-Önemli olan dünyada geçirdiğin zaman değil onunla ne yaptığındır. -Benim kütüphane saplantım var. Kitaplarla çevrili olmayı çok seviyorum. -Bana sorarsan hayatın en iyi planları bile rayından çıkarması mümkündür. Oxford öğrencisi Anna ve Öğretmen Jamie'nin aşkı önce romantik sonra komedi sonra…devamı-Önemli olan dünyada geçirdiğin zaman değil onunla ne yaptığındır.
-Benim kütüphane saplantım var. Kitaplarla çevrili olmayı çok seviyorum.
-Bana sorarsan hayatın en iyi planları bile rayından çıkarması mümkündür.
Oxford öğrencisi Anna ve Öğretmen Jamie'nin aşkı önce romantik sonra komedi sonra dram... Kariyeri ve duyguları arasında kalan Anna ne yapacak? Henry David Thoreau'nun Walden eserini okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Filmde atıfta bulunuyorlar.
Öğrenci-Öğretmen ilişkileri bakımından film boykot edilmiş. Filmde Thoreau'nun Walden eserinden bahsediliyor. Philip Rooth'un ismi geçiyor. Cımbızlamak isteyen bunları cımbızlayabilir. Öğretmeniyle aşk yaşamak isteyenler de olursa buna karışamayız.
🎓
"-Yanlış fikirlerden,uyum sağlayamadığımız davranış kalıplarından ve haddini aşan sınırlardan kurtulmak hayatî olduğunda,zaman önemli değildir. -Bana öyle geliyor ki ebeveyn otoritesine katlanmak ve bu trajik yola girmek için ya büyük bir bilinçsizclik lazım ya da insanın kendini sınırsız özverilerde bulunacak derecede…devamı"-Yanlış fikirlerden,uyum sağlayamadığımız davranış kalıplarından ve haddini aşan sınırlardan kurtulmak hayatî olduğunda,zaman önemli değildir.
-Bana öyle geliyor ki ebeveyn otoritesine katlanmak ve bu trajik yola girmek için ya büyük bir bilinçsizclik lazım ya da insanın kendini sınırsız özverilerde bulunacak derecede adamış olması lazım.
-Artık hayatın kısa olduğunu, kalbin ve ruhun önemli olduğunu,dünyada bir yolcu olduğumuzu ve dünyadan giderken maddesel hiçbir şey götürmeyeceğimizi,sadece manevi bir iz bırakacağımızı biliyorum.
-Mesele kimin haklı olduğu değil,insanın arzularıyla uyum içerisinde yaşamasıdır.
-Eğer hayata karşı meydan okuma cüretini gösterirseniz hayat kötüye gider... "
#Portakal İçin Mutluluk Kayısı Olmak Değildir.
Catherine Prelijocaj
Bu filmi ilk gördüğümde konu olarak çok ilgimi çeken bir film oldu gerçekten amaç gerilimse cidden çok gerildiğim bir film oldu. Bu kadar az oyuncu ile cidden çok güzel bir iş çıkmış ortaya ancak film o kadar kopuk kopuk ki…devamıBu filmi ilk gördüğümde konu olarak çok ilgimi çeken bir film oldu gerçekten amaç gerilimse cidden çok gerildiğim bir film oldu. Bu kadar az oyuncu ile cidden çok güzel bir iş çıkmış ortaya ancak film o kadar kopuk kopuk ki sonlara doğru ne olduğunu asla anlamıyorsunuz üstelik filmin finali de hiç iyi bağlanmamış anlam bütünlüğü yoktu. Psikolojik kısmı az çok anlaşılıyordu ama yinede çok iyi diyebileceğim bir film asla değil kısacası bu filme 10 üzerinden bir puan verecek olursam vereceğim puan 5 olur.
Bana güzel bi 12 pazar geçirttiğiniz için teşekkürler. Dizi iki dolandırıcının zengin varisleri kandırıp evlenerek para kaçırmayı planlamalarıyla başlıyor. İlk evlenecek sonra da paralarını alarak kaçacaklardı ama pek öyle olmadı.. Bütün dizi boyunca Junior her gördüğüm de eridim adam gerçekten…devamıBana güzel bi 12 pazar geçirttiğiniz için teşekkürler.
Dizi iki dolandırıcının zengin varisleri kandırıp evlenerek para kaçırmayı planlamalarıyla başlıyor. İlk evlenecek sonra da paralarını alarak kaçacaklardı ama pek öyle olmadı..
Bütün dizi boyunca Junior her gördüğüm de eridim adam gerçekten çok yakışıklıydı bu seride; giyimi,duruşu, herşeyiyle.
Ama bazı hoşuma gitmeyen kısımlar da vardı. İlk sevmediğim kısım ne kadar bu dizi Juniormark dizisi olsa da karakterleri az görmemiz. Seri boyunca Ohmpoon çiftinin karakterlerini daha fazla görüyoruz ve Juniormark çifti geride kalmış gibi duruyor.
Bir diğer kısım ise direkt yönetmen de. Bazız sahnelerde "neden yapıyor, böyle yapma"diye çok geçirdim ve diziyi izleyen herkes bunları söylemiş. Güzel bir senaryo, oyunculuklar güzel, çiftler de uyumlu neden mesela bazı sahnelerde bu kadar saçmaladın?
Bunlar harici güzel bir diziydi, izlenir.
İşçiler aşırı çalışarak kendilerinin ve evlatlarının güçlerini tükettiklerini; yıprandıkları için vaktinden önce çalışamayacak hale geldiklerini; kafalarında sadece bir takıntıya yer bırakıp bu nedenle vahşileştikçe insan olmaktan çıkıp insan müsveddelerine dönüştüklerini; içlerindeki en güzel yetenekleri öldürüp sadece gözü dönmüş çalışma çılgınlığını…devamıİşçiler aşırı çalışarak kendilerinin ve evlatlarının güçlerini tükettiklerini; yıprandıkları için vaktinden önce çalışamayacak hale geldiklerini; kafalarında sadece bir takıntıya yer bırakıp bu nedenle vahşileştikçe insan olmaktan çıkıp insan müsveddelerine dönüştüklerini; içlerindeki en güzel yetenekleri öldürüp sadece gözü dönmüş çalışma çılgınlığını sağ bıraktıklarını anlayamıyorlar mı?
Bu aralar işsiz (!) olduğum için her şeyi çok düşünüyorum bol bol okuyorum.:))
Kendi ruhumu inceliyorum. Neyi ne kadar istiyorum temel ihtiyaçlarım neler kendi düşünce kalıplarım gerçekliklerimin içinde benim izlerim ne kadar vs? Ama yok bu dünyaya insanlara sisteme uyum sağlayamamak aslında bir problem değilmiş. Ruhum köle olamıyor yahu:)) Bu kitap zihnimin omzuna el attı şş haklısın haklısın dedi:)) Kitaplardan güzel dost bulamadım yeminle. Birkaç alıntı bırakayım yine belki benim gibiler vardır...
İktisatçılar ise işçilere tekrarlayıp duruyorlar: Toplumsal serveti arttırmak için çalışın! Ama bir başka iktisatçı, Destut de Tracy onlara şu cevabı veriyor:
“Yoksul uluslar, halkın rahat ettiği uluslardır; zengin uluslarda ise halk genelde yoksuldur.”
Öğrencisi Cherbuliez de devam eder:
“Emekçiler, üretici sermayelerin birikimine katkıda bulunarak, ücretlerinin bir kısmını er ya da geç ellerinden alacak olaya katkıda bulunurlar.”
Çalışmayı kanun yoluyla zorunlu kılmak “fazla zahmetli, fazla şiddet gerektiren ve gürültü koparan bir iş; açlık ise tam tersine dingin, sessiz, sürekli bir baskı olmakla kalmıyor, çalışmanın ve sanayinin en doğal gerekçesi olarak, en güçlü çabaların da yolunu açıyor.
Çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletinizi arttırmak için çalışın; çalışın ki, daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun. Kapitalist üretimin insanın gözünün yaşına bakmayan yasası budur.
Odun kafalı ve eşek kulaklı seçmenlerin karşısında, saman doldurulmuş giysileriyle burjuva adaylar siyasal özgürlükler dansı yapacak, çok sayıda vaat içeren seçim programlarıyla başlarını ve kıçlarını silecek ve gözleri yaşlarla dolu, halkın çektiği sefaletlerden, seslerinde borazan tınılarıyla da Fransa'nın şanından şerefinden söz edecekler: Seçmen kelleleri de koro halinde ve güçlü bir şekilde anıracak: Aaa-iii! Aaa-iii!
Sonra asıl büyük oyuna sıra gelecek: Ulusun malının mülkünün çalınması. :))
“Çalışma yöntemlerinde devrim kendini genellikle işgücünün çalışma koşullarına göre ayarlar. İşgücü düşük ücretle kullanılabildiği sürece har vurup harman savrulur, işgücü pahalılaştıkça ondan tasarruf etmeye bakılır.”
“[…] kapitalist üretimin büyük sorunu artık üreticiler bulup onların güçlerini iki katına çıkarmak değil, yeni tüketiciler keşfedip iştahlarını uyandırmak ve yapay ihtiyaçlar yaratmaktır.”
İşçi sınıfı ahmakça iyi niyetiyle beyninin yıkanmasına izin verdiği; doğuştan gelen coşkusuyla hiç düşünmeden çalışmaya ve mahrumiyete atıldığı içindir ki kapitalist sınıf kendini zorunlu tembellik ve zevküsefaya, üretmemeye ve aşırı tüketmeye mahkûm edilmiş halde bulmuştur.
Diziye elestirel bir acidan bakarsak super kahramanlara bakis acisi farkli evet bu guzel, populer kulturun ve kapitalist dunyanin icine ne kadar hapsoldugumuzu da guzel anlatmis evet ama arkadaslar cinsellik ve siddeti bu kadar icice gecirmeye gerek var miydi? Sanmiyorum. Bu…devamıDiziye elestirel bir acidan bakarsak super kahramanlara bakis acisi farkli evet bu guzel, populer kulturun ve kapitalist dunyanin icine ne kadar hapsoldugumuzu da guzel anlatmis evet ama arkadaslar cinsellik ve siddeti bu kadar icice gecirmeye gerek var miydi? Sanmiyorum. Bu tarz sapkinliklari islerken artik tum dunyanin daha dikkatli olmasi gerekiyor ve ne yazik ki Amerikan ruyasi bunu asiri isliyor ve bunu gormezden gelebilmem de munkun degil. Bu diziyi ergen camiasi cok fazla izliyor artik su ekranlarda sorumluluk sahibi isler gormek istiyorum.
Depresif ve melankolik bir kara mizah filmi. Filmin belirgin bir olay örgüsü yok. Hikâye tamamen karakterler üzerinden ilerliyor. İşsiz iki oyuncu olan Withnail ve adını bilmediğimiz diğer karakter (“I”), 30’lu yaşlarında, alkol bağımlısı ev arkadaşıdırlar. Yapacak hiçbir şeyleri olmadığı için…devamıDepresif ve melankolik bir kara mizah filmi. Filmin belirgin bir olay örgüsü yok. Hikâye tamamen karakterler üzerinden ilerliyor. İşsiz iki oyuncu olan Withnail ve adını bilmediğimiz diğer karakter (“I”), 30’lu yaşlarında, alkol bağımlısı ev arkadaşıdırlar. Yapacak hiçbir şeyleri olmadığı için kırsala “tatil”e giderler. Ancak tatil yerine, şehirdeki hayatlarından daha kötü durumlarla karşılaşırlar.
Tempo yavaş ilerliyor ama beni sıkmadı. Sadece ortalara doğru gereksiz bir ağırlaşma hissediliyor. Atmosfer oldukça başarılı. Özellikle kırsalda geçen sahnelerdeki renk kontrastı dikkat çekici. Oyunculuklar da gayet iyi. Ancak bir noktadan sonra, özellikle Withnail karakteri kendini tekrar etmeye başlıyor — sadece içen ve yatan birine dönüşüyor.
Diyaloglar ve monologlar oldukça güçlü. Finaldeki Withnail'in monoloğu filmin en etkileyici sahnesi olabilir. Hikâye bir kitap uyarlaması değil ama fazlasıyla öyle hissettiriyor. Diyaloglar, karakter tasarımları ve genel yapı ciddi anlamda bir “kitap hissi” veriyor.
Filmin senaryosu yönetmen Bruce Robinson tarafından yazılmış ve yarı otobiyografik. Robinson, 30’lu yaşlarındaki işsiz döneminden yola çıkarak bu hikâyeyi kurmuş.
Filmin temel meselesi, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde sıkışıp kalmak. Finalde “I” bu döngüyü kırmayı başarırken, Withnail bu döngünün içinde kalmaya devam ediyor.
Sonuç olarak iyi bir film. Ama aldığı puanların abartıldığı kadar değil.
Bu kadro o kadar bosa harcanmis ki. Ilk film yine biraz daha iyiydi ama ikincisi cekilecek kadar degildi. ikinci daha da bos. Uzulerek soyluyorum ki tamamen bos mubabbetle geciyor. Absurt komedi olmanin sinirlarinda geziyor ama absurd de degil. Gercekten senaristinden…devamıBu kadro o kadar bosa harcanmis ki. Ilk film yine biraz daha iyiydi ama ikincisi cekilecek kadar degildi. ikinci daha da bos. Uzulerek soyluyorum ki tamamen bos mubabbetle geciyor. Absurt komedi olmanin sinirlarinda geziyor ama absurd de degil. Gercekten senaristinden yonetmenine hatta oyuncusuna bir sorum var "NEDEN?"