insan doğru olanı yaptığını sanırken aslında en derin hatayı yapabiliyor. Hafızayı silmek “en mantıklı çözüm” gibi geliyor ama sonuç… insanın kendinden bir parça kaybetmesi oluyor. 10/6
Merhaba değerli arkadaşlar, burada neden sahte isimler ve profil fotoğraflarıyla oluşturulmuş hesapların bulunduğunu merak etmekteyim. Bu konuda beni bilgilendirebilecek bir arkadaşım varsa, memnuniyet duyarım.
Çocuk eğitimi yalnızca okulda gerçekleşmez; hatta okulda başlamaz. Okulun temel görevi, çocuğa bilgi vermek ve akademik gelişimini desteklemektir. Asıl eğitim ise ailede başlar. Çünkü çocuk hayatının büyük bölümünü evde geçirir ve karakterinin temelleri de burada şekillenir. Bu nedenle çocuk eğitiminde…devamıÇocuk eğitimi yalnızca okulda gerçekleşmez; hatta okulda başlamaz. Okulun temel görevi, çocuğa bilgi vermek ve akademik gelişimini desteklemektir. Asıl eğitim ise ailede başlar. Çünkü çocuk hayatının büyük bölümünü evde geçirir ve karakterinin temelleri de burada şekillenir. Bu nedenle çocuk eğitiminde en büyük sorumluluk ailelere aittir.
Aileler çocuklarını yakından takip etmeli; arkadaş çevresini, kullandığı eşyaları ve dijital medya alışkanlıklarını bilinçli şekilde denetlemelidir. Bu mesele bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak görülmelidir. Çünkü yeterince ilgilenilmeyen, rehbersiz bırakılan bir çocuğun sağlıklı gelişimi zorlaşır. Çocuk yetiştirmek, emek, zaman ve sorumluluk isteyen ciddi bir görevdir.
Bugün doğum günüm şu şiiri paylamaşmazsam içimde kalır. Kendi sosyal medyamda istemiyorum paylaşmayı hiç tanımadığım insanlarla paylaşmak daha samimi geliyor. Zorla doğum günümü kutlayın mesajı yapmacık oluyor menfaatimiz yok birbirimizden o yüzden sizinle paylaşacağım 🫶 Yaş otuz beş! yolun yarısı…devamıBugün doğum günüm şu şiiri paylamaşmazsam içimde kalır. Kendi sosyal medyamda istemiyorum paylaşmayı hiç tanımadığım insanlarla paylaşmak daha samimi geliyor. Zorla doğum günümü kutlayın mesajı yapmacık oluyor menfaatimiz yok birbirimizden o yüzden sizinle paylaşacağım 🫶
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Bazı insanlar duygusal acı çekmeyi seviyor. Film tam olarak toksik bir ilişkiyi, manipüleyi ve erkek zihnini ele alıyor. Beni çok fazla rahatsız eden sahneleri oldu. Özellikle bazı sahneleri taciz boyutundaydı. Güçlü bir kadının nasıl kendini yanlış bir insanla bitirdiğini izliyoruz.…devamıBazı insanlar duygusal acı çekmeyi seviyor.
Film tam olarak toksik bir ilişkiyi, manipüleyi ve erkek zihnini ele alıyor. Beni çok fazla rahatsız eden sahneleri oldu. Özellikle bazı sahneleri taciz boyutundaydı.
Güçlü bir kadının nasıl kendini yanlış bir insanla bitirdiğini izliyoruz. Erol karakteri tam olarak ' kadının ağzına vurdun mu oturur' kafasında biriydi. Kadının bu adamı ısrarla terk etmeyişini ise acıyı seviyor oluşuna bağlıyorum. Bir yanda ona gerçek mutluluğu sunan, tüm kalbiyle seven biri varken o tamamen onu sömüren tarafı seçti. Sırf güç ve para için miydi? Sanmıyorum, kim bu kadar aşağılamaya katlanırdı? Erol gibilerden uzak Ümit gibilere yakın olalım.
Bu arada filmin müzikleri berbattı. Oyuncular ise hakkını vermişti. Kadir İnanır tam bir Erol profili zaten kafamda. Neyse, eski ama güzeldi.
2026 (61. Film) Yine bir arkadaşımın gel izleyelim dediği filmlerden. Başrolde Negan abimiz var. Onun yanı sıra Testere serisinden Cary Elwes ve birçok iyi projede yer alan William Sadler'ı görüyoruz. Filme gelirsem yaptığı yalan haberler sonrası kariyeri yerle bir olan…devamı2026 (61. Film)
Yine bir arkadaşımın gel izleyelim dediği filmlerden. Başrolde Negan abimiz var. Onun yanı sıra Testere serisinden Cary Elwes ve birçok iyi projede yer alan William Sadler'ı görüyoruz. Filme gelirsem yaptığı yalan haberler sonrası kariyeri yerle bir olan gazeteci Gerry (Jeffrey Dean Morgan) eskisine kıyasla daha düşük paralara çalışmaktadır. Bir gün gittiği bir kasabada zincirlenmiş bir oyuncak bebeği kırar ve tarifi caizse melek yüzlü bir şeytanı serbest bırakır.
Bazen hiçbir beklentimin olmadığı filmleri açıp izlemekten son derece keyif alıyorum. Çünkü bu tarz filmlerin eli izleyiciyi şaşırtabilme açısından çok daha kuvvetli. Gel gelelim bu filmde oyuncu kadrosunda tanıdık yüzleri de bulundurmasıyla birlikte gayet keyif aldığım bir iş oldu. Belki yeterli korku argümanlarına sahip değil. İşte ne bileyim şeytanın sürekli karakterler nereye giderse önlerine spawn olması gibi fazla tekrar eden özellikleri bir zaman sonra izleyicide "yeni bir şeyler göster artık." tepkisine yol açabilir. Ama süre itibariyle de çok uzun olmaması, kaliteli oyuncuların olması ve hikayenin sıkmaması en azından filmi belli bir seviyenin altına düşmekten kurtarmış.
Genel olarak film böyleydi. Belki harika bir korku filmi değildi belki tekrar açıp izlemeyeceğim ancak beklentiyle, merakla açıp sonunda hayal kırıklığı yaşamaktansa bu filmi izlediğim için son derece mutluyum.
6.3/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- James Herbert Uyarlaması: Film, İngiliz korku yazarı James Herbert'ın 1983 yılında yayımlanan "Shrine" adlı romanından uyarlandı.
2- Filmin adı başlangıçta romanla aynı yani "Shrine" olacaktı, ancak daha sonra daha "pazarlanabilir" bir isim olan "The Unholy" tercih edildi.
3- Gerry'nin kırdığı o zincirli bebek, aslında Britanya folklorunda hasat bereketini simgeleyen "Kern Baby" geleneğine dayanıyor.
4- Morgan, senaryoyu okuduğunda "inanç ve şüphe" arasındaki o ince çizgiyi canlandırma fikrini çok sevdiği için rolü kabul etmiş.
5- Çekimler Massachusetts'te başladı ancak COVID-19 pandemisi nedeniyle durduruldu; ekip aylar sonra sete dönebildi.
6- Alice karakterini oynayan Cricket Brown, bu filmdeki performansıyla "geleceğin yıldız adaylarından biri" olarak gösterildi; bu onun ilk büyük sinema deneyimiydi.
7- Sadler, korku türüne yabancı değil; onu Bill & Ted'de "Ölüm" karakteriyle veya The Mist filminden hatırlayabilirsiniz.
8- Filmdeki "iyileşme" sahneleri tasarlanırken, tarihteki gerçek "Meryem Ana görünümleri" ve mucize iddiaları araştırıldı.
9- Şeytan Mary Elnor karakterini canlandıran Marina Mazepa, aslında profesyonel bir akrobattır. Filmdeki o tuhaf ve ürpertici vücut hareketlerinin çoğu CGI değil, bizzat onun esnekliğidir.
10- Filmin ses ekibi, fısıltıları ve o ürpertici sesleri kaydederken izleyicinin sağından solundan geliyormuş hissi veren "binaural" kayıt tekniklerini kullandı.
11- Evan Spiliotopoulos aslında başarılı bir senaristtir (Beauty and the Beast, Hercules); bu film onun yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk büyük yapımdır.
12- Karakterin "yalan haber" yüzünden kariyerinin bitmesi, günümüzdeki "fake news" ve "cancel culture" (iptal kültürü) kavramlarına bir göndermedir.
13- Film yaklaşık 10 milyon dolar gibi mütevazı bir bütçeyle çekildi ancak gişede beklentileri aşan bir başarı yakaladı.
14- Filmdeki kötü varlığın "Meryem Ana" gibi görünmesi, bazı dini çevrelerde tartışmalara neden oldu.
15- Pandemi arası verildiğinde yönetmen, o ana kadar çekilen sahneleri kurgulayarak filmin ritmini yeniden düzenleme fırsatı bulmuş.
16- Alice'in Meryem Ana ile konuştuğu o devasa ağaç, aslında stüdyoda inşa edilen dev bir maketti; gerçek bir ağaç kullanılmadı.
17- Testere ve Korku Seansı Karışımı: Eleştirmenler filmi, Testere'nin görsel sertliği ile Korku Seansı evreninin dinsel temasının bir karışımı olarak yorumladılar.
18- Filmin yapımcısı, Evil Dead ve Spider-Man serilerinden tanıdığımız efsane isim Sam Raimi'dir. Filmin eski usul gerilim havası biraz da onun tecrübesinden geliyor.
19- Testere’den tanıdığım Cary Elwes, filmdeki Piskopos Gyles rolü için çok daha ağır ve otoriter bir aksan çalışması yaptı.
20- Çekimlerin çoğu Massachusetts’teki gerçek küçük kasabalarda yapıldı; bu da filme o "geleneksel Amerikan kasabası" atmosferini kattı.
21- Filmdeki ağlayan Meryem Ana heykeli sahnesi için özel bir mekanizma hazırlandı; heykelin gözlerinden akan sıvı gerçekçi görünmesi için yağ bazlı bir karışımla yapıldı.
22- Çekimler sırasında Morgan, köpeğini setten bir an olsun ayırmadı ve set aralarında köpeğiyle oynaması "şeytan çıkaran adam" imajıyla çok tezat görüntüler oluşturdu.
Ben bunu Legend filmi ile karıştırmışım. Legend filminin bi editini görmüştüm o anlık dalgınlığıma gelmiş listeme The Notebook olarak kaydetmişim. Neyse olsun bu da harika ötesi bir filmdi. 1940 gibi böyle eski zaman filmlerini izlemeyi çok seviyorum zaten. Bu da…devamıBen bunu Legend filmi ile karıştırmışım. Legend filminin bi editini görmüştüm o anlık dalgınlığıma gelmiş listeme The Notebook olarak kaydetmişim. Neyse olsun bu da harika ötesi bir filmdi. 1940 gibi böyle eski zaman filmlerini izlemeyi çok seviyorum zaten. Bu da harika ötesi tatlı bir filmdi. Kesinlikle izleyin.
Görsel tarzı yine inanılmaz yaratıcı ve animasyon tarafında çıtayı daha da yükseltiyor. Miles Morales’in hikâyesi bu filmde daha kişisel ve derin bir noktaya taşınıyor. Farklı Spider-Man karakterlerini görmek yine çok keyifli. Finaliyle merakı özellikle artıran, enerjisi çok yüksek bir devam…devamıGörsel tarzı yine inanılmaz yaratıcı ve animasyon tarafında çıtayı daha da yükseltiyor. Miles Morales’in hikâyesi bu filmde daha kişisel ve derin bir noktaya taşınıyor. Farklı Spider-Man karakterlerini görmek yine çok keyifli. Finaliyle merakı özellikle artıran, enerjisi çok yüksek bir devam filmi.
Kitabın merkezindeki ana fikir; insanın varoluşsal sınırlılığı ile evrenin sonsuzluğu arasındaki trajik çatışma ve bu çatışmanın "sanat/yaratım" yoluyla aşılmasıdır. Kitabı besleyen temayı dört başlıkta toplayabiliriz: 1. İnsanın "Arada Kalmışlığı" Rilke’ye göre insan, hayvanlar gibi doğayla tam bir uyum içinde (saf…devamıKitabın merkezindeki ana fikir; insanın varoluşsal sınırlılığı ile evrenin sonsuzluğu arasındaki trajik çatışma ve bu çatışmanın "sanat/yaratım" yoluyla aşılmasıdır.
Kitabı besleyen temayı dört başlıkta toplayabiliriz:
1. İnsanın "Arada Kalmışlığı"
Rilke’ye göre insan, hayvanlar gibi doğayla tam bir uyum içinde (saf bir bilinçle) yaşayamaz; öte yandan "Melekler" gibi yüce ve sonsuz bir kata da ait değildir. İnsan, geçmişle gelecek, yaşamla ölüm arasında sıkışmış, sürekli bir "farkındalık" sancısı çeken bir varlıktır.
2. Korkunç Güzellik ve Melek Kavramı
Kitaptaki "Melek", dini bir figürden ziyade insanın asla ulaşamayacağı tamlığı ve kusursuzluğu temsil eder. Birinci Ağıt'ın o meşhur dizesinde belirttiği gibi:
"Her melek korkunçtur."
Çünkü melek, bizim geçiciliğimizin ve yetersizliğimizin aynasıdır. Ana fikir, bu "korkunç" mükemmellik karşısında insanın kendi küçük, fani hayatına nasıl anlam katacağı üzerinedir.
3. "Hiersein" (Burada Olmak) ve Dünyayı Dönüştürmek
Rilke, ağıtların sonuna doğru karamsarlıktan bir çıkış yolu sunar: Dünyayı içselleştirmek. Maddi olanı, nesneleri ve duyguları şiir ve sanat yoluyla görünmez bir iç dünyaya aktarmak, insanın temel görevidir. Bizler, dış dünyadaki geçici şeyleri "görünmez" kılıp kalıcı hale getiren dönüştürücüleriz.
4. Ölüm ve Yaşamın Birliği
Kitabın ana fikirlerinden biri de ölümün yaşamın bir zıttı değil, onun tamamlayıcısı olduğudur. Gerçek varoluş, ölümü dışlamak değil, onu yaşamın içine dahil ederek "büyük bir bütün" olarak kabul etmektir.