Charlotte Brontë'nin Shirley romanı, 19. yüzyıl İngiltere'sinde Sanayi Devrimi'nin toplumsal etkilerini, sınıf çatışmalarını ve kadınların toplumdaki yerini anlatıyor. Hikâye, Shirley Keeldar ve Caroline Helstone etrafında şekillense de, asıl odak bireysel ilişkilerden çok dönemin sosyal yapısı. Jane Eyre'i çok sevdiğim için…devamıCharlotte Brontë'nin Shirley romanı, 19. yüzyıl İngiltere'sinde Sanayi Devrimi'nin toplumsal etkilerini, sınıf çatışmalarını ve kadınların toplumdaki yerini anlatıyor. Hikâye, Shirley Keeldar ve Caroline Helstone etrafında şekillense de, asıl odak bireysel ilişkilerden çok dönemin sosyal yapısı.
Jane Eyre'i çok sevdiğim için bu kitaba da benzer beklentilerle başladım; ancak Shirley bambaşka bir roman çıktı. Okurken zaman zaman zorlandım. Bazı bölümlerde anlatımın gereğinden fazla uzadığını ve konudan uzaklaştığını hissettim. Bu yüzden temposu bana yavaş geldi.
Yazar kitabın başında bunun bir aşk hikâyesi olmadığını söylüyor. Gerçekten de romanda bir aşk hikâyesi var, ancak olayların merkezinde yer almıyor; daha çok toplumsal meselelerin gölgesinde ilerliyor.
Benim için Jane Eyre kadar etkileyici bir okuma olmadı. Yine de Charlotte Brontë'nin farklı bir yönünü görmek ve dönemin toplumsal yapısını okumak açısından değerli bir romandı.
Bir iş arkadaşımın tavsiyesiyle adım attığım Kimlik, baştan sona beni diken üstünde tutmayı başaran, son derece tekinsiz bir gerilim deneyimi oldu. Filmin bendeki bu klostrofobik ve yoğun etkisinin arkasında, sadece başarılı kurgusu değil, kişisel bir dinamik de yatıyor olabilir. Gerçek…devamıBir iş arkadaşımın tavsiyesiyle adım attığım Kimlik, baştan sona beni diken üstünde tutmayı başaran, son derece tekinsiz bir gerilim deneyimi oldu. Filmin bendeki bu klostrofobik ve yoğun etkisinin arkasında, sadece başarılı kurgusu değil, kişisel bir dinamik de yatıyor olabilir. Gerçek hayatımda zihinsel sınırların, belki de şizofreninin gölgesinde olduğundan şüphelendiğim birinin varlığı; perdedeki o zihinsel parçalanmayı benim için çok daha gerçek, tanıdık ve sarsıcı bir boyuta taşıdı.
Türün sıkı bir takipçisi olduğum ve senaryonun bizi bir 'ters köşe'ye hazırladığını hissettiğim için final benim için çok büyük bir sürpriz olmadı; kafamdaki güçlü olasılıklardan biriydi. Yine de zihnin o karanlık dehlizlerinde kaybolmayı sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım.
4 yıl arayla ikinci izleyişim aynı hislerle baştan sona.....
✍️😳😁🤔📼Geçmişte gördüğüm komik saçma anlamsız olan yabancı kanalda gördüğüm bir reklamı hatırlıyorum ama ne reklamıydı onu bilmiyorum. Senelerdir bu bahsettiğim reklamı arıyorum. Reklam şöyleydi: adam bahçede çim biçiyordu kadın geliyordu sonra su tabancalarıyla su savaşı yapıyorlardı ondan sonra kadın ile…devamı✍️😳😁🤔📼Geçmişte gördüğüm komik saçma anlamsız olan yabancı kanalda gördüğüm bir reklamı hatırlıyorum ama ne reklamıydı onu bilmiyorum. Senelerdir bu bahsettiğim reklamı arıyorum. Reklam şöyleydi: adam bahçede çim biçiyordu kadın geliyordu sonra su tabancalarıyla su savaşı yapıyorlardı ondan sonra kadın ile erkek beraber aynaya bakarak sakal traşı oluyorlardı açıklamak gerekirse kadın da kendi suratına ayanaya bakarak jilet vuruyordu sanki erkekmiş gibi. Erkek de onun yanında kendi suratına jilet vuruyordu. Aramızdan biri hiç bu reklamı gördü mü ve bu reklamı hatırlıyor mu hatırlayan ve ne üzerine olduğunu bilen varsa yazsın yorumlara🙂😉
Spoiler içeriyor
16/7/26 Uzun bir yolculuktu haksızlık, adaletsizlik, dostluk. Ama bunlardansa herkesin aksine filmin ne kadar güzel olduğunun dışında sinirlendiren bir noktaya değinmek istiyorum. Nasıl aldatılıp başına bu kadar şey gelmesine rağmen kendini suçlarsın Andy.. Belki yıllarca buna maruz kaldıktan sonra gelen…devamı16/7/26
Uzun bir yolculuktu haksızlık, adaletsizlik, dostluk. Ama bunlardansa herkesin aksine filmin ne kadar güzel olduğunun dışında sinirlendiren bir noktaya değinmek istiyorum. Nasıl aldatılıp başına bu kadar şey gelmesine rağmen kendini suçlarsın Andy.. Belki yıllarca buna maruz kaldıktan sonra gelen bıkmışlık ya da psikoloji bozulması bilemiyorum ana filmin içinde olduğuna göre mantık çerçevesinde değerlendirmeliyiz. Bu aldatılma dışında Andy’nin zekası ve hırsının bunca yıl da olsa kaybolmaması ‘umut’ duygusunu yaşatması çok güzeldi. Brook ve Red’in benzer deneyimler yaşayarak çıktıktan sonra tekrar içeri dönmek istemesi de özgürlüğün ne kadar korkutabileceğini çünkü her şeyin sana bağlı olduğu bir dünya ve her şeyin yarış olduğu bir dünya ile ‘tuvaletini yapmak’ gibi basit bir komutu bile birilerinin sana verdiği sıfır risk barındıran bir dünyanın karşılaştırması yapılınca insan beyninin ve davranışlarının ne kadar zayıf ve bir hayvandan farksız olduğu anlaşılıyor. Burada olay bir suç işlemiş olmak değil o suçtan kat be kat daha fazla ceza da çekilebiliyor ya da işlenmeyen suçun cezası bile çekilebiliyor. Bu yüzden burada dikkat edilen şey hayatın acımasızlığı ve bizim zayıflığımız, insani özelliklerimizin en saf haliyle su yüzeyinde nasıl göründüğü…
Kendime kişisel bir not: Özgür olmak güzel ama o özgürlüğü kullanabiliyor olman gerekiyor. Kullanabileceğinden fazla özgürlük kabul etme, fazlasını yatırım yap. Yatırımının kölesi ol en azından.
Avusturyalı yazar Stefan Zweig'ın 1927 yılında yayımlanan kısa öyküsü. Riviera kıyısındaki küçük bir pansiyona yakışıklı ve sıcakkanlı bir gencin gelmesiyle birlikte herkesi şok edecek ve konuklar arasında hararetli bir ahlak tartışmasının fitilini ateşleyecek olan bir skandal yaşanır. Konukları sabırla dinleyen…devamıAvusturyalı yazar Stefan Zweig'ın 1927 yılında yayımlanan kısa öyküsü.
Riviera kıyısındaki küçük bir pansiyona yakışıklı ve sıcakkanlı bir gencin gelmesiyle birlikte herkesi şok edecek ve konuklar arasında hararetli bir ahlak tartışmasının fitilini ateşleyecek olan bir skandal yaşanır. Konukları sabırla dinleyen Mrs C., karakterimizin bu olaya bakış açısını dinleyince uzun zamandır içinde taşıdığı ve artık anlatarak huzura ermek istediği 24 saatlik bir anısını aktarmaya karar verir.
Monte Carlo'da bir kumarbazı kurtarmak isteyen Mrs C. gerçekten iyilik işlemek peşinde midir, yoksa Leh soyluya karşı hissettiği tutku mu onu bu yola sürüklemiştir? "Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat", tek oturuşta bitirebileceğiniz, Zweig'ın diğer kısa öykülerinden aşina olacağınız üzere akıcı, sürükleyici ve duyguların derinden anlatıldığı bir kitap.
Tutkular, bir insanı nasılda o hiç olmayacaklarını düşündükleri insana dönüştürebiliyorlar, değil mi? Ve hatta yeri geliyor, bir insanla geçirilen yirmi dört saat, başkasıyla geçirilen yirmi dört yıldan daha akılda kalıcı olabiliyor. Bir erkeğin, özellikle de o yıllarda, bir kadının iç dünyasına bu derecede nüfuz edebilmesi gerçekten takdire şayan.
"Oysa minnet ifadesi insanlarda çok nadir görülen bir şeydir, özellikle de minnet duygusu büyük olanlar, duygularını açığa çıkaracak olan ifadeyi bulamazlar; şaşkın şaşkın susarlar, utanırlar, zaman zaman da duygularını saklamak için yüzlerini asarlar."
Mutlu sonlara bayılıyorum🌊 Williams okula yeni gelen dışlanmış yalnız bir çocuk, Noel gecesinde olanlar oluyor ve Noel Babanın getirdiği motoru ile 🏍 kendini gösterme fırsatı doğuyor. Eğer Noel gecesinde seviliyorsanız ve mutluysanız Noelde daha da çok sevildiğinizi hisseder mutlu hissedersiniz…devamıMutlu sonlara bayılıyorum🌊
Williams okula yeni gelen dışlanmış yalnız bir çocuk, Noel gecesinde olanlar oluyor ve Noel Babanın getirdiği motoru ile 🏍 kendini gösterme fırsatı doğuyor.
Eğer Noel gecesinde seviliyorsanız ve mutluysanız Noelde daha da çok sevildiğinizi hisseder mutlu hissedersiniz ama kendinizi yanlız ve sevgisiz hissediyorsanız büyüteç devreye girer ve bu kötü şeyleri daha da büyük kılar.
Musmutlu bir animasyon.☃️⛄️🌨❄️🤩
Düşünsene, kedisin. Bir apartmanın 6. katında denizden 20 metre yukarıdasın. Bi herif var, hiç avlanmıyor ve sihirli bir dolabın içerisinden sonsuz biftek çıkarıyor. İnsanlık bir virüs sonucu yok olsa ilk işim tüm kedileri metal konteynerlere tapınmaktan kurtarmak olurdu. Onlara derim…devamıDüşünsene, kedisin. Bir apartmanın 6. katında denizden 20 metre yukarıdasın. Bi herif var, hiç avlanmıyor ve sihirli bir dolabın içerisinden sonsuz biftek çıkarıyor.
İnsanlık bir virüs sonucu yok olsa ilk işim tüm kedileri metal konteynerlere tapınmaktan kurtarmak olurdu. Onlara derim ki; "kutsal dolabı aramalıyız"...
Büyük bir çöküş başladı içimde Nereye doğru düştüğümü bilmiyorum İçimden koca parçalar savruluyor Dört bir yana doğru azalıyorum Gözlerimi kapatıp acımı görmezden gelenleri Görmezden gelmek istiyorum Ama olmuyor bir türlü yapamıyorum Daha çok görüyor daha çok acı çekiyorum İçim bir…devamıBüyük bir çöküş başladı içimde
Nereye doğru düştüğümü bilmiyorum
İçimden koca parçalar savruluyor
Dört bir yana doğru azalıyorum
Gözlerimi kapatıp acımı görmezden gelenleri
Görmezden gelmek istiyorum
Ama olmuyor bir türlü yapamıyorum
Daha çok görüyor daha çok acı çekiyorum
İçim bir dağ başı yalnızlığında kaybolmak istiyor
Bir yandan da korkuyorum yitirmekten
Yaşanması mümkün ihtimalleri.