaçırmayın derim👌
aylar önce editi sayesinde keşfeterek film listime eklediğim, ama bir türlü izleyemediğim o filmi sonunda izledim vee BA YIL DIM!!!!! çocukluktan agata christie kitapları okuyarak dedektif hikayeleri çook severdim ve bu filmin tam olarak o kitapları okurkenki heyecanımı yaşatması..3cü filmini…devamıaylar önce editi sayesinde keşfeterek film listime eklediğim, ama bir türlü izleyemediğim o filmi sonunda izledim vee BA YIL DIM!!!!! çocukluktan agata christie kitapları okuyarak dedektif hikayeleri çook severdim ve bu filmin tam olarak o kitapları okurkenki heyecanımı yaşatması..3cü filmini sabırsızlıkla bekliyoruuuumm🤩🌟🪄
Apex. Avusturya’nın sert doğasını arka plan yapan film, gerilim ve hayatta kalma temasını öne çıkarıyor. Ormanlar, dağlık alanlar ve izole atmosfer filmin en güçlü yanı. Mekân kullanımı sayesinde sürekli bir tedirginlik hissi veriyor. Hikâye zaman zaman tahmin edilebilir olsa da,…devamıApex. Avusturya’nın sert doğasını arka plan yapan film, gerilim ve hayatta kalma temasını öne çıkarıyor. Ormanlar, dağlık alanlar ve izole atmosfer filmin en güçlü yanı. Mekân kullanımı sayesinde sürekli bir tedirginlik hissi veriyor.
Hikâye zaman zaman tahmin edilebilir olsa da, doğa ile insan arasındaki mücadele ve psikolojik baskı unsuru izleyiciyi tutuyor. Büyük aksiyon yerine gerilimli takip ve atmosfer sevenlere daha uygun.
Müthiş bir film. Kesinle izleyin.
Umudun Tükendiği Bir Dünyada İnsanlık Children of Men, insanlığın geleceğine dair oldukça karanlık ama bir o kadar da gerçekçi bir tablo çizen etkileyici bir yapım. Doğumların durduğu bir dünyada, düzenin nasıl hızla kaosa sürüklendiğini ve toplumun nasıl çözüldüğünü çarpıcı şekilde…devamıUmudun Tükendiği Bir Dünyada İnsanlık
Children of Men, insanlığın geleceğine dair oldukça karanlık ama bir o kadar da gerçekçi bir tablo çizen etkileyici bir yapım. Doğumların durduğu bir dünyada, düzenin nasıl hızla kaosa sürüklendiğini ve toplumun nasıl çözüldüğünü çarpıcı şekilde gösteriyor.
Hikâye, bu umutsuzluk içinde sıradan ve umursamaz bir karakterin, o karanlığın içinde gördüğü küçük bir umut ışığıyla hayatını yeniden anlamlandırmasını konu alıyor. Bu ışık, onu yavaş yavaş bir amaca bağlarken, izleyiciye de umudun ne kadar dönüştürücü olabileceğini hissettiriyor.
Filmi benzerlerinden ayıran en önemli taraf, bu distopik evreni abartıya kaçmadan, son derece doğal ve gerçekçi bir şekilde sunması. Özellikle tek plan gibi görünen sahneler, izleyiciyi doğrudan olayların içine çekerek gerilimi sürekli canlı tutuyor.
Bana göre filmin en çarpıcı yanı, umutsuzluğun dünyayı nasıl kaosa sürükleyebildiğini gösterirken, umudun ise bunun tam tersi yönde, hatta savaşları bile durdurabilecek kadar güçlü bir etki yaratabildiğini hissettirmesi. Bu karşıtlık, filmin duygusal etkisini oldukça derinleştiriyor.
Kısacası, Children of Men, karanlık atmosferine rağmen içinde güçlü bir umut barındıran ve izledikten sonra da düşündürmeye devam eden bir yapım.
İyi seyirler.
kendi mutsuzluklarını ifade etmek icin başkalarının üstüne basıp geçmeyi sorun etmeyen insanlardan zerre haz etmiyorum. sen üzülüyorsun da biz davul zurna çağırıp oynuyor muyuz? hoş değil.