"Eğer hüzünlüysem seni hatırlarım... Eğer mutluysam seni hatırlarım. Başka gözlere baktığımda, başka bir ağzı öptüğümde, bir parfümü içime çektiğimde, seni hatırlarım..."
Spoiler içeriyor
Dikkat spoilerre Ünlü bilim insanı Sebastian Pentagon için görünmezlik üzerine deneyler yapmaktadır. Ekibiyle birlikte hayvanlar üzerinde başarılı sonuçlar aldıktan sonra, formülü kendi üzerinde denemeye karar verir. Deney başarılı olur ve Sebastian tamamen görünmez hale gelir. Fakat işler planlandığı gibi gitmez:…devamıDikkat spoilerre
Ünlü bilim insanı Sebastian Pentagon için görünmezlik üzerine deneyler yapmaktadır. Ekibiyle birlikte hayvanlar üzerinde başarılı sonuçlar aldıktan sonra, formülü kendi üzerinde denemeye karar verir.
Deney başarılı olur ve Sebastian tamamen görünmez hale gelir. Fakat işler planlandığı gibi gitmez: Ekip onu tekrar görünür hale getiremez.
Başta durumu eğlenceye çeviren Sebastian, zamanla görünmez olmanın verdiği güçle kontrolden çıkar. Artık kimse onu göremediği için ahlaki sınırları yıkmaya başlar. Önce küçük sapkınlıklar, sonra şiddet ve cinayet.
Laboratuvarda mahsur kalan ekip üyeleri, görünmez bir psikopata dönüşen Sebastian'dan kurtulmak için hayatta kalma mücadelesi verir.
Selamlar, Mardin Midyatta ve Şanlıurfa’da nereler gezilebilir ve nerelerde yemek yenilir. Bilgisi olan ya da daha önce buraları gezen var mı direkt Mardinli olan varsa çok daha iyi olur :) Şimdiden teşekkürler.
Spoiler içeriyor
Güzel ve iyiyi temsil eden Simon, aklı ve aydınlığı temsil eden domuzcuk… Bu serüvende hayatını yitiren sadece ikisi. Kuralsız bir toplulukta yaşamak iyiyi kötüyü henüz ayırt edemeyecek kadar küçük insanlar için bile canice bir hal alabiliyor. Bununla yüzleşmek acı verici…devamıGüzel ve iyiyi temsil eden Simon, aklı ve aydınlığı temsil eden domuzcuk… Bu serüvende hayatını yitiren sadece ikisi. Kuralsız bir toplulukta yaşamak iyiyi kötüyü henüz ayırt edemeyecek kadar küçük insanlar için bile canice bir hal alabiliyor. Bununla yüzleşmek acı verici ama çocuklar melek değildir, onlar da insandır içlerinde birçok kötü, vahşi duyguyu barındırır. Maalesef geçtiğimiz günlerde yaşadığımız akıl almaz olaylar da bunu destekler nitelikte. İçimizdeki iyiye, iyiliğe, simonlara ve domuzcuklara sahip çıkalım koruyalım yeşertelim.
Yani bu filmi analiz edip yorumlamak epey zor. Bilmediğimiz farketmediğimiz bir sürü detay olduğuna eminim. Yaşadığımız yer her ne olursa olsun güzellikle bakmak felsefesi bana biraz kıyıntı geliyor. Yada Sametin içinden bir parça da ben taşıyorumdur. Evet yaşadığımız yerleri güzelleştirmek,…devamıYani bu filmi analiz edip yorumlamak epey zor. Bilmediğimiz farketmediğimiz bir sürü detay olduğuna eminim. Yaşadığımız yer her ne olursa olsun güzellikle bakmak felsefesi bana biraz kıyıntı geliyor. Yada Sametin içinden bir parça da ben taşıyorumdur. Evet yaşadığımız yerleri güzelleştirmek, iyi yönünden bakmamız elbette gerekir ama bazende sadece sevmek istemeyiz. Samet karakterini hiç sevmedim özellikle arada öyle bir bakıyorduki açıkcası korktum. Ve bazı diyaloglar o kadar zorduki, anlamakta güçlük çektim bilmiyorum yada sorun bende miydi? Neyse çokk yazılır bu film üstüne çok kafa yorulabilirdi. Ama şuanlık bu kadar
Selamlar ve günaydınlar herkese 20.yy a biraz merakım ve tarih i kitapları Sevdiğimden ötürü ve bana bu güzel kitabı öneren çok sevdiğim o kişiye çok teşekkürlerimi ileterek giriş yapayım. Bi önceki kitabını okumuştum ATEŞ VE GÜNEŞ ( o kitabın devamı…devamıSelamlar ve günaydınlar herkese
20.yy a biraz merakım ve tarih i kitapları Sevdiğimden ötürü ve bana bu güzel kitabı öneren çok sevdiğim o kişiye çok teşekkürlerimi ileterek giriş yapayım.
Bi önceki kitabını okumuştum ATEŞ VE GÜNEŞ ( o kitabın devamı ve biraz daha geniş çapta olduğu gibi geldi bana bu kitap )
1.Dünya savaşında askerliğini yedek subay olarak yapan Falih Rıfkı Atay in 4. Ordu komutanı Cemal Paşa'nın Emir subay i olarak Kanal cephesinde geçen savaşın etkisini bizlere anlatmakta Zeytindağı, bir yenilginin ardından tutulan bir yas değil, "Nerede hata yaptık?" sorusunun cevabıdır. Özellikle kitabın sonundaki o meşhur tren istasyonu sahnesi ve Anadolu'ya dönüş, bir devrin kapanışını iliklerine kadar hissettirir.
Ve
Kitapta Talat Paşa, yaklaşan felaketi sezen ama son ana kadar gemiyi terk etmeyen, sorumluluktan kaçmayan bir lider olarak tasvir edilir. Falih Rıfkı, onun zekasını ve teşkilatçılık yeteneğini anlatırken, imparatorluğun o son demlerindeki çaresizliğin Talat Paşa'nın omuzlarındaki yükünü de hissettirir.
Ve son bişey e değinmek istiyorum
Çanakkale cephesinde adını duymuş olduğumuz Liman Fon Sanders (Liman Paşa) ve Cemal Paşa nın kumanda etiği ve
Hiçbirinin durduramadığı İngiliz seli, yine bir Türk, fakat bu sefer öz bir komutan, Mustafa Kemal tarafından Halep aşağısında tutulmuştur. Mustafa Kemal'in orada seçtiği savunma hattı, misak -ı milli (milli yemin)
Sınırları idi ....
🇹🇷🫡
Aziz şehitlerimizin ve nice isimsiz kahramanlarin ruhu şad olsun
•Nefrete sevgiden fazla güvenirim. Çünkü, nefretin sahtesi olmaz!” •“Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!” • “Şeytan en çok tövbe etmiş insanla uğraşır. Çünkü, kaybettiği bir askerini tekrar kazanmak ister…”
Rüyaların İçinde Kaybolmak 9 yıllık listemde yer vermemiş olmak gerçekten garip bir eksiklikmiş… Ve yıllar sonra bu filmi yeniden açtığımda fark ettim ki, Christopher Nolan sadece bir hikâye anlatmıyor; zihnin içinde bir evren kuruyor. Bu yeniden izleyiş, nostaljiden çok daha…devamıRüyaların İçinde Kaybolmak
9 yıllık listemde yer vermemiş olmak gerçekten garip bir eksiklikmiş… Ve yıllar sonra bu filmi yeniden açtığımda fark ettim ki, Christopher Nolan sadece bir hikâye anlatmıyor; zihnin içinde bir evren kuruyor. Bu yeniden izleyiş, nostaljiden çok daha fazlasıydı. Sanki daha önce izlediğim film değil de, ilk kez gerçekten anladığım bir deneyimdi.
Leonardo DiCaprio’nun Cobb’u bu evrenin en kırılgan noktası. Film ne kadar büyük fikirler ve karmaşık yapılar üzerine kurulsa da, aslında merkezinde çok basit ama ağır bir duygu var: suçluluk ve özlem. Cobb’un rüyaları kontrol edebilmesi, kendi duygularını kontrol edemediği gerçeğiyle çarpışıyor. Ve bu çarpışma, filmi sadece zeki değil aynı zamanda derinden insani kılıyor.
Teknik anlamda ise hâlâ akıl almaz bir seviyede. Katmanlı rüya yapısı, zamanın bükülmesi, fizik kurallarının altüst olması… Ama en etkileyici tarafı şu: tüm bu karmaşaya rağmen film asla kaybolmuyor. Her şey matematik gibi işliyor ama hissettirdiği şey tamamen duygusal. O koridor sahnesi, şehirlerin katlanması, yavaşlayan zaman… bunların her biri sadece görsel değil, anlatının bir parçası.
Ve o son sahne… yıllardır tartışılan, ama belki de asla cevaplanmaması gereken bir soru bırakıyor geriye. Gerçeklik nedir, yoksa gerçeklik dediğimiz şey sadece inanmayı seçtiğimiz bir katman mı? İşte bu yüzden Inception, yıllar geçse de eskimiyor. Çünkü cevap vermiyor, düşündürmeye devam ediyor.
"Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden. İnanırdım saadetli yolculuklara. Adalar var zannederdim güneşli, maavi, dertsiz. Bütün hızımla koşardım dalgalara. O zaman beni görseydiniz. Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden. Beni o zaman görseydiniz Siz de gelirdiniz peşimden. Ama şimdi şu…devamı"Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, maavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
Beni o zaman görseydiniz
Siz de gelirdiniz peşimden.
Ama şimdi şu akşam saatinde
Son liman kendim, bu döndüğüm,
Bilmiş, bulmuş, anlamış.
Hatırımda, bir vakitler güldüğüm.
Yoluna can serdiğim o kaçış..."
Bu da olmamış. Bence James Bond serisindeki en büyük sorun kötü adamlar, güzel bir hikayeleri yok ve işleri çok çabuk bitiyor. Bu yüzden olay örgüsü de fazla tahmin edilebilir oluyor. Bi önceki filmde Javier Bardem, şimdi de Christoph Waltz kötü…devamıBu da olmamış. Bence James Bond serisindeki en büyük sorun kötü adamlar, güzel bir hikayeleri yok ve işleri çok çabuk bitiyor. Bu yüzden olay örgüsü de fazla tahmin edilebilir oluyor. Bi önceki filmde Javier Bardem, şimdi de Christoph Waltz kötü adam olmak için çok uygun yüzler ama senaryo ile sadece vasat kötü adamlara dönüşmüşler. Léa Seydoux ile Daniel Craig de pek gitmedi, çift olarak uyumlu bulamadım. Quantum of Solace ile birlikte "en kötü bond filmi" olmaya adaylar. Umarım son filmle noktayı güzel bir şekilde koymuşlardır.