Sıkı bir Pucca Günlük okuyucusu olarak sevdiğim bir film. Hani başroller mükemmel, başarılı, havalı kişiler olur ya, bu filmde başrol tam bizden. Hem tatlı bir nostalji havası var hem de çokça güldürüyor.
✨Kitap gibi.. 📌 "Diğerleri gibi hayat işte diyerek yaşayıp gidemem, bunu asla yapmayacağım, öldükten sonra nereye gideceğim umrumda değil, cenneti yaşarken görmek istiyorum." 📌 "Amerika'da insanların intihar ettiği meşhur bir uçurum varmış. Oradan atlayıp hayatta kalan insanlarla röportaj yapıyorlardı. Hepsi…devamı✨Kitap gibi..
📌 "Diğerleri gibi hayat işte diyerek yaşayıp gidemem, bunu asla yapmayacağım, öldükten sonra nereye gideceğim umrumda değil, cenneti yaşarken görmek istiyorum."
📌 "Amerika'da insanların intihar ettiği meşhur bir uçurum varmış. Oradan atlayıp hayatta kalan insanlarla röportaj yapıyorlardı. Hepsi de uçurumun üçte ikisine geldiklerinde kendini öldürmeyi istemeye neden olan şey artık önemsiz geliyor demişti."
📌 "Birini nasıl kalbin çarpacak kadar seviyorsun
anlamıyorum. Kimseyi sevmediğimden değil. Kimseyi o kadar çok sevmedim. Benim kalbim sadece kötü bir şeyler olduğunda çarpıyor. Utandığım zaman, sinirlendiğimde, 100 metre koşusundan önce. Hep kötü şeyler için. Birinden hoşlandığım için hiç kalbim çarpmadı. Birinden gerçekten hoşlandığımda bence tam tersi oluyor. Kalbim daha yavaş atıyor. Sanki bir şeyden kurtulmuşum gibi. Hayatımda ilk kez huzurlu hissediyormuşum gibi."
📌 "Kalbinin atması bir şeyde şansın var diye düşündüğün zaman olur. Bir şey seninse, zaten senindir. Maaşını aldın diye kalbi hızlı atan gördün mü? Bana ait olduğunu biliyorum zaten, neden atsın ki? Ama senin olmadığında ve sen de bunu bildiğin zaman, olur da kader yüzüme güler diye düşündüğünde işte o zaman kalbin hızlı atmaya başlıyor. Sen bir şey için yanıp tutuştuğunda, ruhunun derinliklerinde onun sana ait olmadığını biliyorsundur."
📌 "Utanç duyuyorsan utanç duyup geç işte. Hayat bir dizi utanç kaynağı zaten. Doğduğun andan itibaren utanç verici. Çıplak doğuyorsun."
📌 "Küçükken kilisede ettiğimiz duayı yazıp vermemizi istemişlerdi. Arkadaşlarımın yazdığı dualara bakıp niye böyle bir şey için dua ederler ki demiştim. Notlar, girmek istedikleri okullar, arkadaşlar... Gerçekten bunun için mi dua ediyorlar, Tanrı'ya? Ama Tanrı bu. Benimse merak ettiğim tek bir şey vardı: Ben neyim? Neden buradayım? Sanki herkes bostan korkuluğu gibi. Gerçekten ne olduklarını bilmiyorlar. Sadece biliyormuş gibi yapıyorlar. Bir anlamda, sağlıklı ve mutlu olan insanlar, belki de bu soruları arkasında bırakmaya karar vermiş insanlardır. 'Hayat budur işte!' yalanında karar kılmış olanlardır."
📌 "Özgürleşmek istiyorum. Özgürleşmek istiyorum. Nerede sıkıştığımı bilmiyorum ama sıkışmış hissediyorum. Hayatımda beni rahatlatan hiçbir şey yok. Sıkışık ve bunalmış hissediyorum. Özgürleşmek istiyorum."
📌 "Korkuyorum ama aynı zamanda huzur buluyorum. Dünya sonunda yok olacakmış gibi hissediyorum. Sıkışıp kalmış gibiyim ama nasıl çıkacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden her şeyin bir anda sona ermesini istiyorum. Mutsuz değilim ama mutlu da değilim. Dünya şimdi sona erse umrumda olmaz."
📌 "Düşündüğüm insanların hepsinde beni rahatsız eden şeyler var. Beni hayal kırıklığına uğratan şeyler. Nefret ettiğim şeyler. Kıskandığım şeyler. Hepsinde beni mutsuz eden şeyler var. İnsanlarla sorunsuz bir şekilde anlaşıyor olabilirim ama aslında gerçekten hoşlandığım tek bir kişi bile yok. Bu yüzden mi farkında olmadan yoruluyorum merak ediyorum. Bu yüzden mi kendimi hep yalnız ve terk edilmiş hissediyorum?"
📌 "Devam edelim."
"Neden yaşamam gerektiğini bilmiyorum, ama en azından hayattayken düzgün bir hayatım olsun."
📌 "Günde beş dakika. Eğer beş dakikalık bir huzura sahip olursan, katlanılabilir oluyor. Bir bakkalda bir çocuk için kapıyı açık tuttuğumda ve çocuk 'Teşekkürler' dediğinde, bu beni yedi saniye mutlu ediyor. Sabah gözlerimi açıp günlerden cumartesi olduğunu hatırladığımda, bu beni on saniye mutlu ediyor. Günde beş dakikayı işte böyle şeylerle dolduruyorum. Ben böyle hayatta kalıyorum."
📌 "Demek istediğim, kendini sınırlama. Zaten bütün dünya seni sınırlamaya çalışıyor. Öyleyse bunu neden kendine yapasın ki?"
hepimizin çocukluğuna dokunmuş heyecanla beklediğimiz oyuncak hikayesi serisinin son filmine heyecanla sinemada gittim fakat.. bu filmin bende uyandırdığı duyguları gerçekten özlemiştim ama benim için hayal kırıklığı oldu nedenine gelirsek eski sevdiğimiz hiçbir karakterin sesini bile duymadık neredeyse konu çok güzel…devamıhepimizin çocukluğuna dokunmuş heyecanla beklediğimiz oyuncak hikayesi serisinin son filmine heyecanla sinemada gittim fakat..
bu filmin bende uyandırdığı duyguları gerçekten özlemiştim ama benim için hayal kırıklığı oldu nedenine gelirsek eski sevdiğimiz hiçbir karakterin sesini bile duymadık neredeyse konu çok güzel ele alınmış ama böyle sevilen serilerde hep yeni karakter getirmek uğruna eski ama en sevilen karakterleri es geçiyoruz o yüzden eski tadını çıkaramadım sadece yüzümde hafif bir gülümseme oluştu o kadar hatırlanacak akıllarda kalacak bir iş değil hiçbir şekilde ah canım Woody 😭
Sıkılmadan izledim ama çok keyif de almadım. Verilen mesajlar güzeldi. Çocukların bu konudaki hislerini ve fikirlerini etkileyebileceğini düşünüyorum. Yine de önceki filmlerin biraz altında kalmış gibi. Woody en sevdiğim karakterken ve serinin ana yüzüyken bu kadar etkisiz görmek de üzdü…devamıSıkılmadan izledim ama çok keyif de almadım. Verilen mesajlar güzeldi. Çocukların bu konudaki hislerini ve fikirlerini etkileyebileceğini düşünüyorum. Yine de önceki filmlerin biraz altında kalmış gibi. Woody en sevdiğim karakterken ve serinin ana yüzüyken bu kadar etkisiz görmek de üzdü beni. Artık bir yetişkinseniz muhtemelen çok keyif almayacağınız ancak çocuğunuz,kardeşiniz veya yeğeniniz varsa gönül rahatlığıyla izletebileceğiniz bir film olmuş.
Diziyi izlerken balkona çıkıp ulumadığım için ev ahalim beni tebrik etmeli. Zor tuttum valla kendimi. Türk dizilerini izlemeyi normalde sevmem, bir film uzunluğundaki bölümlerini bitirmeye çalışırken dikkatim sürekli başka yerlere kayar diye. Bu dizi için hiç böyle olmadı, işlerimi hallederken…devamıDiziyi izlerken balkona çıkıp ulumadığım için ev ahalim beni tebrik etmeli. Zor tuttum valla kendimi.
Türk dizilerini izlemeyi normalde sevmem, bir film uzunluğundaki bölümlerini bitirmeye çalışırken dikkatim sürekli başka yerlere kayar diye. Bu dizi için hiç böyle olmadı, işlerimi hallederken bi yandan da izlerim diye başlamıştım ama bi baktım oturmuşum izliyorum. 9. bölümü bitireceğim bugün. Ayrıca hazır denk gelmişken etmek istediğim iki kelimem var.
Vatan meselesi ciddi bir meseledir. Saçmalanacak, gülünecek, hafife alınacak konular değildir. Günümüz insanlarında bu ciddiyetsizliği görüyorum arada. Ülkeden kaçıp gitme hayalleri kuranlar, kendi tarihinden bihaber olup rastgele herkese sallayanlar, aşağılayanlar, burun kıvıranlar. Merak etmeyin türkiye cennet almancılarından değilim. Günümüz şartlarının farkındayım, gayet de içindeyim. Sadece ülkemi seviyorum ve hak ettiği değeri görmemesi canımı sıkıyor. Arkadaşlarımın, yaşıtlarımın veya biraz bilinci olan herkesin bu konuda gereken özveriye sahip olmasını istiyorum.
Türk insanının yurttaşlığını göstermesi için bıçağın kemiğe dayanması gerekir demişti birisi, bu cümleyi uzun zamandır düşünüyorum, ne kadar doğru tartışılır. Vatan sorunları asırlardır devam eder. Elbette her şey daha iyi olabilirdi, ülkesini seven herkesin istediği bir şeydir bu. Fakat güzel şeylere giden yollar hep dikenlidir. Kişi ben hayatımı o dikenli yollarda bitirmek istemiyorum, zaten yaşama şansım varken neden boşa harcanayım diyebilir. Herkesin yaşam görüşü ayrıdır, saygı duyarım ama katılmam. Dizide sembolik olarak da olsa gösterildiği gibi özgürlüğü için şehit düşen askerlerimin kanını; yetim kalan çocukların, evlatsız kalan annelerin hayal kırıklıklarını hiçe saymak istemem. Elimizdekiler kolay kazanılmadı. Kolay da verilmemeli. Ve kanaatimce, işe bu düşüncelere sahip olmakla başlanılıyor.
Aklımdakileri doğru aktarmak istediğim için kelimeleri eleyerek yazıyorum. Bir yandan da kendime karşıt argümanlar sunuyorum ki çift taraflı bir bakış açısıyla sunabileyim istediklerimi. Zor bir zanaat gerçekten. Neyse, kafanızı da çok da bulandırmadan bitireyim. Bu konuda anlatmak isteyeceğim daha çok şey var, umarım yakında bu beceriye sahip olurum. Yazımı dizide geçen ve tüylerimi diken diken eden bir eserle bitireceğim. Zamanınız için teşekkürler.
---
Daha ne kadar eğileceksin?
Oğulların kafkas dağlarında soğuktan taş kesildiler,
eğilmediler!
Sen daha ne kadar eğileceksin?
Süveyş kanalında, arabistanda sıcaktan nefesleri,
susuzluktan ciğerleri kesildi.
Eğilmediler!
Sen daha ne kadar eğileceksin?
Çanakkale'de bir adım geri atmamak için
kendilerini siperlere bağladılar.
Eğilmediler!
Sen daha ne kadar eğileceksin?
İzmir'in göbeğinde bir camide
Allah'ın evinde
senin gözünün önünde kurşunlandılar
eğilmediler!
Sen daha ne kadar eğileceksin?
Sen o kanlı secdeye başını nasıl yaslayabileceksin?
Şimdi senin yasın tutulmayacak,
ama onlar balolar düzenleyecekler,
senin şehitlerine edilen duaları onların dans müzikleri bastıracak
daha ne kadar eğileceksin?
Eğildin eğileceğin kadar
o denli eğilmişken
yerlerde sürünen o sancağı almadan kalkma...
Ay amcamlar ve halamlar birbirine girmiş baya karakolluk hastanelik falan olmuşlar hajfjsj neyse bunu da görmedik demeyiz dönüp dolaşıp bizde patlamasın yeter
Spoiler içeriyor
Travma sahibi bir kız, bir aileden intikam almaya gidip *ldürüyor. En yakın arkadaşı onun arkasını toplamak için peşinden gidiyor. (gittiğine bin pişman) Çok acı çeker ama *lmezse öteki tarafı göreceğine inanan insanlar bu kıza akla getirilemez eziyetler ediyorlar. Ve istedikleri…devamıTravma sahibi bir kız, bir aileden intikam almaya gidip *ldürüyor. En yakın arkadaşı onun arkasını toplamak için peşinden gidiyor. (gittiğine bin pişman) Çok acı çeker ama *lmezse öteki tarafı göreceğine inanan insanlar bu kıza akla getirilemez eziyetler ediyorlar. Ve istedikleri oluyor, Kız görüyor. Başlarındaki kadın kızın ne gorduğünü öğrenip örgüttekilere söylemeli. Final:Kız Kadının Kulağına söylüyor, kadın toplantıya gitmeden intihar ediyor.
Peki, ne söyledi?
Allah'a ihtiyaç mı var bilimle herşeyi çözüyoruz diyenlere Allah'ın da cevabı şudur ; Eğer iddianızda samimiyseniz kendi ölümünüzü engelleyin de görelim... { Ali İmran 168 }
Kendimi hiçbir zaman bir yere ait hissedemedim. Doğaya ait değilim; ben şehirde büyüdüm. Şehre ait değilim; ben doğayı özlüyorum. İnsanlara ait değilim; insanlar güvenilmez. İnsanlar ölümlü, binalar yıkılır, tarih baştan yazılır. O yüzden hep alıp başımı gidesim var. Bulmanın geçici…devamıKendimi hiçbir zaman bir yere ait hissedemedim.
Doğaya ait değilim; ben şehirde büyüdüm. Şehre ait değilim; ben doğayı özlüyorum. İnsanlara ait değilim; insanlar güvenilmez. İnsanlar ölümlü, binalar yıkılır, tarih baştan yazılır.
O yüzden hep alıp başımı gidesim var. Bulmanın geçici hazzı için değil de aramanın devamlı keyfi için.
Sonra bir de alıp başımı gidemeyeyim diye yaptığım şeyler var. Çünkü yolda olsam da ait değilim, biliyorum. Sanki çok nadide bir çiçeğim de kök salacağım yeri bulmaya çalışıyorum. Ama değilim, biliyorum.
Bir çocuğun elinin, annesinin eliyle buluşmadan önceki birkaç salisesi gibi arıyorum bir şeyleri. Benim elim sonsuza dek havada kalacak, biliyorum.
Ait olmayı çok sevdiğim için ait olamamayı bile seviyorum. Onunla ilgili her şeyi. Ya da tam karşısını.
Ve ne olursa olsun, "Sen bu gezegene aitsin." işte, diyorum kendi kendime.
Doğmamış olmayı hiç istemediğine göre, birkaç yıl sonra sönecek olan çekirdeği dert etme. Güvenilmez olana da güven. Yıkılacak olana da yerleş. Değişecek olana da alış. Bazı çapalar diğerlerinden daha derindir, buna inan.
Git. Ve olmadıysa dön. Dönecek yerin artık olmasa da özgürsün.
Sev. Ve sevilmediysen, barış sevilmemekle. Sen zaten sevmeyi, sevilmekten çok seversin.
Pişmanlığı, keşkeden...
Göbek bağın hiç gömülmemiş gibi her yerde ol ve hiçbir yerde.
Şuan 3. Sezonu izliyorum ve gayet heyecanlı gidiyor diğer sezonlar için yorum yapmam gerekirse, sadece ejderhalarıyla değil, karakterleri ve siyasi entrikalarıyla öne çıkan bir dizi. Her karakterin kendine göre haklı ve haksız yönleri olması hikâyeyi daha gerçekçi hissettiriyor.İlk sezondaki zaman…devamıŞuan 3. Sezonu izliyorum ve gayet heyecanlı gidiyor diğer sezonlar için yorum yapmam gerekirse, sadece ejderhalarıyla değil, karakterleri ve siyasi entrikalarıyla öne çıkan bir dizi. Her karakterin kendine göre haklı ve haksız yönleri olması hikâyeyi daha gerçekçi hissettiriyor.İlk sezondaki zaman atlamaları biraz kafamı karıştırmadı değil ama.Görsel kalitesi ve atmosferi çok başarılı. Zaman zaman temposu yavaşlasa da bunun karşılığını güçlü karakter gelişimi ve etkileyici olaylarla veriyor. Game of Thrones kadar büyük bir etki yaratıp yaratmayacağı tartışılır ama kendi kimliğini oluşturmayı başarmış kaliteli bir yapım. Fantastik ve politik dram sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.Şimdiden iyi seyirler.