Hannah, Briar Üniversitesi’nde bir müzik öğrencisidir. Aynı üniversitede hokey yıldızı olan Garrett’ın, notlarını yükseltmesi gerekir ve Hannah’dan yardım ister. Bunun karşılığında da Hannah’nın hoşlandığı çocuğun dikkatini çekmesi için yardım teklif eder. Böylece aralarında bir anlaşma yaparlar ve sevgili gibi davranırlar.…devamıHannah, Briar Üniversitesi’nde bir müzik öğrencisidir. Aynı üniversitede hokey yıldızı olan Garrett’ın, notlarını yükseltmesi gerekir ve Hannah’dan yardım ister. Bunun karşılığında da Hannah’nın hoşlandığı çocuğun dikkatini çekmesi için yardım teklif eder. Böylece aralarında bir anlaşma yaparlar ve sevgili gibi davranırlar. Ancak zaman geçirdikçe bu sahte ilişki gerçeğe dönüşür.
Diziyi ilk izlediğimde çok beğendiğim için kitaplarını da aldım ve okumaya başladım. Hannah ve Garrett’ın ilişkisi, beni çok huzurlu hissettirdi. Dizi ve kitap arasında farklar olsa da, ikisi de bana çok keyif verdi. Hannah’nın geçmişte başına gelen olay beni çok üzmüştü ancak Garrett sayesinde bu yaraların sarıldığı çok güzel işlenmişti. İkisinin ilişkisi tam olarak imrendiğim türde bir ilişkiydi. Diziyi önce izlediğim için karakterleri biraz daha kafamda oturtabildim. Garrett’ın babasından kesinlikle inanılmaz derecede nefret ettim. Serinin diğer kitaplarında karşıma çıkmaz diye umuyorum çünkü gerçekten insanı çıldırtıyor. Okurken en çok hoşuma giden şey; erkeklerin kızlara karşı saygılı olup, kızların birbirlerine zorbalık yapmamasıydı. Gerçekten böyle şeyleri okumaya/izlemeye çok hasret kalmıştım. Bazı klişeler tabii ki var ama bence buna rağmen oldukça keyifli bir kitaptı. O yüzden kitabı okumanızı tavsiye ederim 🩵
Eğlendin, çünkü sen neşenin kendisiydin... Her şey güzeldi çünkü öyle görmeyi sen seçtin." Kim demiş bilmiyorum'da bugün.27.09 Kalkıp pencerenden bir bak/ Güneş açmış mı?/ Yağmur düşmüş mü?♫
Sanırım benim için her zaman ev gibi kalmaya ve çocukluğumu en çok özleten şeylerden biri olmaya devam edecek tek dizi falan olacak. Asistanlar, vakalar, her şey doktorlara kendine has bir alan yaratıyor. Levent bize travmalar yaşattı ama hâlâ her sahnesini…devamıSanırım benim için her zaman ev gibi kalmaya ve çocukluğumu en çok özleten şeylerden biri olmaya devam edecek tek dizi falan olacak. Asistanlar, vakalar, her şey doktorlara kendine has bir alan yaratıyor. Levent bize travmalar yaşattı ama hâlâ her sahnesini keyifle izliyorum ne diyebilirim ki 🩺
GNÇ film festivali kapsamında izleme imkanı bulduğum müthiş bir film … Christoper Nolan yine müthiş bir iş çıkarmış . Bir eve dönüş hikayesinin bu kadar etkileyici olması muazzam . Üç saat boyunca gözümü kırpmadan izlediğim ve filmin sonunda keşke daha…devamıGNÇ film festivali kapsamında izleme imkanı bulduğum müthiş bir film …
Christoper Nolan yine müthiş bir iş çıkarmış . Bir eve dönüş hikayesinin bu kadar etkileyici olması muazzam . Üç saat boyunca gözümü kırpmadan izlediğim ve filmin sonunda keşke daha önce izleseydim dediğim bir film daha…
Yunan mitolojisi hakkında her ne kadar az bilgiye sahip olsam da bu filmle beraber merakım daha da arttı ve kesinlikle uzun uzun araştırmam gerektiğine karar verdim.
Birçok mitolojik karaktere yer verilen bu epik filmde bazı karakterleri daha uzun izlemeyi isterdim . Filmde geçen diyaloglar , kamera açıları , kullanılan kostümler … her biri o kadar emek harcanmış çalışmalar ki bunu zaten sinemadan hiç anlamayan biri bile filmi izlediği anda fark eder .
Tam bir görsel şölen olan bu film uzun süre hafızamda yer alacağı kesin …
Spoiler içeriyor
Mustafa ailenin gururlu ve işsiz gencidir küçük işler yapıp çarkını döndürmeye çalışır eve sadece yatmaya gelen Mustafa’nın hareketleri paragöz babasına batmaktadır. Mustafa o sırada iş kovalamaktadır. Bir gün mahalleye bir zengin aile gelir ve hasta ve zayıf kızı Mustafa’ya aşık…devamıMustafa ailenin gururlu ve işsiz gencidir küçük işler yapıp çarkını döndürmeye çalışır eve sadece yatmaya gelen Mustafa’nın hareketleri paragöz babasına batmaktadır. Mustafa o sırada iş kovalamaktadır. Bir gün mahalleye bir zengin aile gelir ve hasta ve zayıf kızı Mustafa’ya aşık olur Mustafa’nın bir
Sevdiği vardır ancak parayı tercih ederek zengin ailenin kızı ile evlenir. Buraya kadar yazdık gerisini tamamlamak size ait . Ancak kitaba yönelik hislerimizi anlatalım Mustafa delikanlı onurlu bir adam olarak da yazılmış olsa da maalesef ki değildir. Aşkını gerek aile baskısı gerek parasızlık uğruna satmıştır eski sevdiğine ve eşine hiç hak etmedikleri bedeller ödetmektedir . Zengin ailenin kızı Hülya kendisine hayran olmuş olsa da sevdiği var mı diye sormuş bir şımarık edasıyla da kendisini almamıştır. Burada zannımca Hülya kandırılmış parası için tercih edilmiş çocuğundan olmuş hatta canından olacaktır. Kitabın ana kaybedeni çapsız Mustafa değildir o eski hayatına dönebilmiştir. Eski hayatına hatta hayata asla dönemeyecek Hülya’nın tek yaptığı eşi Mustafa’ya hayran olmaktır. Alacağın olsun Mustafa sonra her şeyi ailene yık yok ailem zorladı yok bilmem ne eski sevdiğini de yarı yolda bırakmıştın sen mutluluğu hak etmiyordun. Ancak Orhan Kemal öyle uygun görmemiş olacak ki bu sonu sana uygun görmüş.
Spoiler içeriyor
Ruhlar Bölgesi, yani Insidious’u ilk izlediğimde filmi oldukça beğenmiştim. Aradan yıllar geçtikten sonra, serinin son filmini izleyince biraz nostalji olsun diye tekrar dönmek istedim. Bu kez aynı etkiyi yaratmadı tabii. Ama filmi yeniden izleyince, 2010’da benim için çalışan bazı şeylerin…devamıRuhlar Bölgesi, yani Insidious’u ilk izlediğimde filmi oldukça beğenmiştim. Aradan yıllar geçtikten sonra, serinin son filmini izleyince biraz nostalji olsun diye tekrar dönmek istedim.
Bu kez aynı etkiyi yaratmadı tabii. Ama filmi yeniden izleyince, 2010’da benim için çalışan bazı şeylerin hâlâ ilginç olduğunu fark ettim.
Özellikle filmin senaryosunun, klasik bir “perili ev” hikâyesinden biraz farklı bir yere gitmesini seviyorum. Başta her şey tanıdık geliyor: yeni bir eve taşınan aile, açıklanamayan olaylar, giderek artan bir huzursuzluk… Ama sonra filmin asıl meselesinin ev olmadığını anlıyoruz. Dalton’ın bilincinin “The Further” adı verilen başka bir boyutta sıkışıp kalması, hikâyeyi bir anda başka bir yere taşıyor. Filmin yaratıcıları James Wan ve Leigh Whannell, astral projeksiyon fikrini yıllar önce düşündüklerini ve sonunda Insidious’un çıkış noktasının da bu olduğunu anlatmışlar.
“The Further” fikrini hâlâ oldukça merak uyandırıcı buluyorum. Gerçek dünya ile başka bir âlem arasında gidip gelme hâli, filmin özellikle ikinci yarısında klasik hayalet hikâyesinden çıkıp daha fantastik ve rüya benzeri bir yere geçmesini sağlıyor.
Hatta yeniden izlerken Elm Sokağı'nda Kabus filmlerini çok daha fazla hatırladım. Özellikle The Further’ın o karanlık, labirentimsi dünyası, karakterlerin rüya ile gerçeklik arasındaki sınırda hareket etmesi ve bazı görsel tercihler bana Freddy Krueger’ın dünyasını düşündürdü. Bu bağlantı sadece benim kişisel çağrışımım da değil; Insidious üzerine yapılan akademik bir inceleme, The Further’ın Elm Sokağı filmlerindeki rüya dünyalarıyla benzerliğine ve bazı görsel göndermelere özellikle dikkat çekiyor.
Bir yandan da filmin bugün bana daha tanıdık gelmesinin sebebi sanırım 2010’dan bu yana bu tür korku filmlerinin çoğalması. O dönemde The Further fikri ve astral projeksiyonun hikâyenin merkezine yerleştirilmesi bana çok daha özgün gelmiş olabilir. Bugün aynı filmi izlediğimde, sonradan gelen pek çok korku filminde bu tür fikirlerin izlerini görmek mümkün.
Filmin özellikle ilk yarısında ise James Wan’ın gerilim kurma biçimini hâlâ seviyorum. Büyük efektlerden ziyade evin içindeki küçük hareketler, karanlıkta görünen bir şey, kadrajın arkasında olup bitenler ve “orada gerçekten bir şey var mı?” hissi üzerinden ilerliyor. Insidious’un 2010’da düşük bütçeli bir korku filmi olarak ortaya çıktığı ve haunted-house türünü astral projeksiyon fikriyle birleştirdiği de filmin bugün hâlâ hatırlanmasının önemli nedenlerinden biri.
Tabii bugün tekrar izlediğimde bazı korku unsurlarının artık eskisi kadar etkili olmadığını da hissettim. Özellikle The Further’a geçildiğinde film, ilk bölümde kurduğu o tekinsiz atmosferden biraz daha fantastik ve gösterişli bir dünyaya kayıyor. Zaten film üzerine yapılan değerlendirmelerde de bu geçiş, Insidious’un en çok tartışılan taraflarından biri olmuş.
Yine de yıllar sonra dönüp baktığımda, 2010’da beni yakalayan şeyin sadece korkmak olmadığını düşünüyorum.
Filmin gerçek dünya ile başka bir dünya arasında kurduğu o geçiş, astral projeksiyon fikri, rüya mantığı ve özellikle The Further’ın kendine has atmosferi hâlâ ilgimi çekiyor.
Bugün ilk izlediğim zamanki kadar etkilenmedim ama nostalji için dönüp izlediğim bir filmin hâlâ üzerine konuşabileceğim bir şeyler bırakması da güzel.
Ve sanırım Insidious benim için tam olarak böyle bir film: Korkusundan çok, kurduğu dünyanın aklımda kaldığı filmlerden biri.
Spoiler içeriyor
Çok karışık düşünceleri sahibim aslında... Evet uzun bir filmdi ama film sizi ilk anından sizde konu hakkında merak uyandırmakta başarılı. Zaten filmin gerçek bir cinayet davası hakkında olması gayet ilgi çekici. Bilemiyorum ya 😭😭😭, sonunda katili öyrenmeyi cidden çok isterdim…devamıÇok karışık düşünceleri sahibim aslında... Evet uzun bir filmdi ama film sizi ilk anından sizde konu hakkında merak uyandırmakta başarılı. Zaten filmin gerçek bir cinayet davası hakkında olması gayet ilgi çekici. Bilemiyorum ya 😭😭😭, sonunda katili öyrenmeyi cidden çok isterdim ama gerçek hayatda da katil bulunamadığı için imkansız zaten. İzlerseniz pişman olmazsınız bence, filmin inanılmaz bir baş rol üçlüsü var zaten ve bence filmin ilk saati kesinlikle filmin kalanında daha iyiydi.
Dangal 8.3/10 Bir babanın hayaliyle başlayan, iki kızının azmiyle unutulmaz bir hikâyeye dönüşen Dangal Disiplin, mücadele, aile ve yapamazsın diyenlere rağmen pes etmemek üzerine çok güçlü bir film. Sadece güreşi değil, bir insanın kendi sınırlarını aşmasını anlatıyor. İmkânsız denilen şeyin,…devamıDangal 8.3/10
Bir babanın hayaliyle başlayan, iki kızının azmiyle unutulmaz bir hikâyeye dönüşen Dangal
Disiplin, mücadele, aile ve yapamazsın diyenlere rağmen pes etmemek üzerine çok güçlü bir film.
Sadece güreşi değil, bir insanın kendi sınırlarını aşmasını anlatıyor. İmkânsız denilen şeyin, inanan ve emek veren insanlar için sadece bir başlangıç olduğunu gösteriyor. Duygusu, mücadelesi ve verdiği mesajıyla izlenmeyi fazlasıyla hak ediyor.
Bugünün çabası, yarının zaferidir..
Spoiler içeriyor
End of Evangelion'a benzettim temel meseleyi. Aslında İpek benzetmişti ilk. Ee doğru demiş. Ama onun kadar sarmadı. Esmer hatuna fuckable dediği yerde gülmekten öldüm hxhdhdjd orası iyiydi. Sonlara geldikçe sıktı.